Doğal, teknolojik veya insan kaynaklı olayların yerel/ulusal kaynakları aşarak yaşamı felç etmesi durumudur. Örneğin, 17 Ağustos 1999 depremi yerel ve ulusal kaynakların yetersiz kalması nedeniyle bir afettir.
Afet başladıktan sonra devreye giren, afetin en şiddetli döneminde hızlı karar alma ve operasyonel çözüm üretme sürecidir. Bingöl depremi sonrası çadır dağıtımındaki aksaklıkların yönetilmesi bir kriz yönetimi örneğidir.
Tehlikelerin boyutunu önceden belirleyip zarar azaltıcı önlemler alma sürecidir. Afet risk haritalarının çıkarılması ve binaların güçlendirilmesi bu kapsamdadır.
Can ve mal kaybına yol açma potansiyeli olan doğa, teknoloji veya insan kaynaklı olaylar zinciridir. Deprem, sel veya bir terör saldırısı birer tehlikedir.
Tehlikenin belirli bir zaman ve mekânda gerçekleşmesi durumunda oluşacak potansiyel kayıpların düzeyidir. Tehlike potansiyeldir, risk ise gerçekleşmesi beklenen hasardır.
Doğal veya insan kaynaklı olaylar sonucunda kaybolan kişilerin yerlerinin belirli kurallar çerçevesinde tespit edilmesidir. Kurtarma aşamasından önce gelir.
Arama sonucu yeri belirlenen kişilerin tehlikeli ortamdan sabitlenerek güvenli bölgeye nakledilmesidir. Arama ile bir bütündür.
Bir arama-kurtarma ekibinin gücünün, ekipteki en yetersiz personelin gücüyle sınırlı olmasıdır. Bu yüzden tüm personelin eğitim seviyesinin yüksek tutulması gerekir.
Afetin kaotik etkilerinin azaldığı, haberleşme, ulaşım ve barınma gibi temel yaşam hizmetlerinin normale döndürülmeye çalışıldığı aşamadır.
Afet sonrası yaşamın afet öncesi standartlara getirilmesi için yapılan fiziksel, psikolojik ve sosyolojik destek çalışmalarının tümüdür.
Arama kurtarma sürecinin dört ana temelini oluşturan yer tespiti, ulaşma, ilk yardım/sabitleme ve nakil aşamalarıdır. Örneğin, bir dağ kurtarma operasyonunda yaralıya ulaştıktan sonra onu sedye ile patikadan indirmek 'nakil' yapı taşını temsil eder.
Operasyonların yönetimsel ve planlama aşamalarını içeren, yapı taşlarının sahada uygulanabilir hale getirilmiş bileşenleridir. Ön planlama, strateji geliştirme ve faaliyet sonu değerlendirme bu elementlerin kapsamındadır.
Olay gerçekleşmeden önce kurumların personel, malzeme, lojistik ve eğitim hazırlıklarını yapmasıdır. Örneğin, bir arama kurtarma ekibinin envanterindeki sedyelerin bakımını düzenli yapması bir ön planlama faaliyetidir.
Olayla ilgili ilk karşılaşma ve bilginin doğruluğunun/aciliyetinin değerlendirilmesi fazıdır. Ekibin müdahale edip etmeyeceğine veya hangi kurumların harekete geçirileceğine burada karar verilir.
Arama kurtarma personelinin olayı haber alıp operasyona hazırlık yapmaya başladığı aşamadır. Personel, operasyon türüne göre gerekli ekipmanını yanına alarak intikal için hazır bekler.
Eldeki bilgilerin ve kaynakların birleştirilerek stratejiye dönüştürülmesiyle oluşan, alternatifleri de içeren yazılı veya sözlü plandır. Tek bir plana bağlı kalmak yerine, olası risklere karşı alternatif yollar barındırmalıdır.
