myders
Ana Sayfa » Anadolu Üniversitesi AÖF » Tarih Lisans Programı » 19. Yüzyıl Türk Edebiyatı

Kavram Sözlüğü

19. Yüzyıl Türk Edebiyatı dersindeki 94 kavram, ünite sırasına göre.

Trans-avant-gardeÜnite 1

Geçmişin hafızada yaşamayı sürdürdüğü ve hiçbir şeyin hakikaten unutulmadığı fikrini savunan, eski ve yeni unsurların daima birlikte bulunduğu sanat ve şiir anlayışıdır. Metne göre, hiçbir poetik yenilik geçmişin binlerce yıllık birikiminden bağımsız var olamaz.

Barok Dönem (Türk Baroğu)Ünite 1

Klasisizmin kunt, kuralcı yapısının son demlerinde gevşemeye yüz tutmasıyla ortaya çıkan; kuralların yumuşadığı, tipik olanın yerine şahsiliğin ve orijinalitenin geçtiği sanat evresidir. XVIII. asır Osmanlı klasik sanatının barok dönemi olup mimaride Nuruosmaniye Camii bu akımın somut örneğidir.

LevantenlerÜnite 1

Osmanlı topraklarında ticaret yapmak isteyen Batılı şirket acentalarının yerlileşmiş çalışanlarıdır. Nesiller boyu Osmanlı'da oturarak Türklerle dostluk kuran bu kişiler, evlerindeki salon hayatı, bale ve yortu kutlamaları ile Batı kültürünün halka yayılmasında aracı olmuşlardır.

MühtediÜnite 1

Sonradan İslamiyet'i seçen ancak ruhen İslam'a bağlansalar da maddeten Batılı kalmaya devam eden kişidir. İbrahim Müteferrika, Humbaracı Ahmet Paşa ve Mustafa Celalettin Paşa gibi mühtediler Osmanlının içindeki Avrupai yaşam tarzını temsil etmişlerdir.

İkamet ElçilikleriÜnite 1

1793 yılında kurulan ve Osmanlı'nın Avrupa başkentlerinde sürekli elçi bulundurmasını sağlayan diplomatik birimlerdir. Bu elçiler gönderildikleri ülkenin kültürüne ait ayrıntıları devlet merkezine rapor eden birer 'kültür elçisi' olarak görev yapmışlardır.

Tanzimat FermanıÜnite 1

1839 yılında Gülhane Parkı'nda ilan edilen, devlet ve toplum hayatını değiştirmekten ziyade dışarıya bir itimatname göndermeyi amaçlayan ıslahat belgesidir. Metne göre, edebiyatta doğrudan bir yenileşme hareketi yaratmamıştır.

Islahat FermanıÜnite 1

1856 yılında Kırım Harbi sonrasında ilan edilerek kültürel Batılılaşmayı resmikleştiren ve Paris Antlaşması ile Osmanlı'yı bir Avrupa devleti saydıran belgedir. Edebi yeniliklerin ilk ürünleri bu tarihten hemen sonra yayımlanmaya başlamıştır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Bikr-i MazmunÜnite 1

Daha önce hiçbir şair tarafından söylenmemiş, yepyeni ve özgün anlam/hayal demektir. XIX. yüzyıl şiirinde geleneksel mazmunlar köhne bulunarak terk edilmiş, bunun yerine çağın teknolojik ve sosyal unsurlarından bikr-i mazmunlar üretilmiştir.

Türklerin aşık edebiyatına dahil olmaya özenen Ermeni saz şairidir. Bu tür gayrimüslim azınlıklar Osmanlı sanatının Batılı bir çizgiye doğru ilerlemesinde ve kültürler arası etkileşimde önemli rol oynamıştır.

Enderun MektebiÜnite 1

Osmanlı Devleti'nde medreseler dışında mülki ve askeri idareciler ile kapı kulu yetiştiren en önemli resmi eğitim kurumudur. II. Murat döneminde Edirne Sarayı'nda temelleri atılmış, Fatih Sultan Mehmet zamanında Topkapı Sarayı'nda kurumsallaşmıştır.

Has OdaÜnite 1

Enderun Mektebinin en üst kademesi ve en seçkin öğrencilerin bulunduğu yerdir. Hırka-i Saadet Dairesi'nin temizliği, mukaddes emanetlerin korunması ile görevli olan bu odanın zabitlerinden yalnızca has odabaşının padişahın huzuruna çıkma yetkisi vardı.

