Grekçe kökenli bir kelime olup, vücudun normal biçimini, yapısını, organlarını ve bu organların birbirleriyle olan ilişkilerini inceleyen yapı bilimidir.
Hayvan vücudunun yapısını, organlarını ve sistemlerini inceleyen spesifik hayvan anatomisi bilim dalıdır.
Tek tırnaklı hayvanlardan atın anatomik yapısını, organlarını ve sistemik özelliklerini inceleyen özel anatomi dalıdır.
Etçil hayvanlardan köpeğin anatomik yapılarını ve organ sistemlerini inceleyen özel anatomi alt dalıdır.
Vücudu uzunlamasına seyrederek sağ ve sol olmak üzere iki eşit simetrik yarıma bölen hayali orta düzlemdir.
Vücut üzerinde baş tarafına, yani ön kısma doğru olan yönü veya konumu belirten anatomik terimdir.
Vücut üzerinde kuyruk tarafına, yani arka kısma doğru olan yönü veya konumu belirten anatomik terimdir.
Ön bacaklarda el ayasını ve hayvanda ön ayağın arka (bükücü/fleksor) yüzeyini tanımlayan yön terimidir.
Arka bacaklarda ayak tabanını ve hayvanda arka ayağın arka (bükücü/fleksor) yüzeyini tanımlayan yön terimidir.
Boyun bölgesinde yer alan ve içinden vena jugularis ile önemli sinirlerin geçtiği, klinik uygulamalarda enjeksiyon için kullanılan boyun oluğudur.
Göğüs boşluğunun iç duvarlarını ve bu boşlukta yer alan akciğer ile kalp gibi organları örten çift yapraklı seröz zardır.
Karın boşluğunun iç duvarını ve bu boşlukta yer alan sindirim ile ürogenital sistem organlarını saran nemlendirici seröz zardır.
Midenin büyük eğriliğinden başlayıp bağırsakları tül gibi örten, yağ depolayan ve karın savunmasında rol oynayan büyük periton kıvrımıdır.
Bağırsakları karın boşluğunun tavanına asan, içinden bağırsaklara giden damar ve sinirlerin geçtiği geniş periton katlantısıdır.
Sağrı kemiği ve leğen kemikleri üzerinde bulunan, karın boşluğu ile leğen boşluğu arasındaki anatomik sınırı çizen oval çizgidir.
Kemik dokusunu, kemiklerin yapısını, gelişimini ve sınıflandırılmasını inceleyen anatominin alt bilim dalıdır. Genel ve özel osteoloji olmak üzere iki ana kısımda ele alınır.
Ön bacağın gövdeye herhangi bir kemiksel eklem yapmaksızın, sadece kaslar ve bağlar vasıtasıyla bağlanmasını ifade eden anatomik bağlantı şeklidir. Evcil memelilerde ön bacağın gövdeyle bağlantısı bu şekildedir.
Eklem kıkırdağı hariç kemiğin tüm dış yüzeyini saran, damar ve sinir yönünden zengin, fibroz ve elastik yapıdaki ince zardır. Kemiğin kalınlaşmasını ve kırıkların iyileşmesini sağlar.
Kemik dokusunun dış kısmında yer alan, en sert, yoğun ve mekanik darbelere karşı en dayanıklı olan tıkız dokudur. Uzun kemiklerin gövde kısmında (diyafiz) maksimum kalınlığa ulaşır.
Tıkız dokunun iç kısmında bulunan, kemik bölmelerinden oluşmuş gözenekli süngersi dokudur. Özellikle uzun kemiklerin uç kısımlarında (epifiz) ve yassı kemiklerin iç tabakalarında yer alır.
Uzun kemiklerin eklemleşmeye katılan, süngersi dokudan zengin ve daha hacimli olan uç kısımlarına verilen anatomik isimdir. Proksimal ve distal epifiz olmak üzere iki adettir.
Uzun kemiklerin uç kısımları arasında kalan, silindirik şekilli, içinde kemik iliği boşluğu (cavum medullare) barındıran orta gövde kısmıdır.
Kürek kemiğinin (scapula) dış yüzündeki spina scapulae adı verilen sırtın ventral ucunda bulunan omuz çıkıntısıdır. At ve domuzlarda bu çıkıntı bulunmaz.
Kedi humerus'unun distal ucunda, medial lokmanın hemen üzerinde bulunan ve içinden brakiyal arter ile median sinirin geçtiği ayırt edici deliktir.
Köpek humerus'unun distal ucunda, makaranın (trochlea) hemen üzerinde yer alan ve köpeklere özgü ayırt edici bir anatomik deliktir.
Os ilium, os ischii ve os pubis kemiklerinin birleşmesiyle oluşan ve uyluk kemiğinin (femur) başı ile eklemleşen derin kalça eklemi çukurudur.
Oturak kemiğinin (os ischii) arka-dış ucunda bulunan, etçillerde tek, at ve domuzda iki, geviş getirenlerde ise üç çıkıntılı olan belirgin tümsektir.
Diz ekleminde (articulatio genus) tibia ve femur lokmaları arasında yer alan, eklem yüzeylerinin uyumunu sağlayan yarım ay şeklindeki kıkırdak disklerdir.
Parmak eklemlerinin gerisinde yer alan, eklem yüzeyini tamamlayan ve üzerinden geçen tendonların sürtünmesini azaltarak kaymasını kolaylaştıran küçük susam kemikleridir.
