Kâr elde etmek amacıyla mal veya hizmet üreten ve sunan kuruluştur. Örneğin, bir unlu mamuller işletmesi ekmek üreterek toplumsal bir ihtiyacı karşılar.
Üretim sürecinde üstlenilen riskin karşılığı olan ödüldür. Toplam gelir ile toplam gider arasındaki farktır.
Bir ülkede bireylerin sahip oldukları gelirle mal ve hizmetlerden yararlanabilme düzeyidir. Kişi başına tüketim ve gerçek gelir gibi göstergelerle ölçülür.
Fayda ve değer yaratmak amacıyla mal ve hizmetlerin meydana getirilmesidir. Örneğin, toprağın işlenerek tarım ürününe dönüştürülmesi bir üretimdir.
Doğal kaynak, emek ve sermayeyi kâr amacıyla bir araya getiren, sürecin riskini üstlenen kişidir.
Üretim ve dağıtım sürecinde kullanılan makine, teçhizat ve araç-gereç gibi parasal değeri olan donanımlardır.
Örgütün araştırma ve deneyimle elde ettiği, süreçleri optimize eden yapılandırılmış verilerdir. Yapay zeka destekli üretim optimizasyonu buna örnektir.
Organizmanın yaşamını sürdürmesi için gerekli olan eksiklik hissidir. Maslow'a göre fizyolojik ihtiyaçlar en temel düzeydedir.
Özel mülkiyetin ve piyasa ekonomisinin esas olduğu, fiyatların arz-talep ile belirlendiği ekonomik sistemdir.
Ekonomik kararların ve kaynak dağıtımının merkezi hükümet tarafından planlandığı sistemdir. Kuzey Kore günümüzdeki bir örneğidir.
Sahiplik ve yöneticiliğin ayrılması sonucu ortaya çıkan, başkasına ait kaynakları ücret karşılığında yöneten kişidir.
Üretim miktarı artsa da azalmasa da değişmeyen, bina vergisi veya kira gibi temel giderlerdir.
Üretim miktarına bağlı olarak değişen, hammadde ve işçilik gibi maliyetlerdir.
Belirli bir çıktının, onu üretmek için kullanılan girdilere oranıdır. Aynı kaynakla daha çok üretmek verimliliktir.
Bir faaliyetin hedeflenen sonuca ulaşma derecesidir. Örneğin, müşteri şikayetlerini %30 azaltma hedefinin tutturulmasıdır.
15. yüzyıldan itibaren ticaret yollarının ve kaynakların kontrolüne dayalı, ticaret odaklı ilk ekonomik dönemdir.
1750 sonrası buharlı makineler ve fabrika sistemi ile kitlesel üretimin başladığı dönemdir.
Tüketici ihtiyaçlarının analiz edildiği ve müşteri yönelimli stratejilerin geliştirildiği dönemdir.
Müşterilerle uzun vadeli bağlar kurmaya ve sadakat oluşturmaya odaklanan çağdaş işletmecilik dönemidir.
İşletmenin gelecekteki durumunu sözcüklerle yansıtan uzun vadeli bir resimdir. Örneğin, bir teknoloji firmasının 'dünyanın en yenilikçi yazılım şirketi olma' arzusu onun vizyonudur.
İşletmenin yaptığı işi, benimsediği değerleri ve rakiplerinden farkını ortaya koyan felsefesidir. Bir gıda işletmesinin 'doğal ve sağlıklı beslenme ilkeleriyle üretim yapma' misyonu buna örnektir.
Amaçların daha kesin, ölçülebilir ve eyleme yönelik nicel ifadeleridir. 'Yıl sonuna kadar pazar payını %10 artırmak' bir hedeftir.
İşletmenin koyduğu sermayeye karşılık pay sahiplerinin elde etmek istediği getiridir. Yüksek kârlılık, işletmenin başarısının ve verimliliğinin temel bir göstergesidir.
İşletmenin uzun dönemde varlığını devam ettirme amacıdır. Kriz dönemlerinde finansal rezerv oluşturmak, sürekliliği sağlamaya yönelik bir stratejidir.
Karar vericilerin tüm bilgilere ulaşamaması nedeniyle tam optimum değil, yeterli tatmini sağlayan çözümleri kabul etmesidir. Bir ürün geliştirme grubunun sadece rakiplerin fiyat verilerine bakarak karar vermesi buna örnektir.
İşletme içinde amaçların gerçekleştirilmesini sağlayan ve kararları yönlendiren en güçlü gruptur. Genellikle üst yönetim, baskın koalisyonu oluşturur.
Birey veya grupların, çıkarlarını korumak için ödülleri sağlayan kişilere yönelik sergilediği sosyal etki çabalarıdır. Terfi almak için üst yönetime yakın durmaya çalışmak buna bir örnektir.
İşletme ile doğrudan ilişki içinde olan unsurlardır. Müşteriler, tedarikçiler ve rakipler işletmenin yakın çevresini oluşturur.
İşletmeyi dolaylı olarak etkileyen genel çevresel faktörlerdir. Politik, yasal ve teknolojik çevre bu kapsamdadır.
Nüfusun yapısı, yaş grupları, gelir dağılımı gibi unsurları kapsar. Bir bebek maması üreticisinin nüfus artış hızını takip etmesi demografik çevre analizidir.
Yeni bilgilerin ürün ve süreçlere uygulanmasıdır. Bir fabrikanın üretim hattını otomasyona geçirmesi teknolojik çevreye uyumdur.
Ülkeler arasındaki ekonomik ve kültürel sınırların kalkarak işletmelerin faaliyetlerini dünya çapında koordine etmesidir. Bir yerel markanın yurt dışına şube açması küreselleşmenin bir sonucudur.
İşletme faaliyetlerinden etkilenen ve işletmeyi etkileyen tüm kesimlerdir. Çalışanlar, müşteriler ve yerel halk işletmenin paydaşlarıdır.
