Taşınabilir Teknolojiler. Teknolojinin günlük yaşamımızdaki yeri ve önemi, bireysel ve mesleki işlerimizi sürdürürken vazgeçilmez bir hal almıştır. Hayatımızın bu kadar içine girmesinde ve hatta bağımlı olmamızda taşınabilir teknolojilerin rolü oldukça büyüktür. İlk dönem taşınabilir cihazlar, özellikle 1990'lı yılların ortalarında yaygınlaşmaya başlayan ilk cep telefonları oldukça büyük, hantal ve taşınması güç yapılara sahipti. Günümüzdeki akıllı ve giyilebilir cihazlarla kıyaslandığında bu ilk modellerin ne kadar yol kat ettiği açıkça görülebilir. Teknolojinin taşınabilirlik özelliğindeki en dramatik ve köklü değişim, cihazların çalışmak için gerekli enerjiyi kablo yoluyla sabit bir elektrik kaynağına bağımlı kalmadan sağlaması olmuştur. Yeniden şarj edilebilir bataryaların (Li-ion, NiMH, Nicad vb.) geliştirilmesiyle birlikte cihazlar, belirli bir süre boyunca hem enerji gereksinimlerini hem de kablosuz iletişim sinyallerini bağımsız bir şekilde karşılamaya başlamıştır. Taşınabilirlik kavramı sadece kablolardan kurtulmak anlamına gelmemekte; aynı zamanda tüm iletişim ve çalışma ihtiyaçlarının bir ofise veya eve bağlı kalmaksızın, ihtiyaç duyulan anda ve yerde karşılanabilmesi esnekliğini sunmaktadır. Bu durum kişilere daha hızlı, üretken ve esnek bir yaşam tarzı sunarken, dünya genelinde bu ürünlerin kullanım oranları masaüstü cihazları geride bırakarak nüfusun çok büyük bir kesimine ulaşmıştır. Günümüzde telefon denildiğinde akla ilk gelen akıllı cep telefonları, birden fazla teknolojiyi tek bir avuç içi cihazda birleştiren karmaşık bilgisayar sistemleridir. Fotoğraf makinesi, video kamera, ses/video oynatıcı, mobil oyun konsolu, internet erişim aracı ve artırılmış gerçeklik uygulamaları gibi pek çok özellik tek bir cihazda toplanmıştır. Hatta yeni nesil akıllı telefonların işlemci ve donanım özellikleri, sıradan masaüstü veya dizüstü bilgisayarları geride bırakabilmektedir. Ülkemizde ve dünyada akıllı telefonların kullanım oranları hızla artmaktadır. TÜİK verilerine göre ülkemizde 6-15 yaş grubu çocukların bile önemli bir kısmının cep telefonu kullandığı görülmektedir. Araştırmalara göre Türkiye'deki akıllı telefon kullanıcıları cihazlarını en yüksek oranla fotoğraf/video çekmek, müzik dinlemek, internete erişmek, e-posta kullanmak ve sosyal ağlara girmek amacıyla tercih etmektedir. Dünya ortalamasıyla karşılaştırıldığında ülkemizde sosyal ağ kullanımı ve internet erişimi oldukça yüksek oranlardadır. Akıllı cep telefonları sadece bireysel iletişimle sınırlı kalmayıp bankacılık işlemleri (mobil bankacılık), mobil sağlık hizmetleri (uzaktaki uzmanlardan destek alma, Hayat için SMS gibi projelerle ilaç takibi) ve geniş iletişim ağları gibi kritik alanlarda hizmet vermektedir. Aileler çocuklarını izleme uygulamalarıyla takip edebilirken, cihazlar yetişkinler ve çocuklar için zengin öğrenme araçları da sunmaktadır. Akıllı telefonların hayatımıza getirdiği sayısız kolaylığın yanında, yanlış ve aşırı kullanımdan kaynaklanan pek çok olumsuz yönü de bulunmaktadır. Uzmanlar, 1-5 yaş arasındaki çocukların taşınabilir cihazları çok yoğun kullanmasının devinsel, bilişsel ve sosyal gelişimlerini olumsuz etkilediğini vurgulamaktadır. Geleneksel oyuncakların ve dışarıda oynanan oyunların yerini bu sanal dünyaların alması çocukların gelişimini zedelemektedir. Teknoloji bağımlısı ebeveynlerin çocuklarıyla yeterince ilgilenmemesi, parkta veya evde telefonlarına dalarak çocuklarını ihmal etmesi ev kazalarına ve yaralanmalara zemin hazırlamaktadır. Ayrıca trafikte seyir halindeyken telefon kullanımı (2015 yılı trafik cezaları kapsamına giren Madde 73) ciddi kazalara yol açmaktadır. Uzun süre ekrana bakmak ve yanlış vücut duruşu; 'iDuruş' (iPosture) ve 'Mesaj Tutulması' (text neck) gibi boyun ve sırt ağrılarına neden olmaktadır. Ekran okuma sendromu (göz yorgunluğu, bulanıklık, baş dönmesi, göz kuruluğu) ve çağımızın yeni bağımlılığı olan 'Nomofobi' (cep telefonu yokluğu fobisi, telefonsuz kalma korkusu) günümüz insanını tehdit eden başlıca psikolojik ve fizyolojik rahatsızlıklar arasında yer almaktadır. Dizüstü bilgisayarlar, masaüstü bilgisayarların tüm işlevlerini yerine getirebilen, şarj edilebilir bataryaları sayesinde dstenilen yere taşınabilen daha kompakt ve esnek sistemlerdir. Genellikle 2-4 kg ağırlığında olan bu cihazlar; Li-ion, NiMH veya Nicad tipi şarj edilebilir pillerle çalışır. Sürekli seyahat eden yetişkinler ve öğrenciler için vazgeçilmez olan dizüstü