Stratejiyi gerçekleştirmek için kullanılan uygulama yöntemleridir. Örneğin, geniş bir arazide kayıp kişiyi bulmak için personeli yan yana dizerek arama yapmak bir aktif arama taktiğidir.
Olay yerindeki çalışmaların bitirilip ekiplerin 'check-in' noktasına dönmesi ve kısa bir brifingle durumun özetlenmesidir. Bu karar Acil Durum Koordinatörü'nün sorumluluğundadır.
Tüm operasyon sürecinin (ilk haberden dönüşe kadar) analiz edilerek aksaklıkların saptanmasıdır. Bu aşama, bir sonraki operasyon için ön planlamanın geliştirilmesini sağlar.
Operasyonun başarısından daha önemli olan, kurtarıcıların ve kazazedenin fiziksel güvenliğini koruma ilkesidir. 'Burası emniyetli değil' kararı, operasyonu durdurmayı gerektirebilecek kadar kritik bir temel kavramdır.
Afetlerin önlem, hazırlık, müdahale ve iyileştirme aşamalarının her anında ihtiyaç duyulan, kriz anında ise can kayıplarını önlemek ve kargaşayı engellemek için ekiplerin uyum içinde çalışmasını sağlayan süreçtir. Örneğin, Cezayir depreminde tüm arama kurtarma ekiplerinin taleplerinin anında karşılanması mükemmel bir saha koordinasyonu örneğidir.
1988 Ermenistan depreminden sonra ortaya çıkan sorunlar ve tartışmalar sonucunda Birleşmiş Milletler bünyesinde kurulan İnsani Yardım Koordinasyon Ofisidir. Ortak stratejilerin geliştirilmesi, durum değerlendirmelerinin yapılması ve koordinasyon mekanizmalarının yönetilmesi görevlerini üstlenir.
Doğa kaynaklı afetlerde ve acil durumlarda olaydan etkilenen yerdeki saha seviyesinde koordinasyonu yürütmek amacıyla kurulmuş Birleşmiş Milletler Afet Değerlendirme ve Koordinasyon sistemidir. Personel, yöntem, prosedür ve ekipman olmak üzere dört ana unsurdan oluşur.
UNDAC'ın görevini yerine getirebilmesi için sahada kurduğu Saha Operasyon Koordinasyon Merkezidir. Etkilenen ülke ile uluslararası aktörler arasında köprü görevi görür ve uluslararası insani yardım kuruluşları arasında bilgi yönetimi için bir platform oluşturur.
Uluslararası yardım kuruluşlarının etkilenen ülkeye giriş yaptıkları andan itibaren koordinasyon sistemine dâhil olabilmeleri ve faydalanabilmeleri için genellikle havaalanlarında kurulan Varış Ayrılış Merkezidir. Gelen ekipleri OSOCC'a yönlendirir ve gümrük, bekleme alanı gibi acil ihtiyaçlarda destek sağlar.
Sanal Saha Operasyonları Koordinasyon Merkezi anlamına gelen, afet durumlarında yardıma hazır ülkelerin ve ekiplerin hareket etmesi sürecinde kargaşayı önlemek için devreye giren sanal koordinasyon aracıdır.
Uluslararası arama kurtarma çalışmalarını ve özellikle saha koordinasyonunu düzenlemek, standartlar geliştirmek ve sisteme girmek isteyen ekiplerin bu standartları taşımasını sağlamak amacıyla kurulan Uluslararası Arama Kurtarma Danışma Grubudur.
Ulusal Afet Koordinasyon Merkezini ifade eden yapı olup, yardıma gelen uluslararası ekiplerin kendi başlarına hareket etmelerini engeller ve operasyonların ulusal düzeyde koordine edilmesini sağlar.
29.05.2009 tarihli ve 5902 sayılı yasa ile üç ayrı genel müdürlüğün kapatılması sonucunda kurulan, afetlerde müdahale koordinasyonunun yanı sıra önlem, hazırlık ve iyileştirme evrelerinde de görev yapan Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığıdır.
