Almanya'da Gymnasium sonunda alınan ve üniversiteye girişi sağlayan lise bitirme sınavı/diplomasıdır. Örneğin: 'Gymnasium'da Abitur yapılır ve üniversitede okuyabilirsiniz.'
Almanya'da 6-7 yaşlarındaki tüm çocukların devam ettiği 4 yıllık zorunlu ilkokul eğitimidir. Eğitim sonunda öğretmenler çocuğun bir sonraki okul türü için tavsiyede bulunur.
Hauptschule, Realschule ve Gymnasium'un tek bir çatı altında toplandığı okul türüdür. Öğrencilerin okul içi geçişleri bu sistemde daha kolaydır.
Bir yan cümle yapısıdır. Ana cümleden sonra gelir, 'wissen', 'glauben' veya 'finden' gibi fiillerle kullanılır. Örneğin: 'Ich glaube, dass Noten wichtig sind.'
Bir eylemin amacını veya bir durumun niteliğini belirtmek için kullanılan yapıdır. 'Ich gehe in die Schule, um zu lernen' örneğindeki gibi kullanılır.
Geçmiş zamanı ifade eden bir yapıdır. 'haben' veya 'sein' yardımcı fiili ile fiilin 'Partizip II' hali kullanılır. Örneğin: 'Ich bin in die Schule gegangen.'
Hamburg'da bulunan ve UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan tarihi depo bölgesidir. Şehrin ticaret tarihinin en önemli simgelerinden biridir.
Hamburg'da bulunan, inşaatı 866 milyon Euro'ya mal olan ünlü bir konser salonudur. Şehrin modern mimari ve kültürel simgesidir.
Çanakkale'de bulunan ve şehitlerin anıldığı kutsal alandır. Türk tarihinde vatan savunmasının sembolüdür.
Mevlana'nın 'düğün gecesi' olarak adlandırdığı, ölümünün ardından yaratıcıyla buluşmasını ifade eden törendir. Konya'da aralık ayında düzenlenir.
Almancada dolaylı anlatımda (indirekte Rede) kullanılan bir kip yapısıdır. Başkasının sözünü aktarırken kullanılır.
Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkiye'yi modernleştirme vizyonu doğrultusunda yaptığı reformlar bütünüdür. Laiklik ve cumhuriyetçilik temel ilkeleridir.
15 Temmuz 2016 darbe girişimini gerçekleştiren Gülenist terör örgütüdür. Türkiye'nin demokratik düzenine karşı bir tehdit oluşturmuştur.
Almanya'da 9 yıl süren, pratik mesleki eğitime odaklanan okul türüdür. Mezunları genellikle el sanatları gibi alanlarda çalışır.
Hauptschule'den daha yüksek bir akademik seviyeye sahip, 10 yıllık eğitim veren okul türüdür. Realschulabschluss diploması verir.
Bir işe başvurma sürecidir. Özgeçmiş (Lebenslauf) ve ön yazı (Anschreiben) gibi belgeleri içerir.
Örnek alınan kişi. Stefan, başarılı ve popüler olan amcasını kendisine 'Vorbild' olarak görmektedir.
Çevrenin korunması. Nehir'in 'Umwelttechniker' olma isteği, çevre kirliliğine karşı duyarlılığından kaynaklanmaktadır.
Bacaları temizleyen ve baca sistemlerini denetleyen bir meslek grubudur. Tehlikeli ve uzmanlık gerektiren bir el sanatıdır.
Osmanlı döneminde popüler olan bir Türk gölge oyunudur. Ramazan ve sünnet düğünlerinde sergilenirdi.
Vücut, zihin ve ruhu dengelemeyi amaçlayan bütüncül bir tedavi yöntemidir. Rusya gibi ülkelerde geleneksel bir yöntemdir.
Neden bildiren yan cümlelerdir. 'Warum' sorusuna 'weil' bağlacı ile cevap verirler.
Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetim biçimi. 1 Kasım 1922'de Atatürk'ün reformlarıyla kaldırılmıştır.
