Metin Kazancı'ya göre yönetsel içreklik, kamu görevlisinin işine gelen bir realitedir ve özellikle siyasi desteği olmayan, satın alma gücü zayıf vatandaşlar için büyük bir idari engel oluşturmaktadır.
Mart-Ekim 2003 tarihleri arasında gerçekleştirilen çalıştayda Türkiye'deki yönetsel yozlaşma nedenleri arasında standart eksikliği, siyasal baskı, liyakatsizlik atamalar ve medyanın tam bağımsız olmayışı gösterilmiştir.
Pieper, etik kuramın bilgiyle kurulan ilişkilere dayandığını vurgulayarak ahlakiliğin özgürlük ve sorumluluk öngördüğünü, bu özgürlüğün ise bilgi aktarımı ve formalitelerle kısıtlanmamayı gerektirdiğini belirtmiştir.
Halkla ilişkiler uygulayıcılarının toplumsal rollerini pragmatik, muhafazakar, radikal ve idealist olmak üzere dört ana başlık altında toplayarak mesleki yaklaşımların ideolojik altyapılarını sınıflandırmıştır.
Maslow, sağlıklı bireyin özelliklerini gerçekliği algılamada üstünlük, doğayı benimsemede gelişmişlik, özerk olma çabasında artış, yaratıcılık ve duygusal tepkilerde zenginlik olarak tanımlamıştır.
Kongar, toplumsal değişmenin alt yapı ve üst yapı olarak ayrılan insan ilişkilerini barındırdığını ve toplumu oluşturan bu birimlerin sürekli bir etkileşim halinde olduğunu ifade etmiştir.
Tortop, ekonomik kalkınmanın hızla gelişmesinde halkın desteğinin şart olduğunu, kamu kuruluşlarının halkla iş birliği yaparak toplumsal kalkınmayı gerçekleştirebileceğini savunmuştur.
Looss, vizyonları uygulayabilmek için yöneticinin insanları inandırması gerektiğini, söz ve davranış arasında uyum kurularak etik değerlerin kendiliğindenliğe dönüştürülebileceğini öne sürmüştür.
Berth, 21. yüzyılda çevre kirliliği, enerji tükenmesi, yoksulluk, açlık ve savaşlar gibi küresel sorunlarla karşılaşılacağını ve halkla ilişkiler uygulayıcısının bu sorunları yorumlayıp çözmesi gerektiğini belirtmiştir.
Grunig ve Hunt'ın halkla ilişkiler felsefesinde, kamu çıkarının müşteri çıkarının yerini alması gerektiği vurgulanmakta ve simetrik iletişimin demokratik toplumlar için önemi savunulmaktadır.