Gövdenin bacaklar dışında kalan orta düzlemdeki kemiksel kısmıdır. Kafa, omurga sütunu, kaburgalar ve göğüs kemiğinden oluşarak vücudun ana eksenini meydana getirir.
İçerisinde süngersi doku yerine hava boşlukları barındıran havalı kemiklerdir. Kafa kemiklerinin bazılarında bulunarak kafatasının hafiflemesini sağlar.
Kafa kemiklerinin birbirleriyle yaptığı, dikiş tarzındaki oynamaz eklem şeklidir. Beyin boşluğunu koruyan kemiklerin stabil kalmasını sağlar.
Ard kafa kemiği (os occipitale) tarafından çevrelenen, beyin boşluğu ile omurilik kanalını birbirine bağlayan en büyük deliktir.
Kazık kemiğin (os sphenoidale) gövdesinin üst yüzünde bulunan ve hormonal sistemin merkezi olan hipofiz bezinin oturduğu çukurdur.
Kalbur kemiğinde (os ethmoidale) koku sinirlerinin geçtiği çok delikli iki çukur arasında bulunan ve beyin boşluğuna bakan bölmedir.
Burun boşluğu ile yutağı birbirine bağlayan, damak kemiğinin düşey yaprağı tarafından sınırlandırılan huni şeklindeki geçittir.
Alt ve üst çenede kesici dişler ile öğütücü dişler arasında yer alan dişsiz bölgedir. Klinik muayenelerde dilin tutulup dışarı çekilmesi için kullanılır.
Boyun omurlarının birincisidir. Gövdesi bulunmaz ve yanlara doğru genişlemiş kanat şeklinde enine çıkıntılara (processus transversus) sahiptir.
İkinci boyun omuru olan axis'in ön ucunda bulunan diş şeklindeki çıkıntıdır. Atlas ile eklemleşerek başın dönme hareketini yapmasını sağlar.
Göğüs-sırt omurları arasında dikensi çıkıntısı (processus spinosus) arkaya veya öne eğik olmayıp tamamen dik duran omurdur.
Sığır ve köpeklerin kuyruk omurlarının altında bulunan ve içinden kuyruk orta atardamarının (arteria caudalis mediana) geçtiği kemik kemerdir.
Göğüs kemiğinin (sternum) en arkasında yer alan, kaburga bağlantısı içermeyen ve ucunda kıkırdak bir yaprak barındıran hançersi çıkıntıdır.
İskelet sistemini oluşturan kemiklerin birbirleriyle yaptığı bağlantıları, eklem yapılarını ve bunların fonksiyonlarını inceleyen anatomi alt bilim dalıdır.
Kemik uçlarının fibröz bağ dokusu ile sıkıca birleştiği, eklem boşluğu bulunmayan ve hareket yeteneği olmayan oynamaz eklem tipidir.
Kemik uçları arasında hiyalin veya fibröz kıkırdağın bulunduğu, sınırlı hareket kabiliyetine sahip yarı oynar eklem tipidir.
Kemik uçları arasında eklem boşluğu ve sinoviyal sıvı bulunan, geniş hareket kabiliyetine sahip tam oynar eklemlerin genel adıdır.
Eklemi oluşturan kemikler arasındaki fibröz veya kartilaginöz aracı dokunun zamanla kemikleşerek kemiklerin tek bir bütün haline gelmesi durumudur.
Kafatasındaki yassı kemiklerin testere dişi şeklindeki kenarlarla birbirine sıkıca kenetlenerek yaptığı oynamaz eklem alt türüdür.
Koni şeklindeki bir kemiksel yapının bir oyuğa gömülmesiyle oluşan eklemdir; en belirgin örneği dişlerin çene kemiğindeki alveollere yerleşmesidir.
Sinoviyal eklemlerde eklem yüzeyini kaplayan hiyalin kıkırdağın bulunmadığı, doğrudan kemik veya sinoviyal zarın açıkta kaldığı küçük çukurluklardır.
Eklem kapsülünün iç katmanı tarafından salgılanan, yumurta akı kıvamında, eklem yüzeylerini yağlayarak aşınmayı önleyen ve kıkırdağı besleyen sıvıdır.
Diz eklemi gibi uyumsuz eklem yüzeyleri arasında yer alan, eklemin hareket gücünü artıran ve sarsıntıları emen yarım ay şeklindeki kıkırdak yapılardır.
Eklemi oluşturan kemikler arasındaki açının büyümesini veya kemiklerin birbirinden uzaklaşmasını sağlayan gerilme hareketidir.
Eklemi oluşturan kemikler arasındaki açının küçülmesini veya kemiklerin birbirine yaklaşmasını sağlayan bükülme hareketidir.
Ön bacağın gövdeye kemiksel bir eklem yerine tamamen kaslar ve bağlar aracılığıyla bağlanmasını ifade eden anatomik terimdir.
Boyun omurlarının dorsalinde yer alan, başın ağırlığını taşımaya yardımcı olan, domuz ve kedi hariç evcil memelilerde bulunan güçlü elastik ense bağıdır.
Omur gövdeleri arasında yer alan, dışta anulus fibrosus ve içte nucleus pulposus'tan oluşan, şok emici kıkırdaksal disk yapısıdır.
Alt çene kemiği ile şakak kemiği arasında şekillenen, baş bölgesinin tek hareketli eklemi olan çiğneme eklemidir.
Omuz ekleminde scapula'nın sığ eklem çukurunu (cavitas glenoidalis) derinleştirmek ve genişletmek için çukur kenarına yerleşmiş kıkırdak halkadır.
