← Ünite 11

Ünite 11: Dava Kavramı ve Türleri — Konu Anlatımı

1Giriş ve Dava Kavramı

İnsanlık tarihi boyunca mülkiyet, ayni haklar, şahsi haklar ve kişilik hakları gibi pek çok farklı sebepten kaynaklanan uyuşmazlıklar yaşanmıştır. İlkel toplumlarda bireylerin kendi haklarını bizzat güç kullanarak elde etmeye çalışmaları (ihkak-ı hak) kabul görmekteyken, modern devlet yapısının ve toplumsal barışın tesisi ile birlikte kişilerin kendi haklarını zorla almaları kesin olarak yasaklanmıştır. Hukuk devletinde ihkak-ı hak yasağının doğal bir sonucu olarak hak arama hürriyeti ve dava hakkı tanınmıştır.

Günümüz pozitif hukukunda dava hakkı, kişinin maddi hukuktaki hakkın gerçek sahibi olup olmamasından bağımsız olarak, devletin yargı organlarından (mahkemelerden) hukuki koruma talep edebilme yetkisidir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti gereğince, herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanarak yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Bu kapsamda dava, ihlal edilen veya ihlal tehlikesi altında bulunan bir hakkın gelecekte artık tartışılmayacak şekilde kesin hükme bağlanması amacıyla açılır.

Dava kural olarak uyuşmazlığın tarafı olan davacının talebi ve dava dilekçesini mahkemeye sunması ile başlar. Davacı mahkemeye başvurmadığı sürece uyuşmazlık yargı organlarının önüne taşınmış sayılmaz. Ancak kamu düzenini ilgilendiren bazı istisnai durumlarda (örneğin küçüğe ebeveyn şiddeti uygulanması halinde velayetin kaldırılması) uyuşmazlık, taraf talebi olmaksızın Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla kendiliğinden yargıya taşınabilmektedir.

2Davanın Unsurları

Davanın varlığından söz edebilmek için ilk ve temel unsur, davacı ile davalı taraf arasında somut bir uyuşmazlığın bulunmasıdır. Bir tarafın talebine karşılık diğer tarafın bu talebi kabul etmemesi veya yerine getirmemesi uyuşmazlığı doğurur. Karşı tarafın varlığı (çelişmeli yargı ilkesi) ve taraflar arasında çözüme kavuşturulması gereken bir uyuşmazlığın bulunması davanın olmazsa olmaz ilk unsurudur.

Davanın ikinci unsuru, uyuşmazlığın konusu itibarıyla davacı ve davalının sübjektif hakları ve hukuki menfaatleri ile ilgili bir iddiayı içermesidir. Davacı, mahkemeden talep ettiği husus bakımından güncel, korunmaya değer ve hukuki bir menfaate sahip olduğunu ortaya koymalıdır. Örneğin kira bedelinin ödenmesi talebiyle açılan bir davada kiralayanın kira alacağına ilişkin sübjektif hakkı ve hukuki menfaati bulunmaktadır.

Davanın bir diğer kritik unsuru ise medeni yargılama hukukunda geçerli olan 'tasarruf ilkesi'dir. Bu ilke uyarınca hâkim, taraf talebi olmaksızın kendiliğinden (re'sen) bir davayı açamaz ve harekete geçemez. 'Nerede bir davacı yoksa orada hâkim de yoktur' (Nemo iudex sine actore) kuralı gereğince yargılama ancak davacının usulüne uygun dava açması ile başlar ve kural olarak tarafların talepleriyle sınırlı olarak yürütülür.

3Dava Şartları ve İlk İtirazlar

Bir davanın esastan incelenebilmesi ve görülebilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK m. 114) ve ilgili diğer kanunlarda düzenlenen bazı ön şartların bulunması gerekir. Bu şartlar genel olarak mahkemeye ilişkin (yargı hakkı, görev, kesin yetki), taraflara ilişkin (taraf ehliyeti, dava ehliyeti, vekalet ehliyeti, dava takip yetkisi) ve dava konusuna ilişkin (hukuki yarar, derdest olmama, kesin hüküm bulunmama, gider avansı) dava şartları olarak üçe ayrılır.

