Özet
← Ünite 3

Ünite 3: Emek Talebi — Konu Anlatımı

Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium

13.1. Kısa Dönemde Emek Talebi ve Temel Varsayımlar

Emek piyasalarında ücret, istihdam ve çalışma koşulları gibi kararları belirleyen iki temel unsur emek arzı ve emek talebidir. Emek talebi, işverenlerin mal ve hizmet üretebilmek için işgücü talep etmesi nedeniyle 'türetilmiş bir talep' niteliği taşır; yani nihai mal ve hizmetlere olan talep doğrudan emek talebini yönlendirir. İşletmeler üretim kararı alırken bütçe, ekonomik durum, sektör özellikleri ve bireysel tercihler gibi pek çok karmaşık faktörü hesaba katar. Neoklasik iktisat teorisi ise bu karmaşıklığı yönetebilmek için bir takım sınırlayıcı varsayımlar üzerine kurulmuştur.

Neoklasik emek talebi teorisinin temel varsayımları şunlardır: Firmalar tam birer kâr maksimizasyoncusudur; üretim sürecinde girdi olarak yalnızca emek ve sermaye kullanılmaktadır; ürün ve emek piyasalarında tam rekabet koşulları geçerli olduğundan fiyat ve ücret dışsal olarak veridir (firmaların bunları değiştirme gücü yoktur); emek maliyeti yalnızca ödenen ücretten oluşur ve işgücü tamamen homojendir. Bu varsayımlar teorik çerçevenin anlaşılmasını kolaylaştırırken gerçek hayattan uzaklaşılmasına da yol açabilmektedir.

Teori teorik olarak işçi sayısı üzerinden formüle edilse de, firmalar istihdamdaki değişimi yalnızca işçi alıp çıkararak değil, mevcut işçilerin çalışma süreleri (fazla mesai, vardiya vb.) üzerinde düzenleme yaparak da sağlayabilirler. Sabit maliyetlerin (sigorta primleri, yasal ödemeler ve işe alım/eğitim masrafları) yüksek olduğu durumlarda firmalar yeni işçi almak yerine çalışma saatlerini yeniden düzenlemeyi tercih edebilirler. Bu noktada firma, yeni işçi istihdam etmek ile mevcut çalışma rejimini değiştirmek arasında rasyonel bir fayda-maliyet analizi gerçekleştirir.

23.1.1. Tam Rekabet Piyasasında Firma Emek Talebi

Tam rekabet piyasasında faaliyet gösteren bir firmanın istihdam kararı, marjinal karar alma kuralına dayanır. İşveren, bir işçi daha çalıştırmanın sağladığı marjinal getiri ile o işçinin maliyetini (ücreti) karşılaştırarak faydanın maliyete eşit olduğu noktaya kadar işçi istihdam etmeye devam eder. Tam rekabet koşullarında firma ücretler üzerinde belirleyici bir güce sahip değildir; piyasada oluşan ücret oranı firma için veri ve sabittir.

İstihdam edilen her ilave işçinin üretime yaptığı katkı 'Emeğin Marjinal Ürünü' (MPL) olarak adlandırılır. İşçi sayısı arttıkça, sermaye miktarı sabit kaldığından, azalan verim kanunu gereği her ilave işçinin üretime yaptığı katkı (MPL) giderek azalmaya başlar. Bu azalış işçilerin vasıfsızlığından değil, emek başına düşen sermaye miktarının azalmasından kaynaklanır.

İşletmenin son işçiden elde ettiği ilave geliri bulmak için emeğin marjinal ürünü (MPL), malın marjinal geliri (MR) ile çarpılır ve 'Emeğin Marjinal Ürün Geliri' (MRPL) elde edilir. Tam rekabet piyasasında firma fiyat alıcısı olduğundan marjinal gelir fiyata eşittir (MR=P). Dolayısıyla optimum istihdam koşulu Ücret = MRPL (veya W = P x MPL) formülüyle sağlanır ve bu eğrinin negatif eğimli kısmı firmanın kısa dönem emek talep eğrisini oluşturur.

33.1.2. Eksik Rekabet Piyasasında Firma Emek Talebi

Gerçek hayatta tam rekabet koşulları nadiren bulunur; piyasaların çoğunda eksik rekabet hakimdir. Eksik rekabetçi bir firmanın en belirgin özelliği, ürettiği malın fiyatını kendisinin belirlemesi ve piyasada daha fazla mal satabilmek için fiyatı düşürmek zorunda olmasıdır. Bu nedenle eksik rekabetçi firmanın ürün talep eğrisi negatif eğilimlidir.