Aynı ihtiyacı karşılayan farklı ürünlerdir. Örneğin, çay ile kahvenin birbirine ikame olması gibi, rakiplerin benzer ürünleri de bu kapsamdadır.
Ham maddeyi fiziksel veya kimyasal süreçlerden geçirerek yeni bir ürün ortaya çıkaran işletmedir. Örnek: Otomobil montaj fabrikaları.
Üretilmiş malların toptan veya perakende satışını yaparak üretici ile tüketici arasında aracılık eden işletmedir. Örnek: Süpermarketler.
Somut olmayan, dokunulamayan ve biriktirilemeyen faydalar üreten işletmedir. Örnek: Bankalar ve hastaneler.
Sermayesinin tamamı veya büyük bölümü özel kişilere ait olan, kâr amacı güden işletmedir.
Sermayesinin büyük çoğunluğu devlete ait olan ve toplumsal faydayı gözeten işletmedir. Örnek: Posta işletmeciliği.
Kamu ve özel sektörün ortak sermaye ile kurduğu ve yönetimi paylaştığı işletmedir.
Sahipliğin ve yönetimin tek bir kişide toplandığı, en basit ve eski işletme türüdür.
Ortakların sorumluluğunun sınırsız olduğu, birbirini tanıyan kişilerce kurulan şahıs şirketidir.
Sermayesi paylara bölünmüş, ortakların sorumluluğunun koydukları sermaye ile sınırlı olduğu sermaye şirketidir.
Ortakların ekonomik çıkarlarını korumak için karşılıklı yardım ve dayanışma amacıyla kurulan kuruluştur.
Tek bir çalışanı dahi tam gün çalıştıramayacak kadar dar iş hacmine sahip işletmedir.
KOSGEB kriterlerine göre çalışan sayısı 50'den az olan, esnek karar alma yeteneğine sahip işletmedir.
Çalışan sayısı 2000'den fazla olan, büyük çaplı yatırım gerektiren işleri yapan işletmedir.
Üretim maliyetlerinde işçilik giderlerinin ve insan gücünün baskın olduğu işletmedir. Örnek: Tekstil atölyeleri.
Tesis, donanım ve otomasyonun üretimde baskın olduğu işletmedir. Örnek: Petrol rafinerileri.
Parasal sermayenin makine, donanım ve ulaştırma araçları gibi fiziksel varlıklara dönüştürülmesidir. Örneğin, bir girişimcinin elindeki nakit ile fabrika binası ve üretim hattı satın alması bir yatırımdır.
Bir yatırımın teknik, ekonomik, mali ve hukuki açılardan uygulanabilir olup olmadığının incelenmesi sürecidir. İşletme kurmadan önce hazırlanan fizibilite raporu, yatırımın kârlı olup olmayacağını ortaya koyar.
Üretim sürecinde nihai ürünü oluşturmak için kullanılan işlenmemiş veya yarı işlenmiş girdilerdir. Örneğin, bir un fabrikası için buğday, temel bir hammaddedir.
Satın alma gücü olan ve belirli bir mal veya hizmeti talep eden tüketicilerin oluşturduğu alandır. İşletmeler, lojistik maliyetlerini düşürmek için genellikle bu alana yakın konumlanmayı tercih ederler.
Üretim sürecine katılan insanların kas ve beyin gücüdür. İşletmeler, nitelikli iş gücüne erişim sağlamak veya iş gücü maliyetlerini düşürmek amacıyla emek faktörünü kuruluş yeri seçiminde dikkate alır.
Aynı miktar kaynakla daha çok ürün üretmek veya aynı çıktıyı daha az girdiyle elde etmektir. Örneğin, daha az enerji harcayarak aynı miktarda meyve suyu üreten bir tesis verimlidir.
Üretimden elde edilen gelir ile üretim maliyetleri arasındaki orandır. İşletmeler, maliyetleri minimize edip geliri maksimize ederek ekonomiklik ilkesini hayata geçirmeye çalışırlar.
Elde edilen kazancın, bu kazancı sağlamak için kullanılan sermayeye oranıdır. Yüksek kârlılık, işletmenin başarılı bir yatırım yaptığının en önemli göstergelerinden biridir.
İşletmenin kuruluş yeri seçiminde yol gösteren verimlilik, ekonomiklik ve kârlılık prensipleridir. Bu ilkeler, işletmenin en uygun yerde kurulmasını sağlayarak rekabet avantajı yaratır.
Yatırım düşüncesinin ön araştırmalarla desteklenerek somut bir rapora dönüştürülmüş halidir. Yatırım kararının verilip verilmeyeceği bu proje temel alınarak belirlenir.
Yatırım kararı olumlu sonuçlandığında hazırlanan, teknik hesaplamaların ve finansal planların en ince ayrıntısına kadar yer aldığı nihai belgedir. Uygulama aşamasında bu proje rehber olarak kullanılır.
Bireylerin motivasyon kaynaklarını açıklayan ve saygı görme, kendini gerçekleştirme gibi basamakları içeren teoridir. Girişimcilerin işletme kurma nedenleri arasında bu hiyerarşideki üst basamaklar önemli bir yer tutar.
Devletin az gelişmiş bölgelerin kalkınmasını sağlamak amacıyla başlattığı teşvik programıdır. Van, Erzurum ve Şanlıurfa gibi illerde yatırımcılara bedelsiz arsa ve vergi desteği sunulmasını içerir.
İşletmenin tam kapasiteyle faaliyete başlamadan önce üretim süreçlerini test ettiği süredir. Bu dönemde hatalar tespit edilerek gerekli tedbirler alınır.
İşletmenin dış kaynaklara başvurmadan, kendi kârını veya iç kaynaklarını kullanarak sermaye yaratmasıdır. Örneğin, bir fabrikanın yıllık kârıyla yeni bir üretim hattı kurması iç büyüme için oto finansmandır.