Devlet ve din işlerinin birbirinden ayrılması. Türkiye'de hukuk sisteminin modernleşmesiyle benimsenmiştir.
Hamburg gibi liman şehirlerinde turistlerin limanı ve ticaret alanlarını gezmek için katıldıkları tekne turlarıdır.
Bir iş pozisyonuna başvurmak için yazılan resmi mektup. Örnek: Sarah Muster'ın Erzieherin pozisyonu için yazdığı başvuru.
Belirli bir bitiş tarihi olmayan, sürekli iş sözleşmesi. İlanlarda genellikle çalışana sunulan bir avantaj olarak belirtilir.
Çocuğunu tek başına büyüten ebeveyn. İş hayatında vardiya düzenlemelerinde zorluk yaşayabilir.
Vardiyalı çalışma sistemi. İş yerinde farklı saat dilimlerinde çalışma zorunluluğunu ifade eder.
Dolaylı anlatımda (indirekte Rede) kullanılan, başkasının sözünü aktarmaya yarayan fiil çekimi.
Hayali durumlar, kibar istekler veya tavsiyeler için kullanılan fiil modu. 'Ich hätte gern' gibi.
Eylemi yapanın değil, eylemin kendisinin vurgulandığı cümle yapısı. 'Die Eier werden gekocht' örneğindeki gibi.
Neden-sonuç ilişkisi kuran cümle bağlaçları (weil, denn). 'Ich gehe nicht, weil ich krank bin'.
Kişinin hayalini kurduğu, yapmak istediği ideal meslek.
Genç nesil ile ebeveynler arasındaki görüş ve yaşam tarzı farklılıklarından kaynaklanan anlaşmazlıklar.
Hristiyanların İsa'nın dirilişini kutladığı, bahar dönemi bayramı. Paskalya tavşanı ve boyalı yumurtalarla özdeşleşmiştir.
Baharın gelişi ve yeni yılın başlangıcı olarak kutlanan, ateş yakma ritüelleri içeren kadim bir bayram.
Ramazan ayı sonunda kutlanan, ailelerin ve akrabaların bir araya geldiği dini bayram.
Kişinin eğitim ve iş geçmişini içeren özgeçmiş belgesi.
Meslek değiştirme eğitimi. Sarah Muster'ın Türkiye'de öğretmenlik okuyup Almanya'da Erzieherin olması gibi.
Satış başarısına dayalı maaş sistemi. Handelsvertreter ilanlarında sıkça görülür.
Bir şehrin görülmeye değer tarihi veya turistik yerleri. Örnek: Antalya'daki Hidirlik Turm.
Mektup veya internet aracılığıyla iletişim kurulan arkadaşlık.
Kişinin üstlenmesi gereken görev ve sorumluluklar.
Können, müssen, dürfen gibi eylemin tarzını belirleyen yardımcı fiiller.
Bir başkasının söylediğini kendi cümlelerimizle aktarma biçimi.
Ebeveynlerin çocuklarını yetiştirirken hedefledikleri değerler ve davranış biçimleri.
İş yeri veya çalışılan pozisyon.
Bir meslek kapsamında yapılan iş ve faaliyetlerin bütünü.
Şart bildiren yan cümlelerdir. Fiil cümlenin sonunda yer alır ve gerçekleşmesi gereken bir durumu belirtir; örneğin: 'Wenn es regnet, nehme ich einen Regenschirm mit.'
Sıfatların en üstünlük derecesidir. 'am ... -(e)sten' veya belirli artikellerle kullanılır; örneğin: 'Das ist das beste Essen.'
Ev bütçesi ve yönetimi anlamına gelir. Alışveriş yaparken tasarruflu olmak ve evdeki kaynakları verimli kullanmak için bu kavrama dikkat edilir.
Obezite veya aşırı şişmanlık. Fastfood tüketimi ve düzensiz beslenme sonucu ortaya çıkan sağlık sorununu ifade eder.
Günün en önemli ve doyurucu öğünü. Alman kültüründe bu genellikle öğle yemeğidir.