Müdahale sırasında birçok ekibin aynı noktada birlikte çalışması durumunda, ekiplerin çalışmalarının organize edilmesini ve çoklu komutaların engellenmesini sağlayan yönetim modelidir. Örneğin, afet alanının büyüklüğüne göre alan yönetim yetkilileri ve olay yeri yöneticileri atanarak bu sistem işletilir.
Bir afet operasyonunun en önemli ayağı olup yola yakın, ulaşımı kolay, sert rüzgâr almayan ve olay yerine çok yakın olmayan alanların belirlenmesi sürecidir. Örneğin, kamp çevresinde yakıt deposu ve helikopter pisti için boş alanlar bırakılmasına özen gösterilir.
Günümüz arama kurtarma müdahale anlayışında personelin hata yapmasını önlemek ve dinlenmesini sağlamak amacıyla uygulanan çalışma düzenidir. Örneğin, geçmişteki 17 Ağustos depreminde yetersiz personel yüzünden günlerce uykusuz çalışılmışken günümüzde dinlenme bölgelerinde vardiyalı uyku esastır.
Afet bölgesinin cinsine göre hangi malzemenin götürüleceğine karar veren ve alanda ekipmanların sürekli bakımını yaparak onları çalışır vaziyette tutan birimdir. Örneğin, teknik lojistik ekibi sahada kullanılan arama kurtarma ekipmanlarının son durumunu yakından takip eder.
Seyyar tuvaletin bulunmadığı afet kamp alanlarında salgın hastalıkların önüne geçmek amacıyla çukurlar açılarak kurulan geçici tuvalet sistemidir. Örneğin, hijyenin korunması için bu yapılar kampta ciddi sağlık sorunlarını önlemede kritik rol oynar.
Kamptaki arama kurtarma ekiplerinin koordinasyonunu sağlayan, onları yönlendiren ve kampın genel yönetimini üstlenen merkezdir. Örneğin, operasyon merkezinin aldığı kararlara kamptaki tüm personelin harfiyen uyması zorunludur.
Afetzedeler için değil, operasyon sırasında hafif, orta veya ağır yaralanan ya da hastalanan arama kurtarma personeline hizmet vermek üzere kurulan birimdir. Örneğin, bu merkezde bir doktor ve sağlık personeli daimi olarak bulundurulur.
Afetlerde yakıt temininde yaşanabilecek zorlukları aşmak amacıyla organize ekiplerin kampa yakın, yangın riski az ve güvenli bir yerde oluşturduğu depolama alanıdır. Örneğin, uluslararası operasyonlarda BM'den yetkili bulma süreci zor olduğundan bu depo ilk kurulan yerlerdendir.
Arama kurtarma çalışmalarında teknolojinin yanı sıra kullanılan özel köpeklerin dinlenme ve barınma konforunun sağlandığı özel kamp bölmesidir. Örneğin, kamp düzenlemesinde arama köpeklerinin ihtiyaçları da unutulmamalıdır.
Kontrolü lojistik birimin elinde bulunan, kampta dinlenen personele yemek sağlarken aynı zamanda sahada çalışanların kumanyalarını hazırlayan çadır birimidir. Örneğin, kamp alanının en hareketli beslenme ve lojistik destek noktalarından biridir.
Kamp alanında biriken atıkların toplandığı, rüzgârın yönü dikkate alınarak mutfaktan ve yangın riskinden uzak konumlandırılan alandır. Örneğin, çöplerin kamp alanına dağılmaması için bu alanın konumu titizlikle hesaplanır.
Türkiye Afet Müdahale Planı'nın kısaltmasıdır. Afet anında tüm kamu, özel sektör ve STK'ların görev ve sorumluluklarını belirleyen, müdahale organizasyonunu düzenleyen temel planlama dokümanıdır.