İşletmenin aynı üretim alanında kapasitesini artırması veya yeni şubeler açmasıdır. Bir bankanın farklı şehirlerde yeni şubeler açarak pazar payını artırması yatay büyümeye örnektir.
Tedarik zincirindeki bir önceki veya bir sonraki aşamanın kontrol altına alınmasıdır. Bir yayın evinin kendi kağıt fabrikasını kurması geriye doğru dikey büyümeye örnektir.
İşletmelerin karşılıklı söz vererek menfaatlerini korumak için yaptıkları, hukuki yaptırımı olmayan anlaşmalardır. İki rakip firmanın fiyat kırmamak için sözlü olarak anlaşması buna örnektir.
Büyük sermaye ve teknik uzmanlık gerektiren projeleri gerçekleştirmek için kurulan geçici birlikteliktir. Keban Barajı'nın inşasında farklı ülkelerin şirketlerinin bir araya gelmesi bir konsorsiyumdur.
Aynı sektördeki firmaların rekabeti azaltmak için fiyat veya miktar konusunda anlaştıkları birlikteliktir. OPEC'in petrol üretim kotalarını belirlemesi bir miktar karteli örneğidir.
Bir ana şirketin diğer şirketlerin hisselerini alarak onların yönetimini denetlediği yapıdır. Koç Holding'in bünyesindeki farklı sektörlerdeki şirketleri yönetmesi buna örnektir.
İşletmelerin ekonomik ve hukuki bağımsızlıklarını tamamen yitirerek tek bir yönetim altında birleşmesidir. İşletmelerin birleşerek yeni bir tüzel kişilik oluşturması tröstleşmedir.
İşletmelerin hukuki bağımsızlıklarını koruyup ekonomik bağımsızlıklarını kaybettikleri birleşme türüdür. Maliyeti düşürmek için üretim ve pazarlamayı ortak yürüten şirketler konsern oluşturur.
Borsada hisse senedi gibi menkul kıymetlerden spekülatif kazanç sağlamak amacıyla kurulan gizli birlikteliklerdir. Borsadaki büyük oyuncuların hisse fiyatını manipüle etmek için birleşmesi bir kornerdir.
İki veya daha fazla işletmenin birleşerek tek bir şirket haline gelmesi veya birinin diğerini satın almasıdır. İki büyük otomobil üreticisinin birleşerek tek bir marka altında devam etmesi füzyondur.
İşletmenin kendi iç kaynakları ve dinamikleriyle büyümesidir. Bir perakende zincirinin her yıl kendi sermayesiyle yeni mağazalar açması organik büyümedir.
Satın alma veya birleşme gibi dış yollarla hızlı büyümedir. Facebook'un Instagram'ı satın alması inorganik büyüme stratejisidir.
İşletme büyüklüğünü belirleyen sayısal verilerdir. Çalışan sayısı, üretim miktarı veya toplam yatırım tutarı niceliksel ölçütlere örnektir.
İşletmenin örgütsel kapasitesini ve yönetim yapısını belirleyen ölçütlerdir. Profesyonel yönetim tarzı veya pazar yapısındaki konum niteliksel bir ölçüttür.
Bir platformun kullanıcı sayısı arttıkça değerinin artmasıdır. Trendyol gibi platformların tedarikçi ve müşteri sayısının artmasıyla büyümesi ağ etkisine dayanır.
İşletmelerin deneyim eksikliği nedeniyle önce fiziksel ve kültürel olarak yakın pazarlara, zamanla uzak pazarlara açılmasını öngören aşamalı modeldir. Örneğin; bir Türk firmasının önce komşu ülkelerde faaliyet gösterip, deneyim kazandıktan sonra Avrupa'ya açılmasıdır.
İki veya daha fazla işletmenin, belirli bir projeyi veya pazarı hedefleyerek mülkiyeti ve riski paylaştıkları uzun dönemli iş birliğidir. Örnek olarak Kordsa'nın Mısır'da Nil firmasıyla ortak tesis kurması verilebilir.
Bir markanın kullanım haklarının, belirli bir ücret ve sözleşme karşılığında başka bir işletmeye devredildiği dağıtım sistemidir. McDonald’s gibi firmaların dünya genelinde aynı standartla hizmet vermesi bu modele en iyi örnektir.
Bir işletmenin, yerel bir ortak olmaksızın veya büyük pay sahibi olarak yabancı bir ülkede üretim tesisi kurmasıdır. Dünya sabit sermaye yatırımlarının %80'ini oluşturur.
İç pazarın doygunluğa ulaşması sonucu, işletmenin yeni pazarlar aramak amacıyla dış ülkelere yönelmesidir. İşletme, büyüme ve kârlılık hedefini dış pazarlarda arar.
Mevcut pazar payını korumak ve rakiplerin tehditlerine karşı varlığını sürdürmek için yapılan yatırımlardır. İşletme, pazarını kaybetmemek için uluslararasılaşır.
Patent, marka veya teknik bilginin (know-how) başka bir ülkede faaliyet gösteren işletmeye belirli bir ücretle kullandırılmasıdır. Örneğin, bir teknoloji firmasının üretim hakkını yerel bir firmaya devretmesi.
İşletmenin uluslararasılaşmasını, içinde bulunduğu sosyal ve iş ilişkileri şebekesinin (network) gücüne bağlayan yaklaşımdır. İşletme, ağdaki diğer aktörlerin kaynaklarını kullanarak dışa açılır.
Uluslararasılaşmanın her aşamasını işletme için bir yenilik olarak gören ve bu süreçteki öğrenme eğrisini temel alan modeldir. Her adımda karşılaşılan yeni durumlar, işletmenin yönetim becerisini geliştirir.
