Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bilançosu, para politikasının temel unsurlarını ve gidişatını anlamak için kritik öneme sahiptir. Bilançonun aktif tarafı, parasal tabanın kaynaklarını (nereden geldiğini) gösterirken, pasif tarafı kullanım cephesinden parasal tabanı ifade eder. Aktif tarafın en temel iki kalemi Net Dış Varlıklar (NDV) ve Net İç Varlıklar (NİV)'dır. Net dış varlıklar, brüt döviz rezervleri ile orta vadeli dış kredilerin toplamından brüt uluslararası yükümlülükler ve diğer kalemlerin çıkarılmasıyla elde edilir. Net iç varlıklar (NİV) kalemi ise TCMB'nin bankacılık ve kamu kesimi ile olan net kredi ilişkisini gösterir. Kamu kesimine açılan net nakit iç krediler, net Açık Piyasa İşlemleri (APİ) ve net diğer iç varlıkların toplamına eşittir. Kamu, hazine borçlarından kamu mevduatı, döviz mevduatı ve fonların çıkarılmasıyla bulunur. Net diğer iç varlıklar ise bankacılık sektörüne açılan nakit krediler ile banka dışı kesimin mevduatı arasındaki farktır. NİV veya NDV kalemlerinde meydana gelen herhangi bir artış, parasal tabanın (baz paranın) yükselmesine doğrudan yol açar. Örneğin, merkez bankasının piyasadan döviz satın alması net dış varlıkları artırarak parasal tabanı genişletir. Benzer şekilde, merkez bankasının bankacılık sektörüne veya kamuya kredi vermesi net iç varlıkları ve dolayısıyla parasal tabanı artırır. Bilançonun pasif tarafı ise parasal tabanın kullanım biçimini yansıtır. Kullanım cephesinden parasal taban; emisyon hacmi ile mevduat bankalarının TCMB'de bulundurdukları zorunlu ve serbest rezervlerin toplamından oluşur. TCMB bilançosunda, bankaların mevduatları için tuttukları zorunlu rezerv miktarı sıfır gibi görünse de, bu durum 2005/I sayılı tebliğ değişikliği ile zorunlu karşılıkların serbest rezerv kalemi altında gösterilmeye başlanmasından kaynaklanmaktadır. Merkez bankası, bankaların rezervlerini değiştirerek parasal tabanı ve nihayetinde para arzını doğrudan etkileme gücüne sahiptir. Mevduat bankaları, fon fazlası olan tasarruf sahiplerinin birikimlerini toplayan ve bu fonları fon açığı olan kesimlere kredi olarak aktaran temel aracı kurumlardır. Bankaların ekonomideki en önemli işlevlerinden biri, kısmi rezerv bankacılığı sistemi aracılığıyla kaydi para yaratmaktır. Temsili bir banka bilançosunda pasif taraf (yükümlülükler), fonların hangi kaynaklardan sağlandığını gösterir. Bankalar fonlarının yaklaşık %11'ini özkaynaklarından, geri kalanını ise borçlanma yoluyla (yabancı kaynaklardan) elde eder. Borçlanarak sağlanan fonların yaklaşık %59'u mevduatlardan (vadeli ve vadesiz mevduatlar) oluşmaktadır. Mevduatlar bankaların en temel fon kaynağıdır ancak son yıllarda yurt içi tasarrufların gerilemesi, menkul kıymet ihracı ve TCMB repo imkânları gibi alternatif kaynakların payını artırmıştır. Kalan %22'lik kısım ise merkez bankası ve bankalararası piyasadan alınan borçlar, sendikasyon kredileri ve repo işlemlerinden sağlanır. Özkaynaklar, varlıkların borçlardan fazlası olarak kredi risklerine karşı emniyet unsuru teşkil eder. Bilançonun aktif (varlık) tarafı ise fonların nerelerde kullanıldığını gösterir. Aktiflerin en büyük kalemini %55.5 oranındaki krediler oluşturur. Bunu %25 civarındaki menkul kıymetler (DİBS vb.) ve %7.6'lık likit aktifler (rezervler) izler. Banka rezervleri; kasalardaki nakit, TCMB'deki zorunlu ve serbest rezervler ile diğer bankalardaki alacaklardan oluşur. Bankalar yüksek likidite tuttuklarında güvenli çalışır ancak bu durum faiz gelirinden mahrum kalmalarına neden olur. Bankaların topladıkları mevduatların çok küçük bir kısmını rezerv olarak tutup kalanını kredi vermesi 'kısmi rezerv bankacılığı' olarak