İletişim biliminde yapılan çalışmalar, sözel ifadelerin (sözcüklerin) toplam iletişimin yalnızca %10'luk bir kısmını açıkladığını ortaya koymaktadır. Geriye kalan büyük kısım ise ses tonu, vurgular, jestler, mimikler ve beden dili gibi sözsüz iletişim unsurları tarafından oluşturulur.
Antik Yunan'ın en büyük düşünürlerinden biri olan Aristo, iletişimi doğrudan ikna kavramıyla ilişkilendirerek 'ikna etmenin bütün uygun anlamları' şeklinde tanımlamıştır. Bu tanım, klasik retorik çalışmalarının ve günümüz ikna edici iletişim kuramlarının temel referans noktasını oluşturur.
Günümüzde internet kaynaklarından yapılan alıntıların ve kanıtların güvenilirliğini sağlamak amacıyla Amerikan Psikoloji Derneği (APA) tarafından geliştirilen akademik dipnot ve kaynak gösterme sistemi yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu sistem, bilgi kirliliğini önlemede kritik bir rol oynar.
Okuma eğitiminin ilk aşamalarında görülen mekanik okuma, sadece harfleri ve sesleri tanıyıp bunları birleştirerek seslendirmekten ibarettir. Bu boyutta metni derinlemesine anlama, yorumlama, karşılaştırma yapma ve yazarın amacını kavrama gibi üst düzey zihinsel süreçler oldukça zayıftır.
Özel durum konuşmaları arasında yer alan yemek sonrası konuşmalar, dinleyicilerin yemek sonrasında dikkatlerini yoğunlaştırmakta zorlanması nedeniyle teknik ayrıntılardan ve istatistiklerden uzak, eğlendirici değeri yüksek ve genellikle oldukça kısa tutulan özenli konuşmalardır.
Bir ödül veya hediye alırken gerçekleştirilen kabul konuşmalarının başarısı, metinde belirtildiği üzere üç temel ayırt edici özelliğe dayanır: Konuşmanın kısa olması, konuşmacının son derece alçakgönüllü davranması ve töreni düzenleyenlere karşı nazik olması.
Bir kişiye ödül veya hediye takdim edilirken yapılan sunuş konuşmalarının, dinleyicilerin ilgisini kaybetmemek adına oldukça açık, net ve en fazla üç-dört dakika sürecek şekilde sınırlandırılması gerektiği iletişim uzmanları tarafından önerilmektedir.
İkna edici iletişimde kontrol edilebilen bağımsız değişkenler (kaynak, ileti, kanal, alıcı, amaç) ile alıcının zihninde oluşan bağımlı değişkenlerin (bilgilenme, tutum değişimi) bir arada oluşturduğu sistematik yapıya 'ikna edici iletişim matrisi' adı verilmektedir.
Aktif dinleme yapan bir birey, iletişimin devamlılığını sağlamak için geri bildirim mekanizmasını sürekli işletir. Bu süreçte dinleyici, konuşmacının sözünü kesmeden 'evet', 'anlıyorum' gibi kısa yansımalarla veya söylenenleri kendi cümleleriyle özetleyerek iletiyi doğru aldığını doğrular.
İletişim sürecinin alıcı üzerinde yarattığı etkiler sırasıyla; alıcının bilgi düzeyinde meydana gelen değişme, alıcının tutumunda meydana gelen değişme ve son aşamada alıcının açık davranışında meydana gelen somut değişiklikler olarak ardışık bir biçimde ortaya çıkar.
İkna edici iletişim sonucunda hedef kitlenin tutumlarında meydana gelen değişiklikler üç farklı boyutta gerçekleşir: Var olan tutumun pekişmesi veya güçlenmesi, var olan tutumun tamamen değişmesi ya da daha önce var olmayan yeni bir tutumun oluşturulması.
Yapılan bilimsel araştırmaların sonuçlarına göre, bir insanın düz anlamıyla gündelik hayatını sorunsuz bir şekilde sürdürebilmesi için 300-400 kelimelik bir hazineye sahip olması yeterli olmaktadır.
İnsanlar dakikada 600 kelimelik bir konuşma hızına kadar ulaşabilirken, dinleyenler bunun sadece 100-140 kelimesini tam olarak anlayabilir. Bu durum zihinde büyük bir boş zaman yaratır.
İletişim çalışmalarına göre, sözlü ifadeler (sözcükler) toplam iletişimin yalnızca %10'luk bir kısmını açıklar. Geri kalan büyük kısım ses tonu, jest, mimik gibi sözsüz kodlarla aktarılır.
ABD Başkanı Abraham Lincoln, etkili konuşma konusunda 'Öyle konuşunuz ki en alt düzeydeki dinleyici sizi anlasın, kalanlar da hiç zorluk çekmesin' diyerek dinleyici analizinin önemini vurgulamıştır.
Amerikan Psikoloji Derneği (APA) tarafından geliştirilen referans gösterme sistemi, günümüzde internet ve akademik kaynaklardan yapılan alıntıların güvenilirliğini belgelemede standart kabul edilir.
Yazının icat edilmesiyle birlikte, insanlık tarihinde ilk kez sistemli bilgi aktarımı başlamış ve bugünkü anlamda olmasa bile kurumsal okullaşmanın ve bürokrasinin temelleri atılmıştır.
İnsanlık tarihi boyunca kullanılan bu ünlü deyiş, sözlü kültürün geçiciliğine karşılık, yazının düşünceyi sabitleyen, koruyan, bağlayıcı ve güvenlik sağlayıcı işlevini özetler.
İkna edici iletişim çalışmalarında, açık davranış değişikliğinin hemen gözlenemediği durumlarda, alıcıların tutum düzeyindeki değişimleri ölçmek için Likert Tutum Ölçeği kullanılır.
Sistemli materyal toplamada kütüphanelerin referans bölümleri; ansiklopediler, yıllıklar, sözlükler, atlaslar ve periyodik indeksler aracılığıyla en güvenilir somut bilgileri sunar.
Sosyal organizasyonlarda gerçekleştirilen yemek sonrası konuşmaların, dinleyicilerin dağılan dikkat süreleri nedeniyle teknik detaylardan uzak ve eğlendirici olması gerekir.
Ödül törenlerinde yapılan kabul konuşmalarının başarısı, metin analizlerine göre üç temel ayırt edici özelliğe bağlıdır: Kısa olması, alçak gönüllü olması ve son derece nazik olması.
İletişim sürecinde alıcının dinlediğini göstermek için geri bildirim ögesini aktif olarak işe koşması eylemine iletişim literatüründe 'aktif dinleme' adı verilmektedir.
Yazı, eski bilgi, beceri ve tecrübelerin kaybolmasını önleyerek, aynı şeylerin tekrar tekrar üretilmesinin önüne geçer ve insanlığın birikimli olarak gelişmesini sağlar.