Sağlık Bakanlığı, Türkiye'ye tedavi amacıyla gelen yabancı turistlere sunulacak hizmetlerin standartlarını ve yasal kurallarını belirlemek amacıyla Ekim 2017 tarihinde 'Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik' yayımlamıştır.
2017 yılı verilerine göre Türkiye'de uluslararası standartlarda hizmet verdiğini belgeleyen JCI (Joint Commission International) tarafından akredite edilmiş hastane sayısı 49'a ulaşarak küresel pazarda önemli bir konuma gelmiştir.
2017 yılı verilerine göre dünyada en fazla JCI akreditasyonuna sahip sağlık kuruluşunu barındıran ülke 177 akredite kurum ile Birleşik Arap Emirlikleri olmuştur. Onu 110 kurumla Suudi Arabistan izlemektedir.
2014-2018 yıllarını kapsayan Onuncu Kalkınma Planı'nda Türkiye'nin medikal turizmde dünyanın ilk 5 destinasyonu arasında yer alması ve termal turizmde 150.000 yatak kapasitesine ulaşması öncelikli hedef olarak belirlenmiştir.
2017 yılı yaz aylarında Avrupa ülkelerinde ortaya çıkan zehirli yumurta krizi, küreselleşme sürecinde gıda ve canlı hayvan ticaretinin denetimsizliğinin nasıl hızlı bir şekilde kıtasal bir sağlık krizine dönüşebileceğini göstermiştir.
2003 yılında ortaya çıkan SARS virüsü, ulaşımdaki küreselleşme ve uluslararası havayolu trafiği sayesinde birkaç gün içinde kıtalararası yayılarak küresel sağlık güvenliği protokollerinin değişmesine neden olmuştur.
Tarihsel süreçte sağlık turizminin ilk örnekleri Ortaçağ boyunca tıp eğitiminin ve şifahanelerin geliştiği Bağdat, Şam, Halep ve Endülüs gibi İslam medeniyeti merkezlerinde gerçekleştirilmiştir.
Amerika Birleşik Devletleri'nde uygulanan aşırı liberal ve yüksek maliyetli sağlık politikaları nedeniyle, her yıl yaklaşık 2 milyona yakın ABD vatandaşı daha uygun fiyatlı tedavi için Kanada'ya seyahat etmektedir.
Birleşmiş Milletler'e bağlı olarak 1946 yılında kurulan Dünya Sağlık Örgütü (WHO), küresel sağlık politikalarını belirleyen, hastalık tanı ve tedavilerini standartlaştıran en büyük küresel aktördür.
17. yüzyılda başlayan Sanayi Devrimi, tıp alanında pozitivist tıp pratiğinin doğuşuna yol açmış ve geleneksel şifacıların yerini üniversite eğitimli uzman doktorların almasını sağlamıştır.
1880'lerde gelişen bakteri bilimi sayesinde tüberküloz hastalığına 'Tuberle basillus', kolera hastalığına ise 'vibrio cholera' bakterisinin yol açtığı keşfedilerek mikrop teorisi kanıtlanmıştır.