← Ünite 14

Ünite 14: Gezegen Köy, Kitle İletişim Araçlarının Etkileri ve Bilgisayar ve Yeni Medya Galaksisi — Konu Anlatımı

1Gezegen Köy ve İletişim Teknolojilerinin Evrimi

1800'lerin ortalarına doğru iletişim dünyasında büyük bir devrim yaşanmış, yavaş ama acımasız bir şekilde tipografik kültürden önce elektrik, ardından elektronik medyaya geçilmiştir. O dönemlere kadar haberlerin iletilmesi ulakların, atların, ilk lokomotiflerin hızına veya nehirlerin akıntısına bağımlıydı. Haberi anında ulaştırmak için gösterilen çabalar başarısızlıkla sonuçlanıyordu. İlk olarak 1793'te Fransız Devrimi sırasında Claude Chappe tarafından kullanılan optik telgraf oldukça ilkel bir araçtı; ancak Samuel Morse'un elektrikli telgrafı icadı bu durumu kökten değiştirdi.

1844 yılında Washington ile Baltimore arasında kurulan telgraf hattı, elektrik medya kültürünün başlangıcı ve tipografinin iletişim dünyasındaki tekelinin sonu olarak kabul edilir. Marshall McLuhan'ın belirttiği gibi, telgrafın bulunmasından sonra bilgiler taş ve papirüsten kopmuştur. Telgrafla birlikte insanlar farkında olmadan yeni bir kültüre, yani elektrik ve elektronik medya kültürüne geçiş yapmış; zaman ve mekan kavramının bittiği yepyeni bir dünyaya girilmiştir. Yeryüzü elektrik ve elektronik sayesinde bir 'gezegen köy' (evrensel köy) haline gelmiştir.

Bu teknolojik dönüşüm, insanın bütün duyu organlarını yeni baştan yönlenmeye zorlamış, görsel mekandan işitsel mekana geçişi tetiklemiştir. Telgraf, radyo, telefon ve televizyon gibi teknolojik ürünler insanlığı 'ikincil sözlü bir çağ'a götürmüştür. Birincil sözlülüğe şaşılacak kadar benzeyen bu yeni sözlülük, gizemci katılımı, toplum duyarlılığı ve şimdiki zamana eğilimi beraberinde getirirken, aynı zamanda yazı ve basım temellerine kalıcı olarak oturmuş bulunmaktadır.

2Kitle İletişim Araçlarının Etkileri ve Basım ile Elektronik Karşılaştırması

Kitle iletişim araçları (mass media), aynı mesajı aynı anda birbirlerinden çok uzakta olan birçok kişiye ulaştırabilecek güce sahip elektrik ve elektronik teknolojisi ürünleridir. Bu araçlar okuma yazma kurallarını, eğlenmenin zaman ve özelliklerini değiştirmiş, duyuları yeniden biçimlendirmiş ve eğitim yöntemlerinde köklü değişiklikler yaratmıştır. Sözlü dünya mantığa, tarihe ve kurallara dayanırken; televizyon dünyası düş, masal, eşzamanlılık, içtenlik ve anında ödüllendirme üzerine kurulmuştur.

Basım kültürü okuma yeteneği ister, genellikle bireysel olarak yaşanır, azar azar kullanılır, yavaş yayılır ve yeniden okuyup denetlenebilir. Üretimi ucuz ama tüketici için pahalıdır ve azınlıklar için yapılmıştır. Buna karşılık elektronik kültür hiçbir eğitime ihtiyaç duymaz, genellikle topluluk içinde yaşanır, büyük ölçüde ve çok çabuk yayılır, ikinci bir gözleme genellikle uygun değildir, üretimi çok pahalı ama tüketici için ucuzdur ve çoğunluk için yapılmıştır.

Kararsızlar ve gelenekçiler kitle iletişim araçlarının duvarsız hapishanelere benzediğini, diktatörler için iyi birer araç olduğunu, yapay istekler yarattığını ve tarihsel bilinci bulandırdığını savunmuşlardır. Özellikle televizyon, eleştirici düşüncenin baş düşmanı olarak görülmüştür. Kerckhove'a göre televizyon kafadan çok gövdeye yöneliktir; izleyiciyi bir görüntüden ötekine sürükleyerek tinsel çözümlemelerden vazgeçmeye zorlar ve okuma özerkliğimizi tehdit eder.

3Telekrasi ve Üstmetnin Doğuşu

Televizyonun dünyaya değil tüketiciye açılan bir pencere olması durumu 'telekrasi' riskini doğurmuştur. Batı tipi demokrasilerde politikacıların iktidar güçleri, kamuoyu araştırmalarının bilgisayar çözümlemelerine dayanmaya başlamıştır. Kampanya sorumluları, adayların yanıtlarını kitlesel gereksinimlere göre düzenler. Bu durum psiko-teknoloji tartışmalarını alevlendirmiş, sondajlamanın muhalefetin zararına olacak şekilde çoğunluğu kayıran türdeşleyici bir etki yarattığı belirtilmiştir. Telekraside seçmenler önsezilere ve yönlendirmelere göre karar vermeye zorlanır.

Politikacıların görüşlerini hayata geçiren 'spin-doctor' kavramı, kamuoyunda istenen etkiyi yaratacak sözcükleri ve sesleri seçerek kartopu etkisi yaratan bir düşünce bozguncusunu ifade eder. Enformatiğin iletişim dünyasına girmesiyle birlikte fiziksel metinlerden elektronik kodlamalı dolaylı metinlere ve nihayetinde 'üstmetin'e (hypertext) geçilmiştir. İlk kez 60'larda Theodor H. Nelson tarafından kullanılan üstmetin, aralarındaki bağlantılar sayesinde okura değişik yönelimler sağlayan bir dizi metin parçasından oluşan elektronik metni ifade eder.

