Özet
← Ünite 4

Ünite 4: Devletin Temel Nitelikleri — Konu Anlatımı

Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium

1Devletin Temel Nitelikleri ve Millî Devlet Anlayışı

1961 Anayasası’nın Kurucu Meclis’teki görüşmeleri sırasında millî devlet ve milliyetçilik kavramları uzun tartışmalara yol açmıştır. Millî devlet deyimini savunanlar, milliyetçiliğin anlamının açık olmadığını, Almanya ve İtalya'daki Nasyonal Sosyalist ve Faşist rejimlerin de kendilerini milliyetçi olarak adlandırdıklarını ileri sürmüşlerdir. Sonunda, ortalama bir formül olarak 2. maddede 'millî devlet' deyiminin kullanılması, Başlangıç bölümünde ise Türk Milliyetçiliği’nin ayrıntılı bir tanımının yer alması kabul edilmiştir.

1982 Anayasası ise aynı amaçla doğrudan doğruya 2. madde metninde 'Atatürk milliyetçiliğine bağlı' deyimini kullanmıştır. Atatürk’e göre Türk milliyetçiliği, ilerleme ve gelişme yolunda çağdaş milletlere paralel ve onlarla uyum içinde yürümekle beraber, Türk toplumunun özel karakterlerini ve bağımsız kimliğini korumaktır. Millî veya milliyetçi devlet ilkesinin en önemli sonuçlarından biri, Anayasa’nın çeşitli maddelerinde yer alan 'devletin ülkesi ve milletiyle bölünmezliği' ilkesidir.

Devletin millî niteliğinin bir diğer doğal sonucu ise Anayasa'nın 3/1 maddesinde yer alan resmî dilin Türkçe olduğu hakkındaki hükümdür. Bu ilkeler, Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter ve tek bir devlet yapısına sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

2Laiklik İlkesi ve Unsurları

Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan laikliğin (a) din hürriyeti ve (b) din-devlet işlerinin ayrılığı olmak üzere iki temel cephesi vardır. Din hürriyeti, vicdan ve ibadet hürriyetlerini kapsar. Vicdan hürriyeti (m.24/1), herkesin dilediği dini inanç ve kanaate sahip olmasını ya da hiçbir inanca sahip olmama özgürlüğünü içerir. Ayrıca hiç kimse dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz veya açıklamaya zorlanamaz.

İbadet hürriyeti ise inandığı dinin gerektirdiği ayin ve törenleri serbestçe yapabilmektir ancak vicdan hürriyeti kadar mutlak değildir; kamu düzeni ve güvenliği amacıyla Anayasa'nın 14. maddesindeki sınırlamalara tabidir. Din-devlet ayrılığı ise resmî bir devlet dininin olmaması, devletin bütün din mensuplarına eşit davranması, din ve devlet kurumlarının ayrılması ve devlet yönetiminin din kurallarından etkilenmemesini gerektirir.

Türkiye'de Diyanet İşleri Başkanlığı'nın (DİB) genel idare içinde yer alması ve din kültürü ve ahlak öğretiminin zorunlu dersler arasında bulunması doktrinde laiklik ilkesi açısından oldukça tartışmalı konular arasında yer almaktadır. Ayrıca Anayasa'nın 24. ve 68. maddeleri ile 174. maddede korunan inkılap kanunları, devlet düzeninin din kurallarına dayandırılmasını kesinlikle yasaklamaktadır.

3Demokratik Devlet ve Seçim Esasları

Demokrasi, yöneticilerin tüm yönetilenler tarafından serbest ve dürüst seçimler yoluyla seçildiği rejimdir. Türk anayasa hukukunda ilk defa 1921 Anayasası ile ifade edilen 'egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' kuralı (1982 Anayasası m.6) demokratik devletle özdeşleşmiştir. Seçimler; genel oy, eşit oy, seçimlerin serbestliği, tek dereceli seçim, oyun gizliliği, açık sayım ve döküm esaslarına göre yargı organlarının yönetim ve denetimi altında yapılır.

