Oğuzların Bozok koluna bağlı, Akkoyunlu hanedanının mensup olduğu köklü boydur. Hanedan mensupları kendilerini Bayındır Han’ın nesli olarak tanımlamışlardır.
Orta çağ İslam devletlerinde toprak gelirlerinin askerî veya idari personele hizmet karşılığı verilmesi sistemidir. Akkoyunlu lideri Ahmed Bey, Pulur-Sünür-Bayburt üçgenini ilk ikta olarak almıştır.
Moğol ve Türk devlet geleneklerinde hükümdara veya lidere sadakatle bağlı olan yoldaş, arkadaş ve maiyet kuvvetidir. Sümer’e göre Akkoyunlu oymakları parçalanarak bu rolü üstlenmiştir.
Akkoyunlu ulusunu oluşturan en kalabalık ve güçlü oymaklardan biridir. Taht mücadelelerinde adaylara verdikleri askeri destekle bilinen önemli bir dayanak noktasıdır.
Akkoyunluların Diyarbakır ve çevresine hâkim oldukları dönemde katılan, devletin bel kemiğini oluşturan güçlü oymaklardan biridir. Ömer Bey gibi önemli komutanlar çıkarmıştır.
Doğu Karadeniz bölgesinde kurulmuş olan ve erken dönemde Akkoyunlu Türkmen akınlarına maruz kalan devlettir. İmparatorlar akrabalık kurarak akınları önlemeye çalışmıştır.
Akkoyunluların henüz tam anlamıyla merkezi ve bağımsız bir devlet kuramadan önce, uç bölgelerinde aşiret reisi veya emir düzeyinde siyasi faaliyet yürüttükleri dönemdir.
1402 yılında Timur ile Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid arasında yapılan ve Timur’un zaferiyle sonuçlanan savaştır. Kara Yülük Osman Bey bu savaşta Timur’a destek vermiştir.
Bugünkü Diyarbakır şehrinin tarihi adı olup, Akkoyunluların Anadolu’daki ilk siyasi merkezlerinden ve yoğun mücadele alanlarından biridir.
Sivas, Kayseri ve Tokat çevresinde hüküm sürmüş, daha sonra kadı Burhaneddin’in yönetimi ele geçirdiği Orta Anadolu beyliğidir.
Eretna Beyliği’nin yıkılışından sonra Sivas’ta kendi devletini kuran, Salur boyuna mensup devlet adamı ve alimdir. Akkoyunlularla hem ittifak hem savaşlar yapmıştır.
Erzincan ve çevresinde hüküm sürmüş, Akkoyunlularla bazen müttefik bazen de rakip olmuş bölgesel bir Türkmen beydir.
Akkoyunluların ezeli düşmanı olan Karakoyunlu devletinin güçlü hükümdarlarından biridir. Akkoyunlularla uzun yıllar boyunca toprak mücadelesi yürütmüştür.
Hükümdarlar tarafından takdir veya onay göstergesi olarak hizmetindeki kişilere giydirilen kıyafet, caize ve onur hediyesidir.
Yerleşik bir hayata geçmemiş, hayvancılık faaliyetlerine bağlı olarak mevsimlere göre yaylak ve kışlaklar arasında hareket eden göçebe Türkmen yaşam tarzıdır.
1473 yılında Fatih Sultan Mehmed ile Uzun Hasan arasında yapılan ve Osmanlı'nın zaferiyle sonuçlanan büyük meydan savaşıdır. Bu savaşta Akkoyunluların ateşli silahlardan mahrum olması ve Venedik yardımının gecikmesi mağlubiyetlerinde etkili olmuştur.
1457 yılında Uzun Hasan Bey ile Karakoyunlu komutanı Rüstem Bey arasında gerçekleşen ve Akkoyunluların kesin zaferiyle sonuçlanan savaştır. Bu zafer Uzun Hasan'ın ününü ve çevresindeki asker sayısını büyük ölçüde artırmıştır.
Trabzon Rum İmparatorluğu'nu yöneten hanedandır. Uzun Hasan, dedesi Kara Yülük Osman Bey gibi bu hanedandan bir prenses (Katherina) ile evlenerek akrabalık bağı kurmuştur.
İstanbul'dan Tokat, Erzurum ve Trabzon'a ulaşan anayol üzerinde kilit konumda bulunan bir kaledir. 1460 yılında Osmanlı ve Akkoyunlu güçleri arasında hakimiyet mücadelesine sahne olmuştur.
Mekke ve Medine'nin hizmetkarı anlamına gelen unvandır. Uzun Hasan, İslam'ın kutsal beldeleri üzerinde hak iddia ederek Mekke'de kendi adına bu unvanla hutbe okutmuştur.
Karakoyunlu Hükümdarı Cihanşah'ın oğlu Pir Budak'ın babasına karşı çıkardığı isyandır. Uzun Hasan, Karakoyunluların iki kanadını da değişmez düşman gördüğü için bu isyana destek vermemiştir.
Bir hükümdarın veya devletin daha güçlü bir başka devlete bağımlılığını kabul etmesi durumudur. Örneğin Hüseyin Baykara, Uzun Hasan'ın vasallığını kabul etmiştir.
Uzun Hasan'ın eşidir. Kendi oğluna taht yolunu açmak için siyasi kulisler yürütmüş ve taht kavgalarının tetikleyicilerinden biri olmuştur.
Uzun Hasan'ın en büyük oğlu ve taht adaylarından biridir. Babasına karşı isyan başlattıktan sonra Osmanlı'ya sığınmış ve Fatih'in kızı Gevherşah ile evlenmiştir.
Fatih Sultan Mehmed'in kızı Gevherşah ile Uğurlu Muhammed'in evliliğinden doğan, yani Fatih'in torunu olan ve ileride Akkoyunlu tahtına oturan kişidir.