Üstmetin, basılı kitabın çizgisel, kalıcı, tek yönlü konuşma ve fiziksel yalıtım özelliklerini ortadan kaldırarak daha büyük bir dinamizm, akılcılık ve yoğunluk sunar. Okur ile yazar arasındaki sınırları bulanıklaştıran üstmetin, bir metinden diğerine, dipnotlardan eleştirel yorumlara özgürce geçiş yapmayı sağlar. Üstmetin ne merkezi ne de çevresi olan bir metinler ağıdır ve geleneksel yazın sahipliği kavramını tartışmaya açar.

4Kitabın Ölümü Tartışmaları ve Yeniden Doğuşu

Elektronik kültürün egemen olduğu ortamda kitabın yok olup olmayacağı uzun süredir tartışılmaktadır. Kitabın ölüm fermanını imzalayan ilk düşünürlerden Lamartine 1830'da kitabın günlük gazeteler tarafından alt edileceğini söylemiştir. Neil Postman ise kitabın televizyon tarafından katledildiğini, okuma alışkanlığında büyük bir azalma olduğunu ileri sürmektedir. George Steiner bireysel okuma alışkanlığının manastır dönemine döndüğünü, Robert Escarpit ise kitapların ancak ilginç kapak tasarımları ile var olabileceğini savunmuştur.

Buna karşın kitabın geleceğini savunan düşünürler, son on yıldaki basılan kitap sayısındaki artışa dikkat çekmektedirler. S.H. Steinberg, E.A. Havelock ve E.L. Eisenstein gibi isimler, yeni iletişim araçlarının eskiyi ortadan kaldırmadığını, aksine dönüştürdüğünü savunurlar. Matbaanın etkisinin hiç azalmadığını, aksine hızlanarak devam ettiğini belirtirler. Ong'a göre her yıl eskiye oranla daha çok kitap basılacak ancak bunlar tipografik kültür kitaplarından farklı olacaktır.

Kitabın geleceği, potansiyel çekiciliğinin yeni verilerle güçlendirilmesine ve bilinçli bir eğitim politikasıyla çocukluktan itibaren okuma alışkanlığının yerleştirilmesine bağlıdır. Kitap, elektronik kültür düzeninde tek bilgi kaynağı olmasa da, kendi için saklı olan gücü sayesinde geçerliliğini korumaya devam edecektir.

5Zaman Hırsızı, Hain Uşak ve Kötü Eğitmen Televizyon

H.G. Gadamer televizyonu çağdaş insanı bağlayan bir zincir olarak nitelendirirken, Karl Popper televizyonu gençlere şiddeti öğreten kötü bir eğitmen olarak tanımlamıştır. Popper, televizyon kanallarının çoğalmasıyla kalitenin düştüğünü, izleyiciyi ekran başında tutabilmek için şiddet içerikli programların ve çarpıcı olayların tercih edildiğini belirtmektedir. Amerikalı bir çocuğun ilkokula başlayana kadar binlerce cinayet ve şiddet eylemine tanıklık ettiğini vurgulayan Charles S. Clark'ın verileri bu durumu desteklemektedir.

Popper, tıpkı tıp doktorlarında olduğu gibi iletişim alanında çalışanlar için de sertifika edinme ve denetlenme zorunluluğu getirilmesini, aksi takdirde demokrasinin yaşayamayacağını savunmaktadır. John C. Condry'nin araştırmalarına dayanan bu görüşlere göre televizyon, okulların eksikliğini doldururken kültürü kökten değiştirmektedir. Haftada kırk saatini ekran başında geçiren çocuklar gerçek yaşamdan koparılmakta, bencil ve kendine dönük değerler öncelik kazanmaktadır.

Televizyon çocuklardan değerli zamanlarını çalan bir 'zaman hırsızı', çocuklara yanlış bilgiler aktaran bir 'yalancı' ve toplumsal çıkarlar yerine parasal çıkarları gözeten 'hain bir uşaktır'. Bu olumsuzluklarla başa çıkabilmek için anne babalar çocuklarıyla birlikte televizyon izlemeli, onları daha az izlemeye ikna etmeli ve doğrudan insan ilişkilerine dayalı deneyimler edinmelerini sağlamalıdır.

6Bilgisayar ve Yeni Medya Galaksisi

Elektrik ve elektronik medyalar devlet sınırlarını ortadan kaldırırken, 20. yüzyıl insanı bir enformasyon hazımsızlığı ile baş başa kalmıştır. Postman'ın belirttiği gibi telgrafın icadıyla birlikte sormadığımız sorulara yanıt veren, değiştirilmesi mümkün olmayan bilgiler elde etmekteyiz. Çağımız, insanların zamanının büyük kısmını haber toplayıp düzenleyerek geçirdiği bir enformasyon çağıdır.

Son otuz yılda mikro elektroniğin gelişmesi ve depolandırma olanaklarının artmasıyla farklı enformasyon dünyaları birleşerek 'enformasyon endüstrisi'ni yaratmıştır. İletişim galaksisinin farklı gezegenlerini birleştiren başlıca güç bilgisayar olmuştur. Telematik ve videomatik dünyada kağıtsız ofisler ortaya çıkmış, elektronik yayıncılık doğmuş ve gazeteler uydu aracılığıyla uzak ülkelerde basıma hazır hale getirilmiştir.

Teknolojik gelişimin hızı kültürel düşünce ve politik kararlardan çok daha yüksektir. Bu nedenle elektronik medya dünyasının gelişimini tarihsel bir perspektifle ele almak, enformasyon selinde yol alabilmek ve geleceği şekillendirebilmek açısından büyük bir zorunluluk arz etmektedir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250