Alman kültüründe akşam yemeği. Genellikle soğuk yiyeceklerin (ekmek, peynir, sosis) tüketildiği hafif bir öğündür.
Besin değeri düşük, genellikle yüksek kalorili hazır yiyecekler. Sağlıklı yaşam için tüketiminden kaçınılması gereken yiyeceklerdir.
Bir yemeğin hazırlanma süreci. Örneğin: 'Die Zubereitung der Izmir Frikadellen dauert lange.'
Alışveriş listesi. Eksik olan gıda maddelerinin unutulmaması için yazılı hale getirilmiş listedir.
Hamur işleri. Ekmek, poğaça, kruvasan gibi fırın ürünlerini kapsayan genel terimdir.
Baklagiller. Nohut, fasulye, mercimek gibi protein değeri yüksek gıdalardır.
Koşul cümlesi. Bir eylemin gerçekleşmesi için gerekli şartı belirten yan cümledir.
Restoranlarda yemek ve içecek seçeneklerinin bulunduğu menü kartı.
Bahşiş. Restoran veya kafelerde hizmet karşılığı garsona verilen ekstra para.
Et domatesi. Genellikle büyük ve sulu olan, yemeklerde tercih edilen domates türü.
Keçi peyniri. Şafkäse'ye (koyun peyniri) göre daha farklı bir aromaya sahip, tercih edilen bir peynir çeşidi.
Japon mutfağına özgü, soya fasulyesi ezmesiyle yapılan geleneksel bir çorba.
Meteorolojik verilerin analiz edilerek gelecek hava durumunun tahmin edilmesidir. Örneğin: 'Die Wettervorhersage für Kayseri zeigt Nieselregen.'
Belirli ürünlerde uygulanan özel indirimli fiyatlardır. Örnek: 'Die Winterjacke ist im Sonderangebot um 30% reduziert.'
Halka açık, jetonlu veya ücretli çamaşır yıkama ve kurutma makinelerinin bulunduğu işletmedir. Örnek: 'Jörg geht in den Waschsalon, weil er keine Waschmaschine hat.'
Emir, talimat veya tavsiye bildiren fiil çekimidir. Örnek: 'Schließen Sie die Waschmaschinentür!'
İşin kim tarafından yapıldığından ziyade, işin kendisine odaklanan dilbilgisi yapısıdır. Örnek: 'Der Schlüssel wird gesucht.'
Bir durumun nedenini açıklayan yan cümledir (weil/denn ile kurulur). Örnek: 'Ich kaufe die Jacke, weil sie günstig ist.'
Beklenmedik bir sonucu ifade eden zıtlık cümlesidir (obwohl/trotzdem ile kurulur). Örnek: 'Obwohl es kalt ist, gehe ich spazieren.'
Halkın katılımıyla gerçekleşen geleneksel kutlama veya şenliktir. Örnek: 'Das PASUMA Oktoberfest ist ein riesiges Volksfest.'
Bir ürünün en yüksek standartlarda üretildiğini belirten kalite seviyesidir. Örnek: 'Diese Winterjacke ist in Topqualität.'
Çiseleyen, hafif ve ince taneli yağmur yağışıdır. Örnek: 'Es gibt Nieselregen, bitte Regenschirm nicht vergessen!'
Şimşek, gök gürültüsü ve genellikle yağmur ile seyreden fırtınalı hava olayıdır. Örnek: 'Gegen Abend sind leichte Gewitter möglich.'
Okullarda öğrencilerin giymesi zorunlu olan standart kıyafettir. Örnek: 'Jan findet, dass eine Schuluniform keine gute Idee ist.'
Belirli bir markaya ait olan, genellikle daha pahalı ve prestijli kabul edilen kıyafetlerdir. Örnek: 'Emily kauft immer Markenschuhe.'
Bir ortamın genel havası veya hissettirdiği duygudur. Örnek: 'Die Atmosphäre in der Mensa ist freundlich.'
