Jeff Gomez, Starlight Runner Entertainment'ın CEO'su olarak transmedya anlatı dünyasında ticari ve yaratıcı bir rehber niteliğinde olan 'On Emir'i ortaya koymuştur. Bu ilkeler, bir markanın sadece bir ürün değil, yaşayan bir anlatı evreni olarak nasıl yönetilmesi gerektiğini açıklar. Gomez'e göre, her şeyden önce 'Markanın Özü' kavranmalıdır; yani hikayenin vaadi, tonu ve teması belirlenerek izleyiciye en yüksek haz sunulmalıdır.
Anlatı evreninin yönetimi, tüm paydaşların kişisel hırslarını bir kenara bırakıp markaya hizmet etmesini gerektirir. 'Çadır direklerini kurmak' ilkesi, vizyonerlerin anlatının gelecekteki rotasını ekiple paylaşmasını zorunlu kılar. Ayrıca, 'En iyileri işe al' prensibiyle yetenekli kadrolar kurulmalı ancak bu kişilerin egolarının gelişimi tıkamamasına dikkat edilmelidir. Kaynakların organizasyonu ise 'Kanon' adı verilen ve tüm paydaşların erişimine açık olan yaşayan bir belge üzerinden yürütülmelidir.
İletişim ve strateji yönetimi için 'Takas Odası' kurulması, paydaşların düzenli olarak bir araya gelip çıkar çatışmalarını çözmesini ve yeni inisiyatifler geliştirmesini sağlar. İzleyici katılımı, hayranlar ve üreticiler arasında bir diyalog köprüsü kurularak teşvik edilmelidir. Son olarak, lisanslama ve ticari ürünler hikayeyi genişletmeli, erişilebilirlik ise farklı giriş noktalarıyla izleyiciye tatmin edici bir deneyim sunmalıdır.
Robert Pratten, transmedya anlatıları daha çok tasarım hedefleri ve teknolojik entegrasyon üzerinden ele alır. Pratten'ın 7 ilkesi, kurgu ile gerçeği birleştiren, tutarlı ve kuşatıcı evrenler yaratmayı hedefler. Bu ilkelerin ilki olan 'Yaygınlık', hikayenin izleyiciyi kuşatacak şekilde cihazlar aracılığıyla her yere yayılmasını ifade eder. 'Tutarlılık' ise hikayenin zaman içinde gelişerek izleyici katılımına olanak tanımasıdır.
Katılımcı ve kişiselleştirilmiş anlatılar, izleyicinin sadece pasif bir alıcı değil, karakterlerle etkileşime giren bir özne olmasını sağlar. 'Bağlantılılık' ilkesi ise kurguyu gerçek dünyanın verileriyle (hava durumu, konum vb.) entegre eder. Kapsayıcılık, farklı cihazlar ve etkileşim modları sayesinde izleyicilerin hikayeyi farklı derinliklerde deneyimlemesine imkan tanır.
Son olarak 'Bulut-temelli' olma ilkesi, hikayenin ve kullanıcı deneyiminin merkezi bir ağ yürütücüsü tarafından kontrol edilmesini sağlar. Bu sayede tüm içerik ve izleyici verileri tek bir noktadan yönetilebilir, böylece transmedya evreninin bütünlüğü korunur.