Ana Sayfa » Anadolu Üniversitesi AÖF » Tarih Lisans Programı » Osmanlı Türkçesi Metinleri 1
← Ünite 5
Osmanlı Türkçesi Metinleri 1

Ünite 5: Metin Okuma ve Anlama: El Yazması Metinler-I

Metin Okuma ve Anlama: El Yazması Metinler-I - kaynak sayfa görseli
Kaynak: ders kitabı, sayfa 222
Timur'un Sultan Mehmed'i Davet Girişimi
Timur, Aydınili'nde kışlarken bir Tatar'dan Sultan Mehmed'in bahadırlığını duymuş, onu ele geçirmek için Hoca Muhammed'i elçi olarak yollayarak kendi kızını vermeyi ve babası Yıldırım Bayezid'i salıvermeyi vadettiği mektuplar göndermiştir.
Kara Yahyâ'nın Pusu Girişimi
Sultan Mehmed az kişiyle Timur'a giderken haberi alan Kara Yahyâ, İsfendiyar'ın askerini toplayarak ani baskın yapmıştır. Ancak Sultan ve yiğitleri yalın kılıç saldırarak Kara Yahyâ'yı bir saat içinde bozguna uğratıp kaçırmıştır.
Ali Beğ'in Casusluk Oyunu ve Kaçışı
Murtazaabad'da bulunan Tatar beylerinden Savcı-oğlu Ali Beğ, casus olarak Ahi Mustafa'yı göndermiş, ancak Sultan Mehmed hileyi fark edip üzerine yürüyünce Ali Beğ korkup kaçarak Selasil kalesi'ne sığınmıştır.
Yıldırım Bayezid'in Vefat Tarihi
Metinlerde belirtildiğine göre Osmanlı padişahı Yıldırım Hudâvendigâr, hicrî sekiz yüz beşinci yılında (805) dâr-ı fenâdan dâr-ı bekâya göçmüş, oğlu Sultan Mehmed bu acı haberi Timur'un yanında alıkurulan hocası Sûfî Bâyezîd aracılığıyla öğrenmiştir.

