II. Meşrutiyet'in ilanından sonra yapılan bu köklü değişikliklerle padişahın sürgün yetkisi kaldırılmış, meclisi feshetme yetkisi sınırlandırılmış ve hükümetin meclise karşı sorumlu olması esası getirilerek parlamenter sisteme geçilmiştir.
İstanbul'un işgali üzerine Mustafa Kemal Paşa'nın çağrısıyla 23 Nisan 1920'de Ankara'da toplanmıştır. Bu meclis, hem kurtuluş savaşını yönetmiş hem de 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nu yaparak kurucu meclis rolü üstlenmiştir.
29 Ekim 1923 tarihinde 1921 Anayasası'nda yapılan değişiklikle devletin yönetim şeklinin Cumhuriyet olduğu anayasaya eklenmiştir. Bu değişiklikle cumhurbaşkanlığı makamı kurulmuş ve ilk cumhurbaşkanı seçilmiştir.
1924 Anayasası'nda 1928 yılında yapılan değişiklikle 'Devletin dini İslam'dır' ibaresi kaldırılmıştır. 5 Şubat 1937'de yapılan değişiklikle ise laiklik ilkesi CHP'nin diğer ilkeleriyle birlikte anayasanın 2. maddesine eklenmiştir.
27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinin ardından Kurucu Meclis tarafından hazırlanan anayasa, 9 Temmuz 1961'de halk oylamasına sunulmuştur. Anayasa, %61.7 oranında 'evet' oyu alarak yürürlüğe girmiştir.
12 Mart 1971 askeri muhtırasının ardından 1961 Anayasası'nda köklü değişiklikler yapılmıştır. Bu süreçte Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) kurulmuş, TRT ve üniversitelerin özerkliği kısıtlanmış ve memurların sendika hakkı kaldırılmıştır.
12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından Danışma Meclisi ve Milli Güvenlik Konseyi tarafından hazırlanan anayasa, 7 Kasım 1982'de oylanmıştır. Propaganda yasakları altında yapılan referandumda %91.4 'evet' oyu çıkmıştır.
16 Nisan 2017 referandumuyla kabul edilen ve 2018 seçimleriyle yürürlüğe giren anayasa değişiklikleriyle parlamenter sistem kaldırılmıştır. Türkiye, yürütme yetkisinin tek başına cumhurbaşkanına ait olduğu yeni sisteme geçmiştir.