Dava şartları olumlu ve olumsuz dava şartları şeklinde de sınıflandırılabilir. Olumlu dava şartları davanın görülebilmesi için varlığı aranan (taraf ehliyeti gibi), olumsuz dava şartları ise bulunmaması gereken (derdestlik, kesin hüküm gibi) şartlardır. Dava şartlarının varlığı yargılamanın başında ve her aşamasında hâkim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir; taraflar da bunu her zaman ileri sürebilir. Dava şartı noksanlığı tespit edildiğinde dava usulden reddedilir. Ancak bazı noksanlıkların (örneğin eksik gider avansı) tamamlanması için hâkim 2 haftalık kesin süre verir.

HMK m. 116'da düzenlenen ilk itirazlar ise hâkimin kendiliğinden dikkate alamayacağı, yalnızca davalı tarafça cevap dilekçesinde açıkça ileri sürüldüğünde incelenebilen usulı hususlardır. Bunlar kesin olmayan yetki itirazı ile tahkim itirazıdır. İlk itirazlar davalının iki haftalık cevap dilekçesi süresi içinde ileri sürülmelidir; sonradan ileri sürülemez. Haklı bulunan yetki itirazında mahkeme yetkisizlik kararı, tahkim itirazında ise davanın usulden reddi kararı verir. İlk itirazın reddi kararı ise bir ara karardır.

4Davanın Açılması ve Sonuçları

Dava, dava dilekçesinin mahkemeye verilmesi veya elektronik ortamda UYAP sistemine kaydedilmesi ile açılır (HMK m. 118). Fiziksel başvurularda dilekçe hâkime verilir, hâkim dilekçeyi havale eder; harç ve gider avansının yatırılmasının ardından yazı işleri müdürlüğünce esas defterine kaydedilir. Kayıt tarihi davanın açıldığı tarihtir. Dosyaya verilen 2025/30 gibi bir numaranın ilk kısmı yılı, ikinci kısmı ise o mahkemede açılan kaçıncı dava olduğunu gösterir.

Teknolojinin gelişimiyle birlikte UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi) üzerinden hâkim havalesine gerek duyulmaksızın, harç ve gider avansının elektronik ortamda ödenmesi suretiyle dava açılabilmektedir. Bu durumda davanın açılma tarihi, dava dilekçesinin ve ödemelerin UYAP sistemine elektronik olarak kaydedildiği andır.

HMK m. 119 uyarınca dava dilekçesinde tarafların kimlik ve adres bilgileri, uyuşmazlığın konusu, vakıalar, deliller, hukuki sebepler, talep sonucu ve imza gibi zorunlu unsurlar bulunmalıdır. Davanın açılması hem usul hem de maddi hukuk bakımından önemli sonuçlar doğurur: Dava derdest hale gelir (aynı konuda ikinci dava açılamaz), davanın geri alınması davalının açık rızasına bağlanır, hâkime davayı inceleyip karar verme yükümlülüğü yükler ve maddi hukuk açısından zamanaşımını keserek hak düşürücü sürelerin korunmasını sağlar.

5Medeni Yargıda Dava Türleri

Medeni usul hukukunda davalar talep edilen hukuki korumaya ve talep sonucuna göre çeşitli kategorilere ayrılır. Talep edilen hukuki korumaya göre eda davası, tespit davası ve inşai dava olmak üzere üç temel dava türü vardır. Eda davası (HMK m. 105), davalının bir şey yapmaya, yapmamaya veya vermeye mahkûm edilmesinin istendiği davadır. Eda davaları sonucunda verilen mahkûmiyet kararları icrai nitelikte olup ilamlı icra takibine konu edilebilir.

Tespit davası (HMK m. 106), bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının/yokluğunun veya bir belgenin sahte olup olmadığının saptanması için açılır. Tespit davası açılabilmesi için davacının güncel, yasal ve korunmaya değer bir hukuki menfaatinin bulunması şarttır. Eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde tespit davası açılamaz. İnşai (yenilik doğuran) davalar ise tek taraflı irade beyanıyla değiştirilemeyen hukuki bir durumun kurulması, değiştirilmesi veya ortadan kaldırılması amacıyla açılır (boşanma davası gibi). İnşai kararlar etkilerini kendiliğinden gösterir, icra takibi gerektirmez.

