Erkek sınıfından varlıkları gösterdikleri hâlde sonunda dişillik belirten harfler barındıran Mu‘âviye ve Zekeriyyâ gibi özel adlar, Osmanlı Türkçesi dil bilgisinde 'sözde (lafzî) dişi' kelimeler olarak sınıflandırılır.
Arapça kuralsız (kırık) çoğulların otuzdan fazla kalıbı bulunur. Örneğin 'kelb' (köpek) kelimesinin kilâb ve eklüb gibi birden fazla kırık çoğulu olabildiği gibi bunların da ikinci aşamada kilâbât gibi eklerle katmerleştirildiği görülür.
Farsça'da canlı varlıklar için -ân, cansız varlıklar için -hâ çoğul ekleri kullanılır. Osmanlı Türkçesi metinlerinde şâhân (şahlar), zenân (kadınlar) gibi örnekler yer alsa da bu ekler Türkçe'deki -ler kadar yaygınlaşmamıştır.
Arapça'da yalın ve çekimli duruma göre -ûn ve -în ekleriyle yapılan kurallı eril çoğullarda, Osmanlı Türkçesi'ne aktarılırken bu ayrım gözetilmemiş ve yaygın olarak -în'li biçimler (müslimîn, kâtibîn, zâlimîn) tercih edilmiştir.
Osmanlı Türkçesi'nde kullanılan Farsça ve Arapça kurallı sıfat takımlarında cinsiyet uyumu aranır; vasıflanan kelime (ad) dişil ise, sıfat da dişil biçimde (sonuna eklenen he harfiyle) getirilerek uyum sağlanır.
Kişiler arasındaki eşliği ve ortaklığı bildiren Türkçe -daş / -deş eki (qarındaş, yoldaş), Farsça'nın hem- ön ekiyle kurulan birleşik kelimelerin (hem-râh, hem-pâ) karşılığı olarak kullanılmış ve tarihsel süreçte Farsça'ya da geçmiştir.
Arapça'da bir nesnenin bol miktarda bulunduğu yeri gösteren topluluk adlarına örnek olarak arslanı çok olan yer anlamındaki 'me‘sede' kelimesi gösterilebilir; bu yapı Türkçe'deki -lık/lik yer adlarıyla benzerlik gösterir.
Arapça'da sonuncunda dişilik harfleri bulunan cins adları, ay adları, harf adları ve üç harften uzun mastarların çoğulu kelime sonuna -ât eklenerek yapılır (âyât, semâvât, tedrîsât gibi).