← Ünite 3

Ünite 3: Sözleşmenin Geçerlilik Şartları — Konu Anlatımı

1Sözleşmenin Geçerlilik Şartları ve Ehliyet

Borçlar hukukunda sözleşmelerin kurulması yeterli değildir; kurulan sözleşmenin hukuk düzeninden sonuç doğurabilmesi için kanunun aradığı geçerlilik şartlarını taşıması gerekir. Bu şartların başında tarafların ehliyeti gelir. Hukuki işlem ehliyetinin en temel ön koşulu, irade beyanında bulunan kişinin ayırt etme gücüne (temyiz kudretine) sahip olmasıdır. Ayırt etme gücü, Türk Medeni Kanunu m.13'e göre akla uygun biçimde hareket edebilme iktidarıdır.

Ayırt etme gücünden yoksun olan kişilerin (örneğin akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi sebeplerle bu güçten yoksun olanların) yapmış oldukları sözleşmeler kural olarak kesin hükümsüzdür (batıldır). Ancak bu kuralın istisnaları da bulunmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları uyarınca, eğer ayırt etme gücüne sahip olmayan bir kimse normal zekalı bir insanla aynı şekilde hareket edecek idiyseniz ve sözleşmenin hükümsüzlüğünü ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıyorsa, sözleşme geçerliymiş gibi kabul edilir.

Örneğin, ayırt etme gücünden yoksun bir kişinin satın aldığı piyango biletine ikramiye çıkması durumunda satış sözleşmesinin batıl olduğunu iddia ederek parayı ödemekten kaçınması veya aldığı ödünç parayı geri vermemek için sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmesi hakkın kötüye kullanılması yasağına takılır ve bu sözleşmeler geçerli sayılır.

2Sözleşmenin Konusunun Sınırları (Hukuka, Ahlaka, Kişilik Haklarına ve Kamu Düzenine Aykırılık)

Türk Borçlar Kanunu m.26 gereğince sözleşme özgürlüğü ilkesi geçerlidir ve taraflar sözleşmelerin konusunu serbestçe belirleyebilirler. Ancak bu özgürlük sınırsız değildir. TBK m.27 uyarınca sözleşmenin konusu kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kişilik haklarına ve kamu düzenine aykırı olamaz; aksi takdirde sözleşme kesin hükümsüz olur.

Hukuka aykırılık, emredici hukuk kurallarına aykırı düzenlemeler getirilmesini yasaklar. Örneğin TBK m.148'e göre zamanaşımı sürelerinin sözleşmeyle değiştirilemeyeceği emredilmiştir; taraflar bunun aksini kararlaştırırsa bu hüküm kesin hükümsüzdür. Kamu düzenine aykırılık ise somut bir emredici madde olmasa dahi toplumun esenliğini, rahatlığını ve menfaatini koruyan düzenin ihlal edilmesidir.

Kişilik haklarına aykırılık, insanın hayatı, sağlığı, vücut bütünlüğü, şeref ve haysiyeti gibi manevi varlıkları üzerindeki haklarına müdahale eden durumlardır. Örneğin, bir kişinin maliki olduğu malı ömür boyu satmama taahhüdünde bulunması veya yaşlı anne babaya bakmak için kardeşlerin evlenmeme taahhüdü vermesi kişilik haklarına ve dolayısıyla kanuna aykırıdır.

Ahlaka aykırılık ise toplumda yaşayan orta halli, dürüst ve aklı başında bir insanın ahlak duygularını rencide eden durumları kapsar. Örneğin, bir randevu evi işletmek için yapılan ortaklık sözleşmesi, hiçbir emredici yasaya doğrudan aykırı olmasa bile güdülen amaç ahlaka aykırı olduğu için kesin hükümsüzdür.

3Sözleşmenin Konusunun İmkânsız Olmaması

Sözleşmenin geçerli olabilmesi için, sözleşmenin yapıldığı anda konuyu teşkil eden edimin objektif olarak imkânsız olmaması gerekir. Eğer başlangıçta objektif imkânsızlık varsa sözleşme kesin hükümsüzdür (TBK m.27). İmkânsızlık fiili veya hukuki nitelikte olabilir.

Fiili imkânsızlığa örnek olarak, bir kişinin sahip olduğu ve başkasına sattığı tablonun sözleşme yapıldığı sırada zaten yanmış olması gösterilebilir. Hukuki imkânsızlık ise hukuk düzeninin o borcun ifasını yasaklamasıdır; örneğin imar mevzuatına göre 200 m2'den küçük parsele izin verilmeyen bir yerde 100 m2'lik arsa satışı vaat edilmesi hukuki imkânsızlıktır.

Geçerliliği etkileyen imkânsızlığın mutlaka 'objektif' olması, yani edimin herkes için imkânsız olması gerekir. Eğer imkânsızlık sadece borç yüklenen taraf için geçerliyse (sübjektif imkânsızlık), bu durum sözleşmenin geçerliliğini etkilemez; sözleşme geçerli kalır ve borcunu yerine getirmeyen borçlu tazminat ödemekle sorumlu olur.