Seferli KoğuşuÜnite 1

IV. Murat döneminde kurulan, başlangıçta padişahın çamaşırlarını yıkamakla görevliken daha sonra sanat faaliyetlerine yönelen Enderun koğuşudur. Bu koğuştan birçok şair, kemankeş ve hanende yetişmiştir.

Mütefekkir EdipÜnite 1

Edebiyat ve düşünceyi birleştiren, toplumunun değişim ihtiyacını önceden fark ederek yönünü ve niteliğini eserlerinde gösteren klasik dönem aydın tipidir. Bu edip, cemiyetinin dönüşümüne öncülük eder.

Enderun MektebiÜnite 2

Osmanlı Devleti'nde medreseler dışındaki en önemli resmî eğitim kurumu olup, devşirme çocukların askerî, idari ve sanat alanlarında eğitildiği Topkapı Sarayı içindeki ihtisas akademisidir. Metinde bu kurumdan yetişen şairlerin musikişinas ve güftekâr yönleriyle öne çıktığı belirtilmektedir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
TüfenkçibaşıÜnite 2

Hazine, Kiler ve Seferli ağalarının seçkinlerinden oluşturulan 'tüfenkçi yamağı' adlı teşekkülün başı olan görevlidir. Sarayda bulunan ateşli silahlar tüfenkçibaşı nezaretinde yamaklar tarafından ayda bir kez temizlenirdi.

Anahtar AğasıÜnite 2

Has odalıları saraya yerleştirme, hasta olanları hastaneye, evleri olanları evlerine gönderme izni verme ve ağaları sabah namazına kaldırıp camiye gönderme görevlerini yürüten Enderun görevlisidir.

Hazine KethudalığıÜnite 2

Osmanlı sarayında hazine bölümünde görev yapan yüksek vazife sahiplerinden birinin unvanıdır. Metinde Nazif adlı şairin 1845 tarihinde bu görevde bulunduğu ifade edilmektedir.

Osmanlı döneminde her yıl hac mevsiminde Mekke ve Medine ahalisine dağıtılmak üzere gönderilen paradır. Metinde İbrahim Ferit'in 1842 yılında surre emini olarak Hicaz'a gitmek üzere yola çıktığı anlatılmaktadır.

Mahallîleşme AkımıÜnite 2

Divan şiirinde yerli hayata, İstanbul ağzına, günlük konuşma diline ve halk söyleyişlerine yer verme eğilimidir. Metinde Enderunlu Vasıf ve Nedim bu akımın en önemli temsilcileri arasında gösterilmektedir.

MusammatÜnite 2

Divan şiirinde bentlerden oluşan, murabba, muhammes, müseddes gibi çok mısralı nazım biçimlerinin genel adıdır. Enderunlu Vasıf, divanında en çok musammat (özellikle murabba) yazan şair olarak tanınır.

Lisân-ı HâlÜnite 2

Kelimelerle ifade edilemeyen duyguların beden dili, hal ve tavırlar yoluyla aktarılmasıdır. Metinde Vasıf'ın gazellerinde kelimelerle bu sözsüz iletişim aracını birleştirerek mesajı muhataba ulaştırdığı vurgulanmaktadır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
KülhanÜnite 2

Hamamlarda suyu ısıtmak için ateş yakılan yer, ateş evi anlamındaki mekândır. Metinde Enderunlu Vasıf'ın gazelinde ayrılıktan duyduğu büyük ıstırabı betimlemek için kullandığı somut bir imgedir.

Encümen-i Şuara (Cins İsim)Ünite 2

Padişah saraylarında, şehzade saraylarında veya devlet büyüklerinin konaklarında şairlerin bir araya gelerek içki ve şiir meclisleri tertip ettikleri yerlerin genel adıdır. Asırlar boyu bu tür edebiyat toplantılarına cins isim olarak bu unvan verilmiştir.

Encümen-i Şuara (Özel İsim)Ünite 2

1861 yılı baharında Hersekli Ârif Hikmet Bey'in Laleli Çukurçeşme'deki evinde düzenli olarak toplanmaya başlayan Leskofçalı Galip ve arkadaşlarının oluşturduğu özel edebî topluluktur.

Osmanlı Mısır valilerine verilen unvandır. Metinde Mısır'daki hanedandan gelen prens ve prenseslerin İstanbul'daki malikânelerini birer kültür ve edebiyat mektebine çevirdikleri anlatılmaktadır.

