Bu bölümün ilk kısmında nakkaşlık ve nakkaşhane konularını ele aldık. Osmanlı
sarayı için çalışan sanatçılar ve zanaatkârlar teşkilatı ehl-i hiref içinde şüphesiz en önemli
bölüğü nakkaşlar meydana getirmiştir. Nakkaşlar yazma eserlerin bezenmesi (müzehhiplik),
resimlenmesi (musavvirlik), metinleri sınırlayan cetvellerin çekilmesi (cetvelkeşlik) ve
boyaların hazırlanması (renkzenlik) gibi kitap sanatlarıyla ilgili işlerle uğraşan sanatkârlardır.
Ancak bunların dışında Kalem işi ya da çini desenleri gibi mimarî süslemelerin tasarlanması,
ahşap ve mukavvadan yapılan küçük sandıkların bezenmesi, çadır, otağ, halı ve kumaş gibi
dokumalarda kullanılan desenlerin hazırlanmasından da sorumluydular.
NakkaşlarEnderûn-ı Hümâyun Hazinedarbaşı’sına bağlıydılar ve onun arzı ve
reîsülküttâb’ın tezkiresi ile saray görevlerine tayin edilirlerdi. Ehl-i hiref mevâcib
defterlerinden nakkaşların bir kısmının Acem kökenli oldukları anlaşılmakta, Anadolu'dan
gelen nakkaşların ise Rûmî nisbesiyle anıldığı görülmektedir. Nakkaşhane ise Osmanlı
Devletinde süsleme sanatçılarının toplu hâlde bulundukları atölyeler grubuna verilen isimdi.
Saraya hizmet eden nakkaşların sanatlarını icra ettikleri Osmanlı Sarayının bulunduğu
mekânın muhtelif yerlerinde saray nakkaşhaneleri bulunmaktaydı.
Bu bölümün ikinci kısmında ise Osmanlı yazma eserlerini adeta canlandıran minyatür
sanatı konu edilmiştir. Yazma eserlerde anlatılan olayları görselleştirmek üzere yapılan kitap
resimleri anlamına gelen minyatür Osmanlı Devletinde padişahların himayesinde varlığını
sürdüren önemli bir sanattır ve ve genel çizgisiyle Saray’a bağlı olarak gelişmiştir. Bu
dersimizde Şiblizâde Ahmed, Sinan Bey, Matrakçı Nasuh, Nakkaş Osman, Nakşî, Nigarî
Yevnî gibi döneminin en meşhur nakkaşları ve eserleri incelenmiştir.
