Bu Ünitede Neler Öğrendik?myders hazırladı
Bu bölümde, 2011 yılında Suriye'de başlayan iç savaşın ardından ortaya çıkan mülteci krizi ve bu krizin Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerine etkileri ele alınmıştır. Türkiye, açık kapı politikasıyla dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumuna gelmiş ve bu durum ciddi bir ekonomik ve sosyal yük oluşturmuştur. İlk yıllarda krizi uzaktan izleyen Avrupa Birliği ise, 2015 yılında mülteci akınının kendi sınırlarına ulaşmasıyla panik yaşamış; kota sistemi, sınır güvenlik tedbirleri ve sığınmacı kayıt merkezleri gibi önlemlere başvurmuştur.
Bu önlemlerin yetersiz kalması üzerine AB, krizin çözümünde anahtar ülke olan Türkiye ile doğrudan müzakerelere başlamıştır. Türkiye süreçte üyelik müzakerelerinin canlandırılması, vize muafiyeti, mali destek ve güvenli bölge taleplerini sunarken; AB ise mültecilerin Avrupa'ya geçişinin engellenmesini istemiştir. Yoğun diplomasi trafiği sonucunda, ilişkilerde tarihi bir dönüm noktası olan 29 Kasım 2015 Türkiye-AB Zirvesi gerçekleştirilmiş ve ikili ilişkileri yapısal olarak canlandırmayı hedefleyen kararlar alınmıştır.
Müzakerelerin nihai sonucu olarak 20 Mart 2016 tarihinde yürürlüğe giren AB-Türkiye Mülteci Anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşmayla Ege Denizi üzerinden gerçekleşen düzensiz göçü engellemek amacıyla, Yunan adalarından iade edilen her bir Suriyeliye karşılık Türkiye'den bir Suriyelinin AB'ye yerleştirilmesini öngören bire bir formülü uygulanmıştır. Anlaşma kapsamında ayrıca Türkiye'ye mali yardım sağlanması kararlaştırılmış ve düzensiz geçişler ile can kayıpları önemli ölçüde azaltılmıştır.
