Özet
Ana Sayfa » Anadolu Üniversitesi AÖF » İktisat Lisans Programı » İktisadi Düşünceler Tarihi
← Ünite 6

Ünite 6: Kurumcu İktisat ve Tarihçi Okul — Konu Anlatımı

Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium

1İktisadi Düşünceler Tarihinde Kurumculuk ve Giriş

İktisadi düşünce tarihinde kurumculuk, iktisadi sistemlerin ve süreçlerin temelini bireylerin değil, kurumların oluşturduğunu ve bireylerin bu kurumların etkisinden bağımsız olarak ele alınamayacağını savunan yaklaşımların genel adıdır. Yerleşik (neoklasik) iktisadın aksine, bireysel isteklerin, tercihlerin ve seçimlerin veri olarak alınması kurumculara göre doğru değildir çünkü bu unsurların hepsi içinde yer aldıkları kurumsal yapılar tarafından şekillendirilmektedir.

Kurumcu iktisatçılara göre, iktisadi hayatı ve süreçleri doğru anlayabilmek için öncelikle bireylerin karar ve davranışlarına çerçeve oluşturan kurumları incelemek elzemdir. Kurumların bu belirleyici rolünün kabul edilmesi, ekonomi biliminin sadece inceleme konularını değil, aynı zamanda inceleme biçimini ve kullanılan kavramsal araçları kökten değiştirmesini zorunlu kılmaktadır.

Bu bağlamda kurumcu iktisat, yerleşik iktisadın soyut, tümdengelimci ve rasyonel birey varsayımına dayanan modellerini eleştirerek kendine özgü yeni bir iktisadi terminoloji önermiştir. Ünitede temel olarak eski kurumcu iktisat, Amerikan kurumcu düşünürler Veblen ve Commons'ın görüşleri, tarihçi okul ile ilişkiler ve günümüzdeki yeni kurumcu iktisadın ana gündem maddeleri ele alınmaktadır.

2Kurum Kavramı ve İktisadi Hayattaki Rolü

Kurumcu iktisat literatüründe 'kurum' kavramının günlük dildeki kullanımından farklı ve daha teknik bir içeriği vardır. Günlük hayatta kurum denildiğinde kuruluş, tesis, aile veya evlilik gibi yapılar anlaşılırken; sosyal bilimler ve kurumcu iktisat literatüründe kurum, birey davranışlarının meşruiyet sınırlarını belirleyen ve yaptırım gücüyle desteklenen inanç ve kurallar bütünü olarak tanımlanmaktadır.

Bir yapının kurum olarak kabul edilebilmesi için yazılı veya yazılı olmayan kurallar dizisinin yanı sıra, bu kurallara uyulmasını temin eden bir yaptırım mekanizmasının bulunması şarttır. Yaptırım gücü olmayan kurallar kümesine kurum denilemez; bu tanım hukuk, ahlak, din, meslek ve görgü kuralları dâhil tüm düzenleme gücüne sahip kurallar dizisini kapsar.

Kurumlar yapısal olarak 'formel kurumlar' ve 'enformel kurumlar' şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Devletin yaptırım gücüyle desteklenen hukuk sistemi formel kurumlara örnekken; devlet gücüne ihtiyaç duymadan varlığını sürdüren adab-ı muaşeret ve gelenekler enformel kurumlara örnektir. Bir toplumda formel ve enformel kurumların birbirini desteklemesi ekonomik faaliyetlerin işlem maliyetlerini önemli ölçüde düşürmektedir.

3Kurumcu İktisat Ekolleri: Eski ve Yeni Kurumcular

Kurumcu iktisat zaman içinde evrilmiş ve kendi içinde farklılaşarak iki ana ekole ayrılmıştır: Eski Kurumcu İktisat ve Yeni Kurumcu İktisat. Eski kurumcular, Veblen ve Commons'ın öncülüğünde neoklasik iktisadın tamamen terk edilmesi gerektiğini, iktisadi davranışın kültürel bağlam içinde ele alınmasını savunmuşlardır.

Yeni kurumcu iktisat ise Ronald Coase, Oliver Williamson ve Douglass North gibi isimlerin öncülüğünde şekillenmiş; yerleşik iktisadın analitik araçlarını ve rasyonel tercih yaklaşımını tamamen atmak yerine, onu yeniden düzenleyerek kurumsal yapıların oluşumunu açıklamada kullanmayı tercih etmiştir. Bu ekol, kurumcu iktisat ile neoklasik iktisadı uzlaştıran bir yaklaşımdır.