Genel oy ilkesi, servet, vergi, öğrenim ve cinsiyet sınırlamaları olmaksızın bütün vatandaşların oy hakkına sahip olmasıdır. Türkiye'de erkekler için 1924'te, kadınlar için 1934'te kabul edilmiş, seçme yaşı zamanla düşürülerek 18 yaşa indirilmiştir. Yurt dışında yaşayan vatandaşların oy kullanması da yasal güvenceye kavuşturulmuştur.

Seçimlerin yargı organlarının yönetim ve denetiminde yapılması ilkesi gereğince, seçimlerin düzeni, dürüstlüğü ve itirazları inceleme görevi yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşan Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) verilmiştir. YSK üyeleri Yargıtay ve Danıştay genel kurullarınca seçilir.

4Siyasi Partiler ve Militan Demokrasi Anlayışı

Siyasi partiler demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır (m.68/2). Vatandaşlar önceden izin almadan siyasi parti kurabilirler. Ancak siyasi partilerin tüzük, program ve eylemleri devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz ve diktatörlüğü savunamaz. Hâkimler, savcılar, kamu görevlileri, TSK mensupları ve öğrenciler siyasi parti üyesi olamazlar.

Siyasi partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesi'nce karara bağlanır. Partinin kapatılabilmesi için yasaya aykırı eylemlerin o partinin odak hâline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi gerekir. 2010 Anayasa değişikliği ile parti kapatma kararı için toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çoğunluğu şartı getirilmiştir.

Türkiye'de Anayasa Mahkemesi, geçmişten bu yana militan (mücadeleci) demokrasi anlayışını benimsemiş; laiklik ve üniter devlet ilkelerine aykırı olduğu gerekçesiyle çok sayıda siyasi partiyi kapatmıştır. Buna karşılık AİHM, Türkiye'nin parti kapatma kararları nedeniyle defalarca AİHS'i ihlal ettiğine karar vermiştir. Siyasi partilere devlet bütçesinden hakça mali yardım yapılması da yasal düzenlemelerle güvence altına alınmıştır.

5İnsan Haklarına Saygılı Devlet ve Temel Hakların Sınırlandırılması

1982 Anayasası, 1961 Anayasası'ndaki 'insan haklarına dayalı' deyimi yerine 'insan haklarına saygılı' deyimini benimsemiştir. Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Anayasa'nın 90. maddesine eklenen fıkra ile usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası insan hakları antlaşmaları ile kanunların aynı konuda farklı hüküm içermesi halinde milletlerarası antlaşma hükümlerinin esas alınacağı kabul edilmiştir.

Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir (m.13). Sınırlamalar Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.

Anayasa'nın 15. maddesine göre savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hâllerde durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasın kısmen veya tamamen durdurulabilir. Ancak bu durumlarda dahi yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığın bütünlüğüne dokunulamaz, kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz (çekirdek alan).

6Hukuk Devleti İlkesi ve Varlık Şartları

Hukuk devleti, vatandaşların hukuki güvenlik içinde bulundukları, devletin eylem ve işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı olduğu bir sistemdir. Hukuk devletinin başlıca varlık şartları; yürütme işlemlerinin yargısal denetimi, yasama işlemlerinin yargısal denetimi, yargı bağımsızlığı, kanuni hâkim güvencesi, ceza sorumluluğunun ilkeleri ve hukukun genel ilkelerine bağlılıktır.

İdarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır (m.125). İdari yargıda Danıştay, idare ve vergi mahkemeleri görev yapar. 2010 ve 2017 Anayasa değişiklikleriyle Yüksek Askeri Şura'nın (YAŞ) ilişik kesme kararları, disiplin cezaları ve HSK'nin meslekten çıkarma kararları yargı denetimine açılmış, ayrıca 2017'de cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemlerin yargı bağışıklığı kaldırılmıştır.

