İdari yargılama hukukunda ilke olarak yazılı yargılama usulü geçerlidir ve yargısal incelemeler evrak (dosya) üzerinden yürütülür. İdari davalar; Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçeler ile açılır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 3. maddesi uyarınca dava dilekçelerinde tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad, soyad veya unvanları, adresleri, T.C. kimlik numaraları; davanın konusu, sebepleri ve dayandığı deliller; dava konusu idari işlemin yazılı bildirim (tebliğ) tarihi ile uyuşmazlık konusu miktar açıkça gösterilmelidir. Dava konusu işlemin ve ekli belgelerin asılları veya onaylı örnekleri, karşı taraf (davalı) sayısından bir fazla nüsha halinde dilekçeye eklenmek zorundadır. Dilekçeler ilgili mahkeme başkanlıklarına verilebileceği gibi, idare ve vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Hâkimliklerine veya yabancı ülkelerde Türk konsolosluklarına da sunulabilir. Dilekçelerde uyuşmazlık konusu miktarın gösterilmesi kuralına kamu görevlileri bakımından istisna getirilmiştir. Danıştay İçtihadı Birleştirme Kararı doğrultusunda, kamu görevlilerinin açtıkları tam yargı davalarında işlemin yürürlükte kaldığı süreye bağlı olarak zararın anında belirlenememesi durumu gözetilerek dava açılırken miktar belirtme zorunluluğu aranmamaktadır. Ayrıca 6459 sayılı Kanun ile İYUK m. 16/4 hükmüne eklenen düzenlemeyle, tam yargı davalarında dava dilekçesinde gösterilen miktar, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir (ıslah/miktar artırımı imkânı). Kural olarak her idari işleme karşı ayrı dava açılması esas ise de İYUK m. 5 uyarınca aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı tek bir dilekçe ile dava açılabilir. Maddi bağlılık, işlemlerin aynı maddi eylem veya sebebe dayanmasıdır (örneğin aynı disiplin suçu nedeniyle hem disiplin cezası verilmesi hem görev yerinin değiştirilmesi). Hukuki bağlılık, işlemlerin dayandığı hukuk kurallarının aynı olması veya birindeki hukuki çözümün diğerini etkilemesidir. Sebep-sonuç ilişkisi ise bir işlemin konusunun diğerinin sebebini oluşturması durumudur (örneğin yola tahsis imar planı ile buna dayanılarak tesis edilen kamulaştırma işlemi). Aynı şekilde hak ve menfaatlerinde iştirak olan ve aynı maddi/hukuki sebeplere dayanan birden fazla kişi de ortak dilekçe ile dava açabilir (örneğin iştirak halinde mülkiyete konu taşınmazın kamulaştırılması, çevre/tabiat koruma veya belde belediyesinin kaldırılması işlemleri). Dilekçelerin mahkemelerce alınması usulü İYUK m. 6’da düzenlenmiştir. Dilekçe ilgili mercilere verildiğinde harç ve posta ücretleri alınarak derhal deftere kaydedilir, kayıt tarih ve sayısı dilekçeye yazılır; dava bu kaydın yapıldığı tarihte açılmış sayılır. Davacıya imzalı, mühürlü ve pulsuz bir alındı kâğıdı verilir. Mahkemeler dışındaki yerlere (asliye hukuk, konsolosluk) verilen dilekçeler en geç 3 gün içinde ait olduğu mahkemeye taahhütlü olarak gönderilir. Eksik harç veya posta ücreti ile açılan davalarda, 30 gün içinde noksanın tamamlanması ilgiliye tebliğ edilir; gereği yapılmazsa bildirim bir kez daha tekrarlanır. İkinci tebligata rağmen harç/posta tamamlanmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Dava sırasında posta ücretinin tebligatı engelleyecek şekilde azalması halinde verilen 30 günlük (ve yenilenen ikinci) süreye uyulmazsa dosya işlemden kaldırılır; 3 ay içinde noksan tamamlanarak yenileme istenmezse dava açılmamış sayılır. Mahkemelere verilen dava dilekçeleri, Danıştay’da tetkik hâkimi, ilk derece mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından İYUK m. 14’te belirtilen sıraya göre ilk incelemeye tabi tutulur. İlk inceleme süreci dilekçenin alındığı tarihten itibaren en geç 15 gün içinde sonuçlandırılmalıdır. Tek hâkimle görülecek davalarda rapor düzenlenmez, heyetle görülecek davalarda ise hazırlanan rapor mahkemeye sunulur. Yargılamanın sonraki aşamalarında da bu hususlardaki kanuna aykırılıklar tespit edilirse ilk inceleme kararları verilebilir. İlk inceleme sırası ve tespit edilen aykırılıklarda verilecek kararlar (İYUK m. 15) şu şekildedir: 1) Görev ve Yetki: Dava adli yargının görev alanına giriyorsa davanın görev yönünden reddine; idari yargı içinde başka mahkeme görevli/yetkili ise görev/yetki yönünden reddedilerek dosyanın görevli/yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilir (Bu gönderme kararları kesindir). 