Eklem yüzeyleri karşılıklı olarak eyer şeklinde olan, bükülme, gerilme ve sınırlı dönme hareketlerine izin veren eklem tipidir.
Grekçe kökenli bir terim olup, kasların deri altındaki hareketlerinin fareye benzetilmesi nedeniyle 'fare' (mis) ve 'bilim' (logos) kelimelerinin birleşmesiyle oluşan kas bilimi dalıdır.
Latince kökenli bir kelime olup anatomide doğrudan kas organını ifade eder ve bilimsel yazımlarda 'm.' kısaltmasıyla gösterilir.
Kasların kasılma gücünü kemiklere ileten, beyaz renkli, bükülebilir ancak esneme yeteneği çok az olan son derece dayanıklı kas kirişleridir.
Kasları tek tek veya gruplar halinde saran, bağdokudan yapılmış, kasların kasılmasına yardım eden ve onları yerinde tutan sağlam koruyucu örtülerdir.
İçinde synovia adı verilen yumurta akı benzeri kayganlaştırıcı sıvı bulunan, kemik çıkıntıları ve tendonlar altında sürtünmeyi azaltan keselerdir.
Hareketli kas kirişlerinin (tendo) etrafını sararak sürtünmeyi ve aşırı gerilmeleri önleyen çift katmanlı sinovyal kılıflardır.
Aynı eklem üzerinde aynı yönde etki göstererek belirli bir hareketi gerçekleştirmek için birlikte ve uyum içinde çalışan iş yardımcısı kaslardır.
Aynı eklem üzerinde birbirine tamamen zıt yönde çalışan, birinin kasılması diğerinin gevşemesini gerektiren karşıt etkili kas gruplarıdır.
Normal anatomik pozisyonda bulunan bir eklemin açısını küçülterek, eklemi oluşturan kemikleri birbirine yaklaştıran bükücü kastır.
Bükülmüş durumdaki bir eklemin açısını büyüterek kemikleri birbirinden uzaklaştıran ve eklemi normal düz pozisyonuna getiren gerici kastır.
Bağlı olduğu bacak veya organı vücudun dikey orta çizgisinden (median düzlem) yana doğru uzaklaştıran kas grubudur.
Vücudun orta çizgisinden uzaklaşmış olan bir bacağı veya organı tekrar orta çizgiye doğru yaklaştıran kas grubudur.
Gövde üzerinde bulunan, omuzdan kavrama kadar uzanan, vücudun en geniş ve en kalın deri kası olup deriyi titretme görevi yapar.
Göğüs kemiğinden kalça kemiğine kadar uzanan, karın yan duvarındaki üç yassı kasın kirişlerinin birleşmesiyle oluşan beyaz, sert ve kansız çizgidir.
Evcil memelilerde ön bacağın gövde iskeletine herhangi bir eklemle değil, tamamen kaslar ve bağlar aracılığıyla bağlanması durumudur.
M. biceps brachii içinde yer alan ve atlarda çok gelişmiş olan, omuz eklemini kilitleyerek atın ayakta uyumasını sağlayan kirişsel banttır.
Kalbin duvarını oluşturan, çizgili yapıda olmasına rağmen otonom sinir sistemiyle istemsiz ve ritmik çalışan özel kalp kası tabakasıdır.
Kas kirişlerinin kemik çıkıntılarına sürtünmesi sonucu oluşan, kirişleri koruyan ve hareket açısını optimize eden küçük kemikçiklerdir.
Alt çene kemiğinin dış yüzeyinde yer alan, mandibula'yı yukarı kaldırarak çeneyi kapatan en güçlü çiğneme kasıdır.
M. gastrocnemius ve m. soleus başta olmak üzere birçok kasın kirişinin birleşmesiyle oluşan, topuk kemiğine yapışan en kalın tendon (Aşil tendonu) yapısıdır.
Mideye gönderdikleri besinleri daha sonra tekrar ağızlarına getirerek çiğneyen, dört bölmeli mideye sahip otçul hayvanlar grubudur. Sığır, koyun ve keçi bu gruba örnek gösterilebilir.
Ağız boşluğunun girişini oluşturan, üst ve alt dudaklar arasında kalan yarık şeklindeki anatomik açıklıktır.
Ağız boşluğunun, dışta dudaklar ve yanaklar, içte ise dişler ve diş etleri ile sınırlandırılan dar, at nalı şeklindeki dış bölümüdür.
Diş kemerlerinin iç tarafında kalan, tavanını sert ve yumuşak damağın, tabanını ise dilin oluşturduğu esas ağız boşluğudur.
Üst dudağın dış yüzeyinin tam ortasında dikey olarak uzanan, küçük ruminantlarda ve etçillerde çok belirgin olan oluktur.
Yaşamları boyunca önce süt dişleri (dentes decidui) ve daha sonra kalıcı dişler (dentes permanentes) olmak üzere iki kez diş çıkaran memeli hayvanların gösterdiği diş gelişim özelliğidir.
Ağız boşluğundaki dişlerin görev ve şekil yönünden kesici, köpek, ön öğütücü ve arka öğütücü gibi farklı gruplara ayrılması durumudur.
Sert damağın (palatum durum) mukozası üzerinde, tam orta çizgide uzunlamasına uzanan dikiş izi şeklindeki anatomik çizgidir.
Ağız boşluğu tabanını dilin serbest hareketli uç kısmının alt yüzeyine bağlayan ince mukoza kıvrımıdır.