İdarenin hukuka ve hakkaniyete uygunluğunu denetlemek üzere TBMM Başkanlığına bağlı olarak Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık) kurulmuştur. Kurum başdenetçi ve denetçilerden oluşur, idarenin işleyişi hakkında şikayetleri inceler ve önerilerde bulunur.

7Yargı Bağımsızlığı, Kanuni Hâkim Güvencesi ve Ceza İlkeleri

Yargı bağımsızlığı hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Hâkimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler (m.138). Hükümde 'hukuka' ibaresinin yer alması salt kanuncu anlayışın dışlandığını ve hukukun genel ilkelerinin de dikkate alındığını gösterir.

Anayasa'nın 37. maddesinde yer alan kanuni hâkim güvencesine göre, hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Bu ilke, uyuşmazlığı çözecek mahkemenin olaydan önce kanunen belli olmasını ve kişiye özel mahkeme kurulamamasını amaçlar.

Ceza sorumluluğuna ilişkin ilkelere göre (m.38) suç ve cezalar geçmişe yürütülemez, kimse işlendiği zaman kanunun suç saymadığı fiilden cezalandırılamaz, ceza sorumluluğu şahsidir, genel müsadere cezası verilemez ve kanuna aykırı elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250

8Sosyal Devlet İlkesi ve Yasal Araçları

Sosyal devlet, sosyal barışı ve adaleti sağlamak amacıyla devletin sosyal ve ekonomik hayata aktif müdahalesini gerekli gören bir anlayıştır. Liberal jandarma devlet anlayışının aksine sosyal devlet, asgari hayat düzeyini sağlamakla yükümlüdür. 1982 Anayasası özel mülkiyeti ve teşebbüs hürriyetini tanımakla birlikte sosyal piyasa ekonomisi anlayışını benimser.

Sosyal devletin hukuki yöntemleri arasında; herkese insan haysiyetine yakışır asgari hayat düzeyi sağlamak (çalışma hakkı, adaletli ücret, sosyal güvenlik), vergi adaleti (mali güce göre artan oranda vergi), kamulaştırma ve devletleştirme, planlama ve sosyal haklar yer almaktadır.

Sosyal ve ekonomik haklar bakımından olumlu edim gerektiren haklar (eğitim, sağlık, konut, sosyal güvenlik), devletin mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirilir (m.65). Bu haklar doğrudan dava edilebilen mutlak haklar olmayıp yasama organına yol gösteren program niteliğindedir.

9Eşitlik İlkesi ve Pozitif Ayrımcılık

Anayasa'nın 10. maddesine göre herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiç kimseye veya zümreye imtiyaz tanınamaz. Şekli hukuki eşitlik kanunların genel ve soyut olmasını ifade ederken, maddi hukuki eşitlik aynı durumda olanlara eşit davranılmasını zorunlu kılar.

Anayasa'da yapılan değişikliklerle kadınlar ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğu ve devletin bu eşitliği sağlamakla yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Bu maksatla alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamayacağı belirtilmiştir.

Ayrıca çocukların, yaşlıların, özürlülerin, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağı kabul edilerek pozitif ayrımcılık ilkesinin kapsamı anayasal düzeyde genişletilmiştir.

10Kurucu İktidar ve Anayasa Değişikliği Süreci

Bir devletin anayasasını yapma veya değiştirme iktidarına kurucu iktidar denir. Asli kurucu iktidar, yeni bir devletin kurulması veya anayasal düzenin kesintiye uğraması hallerinde, kendisini bağlayan hiçbir pozitif hukuk kuralı olmaksızın anayasa yapma yetkisidir; sınırsız ve hukuk dışıdır.

Tali (türevsel) kurucu iktidar ise mevcut bir anayasanın yine o anayasada belirlenmiş usullere uyularak değiştirilmesidir. Türk anayasaları sert anayasa sistemini benimsemiştir. 1982 Anayasası'na göre anayasa değişiklik teklifi TBMM üye tamsayısının en az üçte biri tarafından yazıyla yapılır.

