İlk yardım uygulamalarında, hastaya ya da yaralıya olay yerinde gerekli acil müdahalelerin yapılmasının hemen ardından, onun daha güvenli bir alana veya profesyonel bir sağlık kuruluşuna nakledilmesi aşaması başlar. Taşıma işlemi, hastanın mevcut durumunun kötüleşmesini önlemek ve yeni bir yaralanmaya yol açmamak adına son derece titizlikle yönetilmesi gereken bir süreçtir. Bu süreçte en temel kural, zorunlu bir tehlike veya acil durum söz konusu olmadıkça hasta ya da yaralının yerinden asla kımıldatılmamasıdır. Rastgele ve bilgisizce yapılan taşımalar, özellikle omurga ve kemik kırığı olan hastalarda geri dönüşü olmayan felçlere veya ölümlere neden olabilir. Taşıma işlemini gerçekleştirecek ilk yardımcıların, taşıma esnasında kendi sağlıklarını ve güvenliklerini de ön planda tutmaları gerekir. İlk yardımcı, hastaya olabildiğince yakın mesafede durmalı ve gereksiz uzanma hareketlerinden kaçınmalıdır. Ağırlık kaldırılırken veya hasta taşınırken, vücudun dengesini korumak için yavaş, dengeli ve düzgün adımlarla yürünmelidir. Ani yön değişikliklerinden, hızlı ve sarsıcı hareketlerden kesinlikle kaçınılmalıdır. Taşıma sırasında omuzlar, leğen kemiği ve omurilik her zaman aynı hizada tutulmalı, baş-boyun-gövde ekseni korunmalıdır. Hasta veya yaralının vücudu, taşınırken mümkün olduğunca az hareket ettirilmeli ve bu ekseni korumak amacıyla en az 6 destek noktasından kavranmalıdır. Taşıma işlemi bireysel bir çabadan ziyade tam bir ekip çalışmasıdır. Bu nedenle, taşıma ekibinin içinde tüm hareketleri koordine edecek, komutları verecek sorumlu bir lider belirlenmelidir. Liderin komutlarıyla tüm ekip üyeleri aynı anda hareket ederek hastayı kaldırmalı, taşımalı ve yerleştirmelidir. Bu koordinasyon, hastanın sarsılmasını önlediği gibi ilk yardımcıların da sakatlanma riskini en aza indirir. Beden mekaniği; bireyin ayakta durma, oturma, yatma, eğilme veya herhangi bir yükü kaldırma gibi günlük yaşam aktiviteleri esnasında kas, iskelet ve sinir sistemlerini bir uyum içinde, birbirine zarar vermeden kullanması disiplinidir. İlk yardımcılar, hasta taşıma veya çevirme gibi yüksek fiziksel güç gerektiren işlemlerde beden mekaniği kurallarını eksiksiz uygulamalıdır. Yanlış tekniklerle yapılan kaldırma işlemleri, taşınan yük az olsa bile ilk yardımcıda ciddi kas, eklem ve omurga incinmelerine, özellikle de bel fıtığı ve kronik sırt ağrılarına yol açabilir. Beden mekaniğini doğru uygulayabilmek için öncelikle insan vücudunun ağırlık merkezini bilmek gerekir. İnsanda ağırlık merkezi, pelvis içinde lomber omur hizasında yer alır. Bu merkezden taban yüzeyine dikey olarak inen çizgi ise ağırlık çizgisidir. Bir cismin veya insanın dengede kalabilmesi, taban yüzeyinin genişliği ve ağırlık merkezinin yere olan yakınlığı ile doğrudan ilişkilidir. Ayak tabanları arasındaki mesafe açılarak taban yüzeyi genişletildiğinde, ağırlık merkezi yere yakınlaşır ve vücudun dengesi maksimum düzeye ulaşır. Bu nedenle, bir yük kaldırılacağı zaman ayaklar omuz genişliğinde açılmalı ve dizler bükülmelidir. Ağırlık kaldırırken bel, sırt ve boyun kaslarına yük bindirmemek hayati önem taşır. Eğilmek yerine dizler bükülmeli, sırt her zaman dik tutulmalı ve tüm kaldırma kuvveti kalça ile bacaklardaki geniş kas gruplarına verilmelidir. Taşınacak cisme veya hastaya olabildiğince yakın çalışılmalı, böylece iki ağırlık merkezi arasındaki mesafe kısaltılarak kaldırma kolaylaştırılmalıdır. Ayrıca, bir cismi kaldırmak yerine çekmek, itmek veya yuvarlamak beden sağlığı açısından her zaman daha güvenli ve daha az yorucu bir yöntemdir. Taşıma esnasında sadece ilk yardımcının duruşu değil, hasta veya yaralıya verilecek pozisyon da hayati bir öneme sahiptir. Yanlış bir pozisyon, hastanın solunumunu tıkayabilir, kanamasını artırabilir veya kırık kemik uçlarının iç organlara zarar vermesine yol açabilir. Örneğin; pelvis, omurga veya bacak kırığı olan ve bilinci açık olan hastalar mutlaka sırtüstü ve düz bir pozisyonda taşınmalıdır. Buna karşılık, baygınlık, şok durumlarında veya taşıma esnasında suni solunum ile kalp masajı yapılması gereken durumlarda hastanın bacakları yukarı kaldırılmış şekilde sırtüstü düz yatırılması gerekir. Solunum yollarının korunması ve dolaşımın optimize edilmesi için spesifik vakalarda özel pozisyonlar tercih