Karakoyunlu Devleti'nin hükümdarıdır. Uzun Hasan'ın askeri baskıları ve vur-kaç taktikleri sonucunda Bingöl'de çadırında uğradığı baskınla öldürülmüştür.
Timurlu Hükümdarıdır. Akkoyunluların büyümesini engellemek için Azerbaycan'a sefere çıkmış, Uzun Hasan tarafından Karabağ'da kuşatılarak zorda bırakılmış ve dönüşte idam edilmiştir.
Halep-Erzincan yolunu kontrol eden ve Memlük hakimiyetindeki Gerger şehrine saldırarak valiyi öldüren ve şehrin anahtarını Uzun Hasan'a getiren aşirettir.
Uzun Hasan'ın Osmanlı Devleti ile yaptığı ve kaybettiği ancak devletin gücünü ve varlığını bir süre daha korumayı başardığı önemli bir tarihi savaştır. Metinde, bu savaşın ardından Uzun Hasan'ın ölmesiyle devlet içinde taht kavgalarının tetiklendiği belirtilmektedir.
Uzun Hasan'ın ölümü sonrasında tahta çıkan Sultan Halil ile kardeşi Şehzade Yakup'un orduları arasında 1478 yılında Marand mevkiinde yapılan taht mücadelesi savaşıdır. Bu savaşta kalabalık ordusuna rağmen yenilen Sultan Halil başı kesilerek öldürülmüştür.
Başlangıçta Sünni bir tarikat iken zamanla imamet anlayışını siyasal alanda kullanabilmek için Şiiliğe kaydırılan ve Şah İsmail'e giden süreçte Akkoyunlu Devleti'nin yıkılışında kilit rol oynayan dini ve siyasi oluşumdur. Metinde Hoca Ali, Şeyh Cüneyd ve Şeyh Haydar gibi isimlerle anılır.
Akkoyunlu taht mücadelesinde ve devlet yönetiminde son derece önemli etkiye sahip, asıl adı İbrahim Bey olan güçlü emirlerden biridir. Rüstem Bey'in tahta çıkmasında ve rakiplerine karşı askerî zaferler kazanmasında başrol oynamıştır.
Siyasi oluşuma dönen Safeviyye tarikatının şeyhi, Şeyh Cüneyd'in oğlu ve Şah İsmail'in babasıdır. Uzun Hasan'ın kızı Halime Begüm ile evlenmiş, Şirvanşahlar üzerine yaptığı seferde yenilerek öldürülmüştür.
Sultan Yakup döneminde güneyde ortaya çıkan, Şii temayüllü ve kısa sürede Irak'ın yarısını ele geçirmeyi başaran isyancı zümre hareketidir. Bu hareket daha sonra Sultan Yakup'un gönderdiği ordu tarafından boyunduruk altına alınmıştır.
Acem şehirlerini ele geçirmek maksadıyla Mısır, Şam ve Halep ordularını toplayarak Urfa'yı kuşatan ancak Akkoyunlu Sultanı Yakup'un kuvvetlerine yenilerek esir alınan ve idam edilen Memlük emîridir.
Baysungur'un çocuk yaşta tahta çıkmasının ardından yönetimi fiilen ele geçiren, önceki dönemin idarecilerini tasfiye eden ve sonrasında Bayındır Beyleri ile Süleyman Biçen tarafından mağlup edilerek öldürülen Akkoyunlu devlet adamıdır.
Şeyh Haydar'ın ölümünün ardından tehlike arz ettikleri gerekçesiyle üç oğlunun (İbrahim, Ali ve İsmail) Fars eyaletinde hapsedildiği müstahkem kaledir. Bu kale daha sonra Rüstem Bey tarafından bu çocukların serbest bırakılmasıyla gündeme gelmiştir.
Sultan Halil'in oğlu olup babasının ölümünden sonra amcası Sultan Yakup döneminde Fars valiliği görevini yürütmek isteyen ve Yakup adına sikke bastırmayı kabul eden Akkoyunlu şehzadesidir.
Diyarbakır Valisi olan ve Sufi Halil'in aşırı baskılarına karşı diğer emirlerle anlaşarak Sufi Halil'i ortadan kaldıran, Baysungur'u yeniden tahta çıkaran önemli Akkoyunlu komutanıdır.
Uğurlu Mehmed'in oğlu, Fatih Sultan Mehmed'in torunu ve II. Bayezid'in damadı olan Akkoyunlu sultanıdır. Ufak tefek olmasından ötürü bu lakapla anılmış, Osmanlı sistemini uygulamak isterken emirler tarafından öldürülmüştür.
Akkoyunlu Devleti'nin son döneminde taht kavgalarını yönlendiren en güçlü askeri emirlerden biridir. Şehzadeleri kukla hükümdar yaparak devleti arkadan yönetmeye çalışmış, Azizkendi Muharebesi'nde ölmüştür.
1499 yılında Maraga ile Miyane arasında yapılan, Akkoyunlu iç savaşlarının en felaketlisi kabul edilen savaştır. Bu savaşta Ayba Sultan yenilerek öldürülmüş ve Akkoyunlu taht mücadelesi iyice çıkmaza girmiştir.
1501 yılında Nahcivan bölgesinde Elvend Mirza ile Şah İsmail arasında yapılan ve Safevi ordusunun kazandığı savaştır. Bu savaş Şah İsmail'e Azerbaycan'ı kazandırmış ve Safevi Devleti'nin resmen kurulmasını sağlamıştır.
Köklerini Oğuz Han'a dayandıran ve Akkoyunlu Devleti'nde hükümdarlık hakkına sahip olan asil hanedandır. Bu hanedana mensup erkekler tahta çıkma hakkını elinde bulundurmuştur.
Akkoyunlularda devletin en önemli kararlarının alındığı, eyalet gelirlerinin toplanması ve görevlilerin denetlenmesiyle sorumlu en üst düzey yönetim meclisidir.