Toplam satışlarının %10'undan azını ihracattan elde eden, uluslararasılaşma sürecinin henüz başında olan firmalardır. Genellikle ihracat faaliyetleri düzensizdir.
Toplam satışlarının %40'ından fazlasını ihracattan elde eden, uluslararası pazarlarda yerleşik bir düzen kurmuş işletmelerdir.
İşletmelerin birleşme veya satın alma yapmadan, kaynaklarını ve yeteneklerini ortak projeler için birleştirmesidir. Otomobil sektöründeki Ford ve Mazda iş birliği buna örnektir.
İşletmenin rekabet üstünlüğü sağlamasına doğrudan katkısı olmayan faaliyetleri dışarıdan uzman firmalara yaptırmasıdır. Bu, küresel işletmelerin maliyet düşürme stratejisidir.
İşletmelerin fiziksel varlık kurmadan, sadece marka ismini ve imajını kullanarak küresel pazarlarda büyümesidir. Franchising bu ekonominin bir sonucudur.
Bir işletmenin sahip olduğu teknik bilgi, üretim yöntemi veya pazarlama sırlarıdır. Lisans anlaşmalarının temel konusunu oluşturur.
Faaliyetlerini sadece tek bir ülkeye değil, dünya genelindeki farklı pazarlara yaymış, stratejilerini küresel ölçekte belirleyen devasa ekonomik yapılardır.
Bir işletmenin belirli bir dönemde mevcut kaynaklarını kullanarak üretebileceği maksimum mal veya hizmet miktarıdır. Örneğin, bir fabrikanın yıllık 100.000 adet ürün üretme potansiyeli o fabrikanın kapasitesidir.
Makinelerin ve insan kaynağının hiçbir kesinti, arıza veya bakım ihtiyacı olmadan, ideal koşullarda çalışmasıyla ulaşılabilecek maksimum üretim miktarıdır. Kâğıt üzerindeki en yüksek üretim potansiyelidir.
Bakım, onarım, personel izinleri ve olası aksamaların hesaba katıldığı, işletmenin olağan koşullarda ulaşmayı hedeflediği gerçekçi kapasite düzeyidir.
Normal kapasite ile gerçek üretim miktarı arasındaki farktır. Kaynakların verimsiz kullanıldığını gösterir; örneğin, 100 birim kapasiteli bir tesisin 70 birim üretmesi 30 birim atıl kapasite demektir.
İşletmenin tam kapasite düzeyinin üzerine çıkarak üretim yapmasıdır. Genellikle ani talep artışlarında başvurulur ancak uzun vadede makine ömrünü kısaltır ve maliyetleri artırır.
Ortalama birim maliyetin en düşük, kârlılığın ise en yüksek olduğu üretim düzeyidir. İşletmenin en verimli çalıştığı noktayı ifade eder.
Üretim ölçeği arttıkça birim maliyetlerin azalması durumudur. Büyük miktarda alım yapmanın sağladığı fiyat avantajı buna bir örnektir.
İşletmenin kapasite kullanım oranını gösteren bir ölçüttür. Gerçek kapasitenin normal kapasiteye oranlanmasıyla bulunur; 1'e eşit olması tam kapasiteyi temsil eder.
Üretim faktörlerinin rasyonel kullanımı sonucu elde edilen çıktı ile kullanılan girdi arasındaki orandır. En az kaynakla en çok çıktıyı elde etmeyi hedefler.
Üretimden elde edilen gelir ile üretim sırasında yapılan giderler arasındaki orandır. İşletmenin kârlılık ve rasyonellik durumunu gösterir.
İşletmenin belirli bir zaman diliminde kullanacağı kapasite miktarının, talep ve kaynaklar doğrultusunda önceden belirlenmesi sürecidir.
Maliyet ve pazar koşulları göz ardı edilerek, sadece makine ve teçhizatın teknik olarak üretebileceği maksimum ürün miktarıdır.
Üretim miktarı arttıkça, sabit maliyetlerin daha fazla ürüne dağılması sonucu birim maliyetlerin düşmesi prensibidir.
İşletme ölçeği aşırı büyüdüğünde ortaya çıkan hantallaşma, yönetim zafiyeti ve iletişim sorunları nedeniyle birim maliyetlerin tekrar artmaya başlamasıdır.
İşletmenin belirli bir dönem sonunda ulaştığı gerçekleşen üretim miktarıdır. Satış hacmi ile doğrudan ilişkilidir.
İşletmenin amaçlarına, teknolojisine ve pazar koşullarına en uygun olan, birim maliyetleri minimize eden ideal işletme ölçeğidir.
İnsanlar ve diğer kaynaklar aracılığıyla örgütsel amaçlara etkinlik ve verimlilik ilkeleri çerçevesinde ulaşma sürecidir. Örneğin, bir otel müdürünün temizlik personelini koordine etmesi yönetimdir.
İşletmenin gelecekte nerede olmak istediğini belirleme ve oraya ulaşmak için izlenecek yolu saptama sürecidir. Örneğin, bir otomotiv fabrikasının gelecek yıl üreteceği araç sayısını belirlemesi planlamadır.
Belirlenen amaçlara ulaşmak için işlerin, görevlerin ve sorumlulukların kimler tarafından nasıl yapılacağının yapısal olarak düzenlenmesidir. Örneğin, bir tekstil firmasında tasarım ekibinin kurulması örgütlemedir.
Çalışanların örgütsel amaçlar doğrultusunda motive edilmesi, yönlendirilmesi ve harekete geçirilmesidir. Örneğin, bir çağrı merkezi liderinin çalışanlarına moral vererek hedefleri hatırlatması yöneltmedir.
Planlanan hedefler ile gerçekleşen sonuçlar arasındaki sapmaların izlenmesi ve düzeltici önlemlerin alınmasıdır. Örneğin, hedeflenen satış rakamına ulaşılamadığında pazarlama stratejisinin değiştirilmesi kontroldür.
