Özet
← Ünite 6

Ünite 6: Kalp Masajı Cihazları — Konu Anlatımı

Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium

1Giriş ve Kardiyopulmoner Resüsitasyonun Tarihsel Gelişimi

Modern çağda kalp ve damar hastalıkları, tüm dünyada ölüm nedenlerinin başında gelmektedir. Amerika Birleşik Devletleri verilerine göre, bu kayıpların %50'den fazlası, şikayetlerin başlamasından sonraki ilk 1-2 saat içinde beklenmedik bir şekilde gerçekleşen 'ani kalp ölümü' tablosudur. Kalbin pompa işlevini yerine getiremediği durumlarda, beyin ve diğer hayati organlarda çok kısa sürede geri dönüşümsüz hasarlar oluşur. Bu nedenle, kalbi duran bireylere vakit kaybetmeden yaşam desteği sağlanmalıdır. Yaşam desteği, eldeki imkanlara göre temel yaşam desteği ve ileri yaşam desteği olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Temel yaşam desteği, sağlık kuruluşu dışında tıbbi araç-gereç ve ilaç kullanılmaksızın yapılan suni solunum ve kalp masajı uygulamalarını kapsar. İleri yaşam desteği ise entübasyon tüpleri, ileri havayolu araçları, monitörler ve ilaçların kullanıldığı profesyonel müdahale sürecidir. Günümüz klinik pratiğinde, ileri yaşam desteğinde dahi kalp masajı büyük oranda elle (manuel) yapılmaya devam etmektedir. Tarihsel süreç incelendiğinde, insanları hayatta tutma çabalarının çok eski çağlara dayandığı görülür. Geçmişte ağız, burun ve makat yoluyla uygulanan tütsüler, hastayı ayaklarından ters asma ve körükle akciğerlere hava verme gibi yöntemler denenmiştir. Mekanik kalp masajı fikrine en yakın tarihsel uygulama ise kalbi duran hastayı bir atın sırtına bağlayarak koşturmak olmuştur.

Tıp literatüründe insanlarda rapor edilmiş ilk göğüs basısı (kompresyon) 1891 yılında Dr. Friedrich Maass tarafından gerçekleştirilmiştir. İlk başarılı göğüs basıları ise 1903 yılında Dr. George Crile tarafından uygulanarak tıp dünyasına duyurulmuştur. 1908 yılında Pike ve arkadaşları, Kessler tarafından geliştirilen ve hem içten hem dıştan kalp masajı yapabilen ilk mekanik cihazı köpekler üzerinde denemişlerdir. Ancak bu cihaz elle yapılan masaja üstünlük sağlayamadığı için yaygınlaşmamıştır. 1960'lı yıllarda modern KPR standartlarının tanımlanmasıyla birlikte, bu işlemin mekanik cihazlarca yapılması fikri yeniden yoğun şekilde tartışılmaya başlanmıştır.

2Resüsitasyon Kılavuzları ve Etkin Kalp Masajının Standartları

Dünya çapında resüsitasyon uygulamalarını yönlendiren en prestijli kuruluşlar Amerikan Kalp Cemiyeti (AHA) ve Avrupa Resüsitasyon Cemiyeti (ERC)'dir. Bu kuruluşlar her beş yılda bir en güncel bilimsel veriler ışığında resüsitasyon kılavuzlarını yenilemektedir. En güncel kılavuzlar AHA için 2020, ERC için 2021 yılında yayınlanmıştır. Kılavuzların tarihsel gelişimi incelendiğinde, göğüs kompresyonlarının önemine yapılan vurgunun sürekli arttığı görülmektedir. İlk dönemlerde kalp masajı/suni solunum oranı 5/2 iken, zamanla 15/2'ye ve günümüzde ise 30/2 oranına yükselmiştir.

