Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium
İşveren, tozun meydana geldiği tüm işyerlerinde çalışanların maruziyetini önlemek ve tehlikelerden korumak için her türlü önleyici tedbiri almakla yükümlüdür. Bu süreçte temel yaklaşım, tehlikeli maddenin daha az tehlikeli olanla değiştirilmesi (ikame yöntemi) ve riskin kaynağında önlenmesidir. Toplu koruma yöntemleri ve mühendislik çözümleri, bireysel önlemlerden önce gelmelidir.
İşyerinde yeterli temiz havanın bulunması, tozun çalışma ortamına yayılmasının engellenmesi ve oluşan atıkların çevre mevzuatına uygun bertaraf edilmesi işverenin sorumluluğundadır. Alınan önlemlerin yeterli olmadığı durumlarda, tozun niteliğine uygun kişisel koruyucu donanımlar (KKD) sağlanmalı ve bunların kullanımı denetlenmelidir.
İşveren, alınan önlemlerin sürekliliğini sağlamak amacıyla düzenli kontrol ve gözetim mekanizmaları kurmalıdır. Ayrıca, risk değerlendirmesi sonuçlarına göre periyodik toz ölçümleri yaptırılmalı ve bu ölçümler, Genel Müdürlükçe yetkilendirilmiş laboratuvarlar tarafından gerçekleştirilmelidir.
Sağlık gözetimi, işe giriş ve periyodik muayeneleri kapsar. İşyeri hekimi, risk değerlendirmesi ve toz ölçüm sonuçlarını dikkate alarak muayene sıklığını belirler. Pnömokonyoz şüphesi durumunda, ILO Uluslararası Pnömokonyoz Radyografi Sınıflandırması'na uygun standartlarda akciğer radyografileri çekilir ve bu filmler yetkili okuyucular tarafından değerlendirilir.
Değerlendirme sonucunda 'Kategori 0' olarak belirlenenler aralıklı muayenelerle takip edilirken, 'Kategori 1 ve üzeri' olarak sınıflandırılanlar, meslek hastalığı tanısı koymaya yetkili sağlık kuruluşlarına sevk edilir. İşveren, meslek hastalığı tanısı konulan çalışan için raporda belirtilen tavsiyelere göre uygun çalışma koşullarını sağlamak zorundadır.
Kişisel sağlık dosyaları, çalışanın işten ayrılmasından itibaren en az 15 yıl süreyle işveren tarafından saklanmalıdır. Eğer hastalığın yükümlülük süresi bu süreyi aşıyorsa, kayıtların saklanma süresi de buna paralel olarak uzatılmalıdır.
Tozlar; organik ve inorganik olarak iki ana gruba ayrılır. Organik tozlar bitkisel, hayvansal veya sentetik kökenli karışımlardır. İnorganik tozlar ise akciğerde birikme eğilimindedir ve metalik, metalik olmayan veya doğal bileşikler şeklinde olabilir. Biyolojik etkilerine göre tozlar; fibrojenik, toksik, kanserojen, radyoaktif, alerjik ve inert olarak sınıflandırılır.
Fibrojenik tozlar (silis, asbest, talk vb.), akciğerlerde fibrotik değişikliklere yol açarak dokunun sertleşmesine ve solunum kapasitesinin düşmesine neden olur. Toksik tozlar (kurşun, kadmiyum, mangan) ise sistemik zehirlenmelere yol açar. Kanserojen tozlar (asbest, arsenik, nikel) doğrudan tümör oluşumuna neden olabilir.
Partikül boyutuna göre yapılan sınıflandırmada 'solunabilir toz' (alveollere ulaşan), 'toplam solunabilir toz' (üst solunum yollarında tutulan) ve 'toplam toz' ayrımı yapılır. Hastalık riski açısından en tehlikeli olanlar, alveollere kadar ulaşabilen solunabilir toz fraksiyonlarıdır.
Toz ölçümleri, gravimetrik metot veya lif sayımı metodu ile yapılır. Gravimetrik metot, filtre üzerinde toplanan tozun tartılması esasına dayanır ve pratik olduğu için dünyada en çok tercih edilen yöntemdir. Lif sayımı metodu ise mikroskop altında filtre üzerindeki partiküllerin sayılmasıdır; asbest gibi lifli tozlar için zorunludur.
Ölçüm sonuçları, 'Mesleki Maruziyet Sınır Değerleri' (TWA/ZAOD) ile karşılaştırılır. Bu değerler, 1 m3 havada bulunan maddenin miligram cinsinden miktarını ifade eder. Sınır değerlerin üzerinde toz konsantrasyonu tespit edilen işyerlerinde, toz yoğunluğu güvenli seviyeye düşene kadar önlem ölçümlerine devam edilmelidir.
Tarım sektöründe ölçüm yapmak, açık hava koşulları ve değişken çalışma ortamları nedeniyle oldukça zordur. Bu nedenle tarım makineleri ile çalışırken, çalışanın konumuna göre her kısım için ayrı ölçüm yapılması ve uygun cihazların kullanılması gerekmektedir.