Talep sonucunun yapısına göre ise davalar; belirsiz alacak davası (alacak miktarının tam belirlenemediği durumlarda asgari tutarla açılan dava), kısmi dava (bölünebilir alacağın bir kısmı için açılan dava), terditli/kademeli dava (asli ve yedek talepli dava), seçimlik dava, dava yığılması (objektif dava birleşmesi) ve topluluk davası şeklinde ayrılır. Topluluk davası; dernekler veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları tarafından üyelerinin veya temsil ettikleri kesimin haklarını korumak, hukuka aykırılığı önlemek/tespit etmek amacıyla açılır. Ancak topluluk davasında bireysel zararların tazmini talep edilemez.

6İdari Yargıda Dava Türleri

İdari yargıda dava türleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 2. maddesinde sınırlı olarak düzenlenmiştir. İdari yargıdaki ana dava türleri; iptal davaları, tam yargı davaları, idari sözleşmelerden doğan davalar ve vergi davalarıdır.

İptal davaları, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat (amaç) unsurları yönünden hukuka aykırı olmaları nedeniyle iptalleri istemiyle açılan objektif nitelikli davalardır. İptal davasına konu işlemler idarenin tek yanlı, kesin ve yürütülmesi zorunlu (icrai) işlemleri olmalıdır; idari sözleşmeler veya hazırlık işlemleri iptal davasına konu edilemez. İptal kararı ile hukuka aykırı işlem geçmişe etkili olarak tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar. Kamu düzenini ilgilendirdiği için iptal davalarından feragat edilemez. İptal davası açma süresi genel olarak idare mahkemelerinde 60 gün, vergi mahkemelerinde 30 gündür.

Tam yargı davaları ise idari bir işlem veya eylem nedeniyle kişisel hakları ve sübjektif hakları ihlal edilenlerin zararlarının tazmin edilmesi (maddi/manevi) amacıyla açtıkları eda nitelikli davalardır. İdari eylemlerden kaynaklanan zararlarda tam yargı davası açılmadan önce idareye başvuru zorunluluğu vardır; eylemin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her halde eylemden itibaren 5 yıl içinde idareye başvurulmalı, ret veya 30 gün sessizlik halinde 60 günlük dava süresi içinde dava açılmalıdır.

7Ceza Yargısında Soruşturma, Kovuşturma ve Dava

Ceza yargılaması süreci soruşturma, ara muhakeme ve kovuşturma (ceza davası) olmak üzere üç temel evreden oluşmaktadır. Soruşturma evresi (CMK m. 160), suç ihbarı veya şikayeti üzerine Cumhuriyet Savcısının re'sen harekete geçerek kamu davası açmaya gerek olup olmadığını araştırdığı evredir. Bu evrede Savcı kolluk vasıtasıyla lehe ve aleyhe tüm delilleri toplar. Soruşturma evresi gizlidir. Şüphelinin tutuklanması gibi özgürlüğü kısıtlayıcı kararlar Savcının istemi üzerine Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilir. Soruşturma ya takipsizlik (kovuşturmaya yer olmadığı) kararı ile ya da iddianame düzenlenmesiyle sona erer.

Ara muhakeme evresi, Cumhuriyet Savcısı tarafından düzenlenen iddianamenin mahkemeye sunulmasından itibaren başlayan ve mahkemenin iddianameyi incelediği evredir. Mahkemenin iddianameyi inceleme süresi 15 gündür (CMK m. 174). İddianamede kanuni eksiklikler varsa mahkeme iddianameyi iade eder. 15 gün içinde iade edilmeyen veya kabul edilen iddianame ile kamu davası açılmış sayılır ve kovuşturma evresine geçilir.

Kovuşturma evresi (CMK m. 175), iddianamenin kabulü ile başlayıp mahkemenin nihai kararına (hükme) kadar devam eden ceza davası sürecidir. Kovuşturma duruşmalarla yürütülür ve kural olarak alenidir; ancak sanık 18 yaşını doldurmamışsa duruşmalar zorunlu olarak kapalı yapılır. Duruşmaya hazırlık aşamasında meşruhatlı çağrı kağıdı gönderilir ve duruşma günü ile tebliğ arasında en az 1 hafta bulunmalıdır. Tahkikat sonunda sanığa son sözü sorulmadan karar verilemez. Yargılama neticesinde mahkeme sanık hakkında mahkûmiyet veya beraat hükmü kurar.