Birleşmiş Milletler bünyesinde faaliyet gösteren Uluslararası Arama ve Kurtarma Danışma Grubu'dur. Arama kurtarma ekiplerinin uluslararası standartlarını belirler ve ekipleri yetkinliklerine göre sınıflandırır.
İl Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi. 1. seviye afetlerde yerel düzeydeki koordinasyonu sağlayan, AFAD'ın il düzeyindeki operasyonel birimidir.
Devletin, bir derneğin topluma sağladığı faydayı tescil etmesidir. AKUT, 1999 yılında bu statüyü alarak arama kurtarma alanındaki resmiyetini ve güvenilirliğini pekiştirmiştir.
On-Site Operations Coordination Center (Yerinde Operasyon Koordinasyon Merkezi). Afet bölgesinde uluslararası ekiplerin koordinasyonunu sağlayan, BM tarafından kurulan geçici merkezdir.
Birleşmiş Milletler Afet Değerlendirme ve Koordinasyon ekibidir. Afet sonrası ilk aşamada bölgeye giderek durum tespiti yapar ve uluslararası yardımı koordine eder.
Ulusal imkânların yetersiz kaldığı, uluslararası yardım çağrısının yapıldığı en üst düzey afet müdahale seviyesidir.
Müdahale organizasyonunun operasyon, lojistik, planlama ve finans gibi servislerden oluşan, olay türüne göre esneyebilen hiyerarşik çalışma sistemidir.
Üniversitelerin ve STK'ların yetiştirdiği, afet anında profesyonel ekiplere destek veren, temel afet bilincine sahip bireylerdir.
İrtibat anlamına gelir. Afet yönetiminde farklı kurumlar veya uluslararası ekipler arasındaki bilgi akışını ve koordinasyonu sağlayan görevli veya çalışma biçimidir.
Richter ölçeğine göre depremin odak noktasında açığa çıkan enerjinin aletsel ölçüsüdür. 1 ile 9 arasında değişen bir değerle ifade edilir.
Yer yuvarının 5-100 km kalınlığındaki katı dış kısmıdır. Levhalara bölünmüş haldedir ve astenosfer üzerinde hareket eder.
Üst mantonun altında yer alan, levhaların üzerinde hareket ettiği daha akıcı ve yumuşak katmandır.
Levhaların birbirine çarpması, altına dalması veya sürtünmesi sonucu oluşan depremlerdir. Dünya genelindeki depremlerin büyük çoğunluğunu oluşturur.
Deprem enerjisinin yer altında ilk açığa çıktığı ve yırtılmanın başladığı yerdir. Depremin en şiddetli hissedildiği noktadır.
Odak derinliği 0-60 km arasında olan depremlerdir. Yüzeye yakın oldukları için genellikle en fazla hasarı bu depremler verir.
Okyanus ortası sırtlardan yükselen magmanın soğuyup kristalleşerek okyanus tabanını genişletmesi olayıdır. Levha hareketlerinin temel nedenidir.
Deprem dalgaları içinde en hızlı olan, boyuna yayılan birincil dalgalardır. Yıkıcı etkileri azdır, sadece depremi haber verirler.
Enine yayılan ikincil dalgalardır. P dalgalarından daha yavaştır ancak yıkıcı özellikleri daha fazladır.
Yüzey dalgaları içinde en tahrip edici olanlardır. Sismograflarda en şiddetli hareketleri bu dalgalar oluşturur.
Yüzey dalgalarıdır ve etkileri derinlere inildikçe azalır. Derin odaklı depremlerde sismograflar tarafından kaydedilmezler.
Depremin şiddetini, yapılara ve çevreye verdiği hasara göre belirleyen 12 dereceli ölçek sistemidir.
Alfred Wegener'in kıtaların kayması kuramında, yaklaşık 200 milyon yıl önce tüm kıtaların birleşik olduğu devasa süper kıtaya verdiği isimdir.
