Bu bölümde hat ve tezhip sanatlarının özellikleri ve kullanım alanlarını öğrendik.
Osmanlılar'da beş yüzyıla yakın bir zaman süresince millî hüviyet göstererek devam eden ve
en mükemmel seviyesine XIX.-XX. yüzyıllarda erişen hat sanatının mahsullerinin pek çoğu
günümüze kadar ulaşmıştır. Bunda, her nevi hattın en göze çarpıcı şekli olan celînin de aynı
devrede tekâmül edişi kadar, buna bağlı diğer bir sebep de, yazılma sahası olarak tercih edilen
levhaların ve hem sivil, hem de dinî mimarîde -ekseriya mermere oyulup da- dış cephede yer
alan kitabelerin artışının rolü bulunmaktadır. Celî sülüs ve celî ta'lîk geliştikten sonra,
bunlarla yazılan büyük boydaki levhalar da mekânları süslemeye başlamıştır. Hâfız Osman'ın
buluşu olarak hat sanatında yer alan ve İslâm Peygamberi'nin haricî ve ahlakî vasıflarını
anlatan hilye levhalarına da, XIX. asırdan itibaren daha çok sayıda ve daha büyük ebatta
yazılmış örnekleriyle rastlanmaktadır.
Osmanlı hattatları elbette bu derste ismi geçenlerden ibaret değildir, devir açanlar ve
yukarıda anılanlardan başka, belirli seviyeyi aşmış yüzlerce ismi sıralamak mümkündür.
Burada dersin sınırları dâhilinde isimlerinden bahsedilmiştir. Osmanlı resmî yazışmalarında
kullanılan yazılarda Osmanlılar seçici davranmış ve her belge türü veya türlerinin hangi
yazıyla yazılacağını kaide olarak belirlemiştir.
Varak altın ve muhtelif renklerin kullanılmasıyla gerçekleştirilen parlak ve cazip bir
kitap sanatı olan tezhip, üsluplaştırılmış nebatî ve hayvanî asıllı motiflerle hazırlanan
kompozisyonlarda uygulama sahası bulmuştur. Tezhibin Osmanlı döneminde geçirdiği
değişim ve meşhur tezhip ustaları dersimizde belirtilmiştir. Tezhip, mühim devlet
vesikalarında, yazma kitaplarda, levhalarda, kitap ciltlerinde, minyatürlerde, tılsımlı
gömleklerde kullanılan zarif bir sanattır
