ABD'de 1960'lı yıllara kadar yürürlükte olan resmi normlar ve yasalar, beyaz ırktan olan kişilerin diğer ırklarla evlenmesini kesin olarak yasaklıyordu. Son 50 yılda yaşanan toplumsal ve hukuki mücadeleler sonucunda bu ayrımcı normlar tamamen kaldırılmış, evlilik ve aile yapısına dair kültürel kabuller kökten değişmiştir.
11 Eylül 2001 terör saldırılarının ardından ABD hükümeti, mahremiyet (privacy) değerini kısıtlayan kararlar almıştır. Federal Araştırma Bürosu (FBI), mahkeme iznine gerek duymadan şüpheli gördüğü vatandaşların sağlık, kütüphane, telefon ve öğrencilik kayıtlarına erişerek bilgi toplama yetkisiyle donatılmıştır.
Kültürel farklılıkların en uç örneklerinden biri Yeni Gine'de yaşayan Yale Kabilesi'dir. Birçok modern toplumda en büyük tabulardan biri olan insan eti yeme eylemi, Yale Kabilesi üyeleri tarafından kültürel olarak son derece normal karşılanmakta ve insan eti lezzetli bir besin kaynağı olarak görülmektedir.
Kültürlerin sembollere ve sayılara yüklediği anlamlar büyük farklılık gösterir. Batı kültürlerinde ve İngiltere'de '13' sayısı büyük bir uğursuzluk sembolü olarak kabul edilip binalarda 13. kat atlanırken, Çin kültüründe telaffuzunun ölüm kelimesine benzemesi nedeniyle '4' sayısı en uğursuz rakam sayılır.
Temmuz 2005'te Londra'da üç metro istasyonu ve bir çift katlı otobüse yerleştirilen bombaların patlatılması sonucu 49 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu eylem, İngiliz toplumu içinde yaşayan ancak ülkenin politik ve kültürel değerlerini reddeden radikal terör hücrelerinin karşıt kültür desteğiyle gerçekleştirdiği bir eylem olarak kayıtlara geçmiştir.
Popüler kültürün kitleleri birleştirici gücüne en iyi örnekler Türk kültüründe Zeki Müren (ölümü 1996) ve Batı kültüründe Elvis Presley'dir (ölümü 1977). Sanatçıların ölümlerinin üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen albümleri satılmaya devam etmekte, hayatları tiyatro ve sinemaya uyarlanarak popüler kültürdeki yerlerini korumaktadırlar.
1961 yılında imzalanan iş gücü anlaşmasıyla Sirkeci Garı'ndan kalkan trenlerle Almanya'ya giden Türk işçiler, dilini ve dinini bilmedikleri bir coğrafyada ağır bir kültür şoku yaşamışlardır. Göçün 50. yılı olan 2011'de bu tarihi yolculuk çeşitli etkinliklerle yeniden anılmış ve göçmenlerin uyum sorunları tartışılmıştır.
Amerikalı sosyolog William Ogburn (1886-1959), teknolojik gelişmelerin (maddi kültür) toplumsal kurallardan (manevi kültür) çok daha hızlı değiştiğini savunarak 'kültürel gecikme' kuramını ortaya atmıştır. Bu kuram, modern toplumlarda teknolojinin yarattığı ahlaki ve hukuki boşlukları açıklamakta kullanılır.
Orta Doğu ve Güney Doğu Afrika'da her yıl yaklaşık 2 milyon genç kız, tıbbi olmayan koşullarda klitoral sünnete maruz kalmaktadır. Feminist örgütler bunu kadına yönelik şiddet olarak görse de, bekaretin en yüksek değer olduğu bu toplumlarda kızların evlenebilmesi ve çeyiz alabilmesi için bu gelenek zorunlu bir norm olarak sürdürülmektedir.
Antropolog Napoleon Chagnon, Brezilya ile Venezuela sınırında yaşayan ve dış dünyayla hiç teması olmayan 12.000 nüfuslu Yanomamö kabilesini incelemek için bölgeye gitmiştir. Chagnon, kabile üyelerinin çıplaklığı, burunlarından akan tütün suları ve saldırgan köpekler karşısında dehşete düşerek ağır bir kültür şoku yaşamıştır.