Anayasa değişikliklerinin kabulü TBMM üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunun oyu ile mümkündür. Cumhurbaşkanı anayasa değişikliklerini halkoyuna sunabilir veya bir daha görüşülmek üzere Meclis'e geri gönderebilir. Anayasa değişikliklerinin şekil bakımından Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenmesi mümkündür.

11Kuvvetler Ayrılığı ve Fonksiyonlar Ayrılığı

Kuvvetler ayrılığı teorisi, devletin temel fonksiyonları olan yasama, yürütme ve yargı güçlerinin birbirinden ayrı organlar tarafından kullanılmasını öngörür. Fonksiyonlar ayrılığı ise devlet faaliyetlerinin maddi, şekli ve organik kriterlere göre sınıflandırılmasıdır. Maddi kriter işin konusuna (niteliğine), organik kriter ise o işi yapan organa dayanır.

1924 Anayasası'nda güçler birliği (görevler ayrılığı) sistemi benimsenmişken, 1961 ve 1982 Anayasaları kuvvetler ayrılığı ilkesine dayanmıştır. 1982 Anayasası'nda yasama yetkisi Türk Milleti adına TBMM'nindir ve devredilemez; yürütme yetkisi ve görevi Cumhurbaşkanı tarafından anayasa ve kanunlara uygun olarak kullanılır; yargı yetkisi ise Türk milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.

Kuvvetler ayrılığı ilkesi, demokratik rejimlerde hak ve hürriyetlerin korunması, yetkilerin tek bir elde toplanarak istibdada yol açmasının önlenmesi için vazgeçilmez bir güvencedir.

12Yasama Fonksiyonu ve Yasama İşlemleri

Yasama fonksiyonu, devletin en üstün, genel, soyut ve ilk elden kural koyma yetkisidir. Maddi anlamda kanun, genel, soyut, kişilik dışı ve objektif kurallar koyan işlem iken; şekli anlamda kanun, yasama organı tarafından kanun adı altında yapılan her türlü işlemdir.

Yasama işlemlerinin başlıcaları kanunlar ve Meclis içtüzüğüdür. Kanunlar TBMM tarafından kabul edilir ve Cumhurbaşkanınca yayımlanır. Meclis içtüzüğü, TBMM'nin çalışmalarını ve teşkilatını düzenleyen, yine Meclis tarafından yapılan özel bir yasama işlemidir.

Yasama yetkisinin genelliği ve asliği ilkesi gereğince TBMM Anayasaya aykırı olmamak şartıyla her konuyu doğrudan ve ilk elden düzenleyebilir. Yürütme organı ancak kanunlara dayanarak ve kanunlara aykırı olmamak şartıyla düzenleme yapabilir (genel düzenleme yasağı).

13Yürütme Fonksiyonu ve Düzenleyici İşlemler

Yürütme fonksiyonu, kanunların uygulandığı, kamu hizmetlerinin yürütüldüğü idari ve icrai faaliyetler bütünüdür. 2017 Anayasa değişikliği ile yürütme organı sadece Cumhurbaşkanından ibaret hale gelmiştir. Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ve görevine sahiptir.

Cumhurbaşkanlığı kararnamesi (CBK), Cumhurbaşkanlığı tarafından yürütme yetkisine ilişkin konularda çıkarılan düzenleyici işlemdir. Anayasa'ya göre kanunlarda açıkça düzenlenen konularda ve kişi hak ve ödevlerinde CBK çıkarılamaz. Kanunla CBK'nın farklı hüküm içermesi halinde kanun hükümleri uygulanır.

Yürütme organının diğer işlemleri arasında yönetmelikler, idari kararlar ve bireysel işlemler yer alır. Bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların uygulanmasını sağlamak üzere yönetmelik çıkarabilirler.