Özet
← Ünite 8

Ünite 8: Çağdaş Türkçede Eğilimler 2 — Konu Anlatımı

Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium

1Yazımın Ses Bilgisine Etkisi

Yazım Kılavuzu kurallarına göre, sonunda /p/, /ç/, /t/, /k/ ötümsüz ünsüzleri bulunan Meriç, Irak, Murat, Sinop gibi özel adlara ünlüyle başlayan çekim eki getirildiğinde yazımda ötümlüleşme (yumuşama) gösterilmez. Örneğin Meriç'e, Irak'a, Murat'ın, Sinop'a şeklinde yazılır. Ancak bu sözcükler konuşma dilinde sesletilirken iki ünlü arasındaki ötümsüz ünsüz ötümlüleşerek sesletilir.

Çok heceli sözcüklerin sonundaki ötümsüz ünsüzün ötümlüleşmesi kuralında yazımın baskısı ve etkisi yüzünden zaman zaman bozulmalar yaşanmaktadır. Yazımın bu yönlendirici etkisiyle konuşurların bu sözcükleri sesletirken ötümlüleşme yapmadan, tamamen yazıldığı biçimde seslendirdikleri de gözlemlenebilmektedir. Söz gelimi 'Irak'a' yazılışı /ırağa/ şeklinde söylenmesi gerekirken /ıraka/ şeklinde sesletilebilmektedir.

Yazı dilinin kuralları standart dili düzenleyen yetkili kurumlarca belirlenir ve temel eğitimde öğrenilir. Dilin konuşurları öğrendikleri bu 'doğru' biçimlerdeki sapmalardan veya değişmelerden hoşlanmazlar. Bu durum, yazılı biçim ile konuşulan biçim arasında zamanla ciddi uçurumların oluşmasına ve yazım ile söyleyiş arasında gerilimlerin yaşanmasına zemin hazırlamaktadır.

2Söyleyişteki Değişmeler ve Ses Olayları

Günümüz Türkiye Türkçesinde ses bilgisini ilgilendiren pek çok eğilim veya çeşitlenme gözlenmektedir. Bunların bir kısmı yazı diline de yansıyabilmekte, bir kısmı ise yalnızca sözlü kalmaktadır. Konuşma dilinde sıkça görülen değişimlerden biri /ç/>/ş/ dönüşmesidir. Türkçe ünsüz uyumuna göre ötümsüz ünsüzden sonra ötümsüz ünsüz gelmesi gerekirken, konuşma dilinde yan yana gelen iki ötümsüz ünsüzden ikincisi ötümlüleşmekte, birincisi ise patlamalı olmaktan çıkıp sızıcılaşmaktadır; örneğin 'geçti' sözcüğünün /geşdi/ şeklinde söylenmesi gibi.

Bir diğer yaygın konuşma eğilimi ise söz sonunda yer alan ötümlü sızıcı /-z/ ünsüzünün ötümsüzleşmesidir. Bu gelişme özellikle birinci çoğul kişi eklerinde net bir şekilde görülür; 'yapıyoruz' sözcüğünün /yapıyos/, 'geliyoruz' veya 'içiyoruz' sözcüklerinin /içiyos/ olarak sesletilmesi bu durumun tipik birer örneğidir. Ayrıca ağızların etkisiyle söz başındaki ötümsüz sızıcı /s-/ ünsüzünün ötümlü sızıcı /z-/ ünsüzüne dönüşmesi de (soba > zoba, sebze > zebze) sıkça rastlanan ses olaylarındandır.

Standart dilde söyleyişte gözlenen dikkat çekici ses özelliklerinden biri de geniş ünlülerdeki daralmadır. Yapacağım > yapıcım, arayayım > arıyım örneklerinde olduğu gibi bu daralma, /y/ komşuluğundaki daralmanın daha ilerlemiş biçimidir ve aynı zamanda bir hecenin kaybıyla (büzülme) sonuçlanır. Bunun yanı sıra Batı Anadolu ağızlarında başta olmak üzere /r/ düşmesine de (/r/>/ø/) şimdiki zaman eklerinde seyrek de olsa rastlanmaktadır.

3Öndamak /l/ Sesinin Durumu ve Ağızların Etkisi

Standart söyleyişte görülen dikkat çekici ses olaylarından biri de yabancı sözcüklerdeki artdamak ünlüleri yanında kullanılan öndamak /l/ sesinin artdamaksıllaşmasıdır. Özellikle eğitimli kesim, konuşmalarında bu /l/ sesini öndamak ünsüzü olarak söyleme çabasında olsa da, bu eğilim aslında /l/ sesini Türkçenin en önemli yapısal özelliklerinden biri olan ses uyumlarına uyarlama sürecinin bir sonucudur.