Eski Türk geleneklerinin bir devamı olarak hükümdarın ailesi, aşiret reisleri ve askeri komutanların devlet meselelerini müzakere etmek için toplandığı danışma meclisidir.
Timur teşkilatından Akkoyunlulara geçen; cami, medrese, kutsal kabirler ile kadı, imam ve müderris gibi dini görevlilerin atama ve asayiş işlerinden sorumlu makamdır.
Bir bölgenin idari ve askeri işlerine bakan, gerektiğinde adli işleri yürüten ve olağanüstü durumlarda vergi toplayan yerel görevlidir.
Akkoyunlularda vilayetlerdeki kuvvet sahiplerine verilen, belirli miktarda asker hazırlama yükümlülüğü getiren ve tımar sistemine benzeyen toprak türüdür.
Hükümdarın devlet hizmetinde bulunanlara ihsan olarak verdiği, sahibini tüm vergilerden muaf tutarak eski devlet vergilerini toplama hakkı tanıyan mülk arazisidir.
Akkoyunlularda şehirlerde alınıp satılan mallardan, dokunan kumaşlardan ve kesilen hayvanlardan nakit olarak alınan ticaret ve sanayi vergisidir.
Sarayda hükümdarın yiyecek ve içecek hizmetlerinden sorumlu olan, zehirlenme riskine karşı sunulan yemekleri önceden tatmakla görevli saray memurudur.
Uzun Hasan'ın oğlu Sultan Halil'in isteği üzerine Cemaleddin Mehmed b. Esad Devvani tarafından kaleme alınmış önemli bir felsefe ve ahlak kitabıdır.
Karakoyunluları oluşturan en etkin ve temel oymaklardan bir tanesidir. Adının kökeni ve neye delâlet ettiği tartışmalı olup, mezar taşlarında koç simgesini kullanmalarından ötürü koçlu manasına gelebileceği öne sürülmüştür.
Karakoyunluların Anadolu’ya geldikleri ilk dönemlerde hizmetlerinde bulundukları Moğol beyliğidir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki hâkimiyetleri zayıfladıktan sonra kısa sürede yıkılmışlardır.
Karakoyunlu ulusunu oluşturan en büyük ve kuvvetli iki oymaktan biri olup, aşiret Karakoyunluların siyasi başarılarında önemli rol oynamıştır. Yıkılıştan sonra Akkoyunlu ve Safevi hizmetine girerek eski önemini yitirmiştir.
Hamedan bölgesinde yurt tutan, Karakoyunlu devletinin temelini oluşturan en önemli oymaklardandır. Yıkılışından sonra Timurluların hizmetine girmişler, Cihanşah'ın torunu İbrahim ile hareket ederek Kirman'ı istila etmeye çalışmışlardır.
Erzurum-Bayburd havalisinde yerleşen, başlangıçta Karakoyunluların hizmetinde bulunmuş aşirettir. Akkoyunlu döneminde Şehzade Yakup'u desteklemişler ve Osmanlı döneminde de tımar sahibi olmuşlardır.
Gence ve Berda hâkimi Emir Karaman’dan adını alan, Karakoyunlulara hizmet etmiş bir oymaktır. Yıkılışından sonra Şeyh Cüneyd taraftarlarına katılarak Safevi Devleti’nin kuruluşunda rol oynamışlardır.
Karakoyunlu ulusunu teşkil eden önemli aşiretler arasında yer alır ve Cihanşah döneminde devlet kademesinde önemli vazifelerde bulunmuştur. Sonraki süreçte Akkoyunlu ve Safevi hizmetine girmişlerdir.
Timur’un İran’ı fethetmesi üzerine onun tabiiyetine giren Emir Cakir’in aşiretidir. Karakoyunlulardan sonra Akkoyunlu ve Safevi hizmetine girmiş ancak ikinci derecede görevler üstlenmişlerdir.
Osmanlı tarihçisi Şükrullah'ın Karakoyunlu Hanedanı’nın Deniz Han’dan geldiği yönündeki aktarımında, Karakoyunlular ile kabilevi bir akrabalığın mevcut olabileceği 24 Oğuz boyundan biridir.
Karakoyunluların otuz bin çadırdan oluştuğunu, Moğol istilasından kaçarak reisleri Türe Beğ liderliğinde Türkistan’dan Doğu Anadolu’ya göç ettiklerini anlatan eserin adıdır.
Erzincan hükümdarıdır. Akkoyunlulara yenildikten sonra aralarındaki kadim düşmanlık dolayısıyla Karakoyunlu Beyi Kara Mehmed Bey'den Akkoyunlulara karşı yardım istemiştir.
Bayram Hoca’nın öldürdüğü Hüseyin Bey’in oğlu olup, bilinmeyen bir sebeple 1389 yılında isyan etmiştir. Kara Mehmed Bey ile savaştığı sırada Mehmed Bey ölmüş, ancak Türkmenler onun liderliğini kabul etmeyerek Mısır Hoca’yı seçmiştir.
Anadolu'ya geldikten sonra oymakların akıncıları sayesinde kısa zamanda güçlenen, Kara Yusuf döneminde devletleşen ve Erzincan'dan Kazvin'e kadar geniş bir coğrafyada hüküm süren Türkmen devletidir. Metinde, Timur ve Akkoyunlularla yaptığı mücadeleler ve Osmanlı'yla kurduğu müttefiklik ilişkileriyle öne çıkar.
Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid ile Timurlu Hakanı Timur arasında yapılan ve sonuçları itibarıyla Anadolu coğrafyasını ve beylikleri derinden etkileyen savaştır. Bu savaş sonrasında Anadolu'da beylikler yeniden canlanmış ve Karakoyunlular iç karışıklıklarla mücadele etmek zorunda kalmıştır.