Eksik rekabet piyasasında bir birim mal satmanın marjinal getirisi (marjinal gelir), malın fiyatından daha düşüktür. Bu durum, eksik rekabetçi firmanın emeğin marjinal ürün gelirinin (MRPL) tam rekabetçi firmaya göre daha düşük olmasına yol açar. Sonuç olarak, eksik rekabetçi firmanın emek talep eğrisi tam rekabetçi firmanın emek talep eğrisinin solunda ve daha dik bir konumda yer alır.

Eksik rekabetçi firmanın emek talep eğrisinin daha dik olması, tekelci gücü sayesinde ücret artışlarını malın fiyatına kolayca yansıtabilmesini ve dolayısıyla istihdam düzeyinde tam rekabetçi firmaya kıyasla daha az dalgalanma yaşamasını sağlar. Ancak genel olarak bu firmalar daha az üretim yaptıkları için daha az işçi istihdam ederler.

43.1.3. Piyasa Emek Talep Eğrisi ve 3.1.4. Neoklasik Teoriye Eleştiriler

Piyasa emek talep eğrisi, bireysel firmaların emek taleplerinin yatay olarak toplanmasıyla elde edilir. Ancak basit bir aritmetik toplama yapılırken önemli bir iktisadi gerçek göz ardı edilemez: Tek bir firmanın üretim artışı piyasa fiyatını etkilemezken, piyasadaki tüm firmaların eş zamanlı olarak istihdamı ve üretimi artırması piyasada mal arzını patlatacak ve malın fiyatının düşmesine neden olacaktır. Mal fiyatının düşmesi marjinal geliri azaltacağından, bireysel emek talep eğrileri sola kayar ve gerçek piyasa emek talep eğrisi daha dik bir yapı kazanır.

Neoklasik emek talep teorisi, dayandığı varsayımların gerçek dışılığı nedeniyle pek çok eleştiriye maruz kalmıştır. Emeğin homojen olduğu, işçiler arasında vasıf farkı bulunmadığı varsayımı gerçeği yansütmaz; işçiler heterojendir. Ayrıca emek maliyeti sadece ücretten ibaret olmayıp sigorta primleri ve yan hakları da kapsar. Tam rekabet piyasalarının gerçek hayatta var olmaması, veri fiyat/ücret varsayımını geçersiz kılar.

Firmaların her koşulda saf kâr maksimizasyoncusu olduğu varsayımı da eleştirilir; kriz dönemlerinde firmalar kârlılıktan fedakarlık edebilirler. Ayrıca büyük ve karmaşık ölçekli firmalarda her bir işçinin marjinal verimliliğini tek tek hesaplamak yöneticiler için oldukça güç ve maliyetlidir. Buna karşın teoriyi savunanlar, yöneticilerin bu hesapları tam yapamasalar bile piyasa rekabeti nedeniyle sezgisel olarak teorinin öngördüğü kararlara yakın davrandıklarını savunurlar.

53.2. Uzun Dönemde Emek Talebi ve Eş Ürün/Maliyet Eğrileri

Kısa dönemde sermaye sabitken, uzun dönemde firmalar hem emek hem de sermaye girdilerini değiştirebilirler. Uzun dönemde en uygun emek/sermaye bileşiminin seçilmesinde iki temel sınır vardır: Teknolojik sınırları gösteren 'Eş Ürün Eğrileri' ve faktör fiyatları ile bütçeyi göster en 'Eş Maliyet Doğruları'.

Eş ürün eğrileri, aynı üretim miktarını sağlayan farklı emek ve sermaye bileşimlerinin geometrik yeridir. Negatif eğilimlidirler çünkü bir faktör azaltıldığında üretim düzeyini korumak için diğeri artırılmak zorundadır. Orijinden dış bükeydirler (marjinal teknik ikame oranı azalandır) ve asla kesişmezler. Orijinden uzaklaştıkça daha yüksek üretim düzeylerini ifade ederler.

Eş maliyet doğruları ise firmanın belirli bir bütçeyle piyasadaki faktör fiyatları (ücret ve sermaye kira bedeli) dairesinde satın alabileceği emek ve sermaye bileşimlerini gösterir. Bütçe arttıkça eş maliyet doğrusu sağa paralel kayar; faktör fiyatlarındaki değişmeler ise doğrunun eğimini değiştirerek onu dikleştirir veya yatıklaştırır.

63.2.3. Denge İstihdam Düzeyi ve Uzun Dönemde Ücret Değişimi

Firmanın uzun dönemde kârını maksimize edeceği ve üretim maliyetini minimuma indireceği denge noktası, belirli bir eş ürün eğrisinin en düşük maliyetli eş maliyet doğrusuna teğet olduğu noktada gerçekleşir. Bu teğet noktasında firma optimal emek ve sermaye miktarını belirleyerek üretimini gerçekleştirir.

