TÜİK'in 2015 yılı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması'na göre, Türkiye'de en yüksek gelire sahip son %20'lik grubun payı %46,5, en düşük gelire sahip grubun payı ise %6,1'dir. Gelir uçurumu oranı (P80/P20) 7,6 olarak hesaplanmıştır.
Türkiye'de 2015 yılı sonuçlarına göre Gini katsayısı bir önceki yıla göre artış göstererek 0,397 olarak tahmin edilmiştir. Bu oran, Türkiye'nin Avrupa ülkeleri arasında en adaletsiz gelir dağılımına sahip ülkelerden biri olduğunu gösterir.
TÜİK 2015 verilerine göre Türkiye'de okur-yazar olmayanların %27,2'si yoksul iken, lise mezunlarında bu oran %5,6'ya, yükseköğretim mezunlarında ise %1,6'ya kadar düşmektedir. Eğitim düzeyi arttıkça yoksulluk riski azalmaktadır.
Türkiye'de dört yıllık panel veri analizine göre hesaplanan sürekli yoksulluk oranı 2014 yılında %15,1 iken, 2015 yılında artış göstererek %15,8 seviyesine yükselmiştir.
2000'li yılların ortalarında yapılan OECD araştırmasında Türkiye, 30 üye ülke arasında Meksika'dan sonra en adaletsiz gelir dağılımına (0,43 Gini katsayısı ile) sahip ikinci ülke konumunda yer almıştır.
Avrupa ülkeleri arasında en düşük Gini katsayısına, yani en adil gelir dağılımına sahip ülkeler sırasıyla 0,236 ile İzlanda, 0,237 ile Slovakya ve 0,239 ile Norveç'tir.
2015 yılı verilerine göre Türkiye'de hanehalkı kullanılabilir fert gelirleri içinde en yüksek payı %49,7 ile maaş ve ücret gelirleri alırken, ikinci sırayı %20 ile emekli aylıklarının ağırlıkta olduğu sosyal transferler almaktadır.
Macionis'in (2008) verilerine göre, dünyada her 10 dakikada 300 kişi açlığa bağlı hastalıklardan ölmektedir. Bu durum günde 40.000, yılda ise yaklaşık 15 milyon insanın açlıktan hayatını kaybetmesi anlamına gelmektedir.