Deprem, sel, fırtına ve erozyon gibi tabiî afetleri durdurmak imkânsızdır ancak şiddetine dayanacak binalar yapmak mümkündür. Bir ülkenin iktisadi kalkınması, bu doğal kuvvetlerin etkilerini azaltabilme derecesiyle ölçülür.
İnsan ile doğadaki milyarlarca canlı arasında sürekli bir kavga vardır. Bilinen ve bilinmeyen mikropların hastalık yapması, köpek ısırması veya yılan sokması, insanın çalışma gücünü tehlikeye atan biyolojik sahnelerdir.
Merkezi planlamalarla bile tam olarak kontrol edilemeyen iktisadi hadiseler; havaların kötü gitmesiyle ürün azlığını, planlama hatalarını, enflasyonu, deflasyonu ve konjonktür dalgalanmalarını tetikleyerek gelir yetersizliği yaratır.
Sabit bir gelir, eşin çalışmaması halinde evlenme ile ikiye bölünür. Her çocuğun doğumuyla bu bölünme ve yetersiz hâle gelme süreci devam eder; bu durum gelişmiş ülkelerde sosyal güvenliğin temel iktisadî meselelerinden biridir.
Mecburi askerlik hizmetinin bulunduğu ülkelerde, ailenin geçimini sağlayan ana kazancın sahibi askere gittiğinde, geride kalan aile gelir kesilmesi ve şiddetli yetersizlik tehlikesiyle karşı karşıya kalır.
Hırsızlık sadece mal varlığına karşı değil, iktisadî değerler haline gelen fikrî değerler üzerinde de gerçekleşebilir. Başkasının kitabını kendi imzasıyla neşretmek veya endüstri casusluğu yoluyla formül çalmak bu kapsamdadır.