Alman halkbilimci Hermann Bausinger (1988), stereotipleri 'değişmelere göreceli olarak direnen, sınamalardan kaçan, eleştirisiz genellemeler' olarak tanımlamış ve stereotipin bilimsel olmayan düşüncenin bilimsel adı olduğunu belirtmiştir.
Sevgi Can Yağcı'nın anlattığı olayda; bir İtalyan, bir Rus, bir Norveçli, bir Macar, bir Hollandalı ve bir Türk ortak bir karpuz etrafında buluşmuş, İtalyan dilimlemiş, Türk çatalla yemiş, Hollandalı didikleyerek tüketmiş, Norveçli ise karpuz yemek yerine besin değerlerini listeleyerek kültürel farklılıkları somutlaştırmıştır.
Schöneberg (1990), ön yargıların arkasında dışa açılmanın, yeni ve farklı olanı kabul etmenin sahip olunanları azaltacağı, normalliği ve istikrarı bozacağı korkusunun yattığını ortaya koymuştur.
Samovar ve Porter (1976), bireyin öteki hakkında varsayımda bulunurken etnomerkezcilik yaptığının farkında olmadığını ve bilinç dışı bir şekilde kendi normlarını standart olarak kabul etme eğilimi gösterdiğini belirtmişlerdir.
Metinde birkaç yüzyıl önce ülkeye ancak meraklı gezginlerin geldiği belirtilirken, günümüzde Türkiye'nin yılda yirmi beş milyondan fazla turisti ağırladığı ve turizm sektöründe kültürlerarasılığın çok kritik olduğu vurgulanmıştır.
Hülya Doğan'ın 2005 yılındaki yüksek lisans tezinde, küreselleşme sürecinde kültürel değişim ve medya ilişkisi Ankara'daki Corn Flakes tüketimi örneği üzerinden incelenmiştir.