KPR uygulama sırası 2010 yılına kadar ABC (Airway-Hava yolu, Breathing-Solunum, Circulation-Dolaşım) şeklinde uygulanmaktaydı. Ancak kanıta dayalı çalışmaların sonucunda, göğüs kompresyonlarına olabildiğince erken başlamanın sağ kalım üzerindeki kritik önemi anlaşılmış ve bu sıralama CAB (Circulation, Airway, Breathing) olarak değiştirilmiştir. 2010 yılından itibaren kalp masajının sadece erken başlaması değil, aynı zamanda kesintisiz ve usulüne uygun yapılması gerektiği net bir şekilde vurgulanmıştır.

AHA 2020 kılavuzuna göre, yetişkin bir hastada etkin bir kalp masajının sahip olması gereken temel özellikler şunlardır: Kompresyon hızı dakikada en az 100, en fazla 120 olmalıdır. Göğüs ön-arka çapı en az 5 cm, en fazla 6 cm çöktürülmelidir. Her bası sonrasında göğüs kafesinin tamamen eski haline dönmesine (recoil) izin verilmelidir. Kompresyonlar sırasında meydana gelen kesintiler kesinlikle minimize edilmeli, zorunlu hallerde bu süre asla 10 saniyeyi aşmamalıdır. Ayrıca masajın sert ve düz bir zeminde yapılması etkinliği doğrudan artırmaktadır.

3Kalp Masajı Cihazlarının Avantajları

Manuel (elle) yapılan kalp masajında, kurtarıcının fiziksel gücü, boyu, kilosu ve yorgunluk düzeyi kompresyon kalitesini doğrudan etkiler. Yapılan çalışmalar, birden fazla kurtarıcı olsa dahi KPR başladıktan kısa bir süre sonra masaj kalitesinin kaçınılmaz olarak düştüğünü göstermektedir. Özellikle hareket halindeki bir ambulansın içinde, hastayı sedyeyle taşırken veya anjiyografi ve radyolojik görüntüleme ünitelerinde manuel kalp masajını ideal standartlarda sürdürmek neredeyse imkansızdır. Mekanik kalp masajı cihazları, uygulayıcıdan bağımsız olarak her zaman standart hız ve derinlikte kompresyon sağlayarak bu sorunu ortadan kaldırır.

Mekanik cihazların en büyük avantajlarından biri, göğüs kompresyon fraksiyonunu %90'ın üzerine çıkarabilmesidir. Göğüs kompresyon fraksiyonu, toplam KPR süresinin ne kadarında aktif olarak kalp masajı yapıldığını gösteren kritik bir parametredir. Manuel masajda kesinti oranı %24 ila %57 arasındayken, cihaz kullanımında bu kesintiler minimuma iner. Kalp masajına ara verildiğinde, koroner damarlardaki kan basıncı 15 saniye içinde kritik seviyenin altına düşer ve bu basıncın tekrar ideal seviyeye (15 mm Hg) ulaşması kesintisiz masajla ancak 90 saniyede mümkün olur. Cihazlar, kesintisiz çalışarak koroner perfüzyon basıncını yüksek tutar ve beyne giden kan akımını manuel masaja göre %60 oranında artırır.

Ayrıca, mekanik kalp masajı cihazları çalışırken hastaya defibrilasyon (elektroşok) uygulanabilmektedir. Manuel masajda şok verileceği esnada kurtarıcının güvenliği için masaja ara verilmesi gerekirken, cihazlar sayesinde masaj kesintiye uğramadan elektroşok güvenle uygulanabilir. Ambulans çalışanlarının güvenliği açısından da cihazlar hayati öneme sahiptir; hareket halindeki ambulansta ayakta masaj yapmaya çalışan bir sağlık personelinin kaza anında yaralanma riski, emniyet kemeri takılı bir personele göre çok daha yüksektir. Cihaz sayesinde personel emniyet kemerini takarak güvenle çalışabilir.