Celayir Sultanı Ahmed Bey liderliğinde hareket eden, Karakoyunlularla kimi zaman müttefik kimi zaman rakip olan bölgedeki siyasi güçlerden biridir. Kara Yusuf ile birlikte Memlüklere ve Osmanlılara sığınmış, daha sonra Tebriz hâkimiyeti için Kara Yusuf ile çatışarak idam edilmiştir.
1408 yılında Tebriz yakınlarında Karakoyunlu Kara Yusuf Bey ile Timurlu Ebu Bekir Mirza arasında yapılan savaştır. Bu savaş, Şahruh'un babası Timur'un imparatorluğunu diriltme emellerini sona erdirmiş ve Karakoyunlu Devleti'ni kesin olarak yeniden kurmuştur.
Kara Yülük Osman Bey liderliğinde faaliyet gösteren, Karakoyunluların en büyük siyasi ve askeri rakibi olan Türkmen devletidir. Karakoyunlularla sürekli toprak mücadelelerine girmiş ve Timurlularla ittifak yaparak Karakoyunlulara karşı kışkırtmalarda bulunmuşlardır.
1421 yılında Erzurum ile Ağrı arasında İskender Bey ile Timurlu Hakanı Şahruh arasında yapılan üç günlük şiddetli savaştır. Karakoyunlular ilk gün üstünlük sağlasa da sayıca üstün olan Timur ordusu karşısında yenilgiye uğramıştır.
Kafkasya bölgesinde hüküm süren ve Karakoyunlulara karşı Gürcüler ve Şeki hâkimi ile ittifak kuran siyasi güçtür. Şirvanşah Halilullah, İskender Bey'in saldırıları karşısında Timurlu hükümdarı Şahruh'tan ve Akkoyunlulardan yardım istemiştir.
Azerbaycan bölgesinde yer alan, tamir edilerek stratejik bir savunma noktası haline getirilen ve Karakoyunlu şehzadeleri ile İskender Bey'in son sığınaklarından biri olan önemli bir kaledir. Metinde Kadı İmameddin'in yönetimi ve İskender Bey'in kuşatılması olaylarıyla geçer.
Osmanlı devlet sisteminde hizmet karşılığı devlet görevlilerine verilen gelir kaynaklarıdır. Metinde Yıldırım Bayezid'in, kendisine sığınan Kara Yusuf'a Aksaray'ı dirlik olarak vermesi şeklinde geçer.
Timur ve sonrasında oğlu Şahruh tarafından yönetilen, Horasan, Maveraünnehir ve İran başta olmak üzere geniş bir coğrafyaya sahip olan devlettir. Karakoyunluların büyümesini engellemek için Anadolu'ya defalarca sefer düzenlemişlerdir.
Mısır ve Suriye merkezli kurulan, Timur korkusuyla Kara Yusuf'u başlangıçta hapseden ancak daha sonra sınır ihlalleri ve siyasi çekişmeler yüzünden Karakoyunlularla ilişkileri gerilen Türk-İslam devletidir.
Timur'un oğlu olup Horasan, Maveraünnehir ve Afganistan'ı hâkimiyeti altına alan Timurlu hükümdarıdır. Babasının kurduğu imparatorluğu yeniden diriltmek ve Karakoyunluları kendisine bağlamak amacıyla Anadolu üzerine defalarca sefer yapmıştır.
1420-1438 yılları arasında Karakoyunlu tahtında bulunan, Timurlulara ve Akkoyunlulara karşı sert mücadeleler veren, kardeşleriyle taht kavgaları yaşayan ve sonunda oğlu tarafından öldürülen Karakoyunlu hükümdarının dönemidir.
Karakoyunlu Mısır Hoca'nın savunduğu ve Timur orduları tarafından 43 gün kuşatılarak düşürülen, daha sonra Kara Yusuf tarafından geri alınan stratejik bir kaledir.
Karakoyunlu Devleti’ni en güçlü ve ihtişamlı dönemine ulaştıran, Horasan hariç tüm İran’a hâkim olan kudretli hükümdardır. Akkoyunlu Uzun Hasan ile yaptığı mücadelede tedbirsizliği ve rakibini küçümsemesi sonucu Bingöl'de basılarak öldürülmüştür.
Akkoyunlu Devleti’nin başına geçerek devleti büyük bir güç haline getiren atik, çevik ve başarılı bir komutandır. Karakoyunluların ezeli düşmanı olup, Cihanşah’ı Bingöl’de baskınla yenerek Karakoyunlu Devleti’ne son vermiştir.
Cihanşah’ın Fars ve Bağdat valisi olan ve babasına karşı isyan eden oğludur. Babasının kendisi yerine küçük kardeşi Muhammedi Mirza’yı kayırdığını düşünerek bağımsızlık hareketlerine girişmiş ve nihayetinde Bağdat kuşatmasında öldürülmüştür.
Cihanşah’ın isyan eden ve babası tarafından Makü Kalesi’ne hapis ettirilen oğludur. Babasının ölümünden sonra tahta çıkarak Uzun Hasan ile mücadele etmiş, ancak Uğurlu Mehmed Bey tarafından esir alınarak 1469 yılında öldürülmüştür.
Karakoyunlu devlet teşkilatında hükümdara doğrudan bağlı olan, devlet merkezinde ikamet eden eğitimli ve maaşlı daimi askerî birliklerdir. Hükümdarın otoritesini korumada kritik rol oynamışlardır.
Karakoyunlu döneminde şehzadelere ve aşiret beylerine ait olan, onlara sadakatle bağlı eğitimli ve maaşlı özel askerî birliklerdir. Beylerin gücünü temsil eden önemli bir askerî unsurdur.
Karakoyunlu idari sisteminde şehirlerde mali, idari ve kısmen siyasi işleri yürütmekle görevli olan taşra yöneticisi ve amiridir. Şehirlerin iç güvenliği ve düzeninden sorumludur.
Karakoyunlu devlet teşkilatında askeri işlerin görüşülüp karara bağlandığı en önemli divanlardan biridir. Başında birden fazla emîr-i dîvân bulunabilmektedir.
