19 Ağustos 1839 tarihinde Paris'te Louis Daguerre, kendi adını verdiği 'Degauerreotype' isimli ilk ticari fotoğraf işleme ünitesini tanıtmıştır. Bu tarih, medya tarihçisi Lev Manovich tarafından dünya genelindeki medya çılgınlığının başlangıç noktası kabul edilir.
Medya tarihinde görüntü hareketliliği alanında 1893 yılında kurulan ilk film stüdyosu Edison olmuştur. Bundan iki yıl sonra, 1895'te ise Lumiere kardeşler sinematografi kamerasını dünyaya tanıtarak sinema çağını başlatmışlardır.
Kitle iletişiminin en değerli aracı olan kitabın seri basımı 1456 yılında matbaanın bulunmasıyla başlamıştır. Dünyadaki ilk gazete yayını ise bundan yaklaşık 150 yıl sonra, 1609 yılında gerçekleştirilmiştir.
Tarihteki ilk ses kaydı 1877 yılında gerçekleştirilmiştir. Bu ses kayıtlarının çoğaltılarak kitlelere ulaştırılmasını sağlayan plakların üretilmeye başlanması için ise 17 yıl beklenmiş ve plaklar ilk kez 1894 yılında piyasaya sürülmüştür.
Sesleri kitlelere taşıyan en etkili araçlardan radyo 1920 yılında bulunmuştur. Hem sesi hem de hareketli görüntüleri evlere taşıyan televizyon yayını için ise insanlık 1936 yılını beklemek durumunda kalmıştır.
Web 2.0 terimi, O'Reilly Media tarafından ilk kez 2004 yılında kullanılmıştır. Bu kavram, internet kullanıcılarının pasif alıcı olmaktan çıkıp ortaklaşa içerik ürettikleri ikinci kuşak internet hizmetlerini tanımlar.
Albert Bandura, çocukların cinsel rolleri anne ve babalarını gözlemleyerek ve onlardan aldıkları tepkilerle öğrendiklerini savunur. Bu kuramda aile içi rol modellerinin çocuk üzerindeki doğrudan taklit etkisi deneysel olarak vurgulanır.
D. H. Lawrence'ın 'Lady Chatterley's Lover' ve Vladimir Nabokov'un 'Lolita' isimli kitapları, Batı dünyasında bir dönem ahlaki gerekçelerle yasaklı kitaplar listesindeyken, günümüzde üniversite kütüphanelerinde öğrencilerin zorunlu okuma listelerinde yer almaktadır. Bu durum, iletişim bağlamının zamansal boyutunun mesajların kabulü üzerindeki etkisini gösteren somut bir tarihsel örnektir.
Dünyaca ünlü yönetim gurusu Peter Drucker, 1968 yılında kaleme aldığı 'The Age of Discontinuity' (Süreksizlik Çağı) adlı eserinde, modern ekonominin ve toplumsal zenginliğin temel kaynağının artık fiziksel sermaye değil, tamamen bilgi ekonomisi olacağını yıllar öncesinden öngörmüştür.
İngiliz araştırmacı Tom Stonier, 1983 yılında yayımladığı 'Wealth of Information' (Bilginin Zenginliği) isimli kitabında, bilgi ve iletişim teknolojilerinin toplumda nasıl yeni bir sosyal, ekonomik ve biyolojik sinerji yaratacağını bilimsel öngörülerle ortaya koymuş ve bilgi toplumunun gelişimine ışık tutmuştur.
Sosyolog Prof. Daniel Bell, 1973 senesinde yayımladığı 'Toplumsal Gelecek Üzerine Deneme' isimli makalesinde, gelecek 30-50 yıl içindeki toplumsal yapıyı 'endüstri ötesi toplum' (the post industrial society) olarak tanımlamış ve bu terim daha sonra 'bilgi toplumu' kavramına dönüşmüştür.
19 Ağustos 1839 tarihinde Paris'te Louis Daguerre, kendi adını verdiği ilk ticari fotoğraf işleme ünitesi olan 'Daguerreotype'ı halka tanıtmıştır. Bu icat, insanlık tarihinde ilk fotoğrafçılık olayı ve Lev Manovich'e göre dünya genelindeki büyük medya çılgınlığının başlangıç noktası olarak kabul edilir.
Medya tarihinin en önemli kilometre taşlarından biri olan, hareketli görüntülerin kaydedilmesi ve işlenmesi sürecini başlatan tarihteki ilk film stüdyosu, ünlü mucit Thomas Edison tarafından 1893 yılında kurulmuş ve sinema sektörünün temelleri atılmıştır.
Edison'un stüdyo hamlesinden iki yıl sonra, 1895 yılında Lumiere kardeşler kendi icatları olan sinematografi kamerasını dünyaya tanıtmışlardır. Bu icat, görüntü işleme ve hareketli resimleri kitlelere ulaştırma konusunda sinema tarihinin en büyük devrimi olarak kayıtlara geçmiştir.
Kitle iletişiminin ve bilginin geniş kitlelere yayılmasının en önemli aracı olan kitabın seri olarak basılması, 1456 yılında matbaanın bulunmasıyla başlamıştır. Kitap, günümüzde hem geleneksel basılı formatta hem de yeni medya düzeninde e-kitap olarak değerini korumaktadır.
Kitle iletişiminde yüzlerce yıldır basılı en önemli araç olan ilk gazete 1609 yılında yayımlanmıştır. İletişim tarihinde ilk ses kaydı ise 1877 yılında gerçekleştirilmiş, bu ses kayıtlarını plaklar aracılığıyla kitlelere taşımak için ise 17 yıl beklenerek 1894 yılında üretime geçilmiştir.
Sesleri kitlelere ulaştıran en etkili araçlardan radyo 1920 yılında bulunmuştur. Hem sesi hem de hareketli görüntüleri aynı anda taşıyabilen ve günümüzde de vazgeçilmez bir kitle iletişim aracı olan televizyon ise ilk kez 1936 yılında yayın hayatına başlamıştır.
İnternet kullanıcılarının ortaklaşa içerik ürettiği, paylaştığı ve etkileşime girdiği ikinci kuşak internet hizmetlerini tanımlayan 'Web 2.0' sözcüğü, ilk kez 2004 yılında O'Reilly Media firması tarafından kullanılmış ve dijital iletişimde yeni bir dönemin adı olmuştur.