4Kalp Masajı Cihazlarının Dezavantajları ve Sınırılıkları

Mekanik kalp masajı cihazlarının sunduğu teknik avantajlara rağmen, günümüze kadar yapılan geniş çaplı klinik çalışmalarda bu cihazların elle yapılan masaja kıyasla sağ kalım ve hastaneden taburculuk oranlarını kesin olarak artırdığına dair güçlü bir kanıt elde edilememiştir. Bu durum, cihazların rutin kullanımının kılavuzlar tarafından standart bir öneri olarak sunulmamasının en temel nedenidir.

Cihazların en önemli dezavantajlarından biri, hastaya uygulanmaya başlanmadan önce kurulması ve hazır hale getirilmesi için geçen süredir. Güncel cihazlarda bu süre yaklaşık bir dakika civarındadır. Resüsitasyon kılavuzlarında kalp masajına saniyeler içinde başlanmasının önemi bu kadar vurgulanırken, cihaz kurulumu esnasında yaşanan bu bir dakikalık gecikme ciddi bir tartışma konusudur. Ayrıca, cihazı kullanacak personelin özel bir eğitim alması ve bu eğitimlerin periyodik olarak tekrarlanması gerekmektedir.

Diğer bir endişe kaynağı ise cihazların neden olduğu travmalardır. Mekanik cihazların elle yapılan masaja göre daha fazla iç organ yaralanmasına (karaciğer, dalak yırtılması vb.) yol açtığına dair kesin kanıtlar olmasa da, göğüs kafesi ve kas-iskelet sistemi yaralanmalarına (kaburga ve sternum kırıkları) daha sık yol açtığı kabul edilmektedir. Ayrıca bu cihazların yüksek satın alma ve bakım maliyetleri, her sağlık merkezinde veya ambulansta bulundurulmalarını zorlaştırmaktadır.

5Sık Kullanılan Göğüs Kompresyon Cihazları ve Özellikleri

Günümüzde tüm dünyada kabul görmüş ve literatürdeki çalışmaların neredeyse tamamında kullanılmış iki temel mekanik kompresyon cihazı bulunmaktadır. Bunlardan ilki, piston tipi kalp masajı cihazlarının prototipi olan LUCAS (Lund University Cardiopulmonary Assist System) cihazıdır. LUCAS, oldukça hafif ve taşınabilir bir tasarıma sahiptir. Dakikada 100 kompresyon hızında çalışır, 4-5 cm derinliğinde bası uygular ve aktif dekompresyon (göğsün geri çekilmesi) özelliği sunar. Şarj edilebilir bataryası ile 45 dakika kesintisiz çalışabilir. Ayrıca hastanın göğüs direncini ölçerek gerekli kompresyon kuvvetini otomatik olarak ayarlar.

İkinci yaygın cihaz ise yük dağıtım bandı (LDB) teknolojisini kullanan Autopulse cihazıdır. Autopulse, hastanın göğüs kafesini çepeçevre saran 'Life Band' adı verilen tek kullanımlık bir sıkıştırma bandı yardımıyla çalışır. Bu cihaz göğüs kafesine ritmik olarak basınç uygulayarak venöz dönüşü artırır ve daha iyi doku perfüzyonu sağlar. Autopulse dakikada 80 kompresyon hızında çalışır. Ancak bu cihazın 18 yaş altı pediatrik hastalarda, 136 kg üzerindeki bireylerde ve travma hastalarında kullanılması uygun değildir.

Sonuç olarak, mekanik KPR cihazları hemodinamik parametreler üzerinde belirgin olumlu etkilere sahip olsa da, elle yapılan KPR'ye karşı kesin bir üstünlüğü klinik olarak kanıtlanmamıştır. Ancak hasta nakli, uzun süren resüsitasyonlar, anjiyografi laboratuvarları ve radyolojik görüntüleme süreçleri gibi özel durumlarda sağlık çalışanlarının güvenliğini sağlamak ve masaj kalitesini korumak adına tercih edilmektedirler.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250