Devletin bütün mülki ve mali işlerinin görüşülerek karara bağlandığı, vezirin başkanlık ettiği merkezi yönetim organıdır.
Savaş zamanında devletin bütün askeri unsurlarını toplamakla görevli olan ve ordu defterlerinin tutulduğu Karakoyunlu divanıdır.
Karakoyunlu devletinin siyasi ve askeri faaliyetlerinde çok önemli roller üstlenen Türkmen aşiretidir. Cihanşah'ın ölümünden sonra Akkoyunlulara güvenmeyerek Timurluların hizmetine girmişlerdir.
Ölümüyle Timurlu şehzadeleri arasında taht mücadelelerinin başlamasına ve Cihanşah’ın Doğu İran’da toprak genişletmesine olanak tanıyan Timurlu hükümdarıdır.
Fazlullah Astarabadi tarafından kurulan ve Cihanşah döneminde 1441 yılında Tebriz’de imha edilerek faaliyetleri bastırılan batıni bir akım ve dînî hareket.
İlk aşamalarında Sünni tasavvufi esaslara dayanan, kurucusu Safiyyüddin Erdebilî olan ancak zaman içinde Şiilik akidesine ve askeri-siyasi bir karaktere bürünen tarikat. Metinde bu dönüşümün Şeyh Cüneyd ve Şeyh Haydar dönemlerinde hızlandığı belirtilmektedir.
Anadolu'dan İran'a göç eden ve Safeviyye Tarikatı etrafında kenetlenen Türkmen müritleri tanımlamak için kullanılan tabir. Şeyh Haydar döneminde On İki İmam'ı simgeleyen on iki püsküllü kırmızı külah giymeleriyle bir üniforma ve kimlik halini almıştır.
Sivas, Amasya ve Tokat civarında yerleşik olan ve Safevi Devleti'nin kuruluşunda kritik rol oynayan önemli Türkmen aşiretlerinden biri. Nur Ali Halife ve Piri Bey gibi tanınmış beyler bu aşirettendir.
Sivas, Tokat ve Amasya çevresinde yaşayan, kolları Kırşehir'e kadar uzanan 'Ulu Yörük' konfederasyonuna bağlı Türkmen aşireti. Şeyh Cüneyd ve Şeyh Haydar'ın müritlerinin önemli bir kısmını oluşturmuşlardır.
Antalya civarında yer tutmuş, Safevi Devleti'nin kuruluşunda etkin olan ve 1510-1511 yıllarında Şahkulu Baba isyanı sonrasında 15.000 kişiyle İran'a göç ederek Safevileri güçlendiren Türkmen aşireti.
Hazar Denizi kıyısındaki Hilyâ Kirân'da yaşayan Şeyh Zahid Gilanî'nin liderliğini yaptığı, tamamen Sünni ananelere bağlı tasavvufi yol. Safiyyüddin Erdebilî bu tarikatın temelleri üzerine kendi tarikatı olan Safeviyye'yi kurmuştur.
Farsçada 'Zerrîn' (kızıl) ve 'Külâh' (börk/başlık) kelimelerinden oluşan, Safevilerin atası olarak gösterilen Firûz Şah'ın lakabı. Şeyh Haydar döneminde müritlerin giydiği kırmızı başlığın da tarihi referansını oluşturur.
Safevi ailesinin şeyhlikten şahlığa geçiş sürecini başlatan, tarikatı Sünni çizgiden Şiilik temayülüne kaydıran ve Kafkaslarda askeri seferler düzenleyerek 1460 yılında Şirvanşahlarla yapılan savaşta öldürülen Safevi şeyhi.
Şeyh Cüneyd'in oğlu, Uzun Hasan'ın yeğeni ve damadı. Tarikatı tamamen askeri bir birliğe dönüştüren, müritlerine kırmızı külah (kızılbaşlık) giydiren ve 1488 yılında Tabersaran savaşında ölen Safevi şeyhi.
Şeyh Haydar'ın ölümünden sonra Akkoyunlu Sultanı Yakup tarafından Şeyh Haydar'ın oğulları Sultan Ali, İbrahim, İsmail ve anneleri Alemşah Begüm'ün hapsedildiği kale.
Şeyh Haydar'ın büyük oğlu. Akkoyunlu taht mücadelesinde Rüstem Bey tarafından serbest bırakılarak savaşa katılan, ardından Akkoyunlu baskısıyla Tebriz'de öldürülmeden önce tarikat liderliğini küçük kardeşi İsmail'e devreden Safevi şeyhi.
Yazın Sivas güneyindeki Uzun Yayla'da, kışın Ayntab ve Halep civarında yaşayan, Osmanlı döneminde Halep Türkmenleri olarak anılan ve Şeyh Cüneyd'den beri Erdebil şeyhlerinin en eski müritleri olan Türkmen aşireti.
Anadolu ve İran coğrafyasında siyasi bir devlete dönüşen, temelleri dini tasavvufi esaslara dayanan ve Şah İsmail’in liderliğinde Safevi Devleti’ni kuran tarikat.
Şah İsmail ile tarikat üyeleri arasındaki kayıtsız şartsız itaate dayanan, müritlerin şeyhlerinin emirlerini sorgulamadan yerine getirdiği manevi ve askeri bağ.
Safeviyye Tarikatı’na bağlı olan ve aynı zamanda Şah İsmail’in askeri gücünü oluşturan, savaşlarda devlete en büyük desteği veren silahlı Türkmen dervişler.
Şah İsmail ve Safeviyye Tarikatı’na bağlı olan, başlarına özel kırmızı başlık giyen Türkmen aşiret mensuplarından oluşan askeri ve dini zümre.
Kafkasya bölgesinde hüküm süren, Şah İsmail’in dedesi ve babasının ölümüne sebep olan ve Şah İsmail tarafından yıkılan yerel hânedanlık.