Enkaz altında uzun süre kalan kişilerin kurtarılması sırasında, vücudun ezilen bölgelerinden kana karışan toksinlerin yarattığı hayati tehlike durumudur.
Arama-kurtarma ekiplerinin bölgeye ulaştığında yıkımın yoğun olduğu alanları ve enkazları öncelik sırasına göre belirleme işlemidir.
Depremden sonraki ilk 24 saati ifade eder. Bu sürede enkazdan çıkarılanların yaşama şansı en yüksek seviyededir.
Enkazda tünel açılırken veya çalışma yapılırken çökme riskini önlemek için yapılan destekleme çalışmalarıdır.
Enkaz altındaki canlıların çıkardığı inleme, vurma veya kalp atışı gibi sesleri duymaya yarayan hassas dinleme cihazıdır.
Yer kabuğundaki tabakaların yatay ve dikey basınçlar sonucu şekil değiştirmesi ve kırılması olayıdır.
Manto içindeki ısınan malzemenin yükselip soğuyarak tekrar aşağı inmesiyle oluşan ve levhaları hareket ettiren akımlardır.
Enkaz altındaki canlılarla irtibat kurularak yerlerinin tespit edilmesini sağlayan son derece hassas bir dinleme cihazıdır. Örnek: Enkazda sessizlik sağlandıktan sonra Delsar ile canlı sesi aranır.
Görüntü alınabilecek yerlerde duvarın delinerek kameranın içeri sokulması suretiyle yapılan görüntülü arama cihazıdır. Örnek: Dar dehlizlerde canlı olup olmadığını görmek için kullanılır.
Uyku tulumunun içine iç çamaşırlarıyla girildiğinde, belirtilen dereceye kadar konforlu bir uyku sunacağını gösteren değerdir. Örnek: 'Comfort: -5' ibaresi, -5 dereceye kadar üşümeden kalınabileceğini belirtir.
Uyku tulumunun içindeyken, belirtilen dereceye kadar elbiseli bir şekilde donmadan sabahı edebileceğinizi gösteren sınırdır. Örnek: 'Extrem: -5' uyarısı, -5 derecede titreyerek de olsa hayatta kalınabileceğini ifade eder.
Acil durumlarda dışarıda kalınması gerektiğinde, su geçirmeyen kumaştan üretilmiş, vücudu koruyan torba benzeri malzemedir. Örnek: Kamp alanının dışında kalınması gereken durumlarda kullanılır.
Vücut ısısını geri yansıtan, çok hafif ve az yer kaplayan, her personelin çantasında bulunması gereken yansıtıcı malzemedir. Örnek: Hipotermiyi önlemek için yaralıya sarılır.
Hidrolik veya hava basıncıyla çalışan, metal ve beton gibi sert yapıları kesmeye, kaldırmaya veya sıkıştırmaya yarayan ekipmanlardır. Örnek: Trafik kazasında sıkışan kişiyi çıkarmak için kullanılır.
Karanlıkta yapılan çalışmalarda yaralının yerini tespit etmek ve çalışma alanını işaretlemek için kullanılan yanıp sönen ışıklı cihazdır. Örnek: Enkazda bulunan yaralının yanına yerleştirilerek yerinin belli olması sağlanır.
Ayakkabı ile pantolon arasındaki boşluğu kapatarak kar, çamur ve çakıl gibi maddelerin içeri girmesini engelleyen koruyucudur. Örnek: Zorlu arazi şartlarında botun içine yabancı madde girmesini önler.
İki parçadan oluşan, yaralının sedyeye alınmasını kolaylaştıran pratik bir taşıma ekipmanıdır. Örnek: Yaralıyı yerinden oynatmadan sedyeye aktarmak için kullanılır.
Kayıp kişinin en son tespit edildiği veya görüldüğü yerdir. Arama kurtarma operasyonlarının başlangıç noktasıdır; teorik olarak kayıp kişiye en yakın konum kabul edilir.