2) İdari Merci Tecavüzü: Zorunlu idari başvuru yapılmadan dava açılmışsa dilekçenin görevli idari mercie tevdii olunur. 3) Ehliyet: Davacının menfaat/hak ihlali veya fiil ehliyeti yoksa dava reddedilir; avukat olmayan vekilçe açılmışsa 30 gün içinde bizzat veya avukatla açılması için dilekçe reddedilir. 4) İdari Davaya Konu Olacak Kesin ve Yürütülmesi Gereken İşlem Olmaması: İşlem kesin veya icrai değilse dava reddedilir. 5) Süre Aşımı: Dava süresinde açılmamışsa dava reddedilir. 6) Husumet: Davalı yanlış gösterilmiş veya hiç gösterilmemişse mahkemece gerçek husumete tebliğ kararı verilir (Karar kesindir). 7) Dilekçede Eksiklik (m. 3) ve 8) Tek/Ortak Dilekçeyle Dava Açma Kurallarına Aykırılık (m. 5): Bu hallerde 30 gün içinde dilekçenin kanuna uygun şekilde yenilenmesi için dilekçenin reddine karar verilir; aynı eksiklikle yeniden dava açılırsa dava reddedilir. İlk incelemede engeli bulunmayan dilekçe ve eklerinin birer örneği davalı idareye tebliğ edilir. Davalı idare, savunması ile birlikte dava konusu işleme ilişkin işlem dosyasının aslı veya onaylı örneğini mahkemeye sunar. İdarenin savunması davacıya tebliğ edilir; davacı 30 gün içinde ikinci dilekçesini (cevaba cevap) verebilir. Davacının ikinci dilekçesi davalıya tebliğ olunur, davalı da 30 gün içinde ikinci savunmasını sunar ve dilekçeler aşaması tekemmül eder. Süreler haklı sebeplerle başvuru üzerine bir defaya mahsus olmak üzere en fazla 30 gün uzatılabilir. Taraflar süresinden sonra verdikleri dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler. Özel yargılama usullerinde dilekçe safhası kısaltılmıştır: İvedi yargılama usulünde savunma süresi 15 gün (en fazla 15 gün uzatılabilir), merkezi ve ortak sınavlara ilişkin uyuşmazlıklarda ise savunma süresi 3 gündür (en fazla 3 gün uzatılabilir). Her iki özel usulde de savunmanın verilmesi veya sürenin geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır ve ikinci dilekçeler aşamasına yer verilmez. İYUK m. 16’da davalı idarenin savunma eklerinin ve işlem dosyasının davacıya tebliğ edileceğinin açıkça yazılmaması uygulamada davacı aleyhine bir eksiklik oluştursa da Danıştay içtihatları ve adil yargılanma hakkı gereğince davacının dosyadaki belgeleri inceleyebilmesi kabul edilmektedir. İdari yargılama usulünün en temel ilkesi resen araştırma ilkesidir (İYUK m. 20). Mahkemeler tarafların iddia ve talepleriyle bağlı olmaksızın, uyuşmazlığın çözümü için gerekli her türlü bilgi ve belgeyi kendilikünden araştırır ve toplar. Bu ilke; kamu düzenini korumak, hukuka uygunluk denetimini tam yapmak ve kamu gücünü elinde bulunduran idare karşısında bireylerin eşitsizliğini gidermek amacıyla getirilmiştir. Mahkeme taraflardan veya üçüncü kişilerden bilgi/belge isteyebilir, keşif yapabilir, bilirkişiye başvurabilir ve doktrine göre ilgililerin beyanlarını alabilir. Ancak istenen bilgi ve belgeler Devletin güvenliğine veya yüksek menfaatlerine ilişkin ise Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan gerekçe göstererek belgeyi vermeyebilir; verilmeyen belgeye dayanılarak ileri sürülen idari savunma dikkate alınarak karar verilemez. İdari yargıda kural evrak üzerinden inceleme yapmak olsa da taraflardan birinin istemi üzerine veya mahkemenin kendiliğinden kararıyla duruşma yapılabilir (İYUK m. 17). İptal davalarında, miktar sınırı olmaksızın; tam yargı davaları ile vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümler ile bunlara ilişkin zam ve cezalara ilişkin davalarda ise uyuşmazlık konusunun 25.000 TL’yi aşması halinde tarafların talebi üzerine duruşma yapılması zorunludur. Mahkemenin takdir yetkisi yoktur. Ancak temyiz ve istinaf incelemelerinde duruşma talebini kabul edip etmemek mercilerin takdirindedir. Duruşmalar açık yapılır, mahkeme başkanı yönetir ve taraflara ikişer defa söz verilir. Danıştay’daki duruşmalarda savcının bulunması ve düşüncesini açıklaması şarttır. Duruşmada tutanak tutulmaz. Duruşma yapıldıktan sonra en geç 15 gün içinde karar verilmelidir. Taraf kişilik veya niteliğinde değişiklik olması durumu İYUK m. 26’da düzenlenmiştir. Yargılama sürerken taraflardan birinin ölümü veya takibinin imkânsızlaşması halinde, davayı takip hakkı kendisine geçen mirasçı/ilgili başvuruncaya kadar dosya işlemden kaldırılır ve varsa yürütmenin durdurulması (YD) kararı 4 ay sonra kendiliğinden hükümsüz kalır. Yalnızca öleni ilgilendiren kişiye sıkı sıkıya bağlı davalarda ise dilekçe iptal edilir. Davacının adresine tebligat yapılamaması durumunda da dosya işlemden kaldırılır ve YD kararı hükümsüz kalır; 1 yıl içinde yeni adres bildirilerek yenileme istenmezse davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. İYUK idari yargılamadaki tüm konuları düzenlememiş, m. 31 hükmüyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (HMK) ve vergi uyuşmazlıkları için Vergi Usul Kanunu’na (VUK) atıfta bulunmuştur. Hâkimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü kişilerin katılması, davanın ihbarı (idari yargıda resen yapılır), vekiller, feragat ve kabul, teminat, bilirkişi, keşif, adli yardım ve yargılama giderleri gibi konularda HMK hükümleri uygulanır. Ancak HMK kuralları idari yargıda aynen değil, idari davaların kendine özgü nitelikleriyle bağdaştığı ölçüde uygulanmaktadır. İdari yargı mercilerinde dosyalar, kanunlarda belirtilen öncelik veya ivedilik durumları ile Danıştay’da Başkanlar Kurulu, ilk derece mahkemelerinde ise Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından belirlenip Resmî Gazete’de ilan edilen öncelikli işler göz önünde tutularak geliş tarihlerine göre incelenir. İYUK m. 20/5 uyarınca, öncelikli işler dışındaki dosyaların dosyanın tekemmül ettiği (dilekçe ve delil toplama safhasının bittiği) tarihten itibaren en geç 6 ay içinde sonuçlandırılması yasal zorunluluktur. Özel yargılama usullerinde bu süreler kısalır: İvedi yargılama usulünde tekemmülden itibaren en geç 1 ay, merkezi ve ortak sınav davalarında ise en geç 15 gün içinde karar verilmelidir. Uyuşmazlık konusu meseleler aydınlandığında mahkeme heyeti konuları sırasıyla oya sunar ve karara bağlar (İYUK m. 22). İlk inceleme reddi gerekçelerinde veya usul meselelerinde azınlıkta (muhalif) kalan üyeler, işin esası hakkındaki oylamaya da katılmak ve oy kullanmak zorundadırlar. Kararlar oybirliği veya oyçokluğu ile verilir. Görüşmelere katılan mahkeme başkanı, üyeler, savcı, tetkik hâkimi ve tarafların bilgilerini, karar sonucunu ve oy dağılımını gösteren bir görüşme tutanağı düzenlenerek aynı toplantıda imzalanır ve dosyada saklanır. İYUK m. 24 uyarınca mahkeme kararlarında bulunması zorunlu unsurlar şunlardır: Tarafların ve vekillerinin ad, soyad/unvan ve adresleri; davacının iddialarının, hukuki sebeplerinin ve istem sonucunun özeti ile davalının savunmasının özeti; Danıştay davalarında tetkik hâkimi ve savcının ad/soyad ve düşünceleri; duruşmalı işlerde hazır bulunan taraflar; kararın dayandığı hukuki sebepler, gerekçe ve hüküm sonucu; tazminat davalarında hükmedilen tazminat miktarı; yargılama giderleri ve hangi tarafa yüklendiği; kararın tarihi ve oybirliği/oyçokluğu durumu; kararı veren hâkimlerin ad, soyad, imzaları ve varsa karşı oyları (azınlık görüşü); daire/mahkeme adı ile esas ve karar numarası. İmzalı kararın bir aslı karar dosyasına, diğeri dava dosyasına konur ve mühürlü/imzalı birer örneği taraflara tebliğ edilir.