Toplumsal EşitsizlikBireylerin veya grupların toplum içindeki kıt kaynaklara, fırsatlara, imkanlara ve ödüllere eşit olmayan şekilde erişmesi durumudur. Örneğin, toplumda bazı kesimlerin en nitelikli eğitim ve sağlık hizmetlerine rahatça ulaşırken, geniş halk kitlelerinin temel haklardan dahi mahrum kalması bu duruma örnek oluşturur.
Toplumsal TabakalaşmaToplumdaki bireylerin ve grupların ekonomik gelir, güç, statü ve refah gibi ölçütlere göre dikey katmanlara veya tabakalara ayrışması durumudur. Nesilden nesile yeniden üretilen bu yapı, toplum içindeki kalıcı eşitsizliklerin iskeletini oluşturur.
Sosyal EşitsizlikFarklı sosyal gruplar veya topluluklar için fırsatların, ödüllerin ve hakların eşit olmaması halidir. Cinsiyet, soy, ırk ve etnik köken gibi doğuştan ya da sosyal olarak yüklenen kimlikler üzerinden yaşanan ayrımcılıklar bu kapsamda değerlendirilir.
Ekonomik EşitsizlikGelir, servet, meslek, yatırım ve sahip olunan maddi varlıklar üzerinden bireyler veya gruplar arasında ortaya çıkan dengesizlik durumudur. Örneğin, aynı işi yapan kişilere eşit ücret verilmemesi veya gelir dağılımındaki uçurumlar ekonomik eşitsizliğin somut göstergesidir.
Kast SistemiBireylerin doğuştan gelen ve ömür boyu değiştiremedikleri katı bir sınıfsal konuma sahip oldukları, kapalı toplumsal yapı türüdür. Bu sistemde tabakalar arası geçiş kesinlikle yasaktır ve toplumsal eşitsizlikler bu yapıyla meşrulaştırılır.
BurjuvaziKarl Marx'ın sınıf teorisinde, fabrikalar, toprak ve makineler gibi üretim araçlarına sahip olan ve yönetici konumda bulunan egemen sınıftır. Bu sınıf, proletaryanın emeği üzerinde söz sahibi olarak ekonomik eşitsizliğin belirleyicisi olur.
ProletaryaKarl Marx'ın teorisinde, üretim araçlarına sahip olmayan ve geçinebilmek için yalnızca emek gücünü satmak zorunda kalan işçi sınıfıdır. Üretimi gerçekleştirmelerine rağmen üretim araçlarını kontrol edemedikleri için dezavantajlı konumdadırlar.
PrestijMax Weber'in tabakalaşma anlayışında, bir bireye veya gruba toplumun gösterdiği saygı ve değer derecesidir. Ekonomik sermayeden bağımsız olarak öğretmenler, şairler veya din adamları gibi meslek gruplarının toplumda yüksek prestije sahip olması mümkündür.
GüçBireylerin veya grupların, başkalarının muhalefetine rağmen kendi istedikleri amaçlara ulaşabilme ve kendi iradelerini kabul ettirebilme yeteneğidir. Weber'e göre güç, sadece ekonomik servetten değil, farklı toplumsal dinamiklerden de beslenebilen bir statü kaynağıdır.
Ekonomik SermayePierre Bourdieu'nün sosyolojik kuramında, para, mülk ve maddi birikim gibi iktisadi olarak doğrudan bir karşılığı olan sermaye türüdür. Bireylerin toplumsal konumlarını belirlemede en verimli ve temel sermaye biçimi olarak kabul edilir.
Kültürsel SermayeBourdieu'ye göre bireylerin sahip oldukları eğitim, diplomalar, akademik unvanlar, sanatsal zevkler ve kültürel birikimler yoluyla elde ettikleri statüdür. Kültürel sermaye, toplumsal yeniden üretimin kökenini oluşturur ve bireylere saygınlık kazandırır.
Sosyal SermayeBireylerin sahip oldukları tanıdık, akrabalık, arkadaşlık bağları ve üyesi oldukları dernek veya gruplar gibi sosyal ilişkiler ağından elde ettikleri güç ve etki potansiyelidir. Güçlü bir çevre, bireyin yaptırım gücünü artırarak avantaj sağlar.