İşletme yönetiminde sahiplik ve karar organlarında ailenin mensubu olmanın belirleyici olduğu yönetim türüdür. Örneğin, bir fırın işletmesinin babadan oğula devredilmesi bu türdür.
Bireylerin siyasal düşünce ve ilişkilerinin işletmede söz sahibi olmada belirleyici olduğu yönetim türüdür. Örneğin, kamu şirketlerinde liyakat yerine siyasi yakınlığın esas alınmasıdır.
Yönetimde uzmanlık, bilgi ve becerinin esas alındığı, yönetimin bir meslek olarak görüldüğü yönetim türüdür. Örneğin, çok uluslu şirketlerde CEO'ların deneyimlerine göre seçilmesi.
Uzmanlaşılmış bir alanda bilgi, yetenek ve deneyimi uygulamaya yansıtma yeteneğidir. Örneğin, bir cerrahın ameliyat yapması teknik beceridir.
Diğer çalışanlarla birlikte çalışabilme, onları dinleme ve çatışmaları çözebilme yeteneğidir. Örneğin, bir yöneticinin çalışanların görüşlerine saygı duyması beşeri beceridir.
İşletmeyi bir bütün olarak görebilme ve sistemin parçaları arasındaki karmaşık ilişkileri anlayabilme yeteneğidir. Örneğin, bir CEO'nun küresel piyasa değişimlerini analiz etmesi.
Yöneticinin unvanından kaynaklanan törensel ve sembolik faaliyetleri yerine getirmesidir. Örneğin, bir müdürün başarılı çalışana plaket vermesi.
Çalışanları motive etme, yönlendirme ve etkileme yoluyla hedefe ulaşma sorumluluğudur. Örneğin, bir takım liderinin ekibini zorlu bir projeye hazırlaması.
İşletme içinde ve dışında kurumsal amaçları kolaylaştıracak şebekeler oluşturma rolüdür. Örneğin, bir yöneticinin fuarlarda yeni iş ortakları bulması.
Yöneticinin fırsat ve tehditleri belirlemek için iç ve dış çevreyi sürekli taramasıdır. Örneğin, bir mağaza müdürünün rakiplerin fiyatlarını takip etmesi.
Elde edilen bilginin ilgili kişilerle paylaşılması veya filtrelenerek aktarılmasıdır. Örneğin, fabrika müdürünün iş güvenliği kurallarını işçilere iletmesi.
İşletmeyi dış çevreye karşı temsil ederek bilgi aktarma rolüdür. Örneğin, genel müdürün basın toplantısında şirketin sosyal sorumluluk projelerini anlatması.
Fırsatlardan yararlanmak için yenilikçi projeler veya süreçler başlatma rolüdür. Örneğin, bir restoran yöneticisinin vegan menü talebi üzerine yeni bir mutfak süreci başlatması.
İşletme içindeki çatışmaları, sorunları ve krizleri yönetme ve çözme rolüdür. Örneğin, iki çalışan arasındaki tartışmaya yöneticinin müdahale etmesi.
Zaman, para ve insan gücü gibi kaynakların hangi projelere tahsis edileceğine karar verme rolüdür. Örneğin, bütçenin departmanlar arasında paylaştırılması.
İşletme çıkarlarını korumak için paydaşlarla anlaşmalar yapma ve çözüm bulma rolüdür. Örneğin, bir yöneticinin tedarikçiyle fiyat indirimi için masaya oturması.
İşletmenin üretim faaliyetleri için gerekli olan ham madde, malzeme ve mamullerin uygun koşullarda temin edilmesidir. Örneğin, bir mobilya fabrikasının kereste ve kumaş ihtiyaçlarını zamanında sağlaması bu fonksiyonun kapsamındadır.
Üretim faktörlerinin kullanılarak mal veya hizmetlerin meydana getirilmesi sürecidir. Bir otomobil fabrikasında metal ve elektronik parçaların birleştirilerek nihai ürüne dönüştürülmesi buna örnektir.
Üretim sürecinin ekonomik yönünü ifade eden, mal veya hizmetin insan ihtiyaçlarını karşılama niteliğidir. Şekil, yer, zaman ve mülkiyet faydası gibi türleri vardır.
Piyasa için üretim yapan, gelişmiş makine ve donanımların kullanıldığı kütlesel üretim sistemidir. El işçiliğinden ziyade otomasyon ve yığın üretim ön plandadır.
Üretim sürecinde gereksiz hiçbir unsuru barındırmayan, israfı önlemeye odaklı bir sistemdir. Tam zamanında üretim sistemini de kapsayan daha geniş bir yaklaşımdır.
Ölçü, kalite ve model gibi konularda bir örneklik sağlanmasıdır. Örneğin, bir vidanın her zaman aynı standart ölçülerde üretilmesi, montaj sürecini kolaylaştırır.
Ham maddelerin ayırıcı işlemlerle (damıtma, ısıtma vb.) farklı ürünlere dönüştürülmesidir. Ham petrolün işlenerek benzin, gaz yağı ve asfalt elde edilmesi tipik bir örnektir.
Temel ham maddelerin birleştirici işlemlerle yeni mamullere dönüştürülmesidir. Plastik veya cam üretimi bu yönteme dayanır.
Stoklama ve sipariş maliyetlerini minimize eden en uygun sipariş miktarıdır. Matematiksel formüllerle hesaplanarak stoksuz kalma riski ile stok tutma maliyeti arasında denge kurulur.
Stok kalemlerinin toplam değer içindeki paylarına göre sınıflandırılmasıdır. A grubu en değerli/kritik, C grubu ise en az değerli stokları temsil eder.