Mir'at-ı Şi'rÜnite 2

Enderunlu Mehmet Akif tarafından kaleme alınan ve yirmi üç Enderunlu şairi tanıtan özel tezkiredir. Bu eser, şairlerin kabiliyetlerine göre değil, Enderun Mektebinde yetiştikleri odalara göre sıralanmasıyla diğer tezkirelerden ayrılır.

Encümen-i ŞuaraÜnite 3

XIX. yüzyılda İstanbul'da (genellikle Hersekli Ârif Hikmet Bey'in evinde) toplanan, şiir ve edebiyat sohbetleri yapılan, yenilikçi arayışlarla klasik geleneği harmanlayan yaklaşık bir yıl ömürlü özel şairler meclisidir. Örnek olarak Leskofçalı Galip, Hersekli Ârif Hikmet ve Namık Kemal gibi isimler bu mahfelin müdavimleridir.

MutavassıtînÜnite 3

Edebiyatımızda batılılaşma gayretlerine paralel olarak doğan, gelenekli kutup ile Doğu-Batı sentezinden yana olan ılımlı edebiyatçıları ve zihniyeti ifade eden kavramdır. Encümen-i Şuara şairleri bu mutavassıt duruşun en belirgin temsilcileridir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Sebk-i HindîÜnite 3

Klasik Türk şiirinde anlamı derinleştirmek, hayal dünyasını genişletmek ve kapalı, süslü, ıstıraplı bir söyleyiş oluşturmak amacıyla Hint havzasında gelişen ve Türk şairlerce benimsenen bir şiir üslubudur. Encümen şairleri estetik açlıklarını gidermek için bu üsluba sıklıkla başvurmuşlardır.

MazmunÜnite 3

Şiirde teşbih ve mecaz yoluyla kurulmuş imgelerin arkasında yatan geleneksel, anonim semboller ve kalıplaşmış ortak hayallerdir. Encümen dönemiyle birlikte bu anonim yapından bireysel imge ve sembollere doğru bir geçiş yaşanmıştır.

PoetikaÜnite 3

Şiir teorisi, şiir felsefesi ve sanatçının şiir yazma ilkeleri üzerine düşündüğü, bunları sistematize ettiği fikirler bütünüdür. Leskofçalı Galip şiir dili ve poetik temelleri kurmada encümenin lideri konumundadır.

La PléiadeÜnite 3

Fransız edebiyatının en eski edebi toplaşmalarından biri olup yedi yıldızlı Süreyya burcundan adını alır. Tanpınar, hem ana dillerini savunup hem de zengin lügatlerden kopamayan ikilemleri nedeniyle Encümen-i Şuara'yı bu topluluğa benzetmiştir.

Sûk-ı UkazÜnite 3

Cahiliye devri Araplarının Mekke yakınlarında kurdukları, en iyi şairlerin yarışıp birinci gelenlerin şiirlerinin Kâbe duvarına asıldığı panayırdır. İbnülemin, Encümen-i Şuara toplantılarını bu Şark geleneğine benzetmiştir.

Musarra KıtaÜnite 3

Normalde ilk beyti kendi arasında kafiyelenmeyen kıta nazım şeklinin, birinci beytinin de kendi arasında kafiyelendirilerek yazılmış biçimidir. Encümen şairleri bu tür biçimsel denemeler yapmışlardır.

Kaht-ı RicalÜnite 3

Yetişmiş devlet adamı, bürokrat ve liyakatli insan kıtlığı anlamına gelen ve XIX. yüzyılda Osmanlı aydınları ile şairlerinin şiirlerinde eleştiri konusu yaptığı toplumsal bir meseledir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Hermenötik ProblemÜnite 3

Metinlerin anlaşılması ve yorumlanması sürecinde okur ile yazar arasında ortaya çıkan anlam uyuşmazlığıdır. Encümen şairlerinin yeni mazmunlar üretmesi, Servet-i Fünûn'da zirveye çıkacak bu tür anlamlandırma sorunlarının ilk işaretidir.

InşâdÜnite 3

Şiiri güzel, sesli ve etkili bir edayla okuma işidir. Encümen toplantılarında genç müdavim Namık Kemal, güzel şiir okuma yeteneğiyle şairlerin yazdığı şiirleri inşad etmekle görevlendirilmiştir.