Uzun dönemde ücretlerde bir artış meydana geldiğinde, bu durum iki farklı etki yaratır: Ölçek etkisi ve ikame etkisi. Ücretlerin yükselmesi maliyeti artırarak üretimin (ölçeğin) küçülmesine ve buna bağlı olarak emek talebinin düşmesine yol açar; buna 'ölçek etkisi' denir. Uzun dönemde sermaye faktörü değiştirilebildiği için firma, pahalılaşan emek yerine ucuzlayan sermayeyi ikame eder; buna da 'ikame etkisi' denir.

Kısa dönem emek talep eğrisi sadece ölçek etkisini yansıttığı için daha diktir (esnekliği düşüktür). Uzun dönem emek talep eğrisi ise hem ölçek hem de ikame etkisini barındırdığı için daha yatıktır (esnekliği yüksektir); yani ücret artışları karşısında uzun dönemde istihdam kaybı çok daha fazla olmaktadır.

73.3. Emek Talebini Etkileyen Ücret Dışı Unsurlar

Emek talebini etkileyen tek unsur ücret değildir. Ürün talebindeki değişmeler, emek talebini doğrudan etkiler; çünkü türetilmiş talep gereği ürün talebi artarsa malın fiyatı ve MRPL yükselecek, böylece emek talebi de artacaktır. Ürün talebi düşerse emek talebi de azalacaktır.

Emek verimliliğindeki artış, aynı girdilerle daha fazla çıktı elde edilmesini sağlayarak marjinal ürün gelirini artırır ve emek talebini yukarı çeker. Benzer şekilde piyasadaki işveren sayısının artması toplam emek talebini artırırken, firmaların kapanması talebi düşürür.

Üretim sürecinde kullanılan diğer üretim faktörlerinin fiyatları da ikame ve tamamlayıcılık ilişkisi üzerinden emek talebini etkiler. Faktörler birbiri yerine ikame edilebiliyorsa, sermaye fiyatının artması emek talebini artırır. Ancak sermaye ve emek tamamlayıcı nitelikteyse (örneğin otobüs ve şoför ilişkisi), sermaye fiyatındaki artış her iki girdinin de talebini düşürecektir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250

83.4. Emek Talep Esnekliği ve Etkileyen Unsurlar

Emek talep esnekliği, ücret oranlarındaki yüzde değişimin emek talebinde yaratacağı yüzde değişimi ölçer. Esneklik değerleri sıfır (inelastik/zorunlu), birden küçük, bire eşit (birim esnek), birden büyük (esnek) ve sonsuz (tam esnek) olmak üzere beş grupta incelenir. Doğrusal bir emek talep eğrisi üzerinde dahi üst kısımlar esnek, alt kısımlar ise inelastiktir.

Emek talep esnekliği ile toplam ücret ödemesi arasında doğrudan bir bağ vardır. Talebin esnek olduğu durumlarda ücret artışı toplam ücret ödemesini azaltırken, talebin esnek olmadığı (inelastik) durumlarda ücret artışı toplam ücret ödemesini artırır.

Emek talebinin ücret esnekliğini etkileyen dört temel unsur bulunur: Ürün talebinin fiyat esnekliği (ürün talebi esnekse emek talebi de esnektir), diğer üretim faktörleri ile ikame edilebilirliğin derecesi (ikame kolaysa esneklik yüksektir), diğer üretim faktörlerinin arz esnekliği ve emek maliyetinin toplam maliyet içindeki payıdır (emek payı yüksekse esneklik artar).

93.4.5. Çapraz Ücret Esnekliği ve 3.4.6. Teknolojik İlerleme

Çapraz ücret esnekliği, bir girdinin (örneğin sermaye veya farklı bir işçi türünün) fiyatındaki değişimin diğer girdinin talebini nasıl etkilediğini gösterir. Çapraz esneklik katsayısının pozitif olması girdiler arasında 'ikame edicilik' ilişkisi olduğunu, negatif olması ise 'tamamlayıcılık' ilişkisi bulunduğunu kanıtlar.

Teknolojik ilerleme ve otomasyon emek talebini iki boyuttan etkiler. Birincisi ürün talebi boyutuyla ilgilidir; yeni ürünler eski ürünlere olan talebi düşürerek eski sektörde istihdam kayıplarına yol açar. İkincisi ise sermaye-emek ikamesi boyutudur; otomasyon sermaye maliyetini düşürerek belirli vasıftaki işçilerin yerine makine konulmasını hızlandırır ve bu kesimlere olan emek talebini azaltır.