Frenulum linguae kıvrımının alt ucunun önünde ve her iki yanında yer alan, tükürük bezlerinin kanallarının açıldığı mukoza kabartılarıdır.
Dil mukozasında bulunan, tat tomurcuğu içermeyen ve besinlerin tutulması ile geriye sevk edilmesini sağlayan mekanik etkili mukoza çıkıntılarıdır.
Dil mukozası üzerinde yer alan, bünyesinde tat tomurcukları barındıran ve tat duyusunun algılanmasını sağlayan özelleşmiş papillalardır.
Tek odacıklı bileşik midelerde (örneğin atlarda) bezsiz kutan mukoza ile bezli glanduler mukoza bölgelerini birbirinden ayıran sınırdaki kıvrımlı hattır.
Geviş getiren hayvanlarda gerçek mide olan abomasum'dan önce yer alan, iç yüzeyleri kutan mukoza ile kaplı ve bezsiz olan üç ön midenin (rumen, reticulum, omasum) ortak adıdır.
Kalın bağırsakların dış duvarı boyunca uzanan, boyuna kas liflerinin bir araya gelmesiyle oluşan şerit şeklindeki anatomik bantlardır.
Tenia coli şeritlerinin kalın bağırsak duvarını büzmesi ve kısaltması sonucu bağırsak üzerinde şekillenen kesecik benzeri genişlemelerdir.
Ruminant ve domuzlarda colon ascendens'in kendi üzerinde yaptığı, gyri centripedales ve gyri centrifugales adı verilen sarmal kıvrımlardan oluşan yapıdır.
Karaciğerin visseral yüzünün orta kısmında yer alan, damarların, sinirlerin ve safra kanallarının organa giriş çıkış yaptığı karaciğer kapısıdır.
Karaciğerden gelen safra kanallarının birleşmesiyle oluşan ve safrayı duodenum'daki papilla duodeni major'a akıtan ana safra kanalıdır.
Atmosferden alınan havanın ulaştığı akciğer alveolleri ile alveolleri çevreleyen kılcal damarlardaki kan arasında gerçekleşen gaz alışverişi sürecidir.
Dolaşım sistemi aracılığıyla dokulara taşınan temiz kandaki oksijenin hücrelere geçmesi ve hücrelerde oluşan karbondioksitin kana verilmesi olayıdır.
Sığırlarda burun delikleri arasında kalan ve üst dudağa kadar uzanan, özel bezleri sayesinde daima nemli tutulan kılsız bölgedir; halk arasında merme olarak bilinir.
Özellikle atlarda burun deliğinin üst kısmında yer alan, kör bir cep şeklinde sonlanan sahte burun deliği yapısıdır.
Burun boşluğunun tabanı ile alt konka arasında kalan, solunum havasının geçtiği ve klinik olarak nasogastrik sondaların uygulandığı alt burun yoludur.
Kafatası kemiklerinin içerisinde yer alan, burun boşluğuyla bağlantılı, başı hafifleten ve sese rezonans sağlayan hava dolu kemik boşluklarıdır.
Kalkansı kıkırdağın (cartilago thyreoidea) plakalarının birleşme hattında oluşan, insanlardaki adem elmasına karşılık gelen anatomik kabartıdır.
Gırtlak girişinde yer alan, yutkunma esnasında geriye doğru bükülerek besinlerin soluk borusuna kaçmasını engelleyen yaprak şeklindeki kıkırdak kapaktır.
Soluk borusunun (trachea) göğüs boşluğunda sağ ve sol olmak üzere iki ana bronşa ayrıldığı çatal şeklindeki sonlanma bölgesidir.
Soluk borusu kıkırdak halkalarının açık kalan uçlarını birleştiren, kasılmasıyla trake çapını daraltıp genişletebilen düz kas tabakasıdır.
Sığır, domuz ve keçi akciğerlerinin dış yüzeyinde bağ dokusu bölmeleriyle oluşan, mermerimsi görünüm sunan düzensiz küçük sahalardır.
Göğüs boşluğunun iç yüzeyini ve akciğerler dahil olmak üzere bu boşluktaki organların dışını saran çift katlı seröz zardır.
Sağ ve sol akciğer plevra keseleri arasında kalan, içinde kalp, yemek borusu ve soluk borusu gibi organları barındıran orta bölmedir.
İdrarı meydana getiren, kandan süzen ve bu idrar ile birlikte vücuttaki artık ve zararlı maddelerin dışarıya atılmasını sağlayan boşaltım sisteminin anatomik adıdır.
Böbreğin iç (medial) kenarının orta bölümünde bulunan, damarların, sinirlerin ve ureterin böbreğe giriş-çıkış yaptığı çöküntü şeklindeki anatomik bölgedir.
Böbreğin dış kesitinde yer alan, idrarı süzen Malpighi cisimcikleri ve piramitlerinin bulunduğu koyu renkli aktif idrar yapıcı dış tabakadır.
Böbreğin iç kısmında bulunan, cortexte üretilen idrarı toplayarak uretere ileten kanallardan oluşan açık renkli iç tabakadır.
Tek tırnaklı hayvanların (equidelerin) ureter başlangıcında bulunan ve salgısı nedeniyle bu hayvanların idrarının bulanık olmasına yol açan özel bezlerdir.
Sığır ve domuzlarda dişi idrar kanalının (urethra) vajinaya açıldığı yerin hemen altında bulunan ve sondalama işlemlerinde dikkat edilmesi gereken kör kese veya torbadır.