Kayıp kişinin genel bölgesi bilindiğinde, 2-5 kişilik küçük ekiplerle yapılan hızlı tarama yöntemidir. İlk uygulanması gereken, sonuç odaklı ve pratik bir arama çeşididir.
Arama ekiplerinin yan yana dizilerek belirli bir alanı taradığı yöntemdir. Kişilerin arasındaki mesafe, görüş alanını kapsayacak şekilde ayarlanmalıdır; aksi takdirde kayıp kişi gözden kaçabilir.
Tırmanış kazaları veya dikey alanlarda mahsur kalma durumlarında uygulanan, özel dağcılık malzemeleri ve uzmanlık gerektiren kurtarma biçimidir.
Kayıp kişinin sağlık durumunun elverdiği, genellikle yürüyerek veya basit nakil araçlarıyla güvenli bölgeye ulaştırıldığı kurtarma yöntemidir.
Arama kurtarma çalışmalarını başlatan, yöneten ve sona erdiren idari birimdir. Tüm saha ekipleri bu merkezin direktiflerine uymakla yükümlüdür.
Doğada yön bulma araçlarını (harita, pusula, GPS) kullanamama durumudur. Kaybolma nedenleri arasında en kritik teknik yetersizliklerden biridir.
Teknik kurtarmanın bir parçası olarak, dik yamaçlarda veya tırmanış rotalarında mahsur kalan kişilerin iple indirilmesi veya yukarı çekilmesi işlemidir.
Kayıp kişinin mantıklı karar verme yetisini yitirerek sürekli hareket etmesi ve enerjisini tüketmesidir. Arama personeli ile aranan kişi arasında 'saklambaç' durumuna yol açar.
Arama kurtarma sürecinin ilk halkasıdır. İhbarın niteliğine göre ekibin ani tepki verebilmesi, önceden yapılan eğitim ve tatbikatların başarısına bağlıdır.
Farklı dayanımlardaki kar tabakalarının baskı altında kırılarak blok halinde aşağı kaymasıdır. Örneğin, 140 km/saat hıza ulaşabilen bu çığ türü 100 ton/m²'ye varan basınç uygulayabilir.
Kuru ve gevşek kardan oluşan, ağır bir bulut gibi hareket eden çığ türüdür. 300 km/saat hıza ulaşabilir ve kurbanın akciğerlerine kar dolması sonucu boğulmaya neden olur.
Çığ riskini belirleyen temel topoğrafik faktördür. 30-58 derece arası en tehlikeli eğim aralığı olarak kabul edilir.
Yamaç aşağı esen sıcak ve kuru rüzgarlardır. Karın hızla ısınmasına ve stabilitesini kaybederek gevşek kar çığlarının oluşmasına neden olur.
Rüzgarın etkisiyle yamaçların üst kısımlarında biriken, çığ oluşumuna zemin hazırlayan tehlikeli kar çıkıntılarıdır.
Kar tabakalarının farklı sıcaklık ve yoğunluk değerleri nedeniyle farklı fiziksel özellikler göstermesidir. Bu yapı, çığ oluşumundaki ana mekanik etkenlerden biridir.
Kar kristallerinin zamanla ve ısı değişimleriyle yapı değiştirmesidir. Bu süreç, tabakalar arasında zayıf bağlar oluşturarak çığ riskini artırır.
Çığın oluştuğu ve aktığı vadi veya yamaç hattıdır. Genellikle V profilli vadiler en ideal çığ parkurlarıdır.
Vücut ısısının aşırı düşmesi sonucu oluşan durumdur. Çığ ölümlerinin %10'u hipotermi ve şok kaynaklıdır.
Kar örtüsünün yamaç üzerinde dengede kalma halidir. Yamaç duraylılığının bozulması, çığı tetikleyen temel fiziksel harekettir.
