Özet
← Ünite 3

Ünite 3: Millî Güvenlik Konseyi Rejimi, 1982 Anayasası’nın Yapılışı ve Başlıca Özellikleri — Konu Anlatımı

Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium

11961 ve 1982 Anayasası’nın Yapım Süreçlerinin Karşılaştırılması

1982 Anayasası’nın hazırlanma süreci, 1961 Anayasası’nın yapım süreciyle kıyaslandığında önemli benzerlikler ve derin farklar barındırmaktadır. Her iki anayasa da askeri müdahaleler sonrasında ortaya çıkmış ve iki kanatlı Kurucu Meclisler tarafından hazırlanmıştır. Bu meclislerin bir kanadını askeri harekatın liderliğini yapan kurul (MBK ve Millî Güvenlik Konseyi), diğer kanadını ise sivillerden oluşan meclisler (Temsilciler Meclisi ve Danışma Meclisi) oluşturmuştur. Her iki süreçte de sivil kanat seçimle iş başına gelmemiş, hazırlanan metinler halkoyuna sunularak kesinleşmiş ve sivil kanadın Bakanlar Kurulu’nu kurma veya düşürme yetkisi bulunmamıştır.

Benzerliklerin yanı sıra kritik farklar da mevcuttur. 1961 Temsilciler Meclisi dolaylı seçimler ve meslek kuruluşlarının kooptasyon yöntemiyle temsilcilerini belirlemesi sayesinde daha temsilî bir yapıya sahipken, 1982 Danışma Meclisi'nin tüm üyeleri Millî Güvenlik Konseyi tarafından atanmıştır. Ayrıca 1961 Temsilciler Meclisi'nde kapatılan DP dışındaki partiler etkili olabilirken, 1982 Danışma Meclisi tamamen partisiz ve bürokrasi ağırlıklı bir yapıda olmuştur. Yetki dağılımında da 1961 sisteminde Temsilciler Meclisi MBK karşısında daha güçlü bir konumdayken ve uyuşmazlıkta Karma Komisyon öngörülmüşken, 1981-83 sisteminde son söz tamamen Millî Güvenlik Konseyi'ne bırakılmıştır.

Halkoylaması süreçleri de iki anayasa arasında farklılık gösterir. 1961 Anayasası tasarının reddi durumunda izlenecek yolu belirtirken, 1982 sisteminde bu konuda bir açıklık bulunmamış ve askerî idarenin süresinin belirsizliği endişesi doğmuştur. 1961 halkoylamasında siyasi partiler ve muhalefet rahatça görüş bildirebilirken, 1982 halkoylamasında 70 ve 71 sayılı Konsey kararlarıyla tartışmalar sınırlandırılmış, eleştiri yasaklanmıştır. En dikkat çekici fark ise 1982 Anayasası halkoylamasının, General Kenan Evren'in 7 yıllık Cumhurbaşkanlığı seçimiyle birleştirilerek tek bir oylama haline getirilmesidir. Tasarı %91.37 evet oyuyla kabul edilmiş, 1983 seçimleriyle TBMM göreve başlayınca Konsey ve Danışma Meclisi'nin hukuki varlığı sona ermiştir.

21982 Anayasası’nın Başlıca Özellikleri ve Kazüistik Yöntem

1982 Anayasası, 1961 Anayasası’na kıyasla daha kazüistik bir yöntemle, yani çok daha uzun, ayrıntılı ve muhtemel tüm durumları düzenlemeye çalışan bir anlayışla hazırlanmıştır. 177 madde ve 16 geçici maddeden oluşan bu anayasa, çerçeve anayasa anlayışından uzaklaşarak hürriyetçi demokrasilerde kanunlara bırakılması gereken konuları dahi metne dahil etmiştir. Bu durumun arkasında, her sosyal ve siyasi soruna hukuki çözüm arayan Türk siyasal kültürünün kanuncu niteliği ve anayasanın bir 'tepki anayasası' olması yatmaktadır. Ancak aşırı düzenleyici bu yöntem, toplumsal gelişmelerin gerisinde kalma ve sık sık anayasa değişikliği zorunluluğu doğurarak siyasi istikrarsızlığa zemin hazırlama riski taşımaktadır.

1982 Anayasası, 1961'e göre çok daha katı bir nitelik arz etmektedir. Değiştirilemeyecek hükümlerin kapsamı genişletilmiş, anayasa değişikliklerine Cumhurbaşkanının onay safhası eklenmiş ve geçici 9. madde ile Cumhurbaşkanının geri gönderdiği değişikliklerin TBMM'ce aynen kabulü 6 yıl süreyle üye tam sayısının dörtte üçlük zor bir çoğunluğa bağlanmıştır. Ayrıca geçici 15. madde ile Konsey dönemi kanunlarının anayasaya aykırılığının iddia edilememesi devlet hayatında esnekliği azaltmıştır. Bu katı yapı, demokratik düzene geçilmesine rağmen geçici maddelerle siyasal hayatın kontrollü bir geçiş sürecine sokulmasıyla desteklenmiştir.