1501 yılında Şah İsmail ile Akkoyunlu Elvend Mirza arasında yapılan ve Safevi Devleti’nin kuruluşuna kapı aralayan kritik muharebe.
İran ve Anadolu coğrafyasında hüküm süren, Şah İsmail’in çocukluk döneminde taht kavgalarıyla zayıflayan ve Tebriz'in alınmasıyla yıkılan Türk devleti.
Şah İsmail’in çocukluk yıllarında Akkoyunlu takibinden kaçarak Gilân Hâkimi’nin koruması altında gizlendiği ve büyüdüğü güvenli bölge.
Bölgede hâkim olan Sünni inancın dinî otoriteleri; Şah İsmail’in Şiiliği resmi mezhep yapması sırasında baskıya uğrayan ve göç etmek zorunda kalan ilim adamları.
Şah İsmail’in dedesi ve babasının ölümünden sorumlu tutulan, Cebâni mevkiinde Şah İsmail’e yenilerek öldürülen Şirvanşah hükümdarı.
Şah İsmail tarafından halk üzerinde baskı kurularak, ezan ve hutbeler değiştirilmek suretiyle Safevi Devleti’nde mecburi kılınan Şiilik inancı.
Tebriz-Şam yolunu takip eden ticaret kervanlarının rotası üzerinde bulunan ve hem ticari hem de iktisadi açıdan büyük stratejik öneme sahip olan coğrafi bölgedir. Şah İsmail’in fetih hareketleri kapsamında ele geçirdiği bu bölge, Kerbela şehrini ve Şia imamlarının mezarlarını barındırdığı için Şiiler açısından da kutsal bir merkezdir.
Irak-ı Arap bölgesinde yer alan, ticari öneminin yanı sıra Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin’in şehit edildiği ve bazı Şia imamlarının da kabirlerinin bulunduğu, Şiilik mezhebi için son derece kutsal ve merkezi bir şehirdir.
Başlangıçta Sünni esaslar üzerine kurulan, ancak zamanla Şiiliğe meylederek Şeyh Haydar döneminde kesin bir Şii kimlik kazanan ve Şah İsmail liderliğinde siyasi bir devlete dönüşen tarikat yapısıdır.
1500-1510 yılları arasında Özbek Şeybanilerin başında bulunan, Buhara ve Semerkant’ı ele geçiren ve Horasan üzerinde hâkimiyet kurarak Şah İsmail ile mücadeleye giren, sonunda Mahmudi Nehri kıyısında yenilerek öldürülen hükümdardır.
Oğuzların Bozok koluna mensup, Elbistan ve Maraş merkezli olmak üzere Harput’tan Kırşehir’e ve Hatay’a kadar uzanan coğrafyada hüküm süren, Safevilerin batıya yayılış sürecinde mücadele ettiği Türk beyliğidir.
1480-1515 yılları arasında Dulkadiroğulları Beyliği'ni yöneten, Safevilere göç eden Türkmenleri engellemeye çalışan, Akkoyunlu şehzadesi Murad Mirza'ya kızı Benlü Hatun'u vererek Şah İsmail'in tepkisini çeken Dulkadirli beyidir.
Şah İsmail tarafından Dulkadiroğulları üzerine düzenlenen sefer sonrasında Diyarbakır valisi tayin edilen, Alaüddevle’nin gönderdiği orduyu ve oğullarını mağlup ederek Safevi hâkimiyetini güvence altına alan önemli komutandır.
Safeviyye tarikatının başına geçmek istediğinde amcası Cafer tarafından engellenince Erdebil’i terk eden, Anadolu’da dolaştıktan sonra Akkoyunlu Sultanı Uzun Hasan’a sığınarak onun kız kardeşiyle evlenen Safevi lideridir.
Akkoyunlu Devleti’nin en güçlü hükümdarlarından biri olup, kız kardeşini Şeyh Cüneyd ile evlendiren, torunu Haydar’ı himaye eden ve Şah İsmail’in anne tarafından dedesi olan tarihi figürdür.
Kahire’de Memlük Devleti’nin himayesinde bulunan ve İslam dünyasının çoğunluğunun dini liderliğini temsil eden hilafet makamıdır; Şah İsmail’in Şii yayılmacılığı karşısında tehdit altında kalmıştır.
Şah İsmail’in, Memlük limanlarına saldırarak Akdeniz ticaretini tehdit eden Portekizlilere "Siz denizden saldırın, ben karadan saldırayım" diyerek Memlüklere karşı kurmaya çalıştığı siyasi ve askeri ittifak girişimdir.
Dulkadiroğlu Alaüddevle’nin, Şah İsmail’in üzerine gelen asıl ordusu karşısında açık alanda duramayacağını düşünerek ordusuyla çekildiği ve ordugâhını kurduğu stratejik dağlık bölgedir.
Şah İsmail'in müritlerine ve askerlerine giydirdikleri kırmızı börkten ötürü bu isimle anılan, Erdebil tarikatı ve Şiilik propagandasıyla Osmanlı aleyhine Anadolu'da isyanlar çıkaran Türkmen gruplardır.
Şeyh Haydar'ın müridi Hasan Halife'nin oğlu olan ve Antalya-Kütahya hattında büyük bir Kızılbaş isyanı çıkararak kadıları öldüren, Kütahya'yı kuşatıp Anadolu Beylerbeyi Karagöz Ahmed Paşa'yı katleden isyancı liderdir.
Şah İsmail tarafından Anadolu'ya gönderilen, Koyluhisar taraftarlarından binlerce Alevi'yi etrafında toplayıp Faik Paşa'yı yenen ve Tokat'ı zapt ederek Şah İsmail adına hutbe okutan Safevi halifesidir.
23 Ağustos 1514 tarihinde Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim ile Safevi Hükümdarı Şah İsmail arasında Çaldıran Ovası'nda gerçekleşen, Osmanlıların toplar sayesinde kesin zafer kazandığı ve Şah İsmail'in yenilmezlik inancını bitiren savaştır.
