Die Gestaltung von Lebensbereichen, Gebäuden und Verkehrsmitteln in der Weise, dass sie von Menschen mit Behinderungen ohne zusätzliche Hilfe und Einschränkungen genutzt werden können.
Eine gesundheitliche oder körperliche Einschränkung, die bereits seit der Geburt existiert. Sie kann durch genetische Vererbung oder Schädigungen im Mutterleib entstehen.
Eine Einschränkung, die erst im Laufe des Lebens durch Unfälle, Krankheiten, Komplikationen bei der Geburt oder den natürlichen Alterungsprozess auftritt.
Der teilweise oder vollständige Verlust eines oder mehrerer Sinnesorgane. Dazu zählen Blindheit, Taubblindheit, Gehörlosigkeit und Schwerhörigkeit.
Eine visuelle Form der Kommunikation, bei der Buchstaben des Alphabets durch bestimmte Hand- und Fingerstellungen dargestellt werden, um mit gehörlosen Menschen zu kommunizieren.
Eine spezielle Punktschrift für blinde und stark sehbehinderte Menschen, die mit den Fingerspitzen ertastet wird und von Louis Braille entwickelt wurde.
Eine dauerhafte Einschränkung des Bewegungsapparates, die das Gehen erschwert oder unmöglich macht, sodass Betroffene oft auf Rollstühle oder Rampen angewiesen sind.
Eine Einschränkung des Gehörs, die von leichter Schwerhörigkeit bis zur vollständigen Gehörlosigkeit (Taubheit) reichen kann.
Eine Beeinträchtigung der Fähigkeit, gesprochene Sprache altersgerecht zu artikulieren, flüssig zu sprechen oder Lautäußerungen verständlich zu bilden.
Eine dauerhafte Einschränkung der kognitiven Fähigkeiten und der intellektuellen Leistungsfähigkeit, die meist angeboren ist.
Eine schwerwiegende und lang andauernde Beeinträchtigung des Lernverhaltens, die zu deutlichen Rückständen im schulischen Bereich führt.
Eine langanhaltende Einschränkung der sozialen Teilhabe, die durch psychische Erkrankungen oder Störungen der emotionalen Regulation verursacht wird.
Die grammatikalische Zeitform der einfachen Vergangenheit im Deutschen, die hauptsächlich für schriftliche Berichte, Erzählungen und Biografien genutzt wird.
Ein Verb, das sein Präteritum durch das Hinzufügen der Endung '-te' an den unveränderten Verbstamm bildet, wie beispielsweise 'lehren' zu 'lehrte'.
Ein Verb, das im Präteritum seinen Stammvokal ändert und in der ersten sowie dritten Person Singular keine Personalendung besitzt, wie 'verlieren' zu 'verlor'.
Ein kleines elektronisches Gerät, das hinter oder im Ohr getragen wird, um Schall zu verstärken und Menschen mit Hörbehinderung das Hören zu erleichtern.
Eine schräge Ebene, die als bauliche Maßnahme dient, um Rollstuhlfahrern den barrierefreien Zugang zu Gebäuden oder Verkehrsmitteln zu ermöglichen.
Eine intensive Angst vor sozialen Situationen und dem Urteil anderer Menschen, die im Text mit dem Begriff 'schüchtern' assoziiert wird.
İnsanların veya grupların sosyal, coğrafi veya mesleki olarak yer değiştirebilme, hareket edebilme yeteneğidir. Ünitede göç ve seyahat bağlamında ele alınmıştır.
Bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye yerleşmek amacıyla yaptıkları coğrafi yer değiştirme hareketidir. Ekonomik, siyasi veya kişisel nedenlerle gerçekleşebilir.
Bir kişinin kendi doğup büyüdüğü ana vatanını terk ederek başka bir ülkeye kalıcı olarak göç etmesi eylemidir. Türkçe karşılığı dış göçtür.
Yabancı bir ülkenin vatandaşlarının başka bir ülkeye yerleşmek amacıyla gelmesi sürecidir. Türkçe karşılığı iç göç almaktır.
