Özet
← Ünite 6

Ünite 6: Aydınlanma Döneminde Tarih Anlayışı ve Tarih Felsefesinin Ortaya Çıkışı — Konu Anlatımı

Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium

1Aydınlanma Dönemi Bilgi Anlayışı ve Doğa Bilimleri

Yeniçağ’da fizik başta olmak üzere tüm doğa bilimleri, doğa ile insan usu arasında tam bir uygunluk (correspondence) bulunduğuna inanmışlardır. Ancak bu inanç, usun tek başına doğayı bilemeyeceği gerçeğiyle birleşmiştir; çünkü doğa hakkındaki bilginin temelinde duyu verileri yatar.

Bu doğrultuda bilimler, bilgi elde etmek amacıyla gözlem ve deneye başvurmayı zorunlu gören hem usçu (rationalist) hem de deneyci (empiricist) bir tutumla hareket etmişlerdir. Doğan Özlem’e göre bu yöntemler, felsefedeki spekülatif-metafizik düşünceleri büyük ölçüde dizginlemiştir.

Aydınlanma dönemi; kesin bilginin olanaklılığı, insan bilgisinin sınırları ve deneyimin dış dünyayı yansıtıp yansıtamadığı gibi bilgi kuramı (epistemoloji) sorunlarının ön plana çıktığı bir zaman dilimidir.

2Aydınlanma’da Tarih Anlayışı ve Usçu Tarih Okulu

Aydınlanma, Harry Elmer Barnes’a göre bir arayış, sorgulama ve kimlik belirleme sürecidir. Bu dönemde tarihçiler olayları en geniş boyutlarıyla incelemeyi amaçlamış ve modern tarih anlayışının temellerini atmışlardır.

Önceki yüzyılların tarihe karşı kuşkucu tutumu tamamen yok olmasa da azalmış, Katolik ve Protestan mezhep çatışmaları sayesinde tarih verilerine ve araştırmalarına olan ilgi yoğunlaşmıştır.

Usçu Tarih Okulu, tarihi kilise ve devlet entrikalarının ötesine taşıyarak toplumları, sanayiyi, ticareti ve medeniyetleri kapsamlı biçimde incelemiştir. Ayrıca Newtoncu gökfiziğini ve deist bir anlayışı benimseyerek doğanın tarihe etkisini ve olayların neden-sonuç ilişkilerini hesaba katmışlardır.

3Tarih Felsefesinin Doğuşunu Hazırlayan Nedenler

On sekizinci yüzyıl, tarih felsefesinin doğum yüzyılı olmuştur. Bu durumun arkasında yatan en önemli tarihsel nedenlerden biri, 16. ve 17. yüzyıllarda doğa bilimlerinin yaşamı iyileştirmedeki başarılarının tüm Avrupa'da bir 'ilerleme' (progress/fortschritt) inancı doğurmasıdır.

İkinci olarak, Avrupa ülkeleri hümanizm ve Aydınlanma etkisiyle ulusal farklılıklarını yeniden keşfetmiş, kendilerini dil, kültür ve tarih bakımından farklı uluslar olarak görmeye başlamışlardır.

Son olarak, doğada ve toplumlarda bir ilerleme olduğu düşüncesi tüm Avrupa’ya yayılmış, bu da tarihte bir ilerleme olduğu inancını pekiştirerek tarih felsefesinin doğuşuna zemin hazırlamıştır.

4Giambattista Vico ve İlk Modern Tarih Felsefesi

Napoli’de retorik profesörü olarak görev yapan Giambattista Vico, başyapıtı 'Yeni Bilim' (La Scienza Nuova) ile tarih felsefesinin temellerini atmıştır. Vico’nun kuramı, insanlık tarihini ele alan ilk ampirik temelli kuramdır.

Vico, Descartesçı bilim anlayışına ve kuşkuculuğuna meydan okuyarak, insanın ancak kendi yaptığı ve neden olduğu şeyi tam olarak bilebileceğini savunmuştur. Doğayı Tanrı yarattığı için onu ancak Tanrı tam bilebilir; fakat 'toplumsal-sivil dünya'yı insan yaptığı için tarih ve toplumlar dünyası kesin olarak bilinebilir.

Vico, Latince 'Verum et factum convertuntur' (Doğruluk ile olgu birbirine dönüştürülür) savıyla doğruluk ve olgunun toplumsal-sivil dünyada iç içe geçtiğini vurgulamış ve filolojiyi felsefi bir bilim düzeyine yükseltmiştir.

5Vico’da Tarihsel Döngü ve Çağlar Kuramı

Vico, Yeni Bilim adlı eserinde tarihi ve çağları üçe ayırır: Tanrılar çağı (teokratik, poetik, kutsal dilli), Kahramanlar çağı (aristokratik, simgesel dilli) ve İnsanlık çağı (rasyonel, usçu, dünyevi dilli).

Tarihsel süreçler kendi içlerinde dönerler. İnsanlığın akışı ilkel göreneklerden medeni göreneklere geçerken ilerleyen bir süreçtir (corso); ancak telos'un düşüş ve batış olması nedeniyle bir geriye dönüşe (ricorso) geçilerek yeniden barbarlık ve ardından yükseliş ortaya çıkar.

Vico ayrıca tarihçilerin düşebileceği önyargıları (eskiçağ yüceltilmesi, ulusların kendini beğenmişliği, akademik kibir, köken yanılgısı ve eski bilginin üstünlüğü önyargısı) detaylıca eleştirerek nesnel tarih yazımının kurallarını koymuştur.

6Voltaire ve 'Tarih Felsefesi' Adının Kullanılması

Francois Marie Arouet, yani Voltaire, 1764 yılında David Hume’un yapıtı üzerine yazdığı yorumda felsefece yazılmış bir tarihe, yani bir 'tarih felsefesine' gereksinim duyulduğunu açıkça dile getiren ilk düşünürdür.

Voltaire, Ansiklopedi için yazdığı 'Tarih' maddesinde tarihi masalın karşıtı olarak doğru kavrayışların anlatımı biçiminde tanımlamış; tarihi düşünceler tarihi, sanatlar tarihi, doğa tarihi ve olaylar tarihi (kutsal ve kutsal olmayan) şeklinde alt dallara ayırmıştır.

Ulusların kökenlerine ilişkin mitolojik ve saçma unsurlarla dolu efsaneleri 'sanıların tarihi' olarak nitelendiren Voltaire, gerçek ve doğru tarihin ancak belgelere (örneğin astronomi gözlemleri, Çin hesaplamaları ve Arundal Kitabesi) dayanılarak yazılabileceğini savunmuştur.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250