Cümlenin Tamamlayıcı Ögeleri: Nesne, Yer Tamlayıcısı, Zarf Tümleci. Cümlenin temel ögeleri dışında kalan ve yüklemin anlamını tamamlayan unsurlar arasında nesne çok önemli bir yere sahiptir. Nesne, yüklemin bildirdiği hareketten, işten veya oluştan doğrudan etkilenen varlık ya da kavramı karşılar. Türkçede nesneler temel olarak geçişli fiillerin birer ögesi olarak karşımıza çıkar; bununla birlikte geçişlilik özelliği bulunan isim-fiil, sıfat-fiil ve zarf-fiil gibi fiilimsilerin de nesneleri bulunabilir. Nesneler yapı bakımından çoğunlukla bir isim, zamir veya çeşitli kelime grupları (sıfat tamlaması, isim tamlaması, iyelik grubu vb.) şeklinde kurulur. Türkçede nesneler aldıkları ek durumuna göre ikiye ayrılır: Belirtili nesne ve belirtisiz nesne. Belirtili nesne, belirtme hâl eklerinden birini (-ı, -i, -u, -ü) alarak belirli bir varlığı veya kavramı ifade eder. Belirtili nesnenin söz diziminde sabit bir yeri yoktur; cümlenin herhangi bir yerinde bulunabilir, ancak özellikle vurgulanmak istendiğinde yükleme yaklaştırılır. Belirtisiz nesne ise hal eki almaz, yalın durumdadır ve genellikle yüklemin hemen önünde yer alır. Yüklem ile belirtisiz nesne arasına 'da, de, dahi, bile' gibi kuvvetlendirme edatları ve soru eki dışında başka bir öge girmez. Nesneler bazen kelime grubu veya tek bir kelime olmanın ötesinde, müstakil bir cümle halinde de cümlenin içinde yer alabilir. Özellikle alıntı cümleler veya tırnak içinde verilen ifadeler cümle içinde nesne görevini üstlenebilir ve kendi içinde ögelerine ayrılabilir. Öte yandan, isim cümleleri kural olarak nesne almaz; ancak 'bir şeyi birine / bir şeyi bir şeye borçlu olmak' gibi kalıplaşmış özel yapılar istisna teşkil eder. Ayrıca sıralı cümlelerde nesneler ortak olarak kullanılabilir ya da aynı cümlede birden fazla nesne bulunabilir, ancak bu nesnelerin aynı cinsten (hepsinin belirtili veya hepsinin belirtisiz) olması gerekir. Cümle çözümlemelerinde nesneyi bulabilmek için yükleme 'ne', 'neyi' ve 'kimi' soruları yöneltilir. Bu sorulardan 'ne' sorusunun yalın hâldeki cevabı belirtisiz nesneyi verirken, 'neyi' ve 'kimi' sorularının cevapları belirtili nesneyi verir. Şiir ve edebî metinlerde nesneler bazen mısralara yayılmış sıfat tamlamaları veya yan cümleçler şeklinde oldukça karmaşık yapılar arz edebilir; bu nedenle kelime gruplarının sınırlarını doğru tespit etmek cümle tahlillerinde büyük önem taşır. Yer tamlayıcısı, diğer adıyla dolaylı tümleç, cümlede yüklemin bildirdiği hareketin, işin veya oluşun yerini, yönünü ve nereden ayrıldığını bildiren tamamlayıcı bir ögedir. Hareketin nereye, neye, kime yöneldiğini (-A yaklaşma hâli); nerede, nede, kimde gerçekleştiğini (-DA bulunma hâli) ve nereden, neden, kimden uzaklaşıldığını (-DAn çıkma/uzaklaşma hâli) gösterir. Bu bakımdan yer tamlayıcısı mutlaka ismin -A, -DA, -DAn hâl eklerinden birini alarak yükleme bağlanır ve yüklemle dolaylı bir ilişki kurar. Bir cümlede birden fazla yer tamlayıcısı bulunabilir ve bunların aynı cinsten olması gerekmez. Sıralı cümlelerde yer tamlayıcıları ortak kullanılabilir; ayrıca bir yer tamlayıcısı kendinden önceki yer tamlayıcısının açıklayıcısı durumunda da yer alabilir. İsimler, zamirler, ikilemeler, sıfat tamlamaları, iyelik grupları, edat grupları ve sıfat-fiil grupları cümle içinde yer tamlayıcısı işleviyle kullanılabilir. Fiilimsiler de birer fiil şekli oldukları için, tıpkı çekimli fiiller gibi yer tamlayıcılarına bağlanabilirler. Ancak dikkat edilmesi gereken kritik bir husus vardır: Yaklaşma, bulunma ve ayrılma hâl eklerini taşıyan bazı tarz, zaman ve miktar zarfları, yer tamlayıcısı olarak değil