Eski kurumcular somut gerçekler, toplumsal dengesizlikler ve evrimci süreçler üzerinde dururken; yeni kurumcular işlem maliyetleri, mülkiyet hakları ve sözleşme süreçleri gibi konuları yerleşik iktisadın mantığıyla harmanlayarak inceleme alanı genişletmişlerdir.

4Kurumcu İktisadın Anavatanı ve Öncüleri: Thorstein Veblen

Kurumcu iktisadın anavatanı Amerika'dır ve Amerikalı iktisatçıların en belirgin özelliği eklektizm yani seçmeciliktir. 19. yüzyılın sonlarında ABD'de tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişin yarattığı uzun çalışma saatleri, düşük ücretler, sefalet, işsizlik ve güçlü monopoller gibi sorunlar kurumcu iktisadın doğuşuna zemin hazırlamıştır.

Norveç asıllı Amerikalı iktisatçı ve sosyolog Thorstein Veblen, 1899 yılında yayımladığı 'Aylak Sınıfın Teorisi' adlı eseriyle tanınır ve 'Amerika'nın en iyi eleştirmeni' olarak anılır. Veblen, neoklasiklerin hazcı rasyonel birey yaklaşımını eleştirmiş; insanların alışkanlık, gelenek, kurumlar ve statü sahibi olma güdüsüyle hareket ettiğini savunmuştur.

Veblen'e göre insan davranışlarını yönlendiren ustalık, ebeveynlik ve aylak merak olmak üzere üç temel içgüdü bulunmaktadır. Ayrıca teknoloji ile kurumlar arasında bir ikilem kurarak, teknolojinin dinamik ve değiştirici, kurumların ise tutucu ve dirençli olduğunu belirtmiştir. Toplumsal değişimi Darwinci evrim nosyonuyla açıklamıştır.

5Thorstein Veblen'in Temel Kavramları: Gösterişçi Tüketim ve İkilemler

Veblen'in iktisat literatürüne kazandırdığı en önemli kavramlardan biri 'gösterişçi tüketim' veya 'Veblen etkisi'dir. Bu tüketim türünde bir malın faydası, sahip olduğu nesnel niteliklerden değil, yüksek fiyatı sayesinde sahibinin alım gücünü ve statüsünü başkalarına göstermesinden (gösteriş yapmasından) kaynaklanır; böylece fiyat arttıkça talep de artabilir.

Veblen ekonominin kurumlarını üretken veya açgözlüce amaca hizmet etmesine göre ayırmış; satılabilirlik ile kullanışlılık arasında bir ikilem kurmuştur. Kıskançlığa dayalı olmayan ve kullanışlılığı teşvik eden kurumlar ileri götürücü, yağmacı ve açgözlü menfaatleri koruyan kurumlar ise geri götürücüdür.

Teknolojik-kurumsal değer ikileminde teknolojiye öncelik veren Veblen, maddi koşulların ve teknolojik yeniliklerin toplumu ileri taşıdığını, ancak geleneksel kurumsal yapıların bu değişime yavaş ve direnerek karşılık verdiğini vurgulamıştır.

6John Rogers Commons ve Toplu Eylem Yaklaşımı

John Rogers Commons, teorik soyutlamalardan ziyade yasal düzenlemeler ve toplu eylemler yoluyla sosyal ve ekonomik reformların gerçekleştirilmesi için çalışmıştır. Commons, bireysel eylemin önemli bir bölümünün kolektif eylem tarafından denetlendiğini savunmuş ve görüşlerini bizzat katıldığı komisyon ve kurul deneyimlerine dayandırmıştır.

Commons klasik iktisattan kurumcu iktisada geçişi iki temel noktada özetler: İktisadi çözümlemenin odak noktasının meta ve bireylerden, işlem ve toplu eylemi sağlayan kurallara kayması ve insan-doğa ilişkisi yerine insan-insan ilişkilerinin öne çıkarılması.

Commons'a göre iktisadi hayatın temelinde kıtlık yatar. Kıtlık bireyler arasında çıkar çatışmasına yol açar; bu çatışmaların şiddete dönüşmeden çözülmesi ve işbirliğinin sağlanması için 'toplu eylem' (collective action) ve kurumsallaşmış kurallar sistemine ihtiyaç vardır.