Eğitimde bu /l/ sesini öndamak sesi olarak öğretme çabası bulunmasına rağmen, Türkçenin ses uyumları son derece baskındır. Öyle ki, bir dönem öndamak /l/ sesiyle söylenmesinde ısrar edilen bazı sözcüklerin zamanla artdamaksıl biçimlerinin standart biçime dönüştüğü görülmektedir. Örneğin eskiden sadece öndamak /l/ sesi ile söylenen 'Alman' sözcüğü bugün tamamen artdamak sesi ile /Alman/ biçiminde sesletilmektedir.

Ağızların dille ilişkisi ve standart dile etkisi popüler dirciliğin ve akademik çalışmaların odağındadır. Köyden kente göçün bir sonucu olarak standart Türkçede başlayan ve yaygınlaşma eğilimi gösteren 'söyleyiş yanlışları' veya değişimler; kapalı /e/ - açık /e/, artdamaksıl /k/ yerine hırıltılı gırtlak sızıcısı /ḫ/, /j/ yerine /c/ değişmesi, ünlü kısalması ve ünlü uzaması olmak üzere beş ana başlık altında incelenmektedir.

4Kısa Mesaj, İnternet Dili ve Vurgu Sapmaları

Elektronik iletişim imkanlarındaki olağanüstü gelişme dilde de etkisini göstermekte, diller daha önce görülmemiş bir meydan okumayla karşı karşıya kalmaktadır. İnternet ve kısa mesajlar gibi elektronik ortamlarda kullanılan dil, sanal dünyanın getirdiği yepyekâni varyantları ortaya çıkarmış, yabancı bir kişinin anlayamayacağı iletişim biçimleri geliştirmiştir. Bunu standart dilde bir bozulma olarak algılayanlar dilin değişmezliğinden hareket etmektedir; oysa dil akışkandır ve standart dilin zorunlu olduğu alanlar dışında sınırlarını belirlemek mümkün değildir.

Kısa mesajlarda ünlülerin yazılmayışı dilin bozulması olarak algılansa da, bu durum dil ve yazının aynı olduğu yönündeki yanlış bir algıdan kaynaklanır. Kısa mesaj farklı bir iletişim biçimidir ve elektronik ortamın koşulları içinde az harfle çok şey anlatmayı hedefler. Gençlerin yazışmalarında görülen biçimlerin konuşma diline daha yakın olduğu, 'iyi > i', 'oluyor > oluo' gibi kısaltma ve ses düşmelerinden açıkça anlaşılmaktadır.

Parçalarüstü birimler arasında yer alan vurgulama sistemi henüz yeterince araştırılmamıştır. Ancak Doğan Aksan'ın işaret ettiği üzere, İstanbul ağzı ile diğer Anadolu ağızları arasında belirgin vurgu sapmaları bulunmaktadır. Örneğin İstanbul ağzında 'soPA', 'maŞA', 'pİde', 'mankaFA' şeklinde son hecede yoğunlaşan vurgular, diğer ağızlarda 'SOpa', 'MAsha', 'Pİde' (ilk hecede) biçiminde farklılık gösterebilmektedir.

5Ağızların Standart Dile Etkisi ve Medyanın Rolü

Her doğal dil çeşitlenen nedenlerle ortaya çıkmış bir varyantlar yığınından oluşur; değişkenliğin olmadığı tek biçimli bir doğal dil yoktur. Coğrafya temelli varyantlaşma olan ağızlar, eskiden kırsal kesimde yaşlı ve okuryazarlığı düşük kimselerce konuşulduğu düşünülürken; şehirleşme, iç göç, teknoloji ve iletişim imkanlarındaki gelişmeler sayesinde kullanım alanlarını ve işlevlerini genişletmiştir.

Standart Türkçe İstanbul ağzına dayandığından, ilke olarak her anadil konuşurunun aynı zamanda bir ağız konuşuru olduğunu söylemek yanlış olmaz. İnsanlar eğitim, görev ve sosyal ilişkilerine bağlı olarak kendi ağızlarını konuşmaktan vazgeçip standart Türkçeye yaklaşan prestijli varyantları tercih edebilmektedirler. Ancak bu durum, işleri gereği standart dili kullanmak zorunda olan kişilerin dahi bağlama ve muhataba göre zaman zaman ağız konuşamayacağı anlamına gelmez.

Dil içindeki farklı biçimlerin yaygınlaşmasında televizyon başta olmak üzere medyanın rolü çok büyüktür. Uzun yıllar özel diksiyon eğitimi almış spikerlerin görev yaptığı ve başka varyantlara izin verilmeyen TRT, bölgeler üstü geçerliliği olan standart konuşma dilinin yayılmasında en etkili araç olmuştur. 1990'lı yıllarda özel televizyon kanallarının kurulmasıyla birlikte standart dille ağızlar arasında yoğun bir etkileşim başlamış, dizilerde ve eğlence programlarında ağza bolca yer verilmiştir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250