Türk halılarında baykuş ve karakarga kötü şansı simgelerken; kumru, güvercin ve bülbül iyi şans, mutluluk ve sevgiyi temsil eder. Kuş motifleri aynı zamanda Anadolu'da kurulmuş imparatorlukların gücünü, ilahi mesajcıları ve uzun bir yaşamı simgeler.
Bektaşi kültüründe inşa edilen çamaşırhanelerin 12 köşeli yapılması, On İki İmam'ı sembolize eder. Aynı şekilde boyna asılan teslim taşı ve kapılara asılan boynuzlar veya nazarlıklar, o evin Bektaşi evi olduğunu gösteren toplumsal kimlik sembolleridir.
Uygur sanatçı Abdurrahim Heyit, müzik yoluyla toplumunun ıstıraplarını, özlemlerini, beklentilerini ve kimliğini yansıtan, müziğin toplumsal ve siyasal kimlik oluşturma işlevine somut bir örnektir.
Rusya'nın uzun süren esareti ve asimilasyon politikalarına rağmen Kırgız halkına unutturulamayan Manas Destanı, günümüzde Kırgız kimliğinin, geleneğinin ve kültürünün yeniden keşfedilmesinde ve inşa edilmesinde en önemli rolü oynamaktadır.
Türkiye'de cumhuriyetin ilanından sonra yeni ulus kimliğini pekiştirmek, toplumsal heyecanı ortak bir paydada birleştirmek amacıyla pek çok marş oluşturulmuştur. Onuncu Yıl Marşı, müziğin devlet eliyle kimlik inşasında kullanılmasına somut bir örnektir.
Nasrettin Hoca öykülerinin neredeyse aynı yöntem ve kurguyla Hindistan, Güneybatı Asya, Güney ve Batı Avrupa, ABD ve Batı Afrika'da görülmesi, kültürler arası etkileşimin ve masalların evrensel yayılım gücünün en somut kanıtlarından biridir.
Türk resim sanatının çizgi, renk ve minyatür desenlerinin Uygur Türklerinden başlayarak Abbasiler devrine, oradan Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine kesintisiz bir gelişim çizgisiyle aktarılması, görsel sanatların tarihsel sürekliliğini gösterir.
Atatürk'ün 'Bir millet sanattan ve sanatçıdan yoksunsa tam bir hayata malik olamaz. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir' sözü, sanatın bir toplumun varlığı ve sürekliliği için hayati bir temel olduğunu vurgular.
Modern çağda sanat eserlerinin mekanik çoğaltım teknikleriyle kopyalanıp ucuzlatılması, her sınıftan insanın bunlara ulaşmasını sağlarken, sanat eserinin 'biriciklik' ve 'eşsizlik' niteliğini kaybetmesine ve sanatın sınırlarının belirsizleşmesine yol açmıştır.