Özet
Ana Sayfa » Anadolu Üniversitesi AÖF » Çocuk Gelişimi Önlisans Programı » Çocuk Gelişiminde Normal ve Atipik Gelişim
← Ünite 7

Ünite 7: Çocuk Gelişimini Etkileyen Yetersizlikler-1 — Konu Anlatımı

Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium

1Zihin Yetersizliği: Tanım, Sınıflandırma ve Nedenleri

Zihin yetersiziği, Amerikan Zihin ve Gelişimsel Yetersizlikler Birliği (AAIDD) tarafından zihinsel işlevlerde ve uyumsal davranışlarda gözlenen önemli düzeyde sınırlılıklarla karakterize edilen bir durum olarak tanımlanır. Bu yetersizlik, bireyin bilişsel, sosyal ve pratik uyumsal becerilerinde kendini gösterir ve 18 yaşından önce ortaya çıkması gerekir. Türkiye'de ise Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği'ne göre zihinsel işlevler bakımından ortalamanın iki standart sapma altında farklılık gösteren, buna bağlı olarak kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerinde eksiklikleri veya sınırlılıkları olan bireyler bu grupta tanımlanır.

Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği, zihin yetersizliğini hafif, ağır ve çok ağır düzeyde olmak üzere üç grupta sınıflandırmaktadır. Hafif düzeyde zihin yetersizliği olan bireyler, okuma-yazma, basit problem çözme ve alışveriş gibi günlük yaşamda bağımsız olmalarını sağlayacak becerileri edinebilirler ancak sosyal ve pratik uyum becerilerinde bir yetişkinin desteğine ihtiyaç duyarlar. Ağır düzeyde zihin yetersizliği olan bireyler ise akademik becerilerde, problem çözmede ve öz bakım becerilerinde yoğun sınırlılıklara sahiptir ve yaşam boyu süren özel eğitim desteğine ihtiyaç duyarlar. Çok ağır düzeyde yetersizliği olanlar ise ek yetersizliklerin varlığı nedeniyle sürekli ve yoğun bakım altındadır.

Zihin yetersiziğinin nedenleri doğum öncesi, doğum anı ve doğum sonrası olmak üzere üç ana grupta incelenir. Doğum öncesi nedenler arasında kromozomal bozukluklar, metabolik bozukluklar, annenin yaşı, hamilelikte kötü beslenme ile sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımı yer alır. Doğum anı nedenler bebeğin doğum sırasında oksijensiz kalması, prematüre doğum ve düşük doğum ağırlığı gibi durumları kapsar. Doğum sonrası nedenler ise travmatik beyin incinmeleri, yetersiz beslenme, yetersiz bakım, geçirilen kazalar, aile içi şiddet ve yetersiz erken eğitim hizmetleri gibi çevresel ve biyolojik faktörlerden oluşur.

2İşitme Yetersizliği: Sınıflandırma, Belirtiler ve Eğitim Ortamları

İşitme yetersizliği, işitme duyarlılığının kısmen veya tamamen kaybından dolayı konuşmayı edinmede, dili kullanmada ve iletişimde yaşanan güçlükler nedeniyle bireyin eğitim performansının ve sosyal uyumunun olumsuz yönde etkilenmesi durumudur. İşitme kaybı, oluştuğu yere göre iletimsel, duyusal, sinirsel ve karışık tip işitme kaybı olarak sınıflandırılır. İletimsel işitme kaybı sesin iç kulağa iletimi sırasındaki sorunlardan kaynaklanırken, duyusal işitme kaybı kokleaya hasar verir. Sinirsel işitme kaybı ise iç kulaktan beyne giden işitme sinir yolundaki hasarlar sonucu oluşur.

İşitme kaybının derecesine göre yapılan sınıflandırmada, normal işitme 0-15 dB arası kabul edilirken, çok hafif (16-25 dB), hafif (26-40 dB), orta (41-55 dB), orta-ağır (56-70 dB), ağır (71-90 dB) ve çok ağır (91 dB ve üzeri) işitme kaybı dereceleri belirlenmiştir. Ağır ve çok ağır işitme kaybı olan bireyler yüksek sesle konuşulsa dahi karşılıklı konuşmaları duyamazlar ve çevresel sesleri anlamlandıramazlar. Bu durum, bireyin alıcı ve ifade edici dil becerilerini doğrudan etkileyerek eklemleme sorunlarına ve dil gelişiminde gecikmelere yol açar.