Ürünlerin önceden belirlenmiş standartlara uygunluğunun test edilmesidir. Örneğin, bir beyaz eşya üreticisinin her ürünü tek tek test etmesi yüzde yüz muayene yöntemidir.
Makine veya donanımda beklenmedik bir arıza meydana geldikten sonra yapılan onarım faaliyetidir. Üretim akışını yeniden sağlamak için zorunludur.
Arıza oluşmadan önce makine ve tesislerin belirli periyotlarla kontrol edilip bakımlarının yapılmasıdır. Üretim kesintilerini önlemek için proaktif bir yaklaşımdır.
Kişilerin ve örgütlerin amaçlarına uygun değişim sağlamak üzere malların, hizmetlerin ve düşüncelerin yaratılması, fiyatlandırılması, dağıtımı ve satış çabalarının planlanması sürecidir. Örneğin; bir firmanın tüketici beklentisini analiz edip ona uygun ürün geliştirmesi pazarlamadır.
Bir işletmenin kendi ürününe olan talebi etkilemek için bir araya getirdiği ürün, fiyat, dağıtım ve tutundurma değişkenlerinin bütünüdür. İşletmeler bu dört 'P'yi koordine ederek rekabet avantajı sağlar.
Tüketicinin ürünü satın alırken aslında neyi aldığını, yani ürünün sağladığı temel faydayı ifade eder. Örneğin; bir otomobilin öz ürünü, tüketicinin bir noktadan diğerine ulaşma ihtiyacını gidermesidir.
Tüketicinin çok az çaba harcayarak, fiyat ve kalite karşılaştırması yapmadan satın aldığı, birim fiyatı düşük ve sık tüketilen mallardır. Diş macunu, sabun ve kibrit bu gruba tipik örneklerdir.
Satın alınmadan önce nitelikleri ve fiyatları karşılaştırılan, tüketicinin hakkında detaylı bilgiye sahip olmadığı mallardır. Mobilya ve modaya bağlı giyim ürünleri bu kategoridedir.
Tüketicinin bilmediği veya bilip de satın almayı düşünmediği ürünlerdir. Sigorta poliçesi, mezar yeri veya ansiklopedi gibi ürünler bu sınıfa girer.
Prestij fiyatlaması olarak da bilinir; ürünün yüksek kalite ve farklılık algısı yaratması için fiyatın yüksek tutulmasıdır. Lüks saatler veya özel tasarım kıyafetler bu yöntemi kullanır.
Satın aldığı malın mülkiyetini üzerine alan aracı kurumlardır. Toptancılar ve perakendeciler bu grubun en temel örnekleridir.
Malın mülkiyetini üzerine almadan, alım-satım sürecinde aracılık eden kurumlardır. Acenteler, komisyoncular ve tellallar bu gruptadır.
Bir ürün, hizmet veya fikrin, bedeli ödenerek kitle iletişim araçları ile kamuya tanıtılmasıdır. Bilgi verme, ikna etme ve hatırlatma işlevlerine sahiptir.
Satış yapmak amacıyla bir veya daha fazla satın alıcı ile sözlü sunum yapma ve etkileşim kurma sürecidir. İnsanları ikna etmeye ve karşılıklı ihtiyaçları gidermeye odaklanır.
Örgüt ile ilgili çevreler arasında karşılıklı iletişimi, anlamayı ve iş birliğini sürdürmeye yardımcı olan yönetim fonksiyonudur. Kurum imajını pekiştirmek için kullanılır.
Reklam ve kişisel satış dışında kalan, satışları kısa vadede artırmaya yönelik teşvik edici faaliyetlerdir. Kuponlar, yarışmalar ve örnek ürün dağıtımı buna örnektir.
Ölçülebilir bir tepki veya hareketi sağlamak için interaktif medya araçlarını kullanan pazarlama sistemidir. AVON'un katalog üzerinden satış yapması buna bir örnektir.
Bir ürünün pazara girişinden itibaren geçtiği giriş, gelişme, olgunluk, doyma ve gerileme aşamalarıdır. Her aşamada pazarlama stratejileri farklılık gösterir.
İşletmenin mali nitelikteki işlemlerinin toplanması, kaydedilmesi ve raporlanması sürecidir. Örneğin; bir işletmenin yaptığı tüm satışların faturalanarak defterlere işlenmesi muhasebenin temelidir.
İşletme sahipleri veya ortakları tarafından sağlanan, vade taşımayan sermayedir. Örneğin; ortakların şirkete koyduğu nakit sermaye öz kaynaktır.
Ortaklar dışındaki kişi ve kurumlardan sağlanan, belirli bir vade ve maliyeti olan borçlardır. Örneğin; bankadan çekilen 1 yıl vadeli kredi yabancı kaynaktır.
İşletmenin elde ettiği kârı ortaklara dağıtmayıp bünyesinde tutarak sermayeye eklemesidir. Örneğin; yıl sonu kârının bir kısmının yedek akçe olarak işletmede bırakılmasıdır.
İşletmenin belirli bir tarihteki varlıklarını ve bu varlıkların kaynaklarını gösteren tablodur. Örneğin; işletmenin kasasındaki nakit ile bankadaki borçlarının karşılaştırıldığı tablodur.
İşletmenin belirli bir dönemdeki kâr veya zararını gösteren tablodur. Örneğin; yıl içindeki satış gelirlerinden giderlerin düşülerek net kârın hesaplandığı tablodur.
Dönen varlıkların kısa vadeli borçlara oranıdır ve işletmenin kısa vadeli borç ödeme gücünü gösterir. Örneğin; 200.000 TL dönen varlığı olan bir işletmenin 100.000 TL kısa vadeli borcu varsa cari oran 2'dir.
Vadeli satışlardan doğan alacakların bir finansman kuruluşuna devredilerek nakde dönüştürülmesidir. Örneğin; bir firmanın müşterisinden olan alacağını factoring şirketine satarak hemen nakit almasıdır.