edilir. Gebeliğin son dönemlerinde olan kadınlar, büyük damarlara baskıyı azaltmak için sol yan yatış pozisyonunda taşınmalıdır. Kafa travması veya felç geçiren hastalarda ise baş bölgesi on derece kadar hafifçe yükseltilerek düz yatış sağlanmalıdır. Bilinci tamamen kapalı olan komadaki hastalar ise solunum yolunun açık kalması ve kusmuk yutulmasının önlenmesi amacıyla yarı yüzüstü güvenli yan pozisyona (koma pozisyonu) getirilmelidir. Göğüs ağrısı, göğüs içi kanama, kalp krizi gibi dolaşım sistemi acillerinde hastanın yarı oturur pozisyonda tutulması kalbin yükünü hafifletir. Akciğer ödemi ve astım gibi ciddi nefes darlığı yaratan tablolarda ise hastanın dik oturur pozisyonda taşınması solunum kaslarının daha rahat çalışmasını sağlar. Son olarak, kol veya bacak gibi ekstremitelerde büyük bir dış kanama mevcutsa, hasta sırtüstü yatar pozisyona getirilmeli ve kanayan ekstremite kalp seviyesinin üzerine kaldırılmalıdır. Acil olmayan taşıma teknikleri; hastanın hayati bir tehlikesi bulunmadığı durumlarda, yataktan sedyeye, tekerlekli sandalyeye, tuvalete veya başka bir tedavi odasına planlı ve kontrollü bir şekilde nakledilmesini kapsar. Bu işlemler esnasında acele edilmemeli, her adımda hastaya bilgi verilerek endişesi azaltılmalıdır. Hasta yataktan kaldırılmadan önce yatak yüksekliği uygun seviyeye indirilir. İlk yardımcı, hastanın koltuk altından destek verirken hastanın da ilk yardımcının omuzlarından destek alması sağlanarak yavaşça oturtulur. Baş dönmesi veya bulantı gelişirse işlem durdurulup bir süre beklenmelidir. Eğer hasta tekerlekli sandalyeye transfer edilecekse, transfer öncesinde sandalyenin yatağa en yakın konuma getirilmesi ve mutlaka frenlerinin kilitlenerek sabitlenmesi gerekir. Sandalyenin ayaklıkları dışa doğru katlanmalı, hasta güvenle oturtulduktan sonra ayaklıklar düzeltilerek hastanın ayakları buralara yerleştirilmelidir. Hastanın üşümesini önlemek amacıyla üzeri bir battaniye ile örtülmelidir. Hastanın ayağa kaldırılması durumunda ise hastaya önüne değil, karşıya doğru bakması söylenerek dengesini korumasına yardımcı olunur. Hastanın yataktan başka bir yatağa veya sedyeye taşınması işlemi genellikle 2 veya 3 ilk yardımcı tarafından gerçekleştirilir. Sedye yatağın ayakucuna dik gelecek şekilde yerleştirilir. Taşıyıcılar boy sırasına göre yatağın kenarında, yüzleri hastaya dönük olarak sıralanır. Hastanın kolları göğsünde çaprazlanır. Birinci kişi hastanın baş-boyun ve omuz bölgesini, ikinci kişi bel ve kalça bölgesini, üçüncü kişi ise diz ve ayak bileği bölgesini destekleyerek liderin komutuyla hastayı aynı anda kaldırıp sedyeye yerleştirirler. Acil taşıma teknikleri; olay yerinde yangın, patlama, göçük, zehirli gaz sızıntısı gibi doğrudan hayati tehdit oluşturan olağanüstü tehlikelerin bulunması durumunda uygulanır. Bu gibi durumlarda, hastanın yaralanma derecesine bakılmaksızın ve omurga hasarı riski göze alınarak en hızlı şekilde güvenli bir alana tahliyesi hedeflenir. Acil taşımada sürükleme yöntemleri, araç içinden çıkarma (Rentek manevrası), sedye ile taşıma, battaniye ile taşıma ve kısa mesafede süratli taşıma teknikleri aktif olarak kullanılır. Sürükleme yöntemi, özellikle dar, basık, geçişi zor alanlarda veya çok kilolu hastaların taşınmasında ilk yardımcının kendini de koruyarak uygulayabileceği en etkili yöntemdir. Bu yöntem ayak bileklerinden tutarak, koltuk altından tutarak, battaniye yardımıyla veya boyna asarak sürükleme şeklinde dört farklı biçimde gerçekleştirilebilir. Araç içindeki yaralıyı çıkarma durumunda ise omurilik yaralanması riskini minimuma indiren 'Rentek Manevrası' uygulanır. Bu manevrada, hastanın ayaklarının pedallara sıkışmadığından emin olunduktan sonra baş-boyun-gövde ekseni korunarak araçtan dışarı çekilir. Sedye ile taşımada ise Kaşık Tekniği, Köprü Tekniği, Karşılıklı Durarak Kaldırma ve Kütük Yuvarlama gibi profesyonel yöntemler kullanılır. Kaşık tekniği yaralıya tek taraftan ulaşılabildiğinde üç kişiyle uygulanırken; köprü tekniği yaralıya iki taraftan ulaşılabildiğinde dört kişiyle uygulanır. Omurilik yaralanması şüphesinde ise karşılıklı durarak kaldırma tekniği tercih edilir. Dar tünellerden, kanallardan veya yüksekten halatla tahliyelerde ise hastayı tamamen sabitleyen özel 'Neil-Robertson Sedyesi' kullanılır.