Salgı kanalları bulunmayan, ürettikleri hormon adı verilen kimyasal maddeleri doğrudan kan, lenf ve doku sıvısına veren iç salgı bezleridir.
Kafatası tabanındaki kamamsı kemik (os sphenoidale) üzerinde bulunan ve hipofiz bezinin güvenle yerleştiği özel kemiksel çukurdur.
Hipofiz ön lobundan salgılanan, özellikle genç hayvanlarda büyümeyi sağlayan, yetersizliğinde cüceliğe, fazlalığında ise devliğe yol açan büyüme hormonudur.
Epifiz bezinden salgılanan, mevsimsel üreme döngüsüne sahip hayvanlarda seksüel siklusu ve biyolojik saati düzenleyen hormondur.
Paratiroit bezinden salgılanan, kemiklerden kana kalsiyum çekilmesini sağlayarak vücuttaki kalsiyum ve fosfor metabolizmasını düzenleyen hormondur.
Böbrek üstü bezinin korteksinden salgılanan, böbreklerden sodyum emilimini artırıp potasyum atılımını hızlandırarak sıvı dengesini koruyan mineralokortikoid hormondur.
Pankreastan salgılanan insülin hormonunun eksikliği veya yetersizliği durumunda şekillenen, tedavi edilmediğinde ölümle sonuçlanabilen şeker hastalığıdır.
Canlılarda neslin devamlılığını sağlamak amacıyla üreme hücrelerini oluşturan, ileten, hormon salgılayan ve çiftleşmeyi gerçekleştiren organların oluşturduğu üreme sistemidir.
Testis ve ovaryum gibi genital organların dış yüzeyini örten, organa dayanıklılık ve şekil veren mavimsi beyaz renkli, kalın ve fibröz bağ dokudan yapılmış kapsüldür.
Testis lobüllerinin içerisinde yer alan, duvarı özel bir epitel ile döşenmiş olan ve erkek eşey hücresi olan spermatozoonların üretildiği kıvrımlı mikroskobik kanallardır.
Tunica albuginea'dan testis parankimi içine uzanan bağ doku kollarının (septula testis) organın merkezinde birleşerek oluşturduğu bağ dokusal göbektir.
Testisin margo epididymalis kenarı boyunca uzanan, spermatozoonların depolandığı, yoğunlaştırıldığı ve hareket ile dölleme yeteneği kazanarak olgunlaştığı kordon şeklindeki kanallı organdır.
Cauda epididymidis'ten başlayarak testislerde üretilen ve olgunlaşan spermatozoonları funiculus spermaticus içinden geçip pelvis boşluğundaki urethra'ya taşıyan kalın duvarlı kanaldır.
Boğa, koç ve domuz gibi fibroelastik penise sahip hayvanlarda, penisin gövde kısmında ereksiyon dışında boyunu kısaltmak amacıyla oluşturduğu 'S' şeklindeki kıvrımdır.
İstirahat halindeki penisi dış etkilerden korumak amacıyla saran, karın duvarı derisinin devamı niteliğindeki çift yapraklı koruyucu kılıf ve sünnet derisidir.
Dişi hayvanda böbreklerin arkasında veya pelvis boşluğunda yer alan, dişi eşey hücresi olan ovumu (yumurta) üreten ve östrojen ile progesteron hormonlarını salgılayan çift organdır.
Ovaryum korteksinde olgunlaşan Graaf follikülünün yırtılarak içindeki dişi üreme hücresi olan ovumun karın boşluğuna ve infundibulum vasıtasıyla tuba uterina'ya salınması olayıdır.
Ovaryum ile cornu uteri arasında yer alan, ovulasyonla atılan ovumu kabul eden ve spermatozoon ile karşılaşarak döllenmenin (fertilizasyon) gerçekleştiği kıvrımlı kanaldır.
Uterus ile vagina arasında yer alan, kalın kassel duvarlı, ortasında canalis cervicis bulunan ve yabancı maddelerin uterusa girişini engelleyen büzgeç niteliğindeki rahim boynudur.
Geviş getiren hayvanların uterus endometriumunda bulunan, gebelikte plasentanın cotyledon yapılarıyla birleşerek plasentomu oluşturan düğme şeklindeki mukoza çıkıntılarıdır.
Cervix uteri'nin vagina boşluğuna doğru yaptığı portio vaginalis çıkıntısının etrafında şekillenen dairesel, çıkmaz halkasal oluktur.
Sadece ineklerde vestibulum vaginae tabanında, idrar deliğinin (ostium urethrae externum) hemen gerisinde bulunan ve sonda uygulamalarında dikkat edilmesi gereken kör kesedir.
Dişi dış genital organında commissura labiorum ventralis'te yer alan, erkek penisinin homoloğu olan ancak üzerinde urethra barındırmayan küçük, duyarlı erektil organdır.
Preputium iç yaprağındaki kutanöz mukozanın yağlı salgısı ile idrar artıkları, dökülen epitel hücreleri ve mikropların birleşmesiyle oluşan fena kokulu, yoğun maddedir.
Kalbin sağ ve sol karıncıklarını (ventrikül) birbirinden ayıran, temiz ve kirli kanın karışmasını önleyen kalın kassel bölmedir.
Kalp atımı sırasında miyokardiyum tabakasının kasılarak içindeki kanı arterlere pompalaması evresidir.
Kalp kasının gevşeyerek kulakçık ve karıncıkların tekrar kanla dolmasını sağlayan, kalp döngüsünün dinlenme evresidir.
