Robin Wood, 'Teksas Elektrikli Testere Katliamı' filminde canavarın bizzat aile kurumu olarak sunulmasını, kapitalist sistemin ve başkalarının sırtından geçinenlerin bir eleştirisi olarak yorumlamıştır.
Korku sinemasının ikonik canavarı Godzilla, İkinci Dünya Savaşı sonrasında nükleer gücün ve atom bombasının dünyaya getirdiği büyük dehşetin sinemasal bir ifadesi olarak doğmuştur.
Amerika'da Soğuk Savaş döneminde yaşanan komünizm korkusu, 'Beden Kemiricilerin İstilası' ve 'Şey' gibi filmlerde 'içimizdeki gizli uzaylılar' metaforuyla beyazperdeye aktarılmıştır.
Ünlü yönetmen Paul Schrader, 1983 yılında vizyona giren 'Kedi Kız' filmini erotik bir korku olarak tanımlamış ve seksüel duyguların insanları ruhsal olarak canavara dönüştürebileceğini savunmuştur.
Alfred Hitchcock'un Sapık filmindeki meşhur duş sahnesi, sinemada gözetleyen bakışın etkinliğini ve seyircinin tehlikeden uzakta ölüm anını izlerken yaşadığı derin hazzı simgeleyen en önemli klişedir.
İkinci Dünya Savaşı sonrası ve özellikle 1970'lerde yükselen erotik korku furyası, sinemada sansür mekanizmalarının en sert şekilde uygulanmasına ve birçok filmin depolara kaldırılmasına yol açmıştır.
Korku sineması sadece Hollywood ürünü değildir; Alman Dışavurumculuğu (Nosferatu, Dr. Caligari'nin Muayenesi) ve İtalyan Sineması (Omen, Suspiria) türe en özgün klasiklerini kazandırmıştır.