Çaldıran Savaşı'nda Osmanlı birliklerinin bilerek geri çekilerek Safevi süvarilerini Osmanlı toplarının etkili menziline çekmek suretiyle imha etmeyi amaçlayan askeri manevradır.
Çaldıran Savaşı'nda Şah İsmail'in savaş meydanından kaçması sonrasında Osmanlı birlikleri tarafından esir alınan Şah İsmail'in eşidir.
Şeyh Cüneyd ve torunu Şah İsmail döneminde siyasi ve askeri bir güce dönüşerek Anadolu'daki Türkmen aşiretleri üzerinde yoğun propaganda yürüten tasavvufi/siyasi kökenli Safevi ocağıdır.
Şah İsmail'in batı hududu komutanı olup, Osmanlı ordusunun ilerleyişini engellemek için geçeceği güzergahları yakıp yıkarak çöle çevirme taktiğini uygulayan Safevi komutanıdır.
Şahkulu İsyanı'nı bastırmakla görevlendirilen ancak Şehzade Ahmed'in desteğini alamamasına rağmen mücadeleyi sürdürürken Çubukova mevkiinde isyancılar tarafından öldürülen Osmanlı devlet adamıdır.
Çaldıran Savaşı'nda yaralanan Şah İsmail kaçarken, kıyafetleri Şah'a benzediği için "Şah benim" diyerek kendisini feda eden ve Şah İsmail'in hayatını kurtaran sadık adamıdır.
Yavuz Sultan Selim'in Safevi seferi sırasında Safevi ordusunun güzergahı tahrip etmesi ve çölleştirmesi sebebiyle Osmanlı ordusunun yaşadığı erzak ve yiyecek sıkıntısıdır.
Tasavvufi anlamda olgunluğa erişmiş mürşit demektir; Safevi tarikat lideri olan Şah İsmail müritleri tarafından bu unvanla anılmış ve yenilmez bir keramet sahibi olduğuna inanılmıştır. Çaldıran yenilgisi bu inancın sarsılmasına yol açmıştır.
Safevi Devleti’nin temelini oluşturan dini ve askeri bağdır. Müritlerin şeyhlerine duydukları mutlak itaat ve güven sayesinde devlet devasa bir askeri güce ulaşmıştır; ancak yenilgi bu bağı zedelemiştir.
Osmanlı Devleti’nde kurallara uymayan veya suçlu görülen kişilerin mallarına devlet tarafından el konulması sistemidir. Metinde Yavuz Sultan Selim'in ipek ticareti yasaklarına uymayan İranlı tüccarların mallarına el koymasıyla örneklenmiştir.
İki büyük ve rakip devlet arasında yer alan ve genellikle aralarındaki doğrudan çatışmayı önleyen ya da rekabet alanı oluşturan siyasi sahadır. Metinde Dulkadiroğulları Beyliği Osmanlı ile Memlüklüler arasında bu konumdadır.
Türk-İslam devletlerinde aşiretlerin ve oymakların siyasi ve askeri üstünlük veya çıkarlar için kendi aralarında girdikleri mücadele ve rekabet eğilimidir. Şah İsmail dönemindeki Gürcistan seferi sonrası bu durumun fitili ateşlenmiştir.
Osmanlı padişahlarının tahta çıkma törenidir. Metinde Şah İsmail’in, Kanuni Sultan Selim’in tahta çıkışını (cülusunu) tebrik etmek amacıyla elçi heyeti gönderdiği belirtilmektedir.
İslam'da ahir zamanda geleceği inancına dayanılarak kurtarıcı veya mehdi rolünün üstlenilmesidir. Metinde Anadolu'da Tokat civarında Celal adında bir kişinin bu iddiayla isyan çıkardığı ifade edilmiştir.
Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Savaşı sonrasında Safevi başkenti Tebriz’e düzenlediği ve şehirde kendi adına hutbe okuttuğu askeri harekettir.
Bir devletin ekonomisini zayıflatmak amacıyla ticaret yollarının kapatılması ve ithalat-ihracat kısıtlamaları getirilmesidir. Yavuz'un İran ham ipek ticaretini yasaklaması Safevileri bu yolla zora sokmuştur.
Safevi devlet teşkilatında ve ordusunda önemli görevler üstlenen, Türkmen aşiretlerine liderlik eden askeri ve siyasi yöneticilerdir; Şah İsmail’in inzivaya çekildiği dönemde devletin tamamen dağılmasını önlemişlerdir.
Osmanlı Şam valisiyken Şah İsmail’in teşviki ve desteğiyle Osmanlı'ya karşı ayaklanan, ancak Yavuz döneminde bastırılan, Yavuz'un ölümünden sonra Kanuni döneminde tekrar bastırılan isyandır.
Şah I. Abbas tarafından Kızılbaş emirlerin aşırı gücünü kırmak, saraya ve hükümdara sadık alternatif bir askeri kuvvet oluşturmak amacıyla kurulan askeri birliklerdir. Bu birlikler; şaha sadık Kızılbaşlar, Gürcüler, Çerkezler ve gulamlardan meydana gelmiştir.
Safevi devlet teşkilatında başkomutanlık ve en yüksek askerî-siyasi yetkiyi ifade eden makamdır. Şah İsmail sonrasında Div Sultan Rumlu ve Şamlu Hüseyin Han gibi figürler bu makamı ele geçirerek devlet içinde kabile mücadelelerine yön vermişlerdir.
Küçük yaşta Kafkasya ve çevresinden (Ermeni, Gürcü vb. halklardan) toplanarak sarayda eğitilen ve İslamiyet'i seçtikten sonra şaha mutlak sadakatle bağlı özel askerî ve idari sınıfı oluşturan köle/muhafız statüsündeki kişilerdir.