bilgisayarlar, iş, eğitim ve eğlence amaçlı yoğun olarak kullanılmaktadır. Masaüstü bilgisayarlarla karşılaştırıldığında dizüstü bilgisayarların bazı sınırlılıkları vardır. İşlemcileri ve grafik özellikleri gelişmiş olsa da yüksek performanslı oyun veya iş istasyonu düzeyindeki dizüstü bilgisayarların maliyetleri oldukça yüksektir. Ayrıca bu sistemlerde işlemci veya ekran kartı gibi temel bileşenlerin değiştirilmesi zordur; genellikle sadece hafıza (RAM) ve sabit disk güncellenebilir. Ekran boyutlarına göre klavye fonksiyonları değişebilmektedir (14-15 inç modellerde daha küçük klavyeler bulunurken, 17 inçlik modellerde daha büyük ve fonksiyonel klavyeler yer alır). Entegre kamera ve mikrofon bileşenleri sayesinde çevrim içi eğitim ve profesyonel iş toplantılarında etkin bir şekilde kullanılmaktadırlar. Tablet bilgisayarlar, dokunmatik ekran ünitesi, sensörler ve şarj edilebilir bataryayı tek bir gövdede birleştiren en küçük kişisel bilgisayar türleridir. İvme ölçer, kamera, mikrofon ve jiroskop gibi bileşenler barındırır. Kullanıcılar parmak hareketleri veya hassas kalem (stylus) ile etkileşim kurar; yazı yazmak için ekranda sanal klavye belirir. İnternet erişimi Wi-Fi veya mobil geniş bant (3G) teknolojileriyle sağlanır. Tabletlerin kullanışlılığı işletim sistemlerine göre değişmektedir: Android, iOS (iPad) ve Windows (Windows 8 / Windows RT). İşletim sistemlerine göre uygulama çeşitliliği ve metin belgesi oluşturma gibi üretkenlik işlevleri farklılık gösterir. Örneğin Windows tabanlı tabletler geleneksel masaüstü programlarını çalıştırabilme avantajına sahiptir. Tabletler donanım konfigürasyonlarına göre üç gruba ayrılır: Tam ekran tabletler (slate - fiziksel klavyesi yoktur, oyun ve okuma odaklıdır), değiştirilebilir tabletler (konvertibl - ekranın klavye üzerine katlandığı, daha ağır ama performanslı modeller) ve hibrit tabletler (ekran ve klavye ünitesinin birbirine bağlanıp ayrılabildiği, hem tablet hem dizüstü deneyimi sunan cihazlar). Giyilebilir teknolojiler, insanların üzerlerinde taşıyıp giyebildikleri, taşınmanın da ötesinde sürekli vücut üzerinde yer alan elektronik ve bilgisayar tabanlı sistemlerdir. Taşınabilir teknolojilerde gelinen son nokta olarak kabul edilen bu cihazlar; jiroskop, ivme ölçer, yer çekimi ve ışık sensörleri aracılığıyla veri toplar ve kullanıcılara biyogeribildirim sağlar. Sağlık, kişisel bakım, sağlıklı yaşam, spor, yaşlanma ve bedensel engellere destek gibi pek çok alanda kullanılan giyilebilir teknolojilere örnek olarak akıllı saatler, akıllı gözlükler, kontakt lensler, e-tekstiller, akıllı kumaşlar, takılar ve hatta vücuda yerleştirilen mikroçipler ile akıllı dövmeler gösterilebilir. Bu teknolojiler kesintisiz, esnek ve el değmeden bilgiye erişim imkanı sunar. Akıllı saatler akıllı telefonlarla eşleştirilerek (senkronizasyon) çağrıları, mesajları ve spor aktivitelerini (kalori, adım) takip ederken; akıllı gözlükler ses veya dokunmatik alanlarla kontrol edilerek navigasyon, fotoğraf çekme ve internette paylaşım yapma olanakları sunar. Uzmanlar gelecekte giyilebilir teknolojilerin şarj edilebilir solar kıyafetler, akıllı çoraplar ve iç çamaşırları gibi çok daha gelişmiş formlar alacağını öngörmektedir. Taşınabilir teknolojilerin sunduğu işlevleri kullanabilmek için çeşitli hizmetler ve standart protokoller gereklidir. SMS (160 karakter sınırıyla kısa mesaj) ve MMS (fotoğraflı, sesli, videolu çoklu ortam mesajlaşması), e-posta, video görüşme (Skype, Facetime vb.) ve mobil uygulamalar (AppStore, Google Play üzerinden indirilen yazılımlar) bu hizmetlerin başında gelir. Ekran araçları olan Widget'lar (hava durumu, takvim, borsa çubuğu) cihazları kişiselleştirmeyi sağlar. Kablosiz veri aktarımı için kızılötesi (IrDa) eski bir teknoloji olup yerini kısa mesafe radyo frekansı kullanan Bluetooth'a bırakmıştır. Bulut (Cloud) sistemleri ise verilerin internet üzerinden uzak sunucularda saklanmasına ve her yerden erişilmesine olanak tanır. Mobil IP, taşınabilir cihazların bağlantı noktası değişimlerinde IP adresinin sabit kalmasını sağlayan protokoldür. GSM hücresel ağlar üzerinden küresel iletişim sunarken; GPRS, EDGE ve 3G teknolojileri veri iletim hızını artırarak mobil internet kullanımını sağlamıştır. Wi-Fi kablosuz yerel ağ bağlantısı sunarken, WAP küçük ekranlı mobil cihazlarda internet içeriği görüntülemeyi sağlar. GPS ise 24 uydudan gelen sinyallerle dünya üzerindeki kesin konumu tespit eden küresel konumlama sistemidir.