Kalbi ve kalbe giren-çıkan büyük damarların başlangıç kısımlarını çepeçevre saran, iki yapraklı koruyucu torbadır.
Kalbin aşağıda yer alan ve sadece sol ventrikül tarafından oluşturulan uç, tepe noktasıdır.
Kalbin yukarıda yer alan, büyük damarların giriş çıkış yaptığı geniş ve düz taban kısmıdır.
Kalbin dış yüzeyinde atriumlar ile ventriküller arasındaki sınırı belirleyen ve dairesel seyreden taç şeklindeki oluktur.
Sol atrium ile sol ventrikül arasında bulunan, kanın ventrikülden atriuma geri kaçmasını önleyen iki cuspisli (bicuspidal) kapaktır.
Sağ atrium ile sağ ventrikül arasında yer alan ve üç adet cuspis içeren atrioventriküler kapaktır.
Sağ atrium duvarında yer alan, kalbin ritmik kasılma uyarılarını kendiliğinden başlatan birincil pacemaker (Keith-Flack) düğümüdür.
İki veya daha fazla damarın kılcal damar ağına girmeden doğrudan birbiriyle birleşerek alternatif yollar oluşturmasıdır.
Ruminant ve domuzlarda arteria carotis interna bulunmadığı için beynin tabanında arterlerin oluşturduğu mucizevi damar ağıdır.
Aorta abdominalis'ten çıkan; mide, karaciğer, dalak ve pankreası besleyen üç ana dala ayrılan ortak arter köküdür.
Mide, bağırsaklar, dalak ve pankreas gibi tek organların venöz kanını toplayıp temizlenmek üzere karaciğere taşıyan kapı venidir.
Fetal dönemde kalbin sağ ve sol atriumları arasındaki septumda bulunan ve kanın akciğerlere gitmeden geçişini sağlayan deliktir.
Fötusta truncus pulmonalis ile aorta arasında bulunan, kanı akciğerlerden uzaklaştırıp doğrudan aortaya aktaran geçici kanaldır.
Karın boşluğunda yer alan, bacaklardan ve bağırsaklardan gelen lenf sıvılarını toplayan genişlemiş lenf rezervuarıdır.
Cisterna chyli'den başlayıp göğüs boşluğu boyunca ilerleyen ve vena cava cranialis'e açılan vücudun en büyük lenf damarıdır.
Sadece ruminantlarda böbrek bölgesinde bulunan, bezelye büyüklüğünde, siyah-kırmızı renkli özel lenf düğümleridir.
Dalağı midenin büyük kurvaturuna (curvatura major) bağlayan ve peritondan şekillenen asıcı bağdır.
Vücudun çevre bölgelerinden ve duyu organlarından aldıkları uyarıları değerlendirilmek üzere merkezi sinir sistemine taşıyan getirici sinir lifleridir.
Merkezi sinir sisteminde oluşturulan yanıtları ve motor emirleri hedef organlara, kaslara veya bezlere götüren götürücü sinir lifleridir.
Sinir sisteminin en küçük yapısal ve işlevsel birimi olup, gövde ile dendrit ve akson adı verilen uzantılardan oluşan özelleşmiş hücredir.
Nörondan çıkan, genellikle kısa ve çok sayıdaki uzantılardır; çevreden veya diğer nöronlardan gelen uyarıları hücre gövdesine iletirler.
Nörondan çıkan tek ve uzun uzantı olup, hücre gövdesinde oluşan elektriksel uyarıları diğer hücrelere veya hedef organlara taşır.
Bir sinir hücresindeki uyarının (aksiyon potansiyelinin) kimyasal veya elektriksel yollarla diğer bir sinir hücresine veya hedef hücreye aktarıldığı bağlantı bölgesidir.
Aksonların etrafını sararak elektriksel yalıtım sağlayan, uyarının hızlı ve kayıpsız iletilmesini mümkün kılan beyaz renkli lipid ağırlıklı kılıftır.
Merkezi sinir sisteminin dışında, çevresel sinirler üzerinde yer alan ve sinir hücre gövdelerinin bir araya gelmesiyle oluşan sinir düğümleridir.
Omuriliğin arka ucundan çıkan ve omurga kanalı boyunca geriye doğru uzanan spinal sinir liflerinin oluşturduğu, at kuyruğuna benzeyen anatomik yapıdır.
Beyinciğin enine kesitinde, içteki beyaz maddenin dıştaki gri madde içerisine ağaç dalları şeklinde ışınsal dağılmasıyla oluşan 'hayat ağacı' görünümüdür.
Her iki gözün retinasından çıkan görme sinirlerinin (nervus opticus) kafatası boşluğuna girdikten sonra tabanda yaptıkları çaprazlaşma bölgesidir.
Beyin yarımkürelerinin içindeki ventriculus lateralis'in tabanında yer alan, kuduz hastalığının teşhisinde negri cisimciğinin arandığı kıvrımlı yapıdır.
Her iki beyin yarımküresini (hemisferleri) birbirine bağlayan, enine seyirli yoğun beyaz madde liflerinden oluşmuş köprü benzeri yapıdır.
Merkezi sinir sistemini (beyin ve omurilik) dış etkenlerden koruyan dura mater, arachnoidea ve pia mater isimli üç tabakalı zar sistemidir.
Beyin karıncıklarında üretilen, subaraknoid boşlukta dolaşan, merkezi sinir sistemini mekanik darbelerden koruyan ve besleyen berrak sıvıdır.