Eski dönemlerde padişahların veya zengin devlet adamlarının şairlere ve yazarlara sundukları maddi ödül ve bahşiştir. Eski hami-şair ilişkilerinin bozulmasıyla encümen toplantıları bir caize yarışması olmaktan çıkıp akademik bir fikir alışverişine dönüşmüştür.

Türkçe AruzÜnite 3

Manastırlı Salih Faik Bey'in Ahmet Cevdet Paşa'nın teşvikiyle kaleme aldığı, hece vezni ve Türkçenin imkânları üzerine aydınlara rehberlik etmeyi amaçlayan çalışmasıdır.

Yek-mânâÜnite 3

Şiirde beyitlerin birbirinden bağımsız anlamlar taşımaması, aksine tüm şiirin tek bir konu ve anlam etrafında bütünlük oluşturması durumudur. Bu anlayış Encümen-i Şuara döneminde daha büyük bir gereklilik haline gelmiştir.

MazmunÜnite 4

Divan şiirinde belli kavramları, duygu ve düşünceleri dolaylı anlatmak için kullanılan kalıplaşmış ortak hayaller ve imgelerdir. Kadın şairler de erkek şairlerle aynı divan estetiğini sürdürebilmek için bu kalıplaşmış mazmunları eserlerinde kullanmışlardır.

TezkireÜnite 4

Divan edebiyatında şairlerin hayatlarını ve eserlerinden seçme örnekleri barındıran biyografik eserlerdir. Kadın şairler genellikle erkek egemen tezkirelerde nadiren yer bulabilmiş ve çoğunlukla diğer kadın şairlerle kıyaslanarak değerlendirilmişlerdir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
NazireÜnite 4

Bir şairin şiirine, başka bir şairin aynı ölçü, uyak ve redifte yazdığı benzer nitelikteki şiirdir. XIX. yüzyıl kadın şairleri, özellikle Leyla Hanım ve Şeref Hanım, usta şairlerin gazellerine pek çok nazire yazmışlardır.

HazireÜnite 4

Cami, tekke, türbe veya dergâhların bahçesinde yer alan, etrafı duvar ya da parmaklıkla çevrili mezarlık alanıdır. XIX. yüzyılın önemli kadın şairlerinden Leyla Hanım Galata Mevlevihanesi haziresine defnedilmiştir.

RindaneÜnite 4

Dünya kaygılarından uzak, hayatın zevklerini önemseyen, kalıplara ve kurallara aldırış etmeyen serbest ve neşeli yaşam tarzını yansıtan edebi tutumdur. Leyla Hanım'ın gazellerinde bu rindane bakış açısı belirgindir.

TahmisÜnite 4

Divan edebiyatında bir gazelin her beytinin önüne başka bir şair tarafından aynı vezin ve kafiyede üçer mısra eklenerek beşli mısralar (muhammes) haline getirilmesi nazım biçimidir. Leyla Hanım usta şairlerin gazellerine tahmisler yazmıştır.

TesdisÜnite 4

Bir gazelin beyitlerinin üstüne aynı ölçü ve kafiyede dörder mısra eklenerek altılı bentler oluşturulması sanatıdır. Leyla Hanım beğendiği şairlerin şiirlerine tesdisler kaleme almıştır.

MersiyeÜnite 4

Ölen bir kişinin ardından duyulan derin üzüntüyü, onun iyi özelliklerini ve meziyetlerini anlatmak için yazılan lirik şiir türüdür. Adile Sultan, yakınları ve şehzadeler için yazdığı mersiyeleriyle tanınmaktadır.

Tarih ManzumesiÜnite 4

Önemli bir olayın, doğumun, ölümün veya bir yeniliğin tarihini ebced hesabıyla mısralarında saklayan özel manzumelerdir. Şeref Hanım, günlük hayattaki sıradan olaylar için bile çok sayıda tarih manzumesi yazmıştır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250

Tarikat disiplinine tam olarak girmemiş olmakla birlikte tarikatı seven, dervişleri koruyan ve o kültüre bağlılık duyan derviş dostu kimsedir. Şeref Hanım Yenikapı Mevlevihanesi muhibler kabristanına defnedilmiştir.

MüseddesÜnite 4

Altışarlı bentlerden oluşan, her bendin altı mısradan meydana geldiği nazım şeklidir. Adile Sultan, Şehzade Mahmut Celalettin Efendi'nin ölümü üzerine bu nazım biçimiyle etkileyici bir mersiye kaleme almıştır.