4İrade Beyanındaki Sakatlıklar: Zihni Kayıt, Latife Beyanı ve Yanılma

İrade beyanının sağlıklı olması sözleşmenin geçerliliği için şarttır. İrade beyanındaki sakatlıklar ya beyanın iradeye uymamasından ya da iradenin oluşumundaki bir etkenden kaynaklanır. Arzusuna uymayan bir beyanı bilerek ve isteyerek yapma durumunda zihni kayıt veya şaka (latife) beyanı söz konusudur. Güven teorisi gereği karşı taraf beyanın ciddiyetsizliğini biliyor veya bilmesi gerekiyorsa sözleşme kurulmaz; aksi halde hukuki sonuç doğurur.

Yanılma (hata), irade beyanının istenmeyerek arzuya uygun olmaması ya da iradenin oluşumuna etken olan hususta gerçeğe aykırı düşünülmesidir. Beyan yanılması; sözleşmenin niteliğinde, konusunda, şahsında veya miktarında ortaya çıkabilir. Esaslı yanılmaya düşen taraf sözleşme ile bağlı değildir.

Yanılan taraf, yanıldığını öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde iptal hakkını kullanmazsa sözleşme geçerli hale gelir (düzelebilir hükümsüzlük). Ayrıca yanılma kendi kusurundan ileri gelmişse, yanılan taraf karşı tarafın olumsuz zararını tazmin etmekle yükümlüdür.

5İrade Sakatlıkları: Aldatma (Hile) ve Korkutma (Tehdit)

Aldatma (hile), bir kimsenin işlem yaptığı tarafın veya üçüncü bir kişinin aktif ya da pasif davranışı ile yanılgıya düşürülerek sözleşme yapmaya zorlanmasıdır. Aldatmaya maruz kalan kişi esaslı hata şartı aranmaksızın sözleşmeyle bağlı olmaz. Aldatmayı öğrenmeden itibaren 1 yıllık süre içinde iptal hakkı kullanılabilir ve her halükarda uğranılan zarar tazmin ettirilebilir.

Korkutma (tehdit) ise karşı tarafın veya üçüncü bir kişinin tehdidi sonucu iradenin sakatlanmasıdır. Korkutmanın geçerliliği etkilemesi için tehdidin ağır, yakın, hukuka aykırı ve sözleşmenin yapılmasına sebep olmuş olması gerekir. Aldatmadan farklı olarak, üçüncü kişinin yaptığı korkutmayı karşı taraf bilmese bile sözleşme iptal edilebilir.

Yenilik doğuran bir hak olan iptal hakkı tek taraflı beyanla kullanılır ve geçmişe etkilidir. Ancak sürekli borç ilişkilerinde (kira gibi) iptal anına kadarki edimler etkilenmez, hükümsüzlük ileriye dönük sonuç doğurur.

6Muvazaa (Danışıklı İşlem)

Tarafların iradeleri ile beyanları arasında istenerek meydana getirdikleri uygunsuzluğa muvazaa denir. Muvazaa mutlak ve nisbi olmak üzere ikiye ayrılır. Mutlak muvazafiyette taraflar hiçbir sözleşme yapma niyetinde değildirler, sadece üçüncü kişilere karşı yapmış gibi görünürler; bu görünürdeki işlem kesin hükümsüzdür.

Nisbi muvazaada ise taraflar görünürde bir sözleşme yaparlar ancak asıl amaçları bunun arkasındaki gizli sözleşmeyi geçerli kılmaktır. Görünüşteki işlem irade uyuşulmadığı için kesin hükümsüzdür. Gizli işlem ise kendi türüne ilişkin geçerlilik ve şekil şartlarını taşıyorsa geçerli olur; aksi takdirde o da geçersiz sayılır.

7Aşırı Yararlanma (Gabin) ve Şekil Şartları

Aşırı yararlanma (gabin), karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde edimler arasında açık bir oransızlık bulunması ve bu durumun zarar görenin zor durumda kalması, düşüncesizliği veya deneyimsizliğinden yararlanılarak sömüren tarafça gerçekleştirilmesidir. Mağdur taraf 1 yıl ve her halükarda 5 yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirip edimini geri isteyebilir veya dengesizliğin giderilmesini talep edebilir.

Hukukumuzda kural 'şekil serbestisidir'. Ancak kanun veya irade tarafından şekil öngörülmüşse buna uyulmalıdır. Kanuni şekiller adi yazılı şekil (imza gerektirir) ve resmi şekildir (noter veya tapu memuru önünde yapılır). Şekle uyulmadan yapılan sözleşmeler kesin hükümsüzdür. Ancak şekil noksanlığını kötü niyetli olarak ileri sürmek hakkın kötüye kullanımı teşkil eder ve kanun tarafından korunmaz.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250

8Genel İşlem Koşulları ve Sözleşmelerde Hükümsüzlük Halleri

Genel işlem koşulları, sözleşmenin güçlü tarafının ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak üzere önceden tek başına hazırladığı kurallardır. Karşı tarafa açıkça bilgi verilip içeriği öğrenme imkanı sağlanmazsa ya da dürüstlük kurallarına aykırı olarak karşı tarafın aleyhine ağırlaştırıcı hükümler içeriyorsa yazılmamış sayılır veya geçersiz kabul edilir.

Hükümsüzlük halleri; yokluk (irade beyanlarının hiç olmaması), butlan/kesin hükümsüzlük (kanunun emredici hükümlerine aykırılık veya ehliyetsizlik), iptal edilebilirlik (düzelebilir hükümsüzlük veya bozulabilir geçerlilik), noksanlık (askıda hükümsüzlük), kısmi hükümsüzlük ve sürekli sözleşmelerde ileriye etkili hükümsüzlük olarak sınıflandırılır.