Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium
Ticari işletmelerin temel varoluş amaçlarından biri, yatırılan sermayeye makul bir getiri sağlamak ve faaliyet döneminde ortaya çıkan tüm giderleri karşılayabilmektir. Yıllık satış gelirlerinin (ciro) belirli bir yüzdesiyle elde edilen kar tutarının, hem sermayenin hedeflenen net getirisini hem de toplam işletme giderlerini karşılayacak düzeyde olması gerekir. Bu dengeyi kurabilmek ve işletmenin asgari kar yüzdesini belirlemek amacıyla matematiksel bir eşitlikten yararlanılır.
Asgari kar yüzdesinin hesaplanmasında kullanılan temel formül şu şekildedir: (C x SK) / 100 = (S x SG) + TG. Bu denklemde 'C' toplam satış gelirlerini (ciroyu), 'SK' satışlardan sağlanan kar yüzdesini, 'S' işletmeye konulan sermayeyi, 'TG' toplam giderleri ve 'SG' ise sermayeden sağlanması hedeflenen net gelir yüzdesini ifade eder. Bu formül içler dışlar çarpımı yoluyla düzenlendiğinde, satışlara eklenmesi gereken kar yüzdesini (SK) doğrudan bulmak için SK = [((S x SG) + TG) / C] x 100 eşitliği elde edilir.
Bu hesaplama yöntemi, işletme yöneticilerine fiyatlama kararlarında stratejik bir rehberlik sunar. Örneğin, sermayenin alternatif yatırım araçları karşısında değer kaybetmemesi ve hedeflenen net kazancı getirebilmesi için, satış fiyatı üzerine eklenecek kar marjının ne kadar olması gerektiği bu formülle netleşir. Toplam giderlerin ve sermaye getiri beklentisinin yüksek olduğu durumlarda, hedeflenen asgari kar yüzdesi de doğal olarak artış gösterecektir.
Ticari faaliyetlerde işletmeler genellikle tek bir ürün veya sabit bir kar marjı ile çalışmazlar. Aynı dönem içerisinde maliyetleri, alış fiyatları ve satış fiyatları birbirinden farklı olan birden fazla malın satışı gerçekleştirilir. Bu tür durumlarda, dönem içindeki genel karlılık durumunu ve performansını ölçebilmek amacıyla 'ortalama kar' ve 'kümülatif kar' kavramlarından yararlanılır.
Ortalama kar, aynı dönemde satılan farklı maliyet ve satış fiyatına sahip mallardan elde edilen toplam kar tutarının, toplam satış fiyatına bölünmesi ve 100 ile çarpılmasıyla hesaplanır. Bu oran, işletmenin gerçekleştirdiği tüm satış operasyonlarının ağırlıklı ortalama karlılık düzeyini gösterir. Kümülatif kar ise belirli bir ürün grubunun veya tüm işletmenin, dönem başı stoku ve dönem içi alışları da kapsayacak şekilde, belirli bir zaman dilimindeki toplam satışlarından elde edilen birleşik kar yüzdesini ifade eder.
Kümülatif kar hesaplanırken, dönem başı mal stokunun maliyet değeri ile dönem içi mal alışlarının maliyet değerleri, kendilerine özgü kar marjları kullanılarak satış değerlerine dönüştürülür. Elde edilen toplam satış fiyatı ile toplam maliyet fiyatı arasındaki fark toplam kar tutarını verir. Bu kar tutarının toplam satış fiyatına oranlanmasıyla ulaşılan kümülatif kar oranı, işletmenin stok yönetimi ve satın alma kararlarının bütünsel karlılık üzerindeki etkisini analiz etmeye olanak tanır.
İşletmelerde maliyet ve kar hesaplamalarının doğru yapılabilmesi, finansal terimlerin ve aralarındaki ilişkilerin net bir şekilde tanımlanmasına bağlıdır. Alış fiyatı, bir malın tedarik edilmesi için doğrudan ödenen çıplak bedeldir. Ancak malın satışa hazır hale gelmesi sürecinde nakliye, sigorta, gümrükleme ve depolama gibi ek harcamalar ortaya çıkar. Bu ek harcamalar 'masraf' olarak adlandırılır.
Maliyet fiyatı, alış fiyatı ile bu süreçte katlanılan tüm masrafların toplamından oluşur. Dolayısıyla, maliyet fiyatı belirlenmeden sağlıklı bir satış fiyatı ve kar analizi yapmak mümkün değildir. Satış fiyatı ise maliyet fiyatına hedeflenen kar tutarının eklenmesiyle veya olası bir zarar durumunda maliyet fiyatından zarar tutarının düşülmesiyle belirlenir.
Karlılık analizinde iki farklı kar tanımı kullanılır: Brüt kar ve net kar. Brüt kar, satış fiyatı ile alış fiyatı arasındaki farkı ifade ederken; net kar, satış fiyatından malın işletmeye olan toplam maliyet fiyatının (alış fiyatı + masraflar) çıkarılmasıyla bulunur. İşletmenin gerçek finansal başarısını ve sürdürülebilirliğini gösteren temel gösterge net kardır.