TahassürnameÜnite 4

Hasret duyulan kişileri, geçmişteki güzel günleri ve kaybedilen değerleri özlemle anmak amacıyla kaleme alınan manzum eserlerdir. Adile Sultan'ın divanında bu isimle anılan özel manzumeler bulunmaktadır.

İftiraknameÜnite 4

Ayrılık acısını, sevdiklerinin ölümünden duyulan derin kederi ve hicranı anlatan manzum eserdir. Adile Sultan, hayatını etkileyen kayıpları bu başlıklı şiirlerinde dile getirmiştir.

ÇevgânÜnite 4

Eski Türklerde oynanan, günümüzdeki polo oyununun kökeni olan at üstünde sopayla topa vurularak yapılan geleneksel bir spordur. Zeynep Hatun şiirlerinde çevgân metaforunu kullanmıştır.

İslamiyet öncesi Türk edebiyatında ölen kişilerin ardından duyulan acıyı dile getiren lirik şiirlerdir. Divan edebiyatındaki mersiyenin halk edebiyatındaki karşılığı ağıt, İslam öncesindeki karşılığı ise sagudur.

MesneviÜnite 5

Divan edebiyatında her beyti kendi arasında uyaklı (aa, bb, cc) olan, uzun hikayelerin, destanların ve öğretici konuların işlendiği nazım şeklidir. XIX. yüzyılda roman türünün yerini tutarak gerçekçi gözlemler ve bireysel hayat hikayeleriyle zenginleşmiştir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
MihnetkeşanÜnite 5

Keçecizade İzzet Molla’nın Keşan sürgününü anlatan 4166 beyitlik mesnevisidir. Adı, 'mihnet' (sıkıntı, dert) ve 'keşan' (çekenler / Keşan ilçesi) kelimelerinin birleşiminden oluşan akıllıca bir kelime oyunudur.

Gülşen-i AşkÜnite 5

İzzet Molla’nın şairin kendisini başkahraman olarak kurguladığı, Şeyh Galip’in Hüsn ü Aşk etkisinde yazılmış 300 beyitlik alegorik mesnevisidir. Tasavvufi seyr-i süluk aşamalarını ve Mevlevilik öğretilerini barındırır.

AteşgedeÜnite 5

Yenişehirli Avnî Bey’in 'ateşlik, ateş yeri' anlamına gelen, Şeyh Galip’in Hüsn ü Aşk’ına nazire olarak kaleme aldığı 249 beyitlik yarım kalmış alegorik mesnevisidir. Baştan sona ateş ve kırmızı renkli kelimelerle örülmüştür.

Seyr-i SülukÜnite 5

Tasavvufi eğtimde dervişin manevi makamları katederek olgunlaşma yolculuğudur. Gülşen-i Aşk ve Ateşgede gibi mesnevilerde kahramanların yaşadığı maceralar bu sürece sembolik birer atıftır.

AlegoriÜnite 5

Soyut kavramların, fikirlerin veya tasavvufi gerçeklerin somut olaylar, kişiler ve nesneler vasıtasıyla hikayeleştirilerek anlatılması sanatıdır. Hüsn ü Aşk, Gülşen-i Aşk ve Ateşgede bunun klasik örnekleridir.

Hamilik (Patronaj)Ünite 5

Osmanlı döneminde padişahların, vezirlerin ve devlet erkanının şairleri maddi ve manevi olarak desteklemesi, koruması sistemidir. XIX. yüzyılda bu geleneğin zayıflaması edebiyatı doğrudan etkilemiştir.

TardiyeÜnite 5

Divan şiirinde özellikle musammatlar grubuna giren, her bendinin sonunda kendi içinde uyaklı bir beyit bulunan özel bir nazım şeklidir. Şeyh Galip’in Hüsn ü Aşk’ında ve İzzet Molla’nın Gülşen-i Aşk’ında kullanılmıştır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
NazireÜnite 5

Bir şairin, başka bir şairin şiirine aynı vezin, kafiye ve redifle yazdığı benzer şiir veya eserdir. Yenişehirli Avnî’nin Ateşgede’si, Şeyh Galip’in Hüsn ü Aşk’ına bir naziredir.

