
Eyüp Kemerlioğlu, 1973 yılında tamamladığı 'Erzurum’da Meslekler ve Sosyal Tabakalaşma' başlıklı doktorasında, meslekleri itibar ölçeğine göre altı tabakalı bir modelde incelemiş; mesleğin gelir, eğitim ve yaşam tarzını belirleyen en önemli tabakalaşma ölçütü olduğunu ortaya koymuştur.
Emre Kongar, 1967-1968 yıllarında İzmir'de gerçekleştirdiği kentsel aile araştırmasında, ailenin yapısal ve fonksiyonel yönden çekirdekleştiğini, akrabalık ilişkilerinin alt gelir gruplarında içe kapalı olduğunu, üst gelir gruplarında ise iş yaşamında önem taşıdığını bulgulamıştır.
Muzaffer Sencer, 12 Ekim 1969 seçimleri öncesinde İstanbul örnekleminde yaptığı siyaset sosyolojisi araştırmasında, seçmenlerin demografik ve sınıfsal özellikleri ile siyasal tercihleri arasındaki bağlantıları incelemiş, sosyo-ekonomik durum ile siyasal eğilimler arasında tam bir paralellik olduğu varsayımını sınamıştır.
Şerif Mardin, 1960’larda yayınladığı 'Yeni Osmanlı Düşüncesinin Doğuşu' ve 'Din ve İdeoloji' gibi eserleriyle Tanzimat sonrasını Türk modernleşmesi çerçevesinde incelemiş, dinin Türk kültüründe 'yumuşak ideoloji' işlevi gördüğünü ve alt sınıfların kimlik sorunlarını İslami itikatlerle gidermeye çalıştığını belirtmiştir.
Birsen Gökçe, 1971 yılında Ankara gecekondularında 14-20 yaş grubu gençlerin sosyo-ekonomik durumunu, öğrenim düzeyini, aile ilişkilerini ve gelecekten beklentilerini inceleyerek kentleşme süreciyle ortaya çıkan gençlik sorunlarını tespit etmiştir.
Ayşe Öncü, Türkiye’de uzman mesleklerde çalışan kadınlar üzerine yaptığı araştırmada, Türkiye’de tıp ve hukuk meslek alanlarında kadının yerinin endüstrileşmiş ülkelerden daha yüksek olduğunu ve bu kadınların kent kökenli üst/orta-üst sosyal tabakalardan geldiğini saptamıştır.
Bahattin Akşit, 1967’de yayınladığı 'Türkiye’de Azgelişmiş Kapitalizm ve Köylere Girişi' adlı eserinde, dünyada tek bir evrim çizgisi bulunduğunu savunarak Osmanlı klasik dönemini derebeylik üretim biçimiyle açıklamış ve kapitalizmin köylere girişiyle tabakalı bir sosyal yapının oluştuğunu incelemiştir.
Fügen Berkay, 1964-1966 yıllarında Sosyoloji Dergisi'nde yayınlanan çalışmasında, İslam dininin akılcı ve rasyonel bir din olduğunu, ancak halkın akılcılıkla tatmin olmayarak tarikatlar aracılığıyla rasyonel olmayan bir dünya ve ümitler düzeni yarattığını öne sürmüştür.
Amiran Kurtkan, 1960’ların başlarında yaptığı çalışmada, Türkiye’de büyük sanayi işletmelerinin gerekli sürüm yapmalarını sağlayacak yeterli gelir ve yaşam tarzına sahip bir orta sınıfın henüz bulunmadığını ortaya koymuştur.