Akarsuyun su seviyesinin yatak kapasitesini aşarak çevresine taşması olayıdır. Örnek: İndus Nehri'nin 2010 yılında yatağından taşarak geniş alanları sular altında bırakması.
Selin hızını kaybettikten sonra sel sularının havzada bir süre beklemesi veya işgal etmesidir. Selin bir devamı niteliğindedir.
Su ile doygun hale gelmiş toprak ve malzemenin vadileri izleyerek hızla hareket etmesidir. Senirkent'te 1995 yılında yaşanan olay buna örnektir.
Jeolojik malzemenin yer çekimi etkisiyle aşağı doğru yer değiştirmesidir. Kaya düşmesi, heyelan ve akma gibi türleri kapsar.
Toprak, taş veya karışımlarının bir zemin üzerinde gravite etkisiyle aşağı doğru kaymasıdır. Genellikle killi zeminlerde görülür.
Yamaç yüzeyinin fark edilemeyecek kadar yavaş (yıllık 2-3 cm) yer değiştirmesidir. Ağaç köklerinin eğilmesi en belirgin kanıtıdır.
Zemindeki su içeriğinin artmasıyla malzemenin gözle görülür bir hızla aşağı akmasıdır. Genellikle çamur akmaları şeklinde gerçekleşir.
Büyük kaya bloklarının falezlerden veya dik yamaçlardan aşağı doğru hareket etmesidir. Donma-çözünme veya dalga aşındırması tetikleyicidir.
Zeminin litolojik yapısı, çatlak sistemleri ve basınç durumuna bağlı olarak duraylılığını korumasıdır. Kazılar bu dengeyi bozar.
Kanalizasyon borularına takılan ve sel sularının ev içine geri basmasını engelleyen mekanik bir önlemdir.
Doğal afet tehlike alanlarını belirlemek için yerbilim verileriyle hazırlanan, bölgesel planlamalara temel teşkil eden haritalardır.
Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer kelimelerinin baş harflerinden oluşan, toplu imha veya zarar verme potansiyeli taşıyan tehlike türlerini ifade eden kısaltmadır.
Kirlenmiş bir yüzeyin, giysinin veya vücudun kimyasal, biyolojik veya radyoaktif maddelerden arındırılarak temizlenmesi işlemidir. Örneğin; saldırı sonrası elbiselerin deterjanlı suyla yıkanması bir dekontaminasyondur.
Ani nükleer radyasyonun en tehlikeli türü olan, yüksek frekanslı elektromanyetik dalgalardır. Engel tanımayan nüfuz kabiliyeti nedeniyle canlılar üzerinde öldürücü etkiye sahiptir.
Nükleer patlamadan yaklaşık 30-60 dakika sonra başlayan, radyoaktif toz ve parçacıkların çevreye yayılması olayıdır. Patlamanın toplam etkisinin yaklaşık %15'ini oluşturur.
Nükleer patlama sonucu yayılan ve elektronik devreleri bozarak modern cihazları işlemez hale getiren elektromanyetik etkidir.
Nükleer patlamanın yarattığı şok dalgasıdır. Binaları, köprüleri yıkma ve endirekt yangınlar çıkarma gibi fiziksel hasar verici etkileri vardır.
Radyasyondan korunmada kullanılan bir engel kavramıdır. Radyasyonun etkisini belirli bir oranda azaltmak için araya konulan koruyucu malzemenin kalınlığını ifade eder.
İnsan, hayvan veya bitkilerde hastalık veya ölüm oluşturmak amacıyla kullanılan mikroorganizmalar veya toksinlerdir. Solunum veya sindirim yoluyla vücuda girebilirler.
Nükleer veya kimyasal saldırı anında halkın korunmasını sağlamak amacıyla inşa edilen, sızdırmazlık özellikleri olan özel yapılardır.