MazmunÜnite 5

Divan şiirinde estetik bir kavramı, olguyu veya güzellik unsurunu ifade etmek için kullanılan kalıplaşmış ortak imge ve benzetmelerdir. XIX. yüzyılda bu mazmunlar yeni anlamlar kazanmıştır.

SergüzeştnameÜnite 5

Edebiyatımızda macera, sürgün veya başa gelen ilginç olayları anlatan eser türüdür. XIX. yüzyılda Bayburtlu Zihnî’nin eseri bu türün en meşhur örneklerindendir.

GazavatnameÜnite 5

Osmanlı döneminde Türk ordusunun ve akıncıların gaza ve jihad hareketlerini, zaferlerini anlatan manzum veya mensur eserlerdir. XIX. yüzyılda bu gelenek artık işlevsizleşmeye başlamıştır.

SakinameÜnite 5

İçki, şarap, meyhane adabı ve eğlence hayatını konu edinen divan edebiyatı eser türüdür. XIX. yüzyılda Antepli Aynî’nin eseri bu alanda anılır.

Encümen-i ŞuaraÜnite 5

XIX. yüzyılda klasik edebiyatı canlandırmak ve eski tarzı devam ettirmek amacıyla bir araya gelen şairler topluluğudur. İlk müdavimleri arasında Namık Kemal ve Ziya Paşa da yer almıştır.

VakanüvisÜnite 5

Osmanlı devletinde resmi tarih yazmakla görevlendirilen tarihçi memurlardır. XIX. yüzyılda nesir alanında eser veren önemli figürler arasında yer almışlardır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
MünşeatÜnite 5

Osmanlı döneminde yazarların mektuplarını, resmi evraklarını ve süslü nesir örneklerini bir araya getirdikleri derleme eserlerdir.

SefaretnameÜnite 5

Osmanlı elçilerinin yabancı ülkelere (özellikle Avrupa’ya) gönderildiklerinde o ülkelerin sosyal, idari ve kültürel yapılarını gözlemleyerek kaleme aldıkları seyahat ve gözlem raporlarıdır.

Mir’at-ı CünunÜnite 5

Yenişehirli Avnî Bey’in davranışları normal olmayan insanları, delileri anlattığı mesnevi nazım şekliyle kaleme aldığı ancak yarım kalmış eseridir.

Naz u NiyazÜnite 5

Keçecizade İzzet Molla’nın çift kahramanlı aşk hikayesi olarak tasarladığı ancak Sebeb-i Nazm kısmıyla biten 301 beyitlik yarım kalmış mesnevisidir.

Mahallîleşme AkımıÜnite 5

Divan şiirinde yerli motiflerin, İstanbul hayatının, günlük deyimlerin ve mahalli söyleyişlerin şiire dahil edilmesi akımıdır; XIX. yüzyıl mesnevilerindeki gerçekçilik bununla ilişkilidir.

Divan nesrinde (düzyazıda) cümlelerin ortasında veya sonunda yapılan iç kafiye, ses uyumudur. Eski nesir yazarları sanat yapmak için yoğun seci kullanımına başvurmuşlardır.

Sabit-kademlikÜnite 6

Bir düşüncede, gelenekte veya yazım tarzında inatla ve kararlılıkla devam etme eğilimidir. Klasik Türk şiirinde bu ısrar çok güçlü görülürken, XIX. yüzyıl nesrinde aynı derecede kalıcı olamamıştır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Patronaj (Himaye) GeleneğiÜnite 6

Sanatçıların ve yazarların saray mensupları veya devlet büyükleri tarafından maddi ve manevi olarak korunup desteklenmesi sistemidir. Divan edebiyatında şiirin ve kasideciliğin gelişiminde bu gelenek çok önemli rol oynamıştır.

KitabetÜnite 6

Resmî yazışma kurallarına uygun olarak yazı yazma sanatı ve kâtiplik mesleğidir. XIX. yüzyılda eski nesir tarzını en çok sürdürmeye çalışanlar kitabet görevlileri olmuştur.

TezkireÜnite 6

Genellikle şairlerin, bilginlerin veya devlet adamlarının hayatlarını, sanatsal yönlerini ve eserlerinden örnekleri içeren biyografik eser türüdür. XIX. yüzyılda klasik tezkirelerin yerini daha sistemsiz müsveddeler veya zümre biyografileri almıştır.