Geçiş dönemi hükümleri çerçevesinde Kenan Evren 7 yıllığına doğrudan Cumhurbaşkanı olmuş, Konsey üyeleri 6 yıl süreyle yasama dokunulmazlıklarına sahip 'Cumhurbaşkanlığı Konseyi'ne dönüştürülmüştür. Ayrıca 12 Eylül öncesi siyasi parti yöneticilerine siyasi yasaklar getirilmiştir. Otorite-hürriyet dengesinde otorite lehine bir değişim benimsenmiş, 1961 Anayasası'nın devleti güçsüz kıldığı inancıyla hareket edilmiştir. Devlet yapısı içinde yürütme organı, özellikle de Cumhurbaşkanlığı makamı güçlendirilerek vesayet makamı haline getirilmiştir.

3Siyasal Tıkanıklıkların Giderilmesi ve Rasyonelleştirilmiş Parlamentarizm

1982 Anayasası, 1961 döneminde yaşanan siyasal bunalımları ve tıkanıklıkları aşmak amacıyla rasyonelleştirilmiş parlamentarizm ilkelerine benzer düzenlemeler getirmiştir. Cumhurbaşkanına belirli şartlarda TBMM seçimlerini yenileme yetkisi verilmiş, böylece krizlerin halk iradesiyle çözülmesi imkânı tanınmıştır. Cumhurbaşkanı seçimlerinde yaşanan uzun süreli tıkanıklıkları önlemek için kademeli oylama sistemleri getirilmiş, üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa seçimlerin yenileneceği hükme bağlanmıştır. Benzer şekilde Meclis Başkanı seçimlerinde de uzamaları önleyen pratik kurallar benimsenmiştir.

Meclis çalışmalarını kilitleyen toplantı yetersayısı istismarlarını engellemek adına toplantı nisabı üye tam sayısının üçte biri olarak belirlenmiş, karar yeter sayısının ise hiçbir şekilde üye tam sayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamayacağı kuralı getirilmiştir. Siyasal parti gruplarını kurmak için gereken üye sayısı 10'dan 20'ye çıkarılarak meclisteki grup sayısının artması ve olası engellemeler frenlenmiştir. Ayrıca Cumhuriyet Senatosu kaldırılarak tek meclisli sisteme geçilmiş, böylece yasama sürecine sürat ve basitlik kazandırılmıştır.

Demokrasi modeli açısından 1982 Anayasası, 1961'e oranla daha az katılmacı ve daha çok çoğunlukçu/sınırlı bir model benimsemiştir. Depolitizasyonu amaçlayan bu anlayış, halkın rolünü belirli aralıklarla oy vermekten ibaret gören ve seçilmişlerin yetkilerinin yargı veya özerk kurumlarca sınırlandırılmasına mesafeli yaklaşan bir yapıdadır. Sivil toplum kuruluşlarının siyasetle ilişkileri kısıtlanmış, ancak bu kısıtlamaların çoğu 1995 ve 2001 değişiklikleriyle kaldırılmıştır.

4Devletin Temel Nitelikleri ve Cumhuriyetçilik

1982 Anayasası'nın 1. maddesi 'Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir' hükmünü koyarken, 2. madde Cumhuriyetin temel niteliklerini sıralar. Buna göre Türkiye Cumhuriyeti; toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçtaki temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. 3. madde devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, resmi dilin Türkçe, bayrağın al bayrak, millî marşın İstiklal Marşı ve başkentin Ankara olduğunu belirtir. 4. madde ise bu ilk üç maddenin değiştirilemeyeceğini ve teklif dahi edilemeyeceğini garanti altına alır.

Cumhuriyet kavramı hem devlet şekli hem de hükûmet şekli olarak ele alınır. Devlet şekli olarak egemenliğin bir kişiye veya zümreye değil toplumun tümüne ait olmasını ifade eder. Hükûmet şekli olarak ise devlet başkanlığı dahil temel organların verasetle değil seçim ilkesine göre kurulduğu bir sistemi anlatır. Ancak her cumhuriyet adını taşıyan devlet demokratik olmayabilir; günümüzde İngiltere, İsveç gibi anayasal monarşiler demokratik yapısıyla öne çıkarken, cumhuriyet adıyla anılan ancak demokrasiyle ilgisi olmayan rejimler de görülmüştür.

Anayasa'nın Başlangıç kısmı, metne dahil sayılmakta ve 12 Eylül hareketinin meşruluğundan (1995'te çıkarılmıştır) Atatürk inkılaplarına, milli egemenlikten hukukun üstünlüğüne kadar birçok temel felsefi ilkeyi barındırmaktadır. Bu ilkeler anayasa normlarının yorumlanmasında ve Anayasa Mahkemesi'nin denetiminde aydınlatıcı dayanak oluşturur. Ayrıca Atatürk milliyetçiliğine bağlılık ilkesi, dışlayıcı olmayan, birleştirici ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı bağını esas alan bir anlayışla anayasada yerini almıştır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250