Şah I. Abbas döneminde ordunun modernleştirilmesi amacıyla kurulan, ateşli silahları (tüfek ve top) etkin bir şekilde kullanabilen uzman askeri birliklerdir. Bu birlikler geleneksel süvari gücüne dayalı Kızılbaş ordusunun yerini almıştır.
1639 yılında Osmanlı Devleti ile Safevi Devleti arasında imzalanan ve iki devlet arasındaki sınırları kesin olarak belirleyen, uzun süreli barış dönemini başlatan antlaşmadır. Bu anlaşma Şah Safi dönemi olaylarının neticesinde imzalanmıştır.
1555 yılında Şah I. Tahmasb ile Kanuni Sultan Süleyman arasında imzalanan, Safevilerin Osmanlı'ya karşı batı sınırını güvence altına almasını sağlayan ve uzun süreli çatışma dönemine ara veren ilk resmi barış antlaşmasıdır.
18. yüzyılın başlarında Safevi topraklarında isyanlar çıkararak Kandehar’ı işgal eden ve Mir Mahmud önderliğinde 1722 yılında başkent İsfahan’ı kuşatarak Şah Hüseyin Mirza’yı teslim alan Afgan kabile grubudur.
Herat bölgesinde isyan çıkartarak Meşhed’i kuşatan ve Safevi merkezinin gönderdiği orduları defalarca mağlup eden bir diğer Afgan kabile unsurudur.
Safevi Devleti’nin Afgan işgaliyle çöküş sürecine girmesi üzerine Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanan ve İran topraklarının iki devlet arasında paylaşılmasını öngören taksim antlaşmasıdır.
Kanuni Sultan Süleyman’ın, Safevilere sığınan Tekelü Ulama Han’ın teşviki ve yönlendirmesiyle Irak ve Azerbaycan bölgelerini hedef alarak gerçekleştirdiği tarihi Osmanlı seferidir.
Kafkasya'da Şirvan bölgesine hâkim olan, Şah İsmail döneminde itaat altına alınan ancak Şah Tahmasb döneminde sürekli itaatten çıkarak isyan eden yerel hanedanlık bölgesidir.
Şah II. İsmail döneminde benimsenen, saraydaki Şii ulemanın tasfiye edilerek yerlerine Sünni ulemanın getirildiği ve Safevi sarayını Sünni esaslar üzerine oturtma çabalarını ifade eden dinsel ve politik yönelimdir.
Safevi Devleti’nin yıkılış evresinde Nadir Şah’ın mensubu olduğu ve Şah II. Tahmasb ile III. Abbas dönemlerinde devlet yönetiminde tüm yetkiyi ele geçirerek hanedana son veren Türkmen aşiretidir.
Şahların dini ve dünyevi mutlak iktidarlarını meşrulaştırmak için kullandıkları, 'Allah'ın yeryüzündeki gölgesi' anlamına gelen siyasi-dini bir unvandır. Bu sıfat, şahın kararlarının sorgulanamaz ve mutlak olduğunu ifade eder.
Safevi teşkilatında Kızılbaş reisleri arasından seçilen ve doğrudan şahın vekilliğini yürüten en yüksek idari makamdır. Mürşid-i Kamil olan şahtan sonra devlet ve tarikat hiyerarşisinde gelen ikinci yetkili kişidir.
Safevi devlet teşkilatında mali işlerin yürütülmesinden ve devlet hazinesinin idaresinden sorumlu baş vezir veya malî yönetici unvanıdır. Ülkenin gelir-gider dengesini bu makam koordine ederdi.
Selçuklulardaki ikta sistemine benzer şekilde, devlet idarecilerine ve askeri sınıfa hizmetleri karşılığında geçimlerini sağlamak üzere tahsis edilen arazilerdir. Ömür boyu veya bir yıllık sürelerle verilirdi.
Şah İsmail tarafından bastırılan, yaklaşık on bin gümüş dinar değere sahip olan Safevi para birimi ve sikkesidir. Ekonomik hayatta ticari büyüklüklerin ölçülmesinde kullanılmıştır.
Saray işlerinin yönetiminden sorumlu olan ve özellikle XVII. yüzyılda ipek imalathanelerini bünyesinde barındırarak binlerce zanaatkârı istihdam eden merkezi saray kurumudur.
Şah Abbas döneminde Ermeni tüccarların Avrupa ile olan ipek ticaretini geliştirmek ve kolaylaştırmak amacıyla İsfahan’da özel olarak kurdurduğu ticari yerleşim yeri ve kasabadır.
Safevi tarikatının ve devletinin başı olan şahın, müritleri üzerindeki mutlak manevi otoritesini ve şeyhlik vasfını belirten unvandır. Kızılbaşlar bu lidere kayıtsız şartsız itaat ederdi.
Safevi bürokrasisinde Türkmen aşiretleri ve Kızılbaş askeri sınıfının karşısında yer alan, idari mekanizmayı ve kalemiye sınıfını yöneten Fars kökenli yerleşik halk grubudur.
Safevi Devleti’nin kurucusu Şah İsmail’in edebi kişiliğini yansıtmak amacıyla Türkçe şiirler kaleme alırken kullandığı şairane mahlasıdır.
İnce işlenmiş, küçük boyutlu ve genellikle el yazması kitapları süsleyen geleneksel resim sanatıdır. Safeviler döneminde Timurlu ve Akkoyunlu etkileriyle zirve bir form kazanmıştır.
Altın tozu ve varakları kullanılarak ferman, berat ve Kur’an ayetleri gibi kıymetli evrak ve levhaların süslenmesi suretiyle yüksek manevi değer ifade etmek amacıyla geliştirilen geleneksel bir süsleme sanatıdır.
Safevilerde sadr makamından sonra adalet işlerinin ayrılmasıyla oluşturulan ve en yüksek mahkeme görevini yürüten, çoğunlukla Türk kökenli yöneticilerin atandığı adli makamdır.