İşitme yetersizliği olan çocukların eğitim ortamları yatılı okullar, gündüzlü özel eğitim okulları, genel eğitim okulları bünyesindeki özel eğitim sınıfları ve kaynaştırma sınıfları olarak yapılandırılmıştır. Kaynaştırma ortamlarında işitme yetersizliği olan öğrencilerin akranlarıyla birlikte eğitim almaları esastır. Bu çocukların eğitiminde sınıf içi oturma düzeninin ayarlanması, gürültünün azaltılması, görsel destek sistemlerinin kullanılması ve somut yaşantılar sağlanması öğretim sürecinin etkililiğini artırmaktadır.

3Görme Yetersizliği: Tanım, Nedenleri ve Gelişimsel Özellikleri

Görme yetersizliği, görme gücünün kısmen ya da tamamen kaybından dolayı özel eğitim ve destek eğitim hizmetine ihtiyaç duyulması durumudur. Tıbbi açıdan kör, gerekli tüm düzeltmeler yapıldıktan sonra iyi gören gözün 20/200'lük görme keskinliğine ya da daha azına sahip olması ve görme alanının 20 dereceden az olması durumudur. Az gören ise görme keskinliği 20/70 ile 20/200 arasında olan ve görme duyusunu öğrenme amacıyla kullanabilen bireyleri ifade eder. Eğitsel açıdan kör olan bireyler ise eğitimlerinde kabartma-dokunsal alfabeye (Braille) veya işitsel materyallere ihtiyaç duyarlar.

Görme yetersizliğinin nedenleri arasında kırılma kusurları (miyop, hipermetrop, astigmatizm), yapısal yetersizlikler (gözün yapısal olarak gelişmemesi veya hasara uğraması) ve kortikal görme yetersizliği yer alır. Kortikal görme yetersizliği, doğum anında beynin oksijensiz kalması veya beyindeki görme merkezinde hasar oluşmasıyla meydana gelir. Görme yetersizliğinin en yaygın nedeninin kalıtım olduğu bilinmektedir. Ayrıca çok kuvvetli ışığa veya güneş ışınlarına maruz kalma gibi çevresel faktörler de görme hasarlarına yol açabilir.

Görme yetersizliği olan çocukların bilişsel, motor ve sosyal gelişimleri farklılık gösterir. Görsel ilişkileri kuramadıkları için dokunma ve koklama duyuları daha fazla gelişmiştir. Yön ve yer kavramlarında, bağımsız hareket becerilerinde sınırlılıklar yaşarlar. Sosyal becerilerde ise yüz ifadelerini anlamada ve vücut dilini kullanmada güçlük çektikleri için donuk bir ifadeye sahip olabilirler. Eğitimlerinde Braille alfabesi, sesli bilgisayar programları, dokunsal materyaller ve akran öğretimi gibi yöntemlerden yararlanılır.

4Fiziksel Yetersizlik ve Diğer Sağlık Yetersizlikleri

Fiziksel yetersizlik, kas, iskelet ve eklemlerin işlevlerini yerine getirememesi sonucunda meydana gelen hareket ile ilgili yetersizlikleri ifade eder. Bu grup içinde en yaygın görülen durumlar serebral palsi ve spina bifidadır. Serebral palsi, doğum öncesi, sırası veya sonrasında beyinde oluşan hasar sonucu meydana gelen duruş ve hareket bozukluğudur. Spina bifida ise doğum öncesinde oluşan bir omurilik anomalisidir ve omuriliğin dışarıya doğru çıkarak bir kese oluşturmasıyla karakterize edilir. Bu durum bacaklarda felç ve duyu kayıplarına yol açar.

Diğer sağlık yetersizlikleri ise bireylerin kronik veya akut sağlık problemlerinden (astım, diyabet, epilepsi, kalp rahatsızlığı, lösemi, orak hücreli anemi vb.) dolayı dikkat, uyanıklık ve canlılık durumlarında sınırlılık yaşamalarıdır. Bu çocukların eğitim performansları sürekli tedavi gereksinimleri nedeniyle olumsuz etkilenebilir. Örneğin epilepsi, beyindeki düzensiz elektriksel boşalmalar sonucu ortaya çıkan tekrarlayan nöbetlerle kendini gösterir. Astım ise akciğer bronşlarındaki aşırı iltihaplanma ve tıkanıklıkla karakterize kronik bir akciğer yetersizliğidir.

Fiziksel ve diğer sağlık yetersizliği olan çocukların eğitiminde en uygun ortam, gerekli uyarlamalar yapılarak akranlarıyla bir arada oldukları kaynaştırma sınıflarıdır. Okul ve sınıf ortamında rampaların yapılması, sınıfın alt katlara yerleştirilmesi, tuvaletlerin uyarlanması gibi fiziksel düzenlemeler hayati önem taşır. Ayrıca bu çocukların eğitim planlarında fizyoterapist, özel eğitim öğretmeni, dil ve konuşma terapisti ile iş-uğraşı terapistinden oluşan çok disiplinli bir ekibin iş birliği yapması gerekmektedir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250