Anahtar Kavramlar

CebelüTimur sisteminde (dirlik sahiplerinin) sefer sırasında kendilerinden başka yanlarında götürmeye mecbur oldukları, tam donanımlı silahlı askere verilen addır. Örneğin, Beylerbeyi kanunlarında belirli bir has gelirine karşılık cebelü çıkarma zorunluluğu belirtilmiştir.
Derbendİki dağ arasındaki geçit yeri, boğaz veya dağ geçitlerinde güvenliği sağlamak amacıyla kurulan karakol ve küçük kaleleri ifade eder. Metinlerde Ermeni Derbendi gibi geçitlerin tutulması askerî stratejide kritik rol oynamıştır.
Hil'atYüksek makamdaki kişilerin, takdir ettiklerine giydirdikleri kıymetli, süslü elbise veya kaftandır. Osmanlı devlet teşkilatında ve diplomatik ilişkilerde iltifat ve ödüllendirme aracı olarak sıkça dağıtılmıştır.
TekfurBizans İmparatorluğu döneminde sınır bölgelerinde veya şehirlerde görev yapan valilik derecesindeki idari yöneticilere verilen unvandır. Metinlerde İnegöl tekfuru, Bilecik tekfuru ve Bursa tekfuru gibi isimlerle anılırlar.
MartolosOsmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde ve yeniçeri teşkilatından önce, genellikle Hristiyanlardan oluşan ve ordunun keşif, pusu veya geri hizmetlerinde görev yapan askerî/gözetleme teşekküllerinden biridir.
TablhânePadişahların ve üst düzey devlet yöneticilerinin kapılarında bulunan büyük davul ve müzik heyetidir. Sefere çıkarken veya zaferle dönerken tablhâne dövülmesi egemenlik ve hareket alâmeti sayılmıştır.
GâretDüşman memleketini veya halkının malını yağma etmek, vurup soyarak ganimet elde etmek anlamına gelen askerî bir terimdir. Gazavâtnâmelerde düşman üzerine yapılan akınları tanımlar.
İstimâletOsmanlıların fetih siyasetinde yerli halkı kazanmak, gönüllerini almak, onlara adil ve hoşgörülü davranarak kendilerine meylettirmek suretiyle uyguladıkları politikadır.
İzâfet KesresiFarsça dil bilgisi kurallarından biri olup, kelimeler arasında ilgi (tamlama) kurmak için kullanılan '-i / -ü' sesli harf ekidir. Örnek metinlerde 'hil'at-i şâhâne' şeklinde sıfat tamlamalarında görülür.
Cem'-i MükesserArapça kelimelerin kuralsız (kırık) çokluk yapma şeklidir; kelimenin kök harfleri değişerek veya iç sesler oynayarak çoğul yapılır. Metinlerde 'vüzerâ', 'ulemâ', 'kefere' gibi örnekleri bulunur.
İsm-i Fâ'ilArapçada fiili işleyen, o hareketi yapan kişiyi bildiren türetilmiş kelimedir (fâ'il vezni veya mezîdünfih kalıplarla yapılır). Örnekler arasında 'âlim', 'kâfir', 'dâhil' yer alır.
İsm-i Mef'ûlArapçada eylemin üzerine gerçekleştiği, nesne konumundaki varlığı bildiren kelime türüdür (mef'ûl vezni vb.). Metinlerde 'mektûb', 'merhûm', 'mel'ûn' kelimeleri buna örnektir.
Mezîdünfih MasdarSülâsî (üç harfli) köklere ilave harfler getirilerek türetilen, eylemin adını bildiren Arapça masdar türlerindendir (if'âl, tef'îl, ifti'âl vb.). 'İhtiyâr', 'tedbîr' gibi.
Cem'-i Mü'ennesArapça kelimelerin sonuna '-ât' eki getirilerek yapılan düzenli dişi çokluk şeklidir. Metinlerde 'tâzîmat', 'tekrîmât', 'vâkıât' kelimeleri bu gruba girer.
Göçer-evliBelirli bir yerleşik düzeni olmayıp mevsimlere göre yaylak ve kışlaklar arasında göç eden konar-göçer Türk aşiretlerini ve Türkmen topluluklarını ifade eden bir tabirdir.
PîşkeşBüyük bir makama veya devlet başkanına sunulan değerli armağan, hediye anlamına gelir. Kuruluş döneminde beylerin ve elçilerin sunduğu hediyeler için kullanılır.
Dil (Esir)Askerî terminolojide düşmanın planlarını, mevcudiyetini ve yerini öğrenmek amacıyla sorgulanmak üzere canlı olarak yakalanan düşman esirine verilen addır.
ŞikârAv, avlanmak veya düşmandan elde edilen ganimet anlamlarına gelen Farsça kökenli bir kelimedir. Metinlerde 'şikâr-ı hümâyûn' (padişah avı) şeklinde geçer.
NaibBirinin yerine bakan, onun vekili olan veya idari bölgelerde padişahı ya da beylerbeyini temsil eden idari görevli ve yönetici anlamındadır.
HumûlAdının sanının kaybolması, gerileme dönemine girilmesi, bilinmeme ve arka planda kalma durumunu ifade eden Arapça kökenli bir kelimedir.
FirâsetZihin uyanıklığı, çabuk kavrayış, sezgi yeteneği ve olayların iç yüzünü feragatle sezinleme becerisi demektir. Osman Gazi’nin olayları çözmesinde vurgulanır.
AhyânenZaman zaman, ara sıra, belirli aralıklarla gerçekleşen durumları ifade eden zarf niteliğinde Arapça kökenli bir kelimedir.
Lâ-ceremŞüphesiz, elbette, besbelli, çaresiz ve mutlaka gerçekleşmesi mukadder olan durumları bildiren ifadedir.
Ser-gerdânBaşı dönmüş, şaşkın, ne yapacağını bilemez hâlde ve kararsız dolaşan kimseler için kullanılan Farsça bir sıfattır.
YebâbYıkık, bozuk, harap ve virane hâle gelmiş yerleri betimlemek için kullanılan Arapça kökenli bir sıfattır.

Diğer Önemli Bilgiler

Timur'un Anadolu Yağması

Timur; Germiyan, Saruhan ve Aydın memleketlerini vurup gâret etmiş, büyükleri esir alıp küçükleri kılıçtan geçirmiş, Yıldırım Han'ı Akşehir'de bırakarak Germiyanoğlu Yakub Beğ'e emanet etmiştir.

Ertuğrul Gazi'nin Söğüt'e Yerleşmesi

Neşrî Tarihi'ne göre Ertuğrul, Söğüt'ü ili ve boyuyla yurt edinip uzun yıllar yaşamış, vefat ettiğinde 93 yaşında iken Söğüt'te defnedilmiş ve yerine oğlu Osman Gazi geçmiştir.