Bir varlığın mülkiyetini almadan kullanım hakkının kiralanmasıdır. Örneğin; bir işletmenin pahalı bir makineyi satın almak yerine finansal kiralama yoluyla kullanmasıdır.
Anonim şirketlerin borç bulmak amacıyla çıkardığı borçlanma senedidir. Örneğin; bir şirketin 2 yıl vadeli tahvil çıkararak yatırımcılardan borç almasıdır.
Genellikle ihracat işlemlerinde, vadeli alacakların rücu hakkı olmaksızın bir finans kuruluşuna satılmasıdır. Örneğin; yurt dışına yapılan satıştan doğan 2 yıl vadeli senedin nakde çevrilmesidir.
İşletmenin stoklarını ne kadar sürede sattığını gösteren orandır. Örneğin; satılan malın maliyetinin ortalama stoklara bölünmesiyle bulunur.
Toplam borçların toplam aktiflere oranıdır ve işletmenin varlıklarını ne kadar borçla finanse ettiğini gösterir. Örneğin; %60 kaldıraç oranı, varlıkların %60'ının borçla alındığını ifade eder.
Bir işin görevlerini, sorumluluklarını ve çalışma koşullarını detaylıca inceleyerek işin 'emarını çekme' sürecidir. Örnek: Bir yazılımcının günlük kod yazma süresi ve kullandığı teknik araçların belirlenmesi.
Gelecekte ihtiyaç duyulacak iş gücünün nitelik ve nicelik olarak belirlenmesi ve karşılanması sürecidir. Örnek: Bir fabrikanın 2 yıl sonraki üretim artışına göre kaç yeni mühendis alacağını hesaplaması.
İşlerin önem ve zorluk derecelerine göre birbirleriyle kıyaslanarak sıralanması sürecidir. Örnek: Bir şirketteki 'Genel Müdür' pozisyonunun 'Sekreter' pozisyonundan daha yüksek bir ücret skalasına yerleştirilmesi.
İşe yeni başlayan personelin kuruma, çalışma arkadaşlarına ve işin niteliğine uyum sağlaması için yapılan alıştırma sürecidir. Örnek: Yeni çalışana şirket vizyonunun ve izin prosedürlerinin anlatıldığı kitapçığın verilmesi.
İK uygulamalarının işletmenin uzun vadeli hedefleriyle doğrudan uyumlu olacak şekilde planlanmasıdır. Örnek: Google'ın Ar-Ge inovasyonunu desteklemek için yetenekli yazılımcıları çekmeye odaklı İK politikaları.
Çalışanın performansının sadece yöneticisi tarafından değil; astları, iş arkadaşları ve müşterileri tarafından da değerlendirilmesidir. Örnek: Bir yöneticinin performansının, ona rapor veren çalışanlar tarafından anonim anketlerle ölçülmesi.
Çalışanın farklı departmanlarda veya görevlerde çalıştırılarak deneyim kazanmasının sağlanmasıdır. Örnek: Bir banka memurunun gişe işlemlerinden sonra kredi departmanına geçici olarak atanması.
1912'de Frederick Taylor tarafından ortaya atılan, iş gücünden en verimli şekilde yararlanmayı hedefleyen bilimsel yönetim anlayışıdır. Örnek: Montaj hattındaki her hareketin saniye bazında ölçülerek verimliliğin maksimize edilmesi.
İşletmenin ihtiyaç duyduğu personelin iç veya dış kaynaklardan bulunması sürecidir. Örnek: Mevcut çalışanların terfi ettirilmesi veya internet üzerinden iş ilanı verilmesi.
Çalışanların kendilerinden beklenen hedefleri ne ölçüde gerçekleştirdiklerinin somut verilerle ölçülmesidir. Örnek: Bir satış temsilcisinin yıl sonundaki satış hedeflerine ulaşıp ulaşmadığının analizi.
Hatalı davranışı bir suç değil, çözülmesi gereken bir sorun olarak görüp çalışana rehberlik etmeyi amaçlayan disiplin yaklaşımıdır. Örnek: Sürekli geç kalan bir çalışana ceza vermek yerine, ulaşım sorununu çözmesi için esnek saat önerilmesi.
İşletmenin potansiyel adaylar için çekici bir yer olarak algılanmasını sağlayan imajdır. Örnek: Bir şirketin 'en iyi iş yeri' ödülleriyle yetenekli adayları kendisine çekmesi.
Çalışanın sadece iş sonuçlarına değil, sahip olduğu bilgi, beceri ve yeteneklere göre değerlendirilmesidir. Örnek: Bir liderin sadece satış rakamlarına değil, ekip yönetme becerisine göre puanlanması.
Çalışanların fiziksel ve ruhsal yönden tam bir iyilik halinde çalışmasını sağlayan önlemler bütünüdür. Örnek: Bir fabrikada iş kazalarını önlemek için baret ve koruyucu gözlük kullanımının zorunlu tutulması.
Çalışanın işe alımından ayrılışına kadar kurumla olan tüm etkileşimlerinin toplamıdır. Örnek: Şirket içi iletişim platformları üzerinden çalışanların duygu durumlarının düzenli ölçülmesi.
Çalışanın iş yüküne ilave görev ve sorumluluklar ekleyerek işi daha anlamlı hale getirme sürecidir. Örnek: Bir veri giriş görevlisine, girdiği verileri analiz etme yetkisinin de verilmesi.
Hata tekrarlandıkça verilen cezanın şiddetinin kademeli olarak artırılmasıdır. Örnek: İlk geç kalmada sözlü uyarı, ikinci kez geç kalmada yazılı uyarı verilmesi.
Bilgi birikimini artırmak ve yeni uygulamalar yaratmak için sistematik olarak yürütülen yaratıcı çalışmalardır. Örneğin; bir otomobil firmasının daha az yakıt tüketen motor geliştirmek için yaptığı laboratuvar çalışmaları.