doğrudan zarf tümleci olarak değerlendirilir. Örneğin yön veya zaman bildiren bazı kelimeler ek alsalar bile yüklemin yerini değil, zamanını veya tarzını tamamladıkları için zarf tümleci sayılırlar. Cümle çözümlemelerinde yer tamlayıcısını bulmak amacıyla yükleme 'nereye, nerede, nereden; kime, kimde, kimden; neye, nede, neden' soruları yöneltilir. Metin içerisindeki yer tamlayıcılarının doğru tespiti, cümlenin anlam bütünlüğünü ve öğe dizilişini kavramak açısından son derece hayatîdir. Zarf tümleci, cümlede yüklemin anlamını zaman, yer, yön, durum, miktar, tarz, sebep, ölçü, araç, soru, şart gibi pek çok farklı yönlerden tamamlayan ve sınırlandıran ögedir. Zarf tümleci, fiilin sıfatı konumundaki cümle ögesidir. Zarf çeşidi olan kelimelerin hepsi cümlede zarf tümleci olarak kullanılabilir. Zarflar genellikle çekimsiz olduklarından fiillere doğrudan bağlanırken; isimler eksiz veya yön (-ra, -arı), vasıta (-la, -n), eşitlik (-ca, -ça) eklerini alarak zarf görevi üstlenebilirler. Zarf tümleci görevinde kullanılan kelime grupları oldukça çeşitlidir. Tekrar grupları (ikilemeler), edat grupları, kısaltma grupları, bağlama grupları, isim ve sıfat tamlamaları ile zarf-fiil grupları cümlede zarf tümleci işlevi görebilir. Bu şekilde grup hâlinde kullanılan zarflara 'gruplaşmış zarf' adı verilir. Bir cümlede birden fazla zarf tümleci bulunabilir ve bunların aynı türden zarflar olması gerekmez; zaman, durum ve vasıta bildiren zarf tümleçleri aynı cümlede uyum içinde yer alabilir. Şartlı bileşik cümlelerde yan cümle konumundaki şart cümlesi, temel cümleyi şart, zaman, sebep, benzetme ve tahmin gibi yönlerden tamamlayarak temel cümleye sıklıkla zarf tümleci işleviyle katılır. Ayrıca edat grupları zarf tümleci işleviyle kullanıldıklarında yüklemin anlamını zaman, durum ve sebep bakımından tamamlar; ancak bazı dil bilgisi kitaplarında edat grupları 'edat tümleci' veya 'ilgeç tümleci' olarak da adlandırılabilmektedir. Cümle çözümlemelerinde zarf tümlecini bulmak için yükleme 'niçin, nasıl, ne zaman, ne kadar, ne şekilde, ne ile, kiminle, hangi durumda, hangi şartlarda' gibi sorular yöneltilir. Bu soruların doğru analizi, yazarın ifade etmek istediği yan anlamları ve tasvir unsurlarını eksiksiz ortaya koymayı sağlar. Cümlenin kuruluşuna doğrudan katılmayan ve şekil olarak yükleme bağlanmayan; ancak cümlenin anlamını dolaylı olarak tamamlayan ve cümleler arasında bağlantı kurarak metnin oluşumuna katkıda bulunan unsurlara 'cümle dışı öge' denir. Bunlar; özne, nesne, zarf tümleci ve yer tamlayıcısı gibi yüklemin doğrudan tamamlayıcısı değildir ve metindeki herhangi bir yüklemle doğrudan ilişkilendirilemezler. Cümle dışı ögeler; açıklama, pekiştirme, onama, ret, sıralama ve denkleştirme gibi işlevlerle cümleler arasında köprü kurar. Bu kapsamda bağlaçlar, ünlemler, ünlem grupları, hitap sözleri, ara sözler ve açıklayıcı cümleler cümle dışı öge olarak kullanılabilir. Bazı kaynaklarda bu terim 'cümle dışı unsur (C.D.U.)' olarak da adlandırılmaktadır. Ünlemler ve ünlem grupları cümleye ahenkli, etkili bir anlatım tarzı getirir ancak cümlenin temel kuruluşuna katılmazlar. Cümlenin başında, ortasında veya sonunda bulunabilirler. Benzer şekilde cümle içinde iki çizgi veya iki virgül arasında yer alan ara sözler ile açıklayıcı cümleler de cümle dışı öge olarak değerlendirilir ve tahlillerde yükleme bağlanmaz. Cümleler arasındaki bağlayıcılar da metnin akışını sağlayan önemli birer cümle dışı ögedir. Okuma ve çözümleme çalışmalarında, cümle dışı ögelerin temel yargıdan (yüklemden) bağımsız olduğunu bilmek, tahlil hatalarının önüne geçilmesinde kilit rol oynar.