adlandırılır. Müşterilerin çoğunun aynı anda paralarını çekmek istemesi durumunda bankalar likidite kriziyle (iflas riskiyle) karşılaşabilir. Bu nedenle TCMB, vade uyumsuzluğunu azaltmak ve kredi artışını sınırlandırmak amacıyla zorunlu karşılık oranlarını vadelere göre farklılaştırmaktadır. Kaydi para (banka parası), fiziki varlığı olmayan, banka defterlerinde muhasebe kayıtları (alacak/borç) yoluyla yaratılan bir ödeme aracıdır. Merkez bankasının bankacılık sistemine ilave rezerv aktarması, mevduat hacminin bu miktarın katları şeklinde artmasına yol açar. TCMB bankacılık sistemine iki temel yolla ek rezerv sağlar: Bankalara reeskont kredisi kullandırmak ve bankalardan Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) satın almak. Basit kaydi para yaratma modeli üç temel varsayıma dayanır: 1) Bankalar serbest rezerv tutmaz, yalnızca zorunlu rezerv (%r_D) tutar. 2) Banka dışı kesim nakit tutmaz, tüm parayı bankalara vadesiz mevduat olarak yatırır. 3) Bankalar yalnızca vadesiz mevduat kabul eder. Örneğin, TCMB'nin bir bankadan 1000 TL'lik DİBS almasıyla bankanın rezervleri 1000 TL artar. Serbest rezerv tutma varsayımı olmadığı için banka bu 1000 TL'nin tamamını kredi olarak kullandırır. Kredi alan kişinin yaptığı harcamalar neticesinde bu para başka bir bankaya vadesiz mevduat olarak yatırılır. İkinci banka bu tutarın örneğin %10'unu zorunlu rezerv olarak ayırır, kalanını (900 TL) tekrar kredi olarak verir. Bu süreç bankacılık sisteminde serbest rezervler tamamen sıfırlanıncaya kadar zincirleme olarak devam eder. Toplamda 1000 TL'lik ilk rezerv enjeksiyonu, %10'luk zorunlu rezerv oranıyla 10.000 TL'lik toplam mevduat (kaydi para) yaratır. Basit kaydi para çarpanı (mevduat çarpanı), zorunlu rezerv oranının tersine eşittir (1 / r_D). Cebirsel olarak formül Delta D = (1 / r_D) * Delta R şeklinde ifade edilir. Zorunlu rezerv oranı yükseldikçe kaydi para çarpanı küçülür ve yaratılabilecek toplam para miktarı azalır; oran düştüğünde ise çarpan büyür. Gerçek hayatta bankaların serbest rezerv tutma istekleri ve hanehalkının nakit tutma tercihleri nedeniyle bu mekanizma teorik modelden farklılık gösterir. Bir ekonomide belirli bir anda dolaşımda bulunan her türlü paranın toplam miktarına para arzı denir. Para arzı stok bir değişkendir ve faiz oranları üzerinden yatırım, üretim ve istihdam gibi reel makroekonomik dengeleri doğrudan etkiler. Para otoriteleri, para arzını kontrol altında tutarak ekonomik istikrarı ve fiyat istikrarını sağlamayı hedefler. Finansal sistemin gelişmişlik düzeyine bağlı olarak para arzı tanımları çeşitlilik göstermektedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından üç temel para arzı tanımı yapılmaktadır. Bunlardan ilki olan Dar Tanımlı Para Arzı (M1), hiçbir kısıtlama olmaksızın anında ödemelerde kullanılabilen varlıkları kapsar. M1, dolaşımdaki nakit (C) ile vadesiz mevduatların (D) toplamına eşittir. Dolaşımdaki nakit, emisyon hacminden banka kasalarındaki nakdin çıkarılmasıyla bulunur. Geniş tanımlı para arzı (M2), M1 tanımına banka ve katılım bankalarındaki TL ve yabancı para vadeli mevduatların eklenmesiyle elde edilir. TCMB'nin en geniş para arzı tanımı olan M3 ise M2'ye repo işlemlerini, para piyasası fonlarını (B tipi likit fonlar) ve ihraç edilen menkul değerleri dahil ederek oluşturulur. Para arzının belirlenme sürecinde merkez bankası, mevduat bankaları, banka dışı kesim ve kredi kullananlar olmak üzere temel aktörler rol oynar. Özellikle elektronik bankacılığın ve internet bankacılığının yaygınlaşması, nakit kullanımını azaltarak vadesiz hesap kullanımını artırmakta ve dolayısıyla kaydi para çarpanının değerini yükseltmektedir.