Siyasal, dinsel veya ekonomik hedeflere ulaşmak için sivillere ve resmi kurumlara karşı şiddet, baskı ve yıldırma yöntemlerini kullanan organize eylemlerdir.
Çok sayıda yaralının olduğu durumlarda, kısıtlı kaynakları en verimli kullanmak için yaralıları aciliyet sırasına göre sınıflandırma sistemidir. Örneğin; bir deprem sonrası en ağır yaralıların belirlenmesi triyaj ile yapılır.
Basit Sınıflandırma ve Hızlı Müdahale yöntemidir. Yaralıları Solunum, Dolaşım ve Bilinç (SDB) kriterlerine göre 4 renk koduna ayırır.
Yaşamı tehlike altında olan, acil hekim müdahalesi ve nakil gerektiren yaralı grubudur. Örnek: Solunum sayısı dakikada 30'un üzerinde olan yaralı.
Yaşamsal tehlikesi olmayan, kendi kendine yardım edebilen yaralı grubudur. Örnek: Sesli komuta uyup yürüyerek gelen yaralı.
Durumu stabil olan ancak kötüleşme riski taşıyan yaralı grubudur. Acil grup müdahalesi bittikten sonra tedavi edilirler.
Ölü veya yaşama şansı olmayan yaralı grubudur. Afetlerde bu gruba sağlık hizmeti verilmez.
Dolaşım kontrolünde tırnak ucuna basılıp bırakıldığında rengin 2 saniye içinde pembeye dönüp dönmediğine bakılan testtir.
Sağlık profesyonelleri gelene kadar olay yerindeki malzemelerle yapılan ilaçsız, hayat kurtarıcı girişimlerdir.
Bilinci kapalı, kalbi ve solunumu duran kişiye araçsız yapılan havayolu, solunum ve dolaşım destek uygulamalarıdır.
Erken tanı, temel yaşam desteği, erken defibrilasyon ve ileri yaşam desteğinden oluşan 4 halkalı sistemdir.
Kalbin düzensiz ve hızlı atımının elektroşok dalgaları ile normal ritme döndürülmesi işlemidir.
Bilinci kapalı yaralılarda dilin havayolunu tıkamasını önlemek için başın geriye itilip çenenin kaldırılmasıdır.
Tam havayolu tıkanıklığında, mide üstüne bası yaparak yabancı cismin dışarı atılmasını sağlayan yöntemdir.
Uzuv kanamalarında, diğer yöntemlerle durdurulamayan kanamalar için kullanılan en son çare yöntemdir.
Yaralının sırt üstü yatırılıp bacaklarının 30 cm yükseltilmesiyle hayati organlara kan akışını artıran pozisyondur.
Atardamar kanamasıdır; kan fışkırır tarzda ve açık kırmızı renkte akar, durdurulması en zor kanamadır.
Toplardamar kanamasıdır; kan kesintisiz ve taşma şeklinde akar, direkt basınçla kolay durdurulur.
Bilinci kapalı ancak solunumu olan yaralının, kusmuk veya kanın havayolunu tıkamaması için yan yatırılmasıdır.
Solunumun olup olmadığını anlamak için göğüs hareketine bakma, nefes sesini dinleme ve yanağında hava akımını hissetme yöntemidir.
Göğüs kafesinin tam ortasında bulunan, kalp masajı sırasında bası uygulanması gereken kravat kemiğidir.
Bebeklerde nabız kontrolünün yapıldığı, kolun iç kısmındaki damardır.
Yetişkinlerde nabız kontrolü için kullanılan şah damarıdır.
Yaralının herhangi bir dış müdahale olmaksızın kendi kendine nefes alıp vermesidir.
Kanın vücut boşluklarına aktığı, dışarıdan görülmeyen ancak belirtilerle anlaşılan tehlikeli kanama türüdür.
Afet sonrası yaralının kurtarılması için kritik olan ilk 60 dakikalık süredir.