
Hayatın İçinden metninde yer alan bilgilere göre, Türkiye'de yılda 15 milyon sabıka kaydı ve 38 milyon nüfus kaydı örneği talep edilmekteydi. Yapılan yeni düzenlemelerle vatandaşlardan bu belgelerin istenmesi kaldırılarak kurumlar arası elektronik paylaşıma geçilmiştir.
21 Ocak 2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun'un 16 Nisan 2017'de halk oylamasında kabul edilmesiyle Türkiye parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçmiştir. Bu değişiklikle Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu'ndan oluşan ikili (düalist) yürütme yapısı kaldırılarak tekçi yürütme sistemine geçilmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, kamu kurumlarını bütçelerine göre sınıflandırmıştır. Buna göre kamu yönetimi örgütü 'Genel Yönetim' adıyla Merkezî Yönetim, Sosyal Güvenlik Kurumları ve Mahalli İdareler olmak üzere üç ana gruba ayrılmıştır.
Siyasallaştırma yönteminin en bilinen uygulaması ABD'de görülen 'spoils (yağma) sistemi'dir. Yeni bir ABD başkanı göreve geldiğinde, liyakatten ziyade siyasi sadakate dayanarak yaklaşık 3000 üst düzey yönetici kadrosunu siyasi atamalarla değiştirmektedir.
İngiliz düşünür John Stuart Mill (1806-1873), devletin yetkilerinin artmasının bireysel özgürlüklerin zararına olduğunu savunmuştur. Mill, devlet dairelerinin en kabiliyetli insanları istihdam etmesi durumunda ulusun yeteneklerinin geniş bir memur sınıfı içinde tekelleşeceği uyarısında bulunmuştur.
Avusturya asıllı iktisatçı Ludwig von Mises (1881-1973), devletin faaliyet alanının genişlemesini, ekonomik hayatta özel işletmelerin yerine devlet teşebbüsünün ikame edilmesini 'totalitarizm' olarak nitelendirmiştir. Mises, bürokrasiyi sadece kurallara uyulduğu ölçüde demokrasi için kabul edilebilir bulmuştur.
Martin Albrow, 1970 yılındaki çalışmasında bürokrasi kavramının karmaşık yapısını açıklamak için yedi farklı anlam belirlemiştir. Bunlar rasyonel örgüt, örgütsel verimsizlik, memurlar tarafından yönetim, kamu yönetimi, memurlar düzeni, örgüt ve modern toplumdur.