Çanakkale Biga'nın Bozlar Köyü'nde ağustos ayında harman zamanı oynanan Cemalcik oyunu bir bitki kültü ritüelidir. Delikanlıların kız kılığına girip teke adını kullanan çanlı bir gençle evleri dolaşarak 'Cemalci geldi' tekerlemeleri söylemesi ve toplanan hediyelerle kışa helva yapılması geleneksel bir uygulamadır.
Çorum Sungurlu'nun Demirşeyh Köyü'nde oynanan Tarla Sınırı oyunu günlük hayattan alınmış bir profan oyundur. Delil adlı yönetici tarafından elleri dizlerinin altından bağlanarak sınır taşı haline getirilen iki adamın ortasında, iki kardeşin tarlalarını paylaşamayıp kavga etmesi ve jandarma müdahalesiyle son bulması canlandırılır.
Sultan Orhan devrinde (1324-1362) Bursa Ulucami inşasında çalışan demirci Kambur Bâli Çelebi (Karagöz) ile duvarcı Halil Hacı İvaz'ın (Hacıvat) nükteli konuşmalarıyla işçileri yavaşlatması üzerine padişah tarafından idam edilmeleri ve ardından Şeyh Küşterî tarafından gölge oyununa dönüştürülmeleri popüler efsanedir.
Ramazan ayında kahvehanelerde her gece farklı bir oyun sergilemek zorunda olan usta karagözcülerin ezbere bilmesi gereken klasik kâr-ı kadim oyun dağarcığı en az 28 oyundan oluşur. Bu oyunlar ramazanın ilk gecesi 'Mandıra' oyunuyla başlar ve arife gecesi 'Meyhane' oyunuyla sona erer.
Karagöz oyununda kullanılan iki boyutlu kuklalar olan tasvirler; manda, sığır ve deve derisinden ya da saydam Ali Kurna Kağıdından yapılır. Deriler nevrekân denilen sivri uçlu bıçakla kesilip zımparalandıktan sonra çini mürekkebi ve kök boyalarla boyanarak hareketli hale getirilir.
Karagöz oyunlarının bitiş bölümünde, Karagöz ile Hacivat arasındaki kısa tartışmanın ardından Karagöz'ün dövmesi üzerine Hacivat'ın perdeden kaçarken söylediği kalıplaşmış ifade 'Yıktın perdeyi eyledin vîrân/ Varayım sahibine haber vereyim hemân!' şeklindedir.
Ahmet Kutsi Tecer tarafından Eskişehir köylerinde derlenen İstiklal Savaşı oyunu, mavi apoletli düşman askerleri ile kırmızı apoletli Türk askerlerinin İnönü'deki savaşını, Yunanlıların teslimiyetini ve düşman askerlerinin insanlık öğrenmesi için merkeze sevk edilişini konu alan tarihî bir köy oyunudur.
Tunceli Mazgirt'in Peri Köyü'nde Şükrü Elçin tarafından derlenen Ali ile Fatoş oyunu, samıt (sessiz/lâl) oyunlar grubundandır. Davul zurna eşliğinde yaşlı sevgililer olan takma sakallı Ali ile kadın kılığındaki Fatoş'un birbirlerine sevgilerini jest ve mimiklerle anlatmalarını konu alır.