7Commons'ın Çözümleme Birimi: İşlem (Transaction)

Klasik iktisatçılar için en küçük inceleme birimi emek karşılığı üretilen bir meta, neoklasikler için ise nihai tüketicinin hoşlandığı meta iken; Commons'a göre kurumcu iktisadın en küçük ve temel birimi, taraflarıyla birlikte bir 'işlem'dir.

İşlem, metaların fiziksel mübadelesi değil, toplumun kurallarıyla belirlenen mülkiyet haklarının mübadelesidir. İşlem birimi; düzen, çelişki ve bağımlılığı içinde barındırır ve yasal denetimin aktarıldığı temel unsurdur.

Commons, toplu eylemin kapsamının geleneklerden aileye, sendikalardan devlete kadar uzandığını belirtir. Toplu eylem, bireysel eylemi denetleyerek haksız rekabeti önler, bireye serbestlik tanır ve onun tek başına yapamayacağı şeyleri yapmasını sağlayarak etkinlik alanını genişletir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250

8Tarihçi Okul ve Kurumcularla İlişkisi

19. yüzyılda soyutlamacı ve neoklasik iktisada ilk tepkiler Tarihçi Okul tarafından verilmiştir. İngiltere ve Fransa'da da ilgi görmesine rağmen Alman Tarihçi Okulu (W. Rosher, B. Hildebrand, K. Knies, G. Schmoller, W. Sombart) iktisat tarihinde daha çok öne çıkmıştır.

Tarihçi Okul, yerleşik iktisadın doğal düzen varsayımına ve bütün toplumlarda geçerli evrensel yasalar olduğu tezine karşı çıkmıştır. Toplumsal kuralların zaman içinde değiştiğini, bu nedenle zaman ve mekândan bağımsız genel geçer iktisat yasalarının olamayacağını savunmuşlardır.

Alman Tarihçi Okulu ile Amerikan kurumculuğu arasında güçlü bir köprü vardır. Sivil Savaş sonrası dönemde Amerika'dan Almanya'ya lisansüstü eğitime giden Richard T. Ely, John Bates Clark gibi isimler 'bırakınız yapsınlar' anlayışına karşı çıkmış ve Alman tarihçi geleneğini Amerikan kurumculuğuna taşımışlardır.

9Yeni Kurumcu İktisat Ekolleri ve İşlem Maliyeti İktisadı

Yeni kurumcu iktisat, yerleşik iktisadın temel analitik araçlarını kullanarak kurumların ve kurumsal ilişkilerin de açıklanabileceğini savunur. Bu ekolün en önemli alt dallarından biri Ronald Coase ve Oliver Williamson tarafından geliştirilen 'İşlem Maliyeti İktisadı'dır.

Üretim maliyetleri mal ve hizmetlerin üretiminde ortaya çıkarken, işlem maliyetleri malın mülkiyetinin edinimi, sözleşme yapma, bilgi edinme ve el değiştirilmesi sürecinde ortaya çıkar. Ronald Coase'un 1937 tarihli 'Firmanın Doğası' makalesine göre, firmanın varoluş nedeni piyasaya göre işlem maliyetlerini azaltmasıdır.

Coase ayrıca 1960 tarihli 'Sosyal Maliyet Sorunu' makalesinde sıfır işlem maliyeti varsayımı altında mülkiyet haklarının iyi tanımlanmasıyla dışallık problemlerinin çözülebileceğini göstermiş ve 1991 yılında Nobel İktisat Ödülü almıştır.

10Mülkiyet Hakları ve Yeni Kurumcu İktisadın Gelişimi

Yeni kurumcu iktisadın üzerinde durduğu bir diğer temel alan 'Mülkiyet Hakları'dır. Mülkiyet hakları; bir iktisadi değeri kullanma (fiziksel olarak dönüştürme/yok etme dahil), ondan gelir elde etme ve sözleşme yapma ile bu hakları sürekli bir başkasına aktarma hakları olarak üçe ayrılır.

Farklı mülkiyet sistemleri üretim düzeyini, işlem maliyetlerini ve gelir bölüşümünü doğrudan etkiler. Bu konuların iktisat analizine dâhil edilmesi, modern iktisat ders kitaplarının içeriğini zenginleştirmiştir.

Douglass C. North gibi Nobel ödüllü yeni kurumcu iktisatçılar, siyasal sistemlerin evriminden kurumsal değişime kadar pek çok tarihi ve iktisadi olguyu işlem maliyetleri ve mülkiyet hakları çerçevesinde inceleyerek kurumcu iktisada uluslararası bir akademik zemin kazandırmışlardır.