Osman Gazi'nin Mushaf Rüyası

Osman Gazi konuk olduğu bir köyde ev sahibinin uyarısıyla arkasında Kur'an-ı Kerim olduğunu öğrenmiş, sabaha kadar huşu içinde ibadet etmiş, rüyasında Yüce Allah'tan soyunun ebediyen muazzez kılınacağı müjdesini almıştır.

Köse Mihal'in Affedilmesi ve Müslüman Olması

Eskişehir beyinin kışkırtmasıyla yapılan kuşatmada Harmankaya tekfuru Köse Mihal yakalanmış, Osman Gazi bahadırlığına kıymayarak onu affetmiş; Köse Mihal de etbâıyla birlikte Osman Gazi'ye can u dilden bağlanmıştır.

Bay Hoca'nın Şehadeti

İnegöl tekfuru Aya Nikola'nın tacizleri üzerine Osman Bey 70 kişiyle Ermeni Derbendi'ni geçerken pusuya düşmüş, bu şiddetli savaşta Osman'ın kardeşi Saruyatı oğlu Bay Hoca şehit düşmüştür.

Karamanoğlu'nun İttifak ve İsyanı

Karamanoğlu, Bizans tekfurunun 'Osmanoğlu'na karşı Bursa'yı feth et, biz denizden geçirmeyiz' vaatlerine aldanarak asker toplamış ve Osmanlı topraklarını yağmalayarak isyan etmiştir.

Sultan Murad Han'ın Av Seferi ve Haber Alması

Sultan Murad Han Tavuslu'da turna avındayken, Veziriâzam Halil Paşa Karamanoğlu'nun fesadını öğrenmiş, Kattaroğlu aracılığıyla gelen haber üzerine padişah avı bırakarak Edirne'ye dönmüştür.

Sultan Murad'ın Karaman Seferi

Ulemadan fetva alarak kâfirle iş birliği yapan Karamanoğlu üzerine yürüyen Sultan Murad, Rumeli askerinin yarısını Edirne'de bırakıp tablhânelerini döverek Karaman üzerine sefer başlatmıştır.

Tatar Askerinin Karaman İli Yağması

Sultan Murad'ın emriyle Tatar askeri Karamanoğlu'nun memleketini yağmalamış, halkın perişan olduğunu gören padişah merhamet edip fukaranın incitilmemesini buyurmuştur.

Karamanoğlu'nun Pişmanlığı ve Af Dilemesi

Tekfurun yardım etmediğini ve ili yıkıldığını gören Karamanoğlu pişmanlık duymuş; ulemâsını ve sulehâsını baş açık yalın ayak Sultan Murad'ın huzuruna göndererek af dilemiştir.

Sultan Murad'ın Edirne'ye Dönüşü ve Karşılanma

Suçunu affettiği Karamanoğlu'na memleketini bağışlayan Sultan Murad Han, Mihaliç, Biga ve Gelibolu üzerinden Edirne'ye dönmüş; halk kurbanlar kesip halılar döşeyerek padişahı büyük bir coşkuyla karşılamıştır.

Sınavda Dikkat Et

  • Arapça sülâsî mücerred masdarlar ile mezîdünfih masdarların vezinlerini (if'âl, tef'îl, ifti'âl vb.) karıştırmayın; sınavda vezirler ve kalıplar üzerinden soru gelmektedir.
  • Cem'-i mükesser (kırık çoğul) örnekleri (vüzerâ, ulemâ, kefere) ile cem'-i mü'ennes (-ât eki alanlar) arasındaki farkı iyi kavrayın.
  • Metinlerde geçen tarihî şahsiyetlerin (Timur, Yıldırım Bayezid, Osman Gazi, Sultan Murad, Karamanoğlu) olay örgüsündeki rollerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini net öğrenin.
  • Sözlük bölümlerinde yer alan 'dil' (esir), 'derbend' (geçit), 'pîşkeş' (hediye) gibi terimlerin anlamları sınavda doğrudan soru olarak karşınıza çıkabilir.
  • Farsça yapılar başlığı altında incelenen izâfet kesresinin kaldırılmasıyla yapılan birleşik isimler (kârvân-sarây) ve atıf vav'lı ikilemelere dikkat edin.