Son 30 yılda teknolojinin hayatın her alanına entegre olmasıyla yaşanan köklü değişim sürecidir. Örneğin, bilgisayarların artık sadece büyük odalarda değil, ev aletlerinin içinde birer 'beyin' olarak bulunması.
İnsanların cep telefonu, bilgisayar ve internet aracılığıyla dünya çapında iletişim kurmasıdır. Metinde, bu araçların küresel dünyada bağlantıda kalmayı kolaylaştırdığı vurgulanır.
Bir işlemin veya sürecin vurgulandığı, 'werden' yardımcı fiili ile kurulan edilgen çatı yapısıdır. Örnek: 'Der Kuchen wird vom Bäcker gebacken'.
Bir durumun veya sonucun vurgulandığı, 'sein' yardımcı fiili ile kurulan edilgen çatı yapısıdır. Örnek: 'Das Fenster ist geöffnet'.
İstekleri, hayalleri, olasılıkları veya gerçek dışı durumları ifade etmek için kullanılan kip. Örnek: 'Franz spränge nie vom 5-Meter Turm'.
İnternet ortamında bireylerin, özellikle çocukların rahatsız edilmesi veya hakarete uğramasıdır. Tüketici/kullanıcı üzerinde ciddi psikolojik korku yaratır.
Kişisel verilerin internette dikkatsizce paylaşılması sonucu kötü niyetli kişilerin eline geçmesidir. Uzmanlar, kayıt olmadan önce her şeyin okunması gerektiğini belirtir.
Bireyin internette aşırı vakit geçirerek gerçek hayattaki sorumluluklarını (iş, okul, arkadaşlık) ihmal etmesi durumudur.
İnternet ortamında kişilerin kimliklerini gizleyebilmesi. Bu durum, siber zorbalık yapan kişilerin kendilerini daha güçlü hissetmelerine neden olabilir.
Almancada sıfatların önündeki ismin artikeline ve durumuna (Nominativ, Akkusativ, Dativ, Genitiv) göre aldığı çekim ekleridir.
Zıtlık bildiren yan cümlelerdir; genellikle 'obwohl' veya 'obgleich' bağlaçları ile kurulur. Örnek: 'Obwohl er berühmt ist, bekommt er keine Rollen'.
Cihazların birbiriyle veya internetle bağlantılı hale getirilmesi. Akıllı ev sistemlerinde buzdolabı veya ısıtıcıların telefonla yönetilmesi buna örnektir.
Bireylerin televizyon, internet ve telefon gibi araçları günlük hayatta kullanma alışkanlıklarıdır. Metinde Türk çocuklarının medya kullanım istatistikleri bu kapsamdadır.
Çevresel verileri (ısı, hareket, nabız) algılayan teknolojik parçalardır. Akıllı saatlerde nabız ölçmek veya ayakkabı tabanlığında yön bulmak için kullanılır.
Ürünlerin internet üzerinden satın alınabildiği platformlardır. Metinde, market alışverişi ile karşılaştırılarak pratikliği tartışılmıştır.
İnternette kolayca erişilebilen ve gençlerin gerçek hayatta saldırganlaşmasına neden olabilen oyun türleridir.
Dolaylı anlatım (indirekte Rede) için kullanılan kip. Başkasının söylediği bir sözü aktarırken kullanılır.
Dijital medyanın sunduğu imkanları doğru ve güvenli kullanabilme becerisi. Çocukların bilinçli medya kullanımı bu kapsamdadır.
İletişim, fotoğraf, video, internet ve oyun gibi birçok işlevi bir arada sunan modern mobil cihazdır.
Akıllı cihazlarda belirli işlevleri (alışveriş, ısıtma kontrolü, navigasyon) yerine getiren yazılımlardır.
Popülerlik sıralaması. Metinde çocukların en çok izlediği televizyon programları için kullanılmıştır.
Bir eylemi yapmaktan çekinme veya engel olma duygusu. İnternette bu eşik daha düşük olduğu için saldırganlık artabilmektedir.