Dışarıdan yoğun bir şekilde göç kabul eden, sınırlarına yerleşmek isteyen yabancılara ev sahipliği yapan ülkedir. Almanya ve ABD bu duruma örnektir.
Bir devletin yasalarına göre o devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olan, seçme ve seçilme gibi haklara sahip bireydir.
Bireyin kendi ana dili dışında, sonradan eğitim veya sosyal etkileşim yoluyla öğrendiği yabancı dildir. Göçmenler için öğrenilmesi zorunludur.
Çalışma gücünde ve arzusunda olan bireylerin iş bulamaması durumudur. Metinde göç etmenin en temel ekonomik nedenlerinden biri olarak gösterilmiştir.
Almancada ismin iyelik (-in) halidir. Aitlik bildirir ve artikellerin 'des' (eril/nötr) veya 'der' (dişil/çoğul) şeklinde değişmesiyle kurulur.
Bir ismi daha detaylı açıklamak için kullanılan ilgi (sıfat) cümlesidir. Ünitede Dativ gerektiren edatlarla ('mit dem', 'in der') kullanımı işlenmiştir.
Hem Akkusativ hem de Dativ ile kullanılabilen, yönelme veya konum bildiren dokuz adet çift durumlu edattır (an, auf, hinter, in, neben, über, unter, vor, zwischen).
İsmin -i halidir. Yönelme bildiren 'Wohin?' (Nereye?) sorusuna cevap veren cümlelerde Wechselpräpositionen ile birlikte kullanılır.
İsmin -e halidir. Sabit bir konum bildiren 'Wo?' (Nerede?) sorusuna cevap veren cümlelerde Wechselpräpositionen ile birlikte kullanılır.
Aynı özneye sahip cümlelerde amaç bildirmek için kullanılan '-mek amacıyla' anlamındaki yapıdır. Fiil cümlenin sonunda mastar (Infinitiv) halinde yer alır.
Farklı öznelere sahip cümlelerde amaç bildirmek için kullanılan '-mesi amacıyla, -sin diye' anlamındaki yan cümle bağlacıdır. Fiil çekimli olarak sonda yer alır.
Şimdiki zamanda edilgen çatıdır. Eylemin kimin tarafından yapıldığından ziyade ne yapıldığına odaklanır ve 'werden + Partizip II' ile kurulur.
Geçmiş zamanda edilgen çatıdır. Geçmişte yapılan bir eylemi edilgen olarak anlatmak için 'wurde/wurden + Partizip II' yapısı kullanılır.
Bir kitabın, metnin veya eserin ana hatlarını içeren, gereksiz detaylardan arındırılmış kısa özetidir. Beren projesinde bu yapıyı kullanmıştır.
Bir kişinin eğitimini, iş deneyimlerini ve kişisel bilgilerini kronolojik olarak sunan özgeçmiş belgesidir.
Genellikle olağanüstü olayları ve kahramanları konu alan, eğitici yönü ağır basan geleneksel halk masalıdır. Örnek olarak 'Rotkäppchen' verilmiştir.
Ormanda avlanan veya ormanın düzenini koruyan avcıdır. Kırmızı Başlıklı Kız masalında kurtarıcı rolündedir.
Kitapların korunduğu, okunduğu ve belirli bir süreliğine ödünç verildiği kütüphanedir. Beren araştırma yapmak için buraya gitmiştir.
Belirli bilgileri toplamak amacıyla hazırlanmış, boşlukların doldurulması gereken resmi belgedir. Kütüphaneden kitap ödünç alırken doldurulur.
Çoğul isimlerle kullanılan ve 'bazı, birkaç' anlamına gelen belgisiz zamirlerdir. Cümle içinde birbirlerinin yerine kullanılabilirler.
Duygu ve düşüncelerini estetik bir dille, şiir formunda aktaran şairdir. Ünitede Alman edebiyatının ünlü şairlerine atıfta bulunulmuştur.