Merkezî sinir sistemi ile iskelet kasları ve duyu organları arasında doğrudan bağlantı sağlayan sinirler ve sinir düğümlerinin oluşturduğu sistemdir. İstemli hareketlerin ve bilinçli duyuların iletiminden sorumludur.
Bünyesinde hem motor hem duyu hem de otonom (sempatik/parasempatik) lifler gibi birden fazla farklı fonksiyonel sinir lifi tipini bir arada barındıran karışık yapılı sinirlerdir. Örneğin nervus trigeminus'un alt çeneye giden dalı olan nervus mandibularis bu tiptedir.
Beynin alt yüzünde yer alan ve her iki gözden gelen nervus opticus liflerinin kısmen çaprazlaşarak X şeklinde bir yapı oluşturduğu anatomik bölgedir. Bu çaprazlaşmadan sonra lifler beynin karşı loblarındaki görme merkezlerine yönelir.
Nervus oculomotorius'un taşıdığı parasempatik liflerin sinaps yaptığı, göz küresinin hemen arkasında bulunan otonom sinir düğümüdür. Buradan çıkan lifler pupilla daralmasını kontrol eden kaslara gider.
Nervus vagus'un göğüs boşluğundan çıktıktan sonra geriye doğru yönelerek soluk borusu ve yemek borusu boyunca gırtlağa dönen dalıdır. Gırtlağın biri hariç tüm iç kaslarının motor innervasyonunu sağlar.
Nervus vagus ile sempatik sinir kordonunun (truncus sympathicus) boyun bölgesinde ortak bir bağ doku kılıfı içinde birleşerek oluşturduğu kalın sinir kordonudur. Boyunda şah damarının üst ve iç tarafında seyreder.
Son boyun (servikal) ve ilk göğüs (torakal) spinal sinirlerinin ventral dallarının birleşmesiyle oluşan, ön bacağı ve göğüs duvarını innerve eden büyük sinir ağıdır. Ön bacağın tüm hareket ve duyu fonksiyonlarını kontrol eden sinirler buradan çıkar.
Beşinci, altıncı ve yedinci servikal spinal sinirlerin ventral dallarının birleşmesiyle oluşan ve göğüs boşluğuna inerek diyaframın tek motor innervasyonunu sağlayan hayati sinirdir.
Son lumbal spinal sinir ile ilk iki sakral spinal sinirin ventral dallarının birleşmesiyle oluşan, vücudun en kalın ve en uzun siniridir. Arka bacağın ana siniri olup halk arasında siyatik sinir olarak bilinir.
Merkezî sinir sistemindeki çıkış merkezlerinden başlayarak otonom sinir sistemine ait bir gangliyona (sinir düğümüne) kadar uzanan ve burada sinaps yapan myelinli sinir lifidir.
Otonom gangliyonlarda yapılan sinaps sonrasında, gangliyondan başlayarak hedef iç organa, damara veya salgı bezine kadar uzanan myelinsiz sinir lifidir.
Son boyun (servikal) ve ilk iki göğüs (torakal) sempatik gangliyonunun birleşmesiyle oluşan, göğüs boşluğu girişinde bulunan yıldız şeklindeki büyük sempatik sinir düğümüdür.
Orta kulakta bulunan ve vücudun en küçük çizgili kası olma özelliğini taşıyan, nervus facialis'in canalis facialis içinde verdiği motor dal ile innerve edilen kastır.
Nervus glossopharyngeus içinde seyreden parasempatik liflerin sinaps yaptığı, kulak altı tükürük bezinin salgı fonksiyonunu kontrol eden ve ayrıca duyu ile sempatik lifler de barındıran parasempatik gangliyondur.
İç ve dış ortamdan gelen mekanik, fiziksel ve kimyasal uyarıları alarak sinir yolları aracılığıyla merkezî sinir sistemine ileten ve vücutta uygun tepkilerin oluşmasını sağlayan duyu organlarının genel adıdır.
Vücudun çeşitli yerlerinde lokalize olmuş, belirli fiziksel veya kimyasal uyarıları algılayarak elektrik sinyallerine dönüştüren ve duyu sinirlerini uyaran özel hücre veya sinir sonlanmalarıdır.
Dildeki mukoza tabakasında yer alan, tükürük içerisinde çözünmüş kimyasal maddeleri algılayarak tat duyusunun oluşmasını sağlayan mikroskobik tat tomurcuklarıdır.
Burun boşluğunun üst dip kısmında yer alan, olfaktorik reseptör hücrelerini barındıran ve koku alma işlevini gerçekleştiren koyu renkli mukoza bölgesidir.
Burun boşluğunun tabanında yer alan, ağız boşluğuyla bağlantılı olan ve gıdaların tadı ile feromon gibi kokulu kimyasalları algılayan yardımcı koku organıdır; Jacobson organı olarak da bilinir.
Derinin normal fizyolojik koşullarda sahip olduğu sağlıklı gerginlik ve esneklik durumudur; vücuttan aşırı su kaybedildiğinde bu gerginlik azalarak deride büzüşmeye yol açar.
Vücudu dıştan saran deri tabakası ile onunla ilişkili kıl, tırnak, boynuz, meme, kestane, mahmuz ve deri bezleri gibi tüm eklentilerin oluşturduğu ortak örtü sistemidir.
Doğumdan hemen sonra meme bezleri tarafından salgılanan, yüksek miktarda antikor içeren, yavruyu hastalıklardan koruyan ve bağırsaklarını temizleyen ilk süttür; ağız sütü olarak da bilinir.
