Bu bölümde klasik ve neoklasik dönemleri sonrası ortaya çıkan Modern Yönetim
Yaklaşımından söz edilmektedir. Modern yönetim döneminde dış çevre koşullarının önem
kazanması ile işletmeler kapalı sistem anlayışından açık sistem anlayışına sahip olmuşlardır.
Dış çevre koşullarına önem vermeyen işletmeler ise pozitif entropiye maruz kalmaktadırlar.
Sistem yaklaşımının yönetimde uygulanması sinerji ve negatif entropi gibi kavramların
önemini arttırmıştır. Klasik ve neoklasik dönemlerde işletmeler her işletme için geçerli bir “en
iyi” arayışı içerisinde olmuşlardır. Oysa Durumsallık yaklaşımı ile işletmeler iç ve dış çevre
koşullarının etkileşimi sonucunda ortaya çıkan ve işletmeden işletmeye değişen bir “en iyi”
kavramının olabileceğini kabul etmişlerdir. Yani, en iyi yönetim teorisi, en iyi yönetim modeli,
en iyi yönetim uygulaması durumsallık yaklaşımına göre işletmeden işletmeye değişmektedir.
Modern Yönetim yaklaşımı sonrası Post-Modern Yönetim Yaklaşımına geçilmektedir.
Sosyal bilimlerde postmodernist yaklaşım çok tartışmalıdır. Çünkü bir kavram olarak
postmodernizmin tanımı üzerinde fikir birliği bulunmamaktadır. Postmodernizm, yönetim ve
organizasyon düşüncesi açısından; farklılıklar yaratıcılığı teşvik etmeli, insanlara "doğruları
empoze etmek yerine, onları tamamen serbest bırakmalı ve kendi İstediklerini yapmalarına
fırsat verilmelidir. Bürokratik ve formal yapılaşma yerine, kişiyi esas alan informal gruplara
geçmelidir. Bu ve benzeri görüşler küreselleşme ve bilgi çağı ortamında ileri sürülen pek çok
yönetim kavram ve uygulamasının temelini oluşturmuştur.
