
Avrupa devletleri arasındaki savaşlar yüzünden tüccar gemilerinin İstanbul'a ve İslam iskelelerine gelip gidememesi, çuka gibi malların kıtlığına ve gümrük gelirlerinin azalmasına yol açınca, Osmanlı sadrazamlığı Avrupalı devletlerin başgenerallerine barış mektupları göndermiştir.
Sadrazam, Muharrem ayında sahil saraylarını ve Tersâne-i Âmire'yi ziyaret ettiği sırada İstanbul'da bulunan Fransa, Venedik, İsveç elçilerini, Nemçe ve Moskov kapı kethüdalarını davet ederek barış mektuplarını bizzat teslim etmiş ve sözlü müzakerelerde bulunmuştur.
Abbasî Halifesi Kā’im bi-Emrillâh döneminde Hayber Yahudileri Hazret-i Ali'nin imzasını taşıdığını iddia ettikleri sahte bir cizye muafiyeti senedi getirmiş, müverrih Hatîb-i Bağdâdî şahitlerin ölüm ve İslamiyet'e giriş tarihlerindeki tutarsızlıkları bularak senedin sahteliğini kanıtlamıştır.
Fransa, mutlak monarşi iken ihtilalle cumhuriyete dönmüş, ardından Napolyon Bonaparte'ın imparatorluğuyla yeniden mutlakiyete evrilmiş; 1265 senesindeki ihtilalle tekrar cumhur olup Luyi Napolyon'u dört yıllığına cumhurbaşkanı seçmişlerdir.
1265 Fransa ihtilali sırasında bazı radikal gruplar mülkiyet ve evlilik hukukunu inkâr ederek herkesin her hususta mutlak eşit olması gerektiğini savunmuş, bu aşırılıklar halkın ve aydınların ürkmesine ve yeniden imparatorluğa yönelmesine yol açmıştır.
İslam hükûmeti hilafet ve saltanatı şahsında birleştirdiği, padişah da şeriatin koruyucusu ve saltanatın can vericisi olduğu için Abbasî dönemindeki geçici bölünmeler dışında genel olarak Avrupa'daki parçalanma ve çatırtılardan uzak kalmıştır.
Ahmed Cevdet Paşa'nın eseri olan Târîh-i Cevdet'in mebde'i (başlangıcı) 1288 hicri senesi olup, bu tarih Osmanlı Devleti için olayların renginin değiştiği bir dönüm noktası (hadd-i fâsıl) kabul edilmiştir.
İngiltere'de halkın her kazadan seçerek başkente gönderdiği mebuslardan oluşan bir millet meclisi ile soyluların yer aldığı zâdegân meclisi bulunmakta, önemli kanunlar bu parlamentoda görüşülüp kralın onayıyla yürürlüğe konulmaktadır.
Yılan Adası'nda 7 aya yakın süre boyunca açlık, hastalık ve ayı balığı saldırılarıyla boğuşarak hayatta kalan son dört kişi (Murtaza Ağa, Hüseyin Mirzâ, bir hizmetçi ve Hüseyin Kaptan), adaya yaklaşan bir gemiyi fark edip ateş yakarak kurtarılmışlardır.
Subhî Mehmed Efendi tarafından kaleme alınan Subhî Târîhi, Sâmî ve Şâkir tarihleriyle birlikte basılmış olup, 18. yüzyıl başlarındaki Osmanlı denizcilik ve askerlik tarihine ışık tutan önemli matbu metinlerdendir.
İzzî Süleyman Efendi tarafından 1199 yılında yazılan İzzî Tarihi, dönemin uluslararası ilişkilerini, Avrupa'daki taht kavgalarını ve Osmanlı diplomasisinin barışçıl çabalarını gözler önüne seren temel bir Osmanlı Türkçesi kaynağıdır.