Tırnağın dış kısmında yer alan, içteki canlı dokuları bir ayakkabı gibi dıştan sararak koruyan, paries, solea ve pulvinus olmak üzere üç bölümden oluşan cansız boynuzsu tabakadır.
Tırnak kapsülünün altında yer alan, üçüncü parmak kemiğine (phalanx distalis) sıkıca yapışmış, kan damarları ve sinirler yönünden son derece zengin olan canlı tırnak eti tabakasıdır.
Gözün orta katmanındaki choroidea tabakası üzerinde bulunan, ışığı ayna gibi geri yansıtarak özellikle gece avlanan hayvanların karanlıkta daha iyi görmesini sağlayan metalik parıltılı bölgedir.
Gözyaşını salgılayan gözyaşı bezi ile bu sıvıyı göz yüzeyine dağıtan ve fazlasını burun boşluğuna ileten kanallardan oluşan gözyaşı aygıtıdır.
Dış kulak işitme yolunun sonunda yer alan, dış kulak ile orta kulağı birbirinden ayıran, ses dalgalarıyla titreşerek bu titreşimleri kulak kemikçiklerine ileten ince ve yarı şeffaf kulak zarıdır.
Orta kulak boşluğunu yutağa bağlayan, orta kulağın havalandırılmasını ve dış ortamla olan basınç dengesinin korunmasını sağlayan kanaldır; östaki borusu olarak da adlandırılır.
İç kulaktaki salyangoz (cochlea) yapısının içinde, ductus cochlearis bölümünde yer alan ve ses titreşimlerini sinirsel sinyallere dönüştüren asıl işitme reseptör organıdır; Corti organı olarak da bilinir.
İçerisinde kemik iliği yerine hava boşlukları bulunduran, solunum sistemi ve hava keseleriyle bağlantılı olan havalı kemiklerdir. Bu kemikler vücut ağırlığını azaltarak uçmayı kolaylaştırır; örneğin humerus bu tip kemiklerdendir.
Göğüs kemiğinin (sternum) alt-ön tarafında bulunan, uçuş esnasında havayı yarmaya yarayan ve güçlü uçma kaslarının yapışmasına olanak sağlayan belirgin omurga benzeri çıkıntıdır.
Sağ ve sol köprücük kemiklerinin (clavicula) alt uçlarının birleşmesiyle oluşan, halk arasında lades kemiği olarak bilinen ve kanat hareketlerinde esneklik sağlayan V şeklindeki kemiktir.
Tüm bel (lumbal), sağrı (sacral) omurları ile son sırt ve ilk kuyruk omurlarının birleşmesiyle oluşan, gövdenin arka kısmına büyük bir sağlamlık kazandıran birleşik omurga kemiğidir.
Son kuyruk omurlarının kendi aralarında birleşerek oluşturduğu, uçuş sırasında yön vermeyi sağlayan uzun ve güçlü kuyruk tüylerinin tutunduğu dümen görevi gören kemiksel yapıdır.
Yemek borusunun göğüs boşluğuna girmeden hemen önce oluşturduğu, alınan besinlerin geçici olarak depolandığı, yumuşatıldığı ve yavruları beslemek için salgı üretilen torba şeklindeki genişlemedir.
Kanatlı midesinin ilk bölümü olup, mukozasında bulunan bezler sayesinde sindirim enzimlerini ve asitleri salgılayarak besinlerin kimyasal olarak sindirimini başlatan kısımdır.
Midenin ikinci bölümü olan, çok güçlü kaslardan oluşan ve içinde barındırdığı kum ile taş parçaları sayesinde besinleri mekanik olarak ezip öğüten kassel midedir.
Sindirim, boşaltım ve üreme sistemlerinin son kısımlarının birleşerek dışarıya açıldığı, coprodeum, urodeum ve proctodeum olmak üzere üç odacıktan oluşan ortak boşluktur.
Soluk borusunun akciğerlere girmeden önce iki ana bronşa ayrıldığı bölgede yer alan, kanatlılara özgü ses üretme organı olan arka gırtlaktır.
Bronşların akciğer dışındaki uzantıları olan, kemiklerin içine kadar uzanarak vücudu hafifleten, solunumu destekleyen ve vücut ısısını ayarlayan ince duvarlı torbalardır.
Dişi kanatlılarda (genellikle sadece sol tarafta gelişmiş olan) yumurtanın ovariumdan atıldıktan sonra geçtiği, sarısının etrafına ak, zar ve kabuğun eklendiği kanaldır.
Sadece kanatlı hayvanlarda bulunan, cloaca'nın proctodeum bölümünün üst duvarında yer alan ve bağışıklık sisteminde lenfosit (B-hücresi) üretimiyle görevli olan lenfoid organdır.
Kanatlı gözünün retinası üzerinde yer alan, sadece bu sınıfa özgü olan, damarca zengin ve göz içi sıvıların dolaşımı ile gözün beslenmesinden sorumlu tarak benzeri yapıdır.
Kuyruk sokumu bölgesinde yer alan, salgıladığı yağlı salgıyla tüylerin temizlenmesini, su geçirmemesini ve patojenlerden korunmasını sağlayan kanatlılara özgü tek büyük deri bezidir.
Kanatlıların orta kulak boşluğunda yer alan, memelilerdeki çekiç, örs ve üzengi kemikçiklerinin görevini tek başına üstlenen ince çubuk şeklindeki kulak kemikçiğidir.