Ticari amaç gütmeden, bilimsel sınırları genişletmek ve temel ilkeleri anlamak için yapılan çalışmalardır. Örneğin; evrenin yapısını anlamaya yönelik fizik deneyleri.
Temel araştırma sonuçlarını belirli ticari amaçlara veya ürünlere dönüştürmek için yapılan araştırmalardır. Örneğin; bir ilacın hastalık üzerindeki etkisini test etmek.
Yeni ürünler üretmek veya mevcutları iyileştirmek için yapılan sistemli çalışmalardır. Örneğin; bir akıllı telefonun pil ömrünü uzatmak için yapılan prototip denemeleri.
Yeni fikirlerin ticarileştirilerek ekonomik değer üreten bir uygulamaya dönüşmesidir. Örneğin; dokunmatik ekran teknolojisinin telefonlarda ilk kez kullanılması.
Mevcut teknoloji ve tekniği ortadan kaldırıp yerine yenisini getiren teknik buluştur. Örneğin; Graham Bell'in telefonu icat etmesi.
Verimlilik artışı sağlayacak yeni fikirlerin oluşturulması sürecidir. Örneğin; bir mühendisin üretim maliyetini düşürecek yeni bir tasarım fikri bulması.
Kıyaslama; bir işletmenin sektördeki en iyi uygulamaları analiz edip kendi süreçlerine uyarlamasıdır. Örneğin; bir lojistik firmasının Amazon'un teslimat hızını örnek alması.
Bir işi yapabilmek için gereken özel teknik bilgi ve becerilerdir. Örneğin; bir şefin özel bir yemek tarifindeki gizli teknikleri.
Japonya kökenli, adım adım ve sürekli iyileştirmeyi esas alan yönetim yaklaşımıdır. Örneğin; üretim hattındaki küçük hataları her gün azaltma çabası.
Teknoloji liderliğini ele geçirmek için yoğun Ar-Ge yatırımı yapma stratejisidir. Örneğin; Apple'ın her yıl yeni bir teknolojiyle pazara öncülük etmesi.
Diğer işletmelerin başarılı uygulamalarını kopyalayarak maliyet avantajı sağlama stratejisidir. Örneğin; büyük markaların popüler tasarımlarının uygun fiyatlı benzerlerini üretmek.
Üretim veya dağıtım yöntemlerinde yapılan önemli iyileştirmelerdir. Örneğin; bir fabrikada robotik kolların kullanılarak üretim hızının artırılması.
İşletmenin yönetim tarzında veya dış ilişkilerinde yapılan yapısal değişikliklerdir. Örneğin; hiyerarşiyi azaltıp yatay bir yönetim yapısına geçilmesi.
Bir sistemin bir durumdan başka bir duruma geçmesidir; ancak her değişim yenilik değildir. Örneğin; yazın personel sayısını azaltmak bir değişimdir ama yenilik değildir.
Bir kurum ile hedef kitlesi arasında çift yönlü, planlı ve sürekli iletişim kurmayı amaçlayan stratejik bir yönetim fonksiyonudur. Örneğin; Arçelik'in sürdürülebilirlik mesajını dijital PR ile yayması.
İletişim sürecinde kaynağın, mesajın alıcı üzerindeki etkisini ve tepkisini öğrenme çabasıdır. İşletme bu sayede halkın isteklerini öğrenerek strateji belirler.
Problem çözmekten çok fırsat kollayan, ürün tanıtımları ve lansmanlar gibi faaliyetlerle işletmeye güven ve meşruiyet kazandıran yaklaşımdır.
Paydaşların ve genel kamuoyunun kurum hakkındaki kanaatlerinin, algılarının ve inançlarının bütünüdür. Kurumun rekabetçi pozisyonuna katkı sağlayan soyut bir değerdir.
Kurumun dış çevresi tarafından nasıl algılandığı, zihinde oluşan resim veya sembolik anlamlardır. İmaj, kurumun fiziksel yönü ve ürünleri tarafından şekillenir.
Kurumun iç çevresi tarafından nasıl algılandığı ile ilgilidir; kurumun iklimi, kültürü ve yönetsel yapısını kapsar.
Kurumsal itibarın yönetilebilmesi için paydaşlarda kurum lehine kanaat oluşturma sürecidir. Hedef kitlenin değerlerine saygı duymayı ve ölçülebilir standartlar koymayı gerektirir.
Örgüt sisteminin unsurlarını birbirine bağlayan, denetim ve eşgüdüm sağlayan süreçlerdir. Hem biçimsel hem de informel kanalları içerir.
İşletmeyi ilgilendiren yasaların çıkarılmasına yardımcı olmak ve gerekli kamuoyu desteğini sağlamak amacıyla yürütülen faaliyetlerdir.
Satışı ve müşteri memnuniyetini teşvik etmek amacıyla pazarlama stratejilerini destekleyen, güvene dayalı planlı iletişim programıdır.
Halkla ilişkilerin başarısını belirleyen temel faktördür; hedef kitlenin tutum ve davranışlarını etkilemeyi amaçlar.
Mesajların akılda kalıcılığını artırmak için verilme sıklığının artırılmasıdır, ancak bıkkınlık yaratmamaya dikkat edilmelidir.
Örgüt hiyerarşisi içinde yukarıdan aşağıya (emir/talimat) veya aşağıdan yukarıya (bilgi/geri bildirim) doğru gerçekleşen iletişimdir.
İşletmenin imajını güçlendirmek için çeşitli etkinliklere destek verme ve bu yolla toplumsal bağ kurma faaliyetidir.
Kurumun maddi değerlerinden ziyade soyut değerlerinin yönetilmesi; kimlik ve imaj arasındaki uyumun kurum lehine çevrilmesidir.