Şakayık ZeyliÜnite 6

Taşköprülüzade’nin Osmanlı şeyhülislam ve âlimlerinin hayatını anlatan Şakayıkü’n-Numaniyye adlı eserine kendinden sonraki dönemleri eklemek amacıyla yazılan zeyl (ek) niteliğindeki biyografik eserlerdir.

Zümre BiyografisiÜnite 6

Belirli bir mesleğe, tarikata, şehre veya gruba mensup kişilerin (sadrazamlar, şeyhülislamlar, hattatlar vb.) hayatlarını konu alarak toplayan biyografi türüdür. XIX. yüzyılda bu tür eserlerde büyük bir artış görülmüştür.

VefeyatnameÜnite 6

Vefat etmiş ünlü kişilerin ölüm tarihlerini ve meslek hayatlarındaki safhalarını kaydeden biyografik nitelikli eserlerdir. Örnek olarak Maraşlı Mehmet Şemi Molla'nın Esmaru’l-Hadaik adlı eseri gösterilebilir.

VakanüvisÜnite 6

Osmanlı Devleti’nde resmî devlet olaylarını kaydetmekle görevlendirilen resmî tarihçidir. Bu kişiler genellikle münşilik vasfı taşıyan kâtipler veya edebî kudrete sahip âlimler arasından seçilirdi.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Kurum TarihçiliğiÜnite 6

Sadece padişahların veya savaşların değil, bir devletin idari, mali, askerî ve sosyal bütün kurumlarının tarihsel gelişimini inceleyen tarih yazımı dalıdır. Mustafa Nuri Paşa’nın Netayicü’l-Vukuat’ı buna en güzel örnektir.

GazavatnameÜnite 6

Türk edebiyatında din ve devlet uğruna yapılan savaşları, zaferleri ve fetihleri konu edinen manzum veya mensur eserlerdir. XIX. yüzyılda fetihlerin azalmasıyla bu türdeki eserler de oldukça zayıflamıştır.

SefaretnameÜnite 6

Osmanlı elçilerinin (sefirlerin) yabancı ülkelerde görev yaptıkları süre zarfında edindikleri izlenimleri, siyasi gelişmeleri ve gördüklerini rapor niteliğinde aktardıkları eserlerdir. Özellikle XIX. yüzyılda Avrupa’ya giden elçiler sayesinde artmıştır.

SûrnameÜnite 6

Osmanlı sarayındaki şehzade sünnet düğünleri ile sultanların düğün ve şenliklerini günlerce süren törenleriyle birlikte detaylı olarak anlatan manzum veya mensur eserlerdir. İstanbullu Mehmet Lebib ve Abdunnafi İffet Efendi son örneklerini yazmıştır.

MünşeatÜnite 6

Kâtiplerin ve yazarların resmî ya da edebi mektuplarını, fermanlarını ve süslü nesir örneklerini bir araya getirdikleri mecmualar veya bu tür yazışma kurallarını öğreten kitaplardır.

BelagatÜnite 6

Sözü yerinde, güzel, kusursuz ve etkili söyleme ya da yazma kurallarını inceleyen bilim dalıdır. XIX. yüzyılda matbaanın etkisiyle belagat kitaplarında büyük bir yayın zenginliği yaşanmıştır.

RetorikÜnite 6

Batı dünyasında hitabet ve söz söyleme sanatını ifade eden kavram olup, belagatin Batı’daki karşılığıdır. Süleyman Paşa ve Recaizade Mahmut Ekrem ile birlikte Türk belagat kitaplarına girmiştir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Sarf ve NahivÜnite 6

Dilbilgisinin sırasıyla şekil bilgisi (morfoloji) ve cümle bilgisi (sentaks) kısımlarını ifade eden terimlerdir. XIX. yüzyılda Türkçenin sarf ve nahvine dair ilk kitaplar yazılmaya başlanmıştır.

Telif EserÜnite 6

Başka bir dilden çeviri olmaksızın yazarın kendi bilgi, birikim ve yaratıcılığıyla ilk defa ortaya koyduğu orijinal eserdir. Mehmed Nüzhet’in Mugni’l-Küttab’ı Türkçenin ilk telif belagat kitaplarındandır.

Encümen-i ŞuaraÜnite 6

XIX. yüzyılda divan edebiyatını ve Sebk-i Hindî tarzını canlandırmak, eski edebiyatı düşüğü yerden kaldırmak amacıyla bir araya gelen şairler topluluğudur.