Destanda hükümdar Gılgamış ile yabani Enkidu uzun süre kavgaya tutuşurlar ve yenişemezler. Bu çatışmanın sonunda Gılgamış, Enkidu'yu kendine denk görerek en yakın dostu ilan eder; bu durum erkeklerin çatışarak bağ kurma eğilimini gösterir.
Kral Arthur, ormanda karşılaştığı şövalye Percival ile kılıçla dövüşür. Yenişemediklerinde Arthur, Percival'ın gücünü takdir ederek onu sağ kolu yapar. Bu mitolojik örnek, erkeklerin mücadele üzerinden hiyerarşik denklik kurduğunu kanıtlar.
Dünyaca ünlü televizyon programcısı Oprah Winfrey, en büyük kusurunun insanlarla çatışamamak olduğunu belirtmiştir. Winfrey, haksızlığa uğradığında bile yüz yüze gelmektense kaçıp bir kamyonun altında kalmayı yeğleyeceğini ifade etmiştir.
Avusturyalı bilim insanı Konrad Lorenz, mobbing terimini ilk kez hayvanların bir yabancıyı veya avlanmakta olan bir düşmanı bölgeden kaçırmak için sergiledikleri ortak savunma ve saldırı davranışlarını tanımlamak için kullanmıştır.
İsveçli araştırmacı Heinemann, çocuklarda zorbalık içeren davranışları incelerken mobbing terimini kurbanı yalıtan ve ümitsizlik nedeniyle intihara kadar sürükleyebilen ağır bir dışlama davranışı olarak nitelendirmiştir.
1980'li yıllarda Dr. Leymann, mobbing terimini işyerinde yetişkinler arasındaki psikolojik terörü tanımlamak için kullanmıştır. Leymann'a göre mobbing, sistematik biçimde uygulanan düşmanca ve ahlak dışı bir iletişim sürecidir.
Ergenekon'un araştırmasına göre Türkiye'de mobbing mağdurlarının %77'si kadındır. Ayrıca 25 yaşın altındakiler ile 55 yaşın üstündeki çalışanlar diğer yaş gruplarına göre çok daha fazla mobbinge maruz kalmaktadır.
Fişek'e göre Türk toplumu geleneksel, otoriter ve ataerkildir. Toplum yapısı, nesiller arası hiyerarşinin yanı sıra cinsel rol hiyerarşisi üzerine kuruludur ve erkeğin üstünlüğü ile kadının düşük konumu esastır.
Dale Spender'a göre insanlar içgüdüsel olarak kadınların tıpkı çocuklar gibi yalnızca gözle görülecek, kulakla işitilmeyecek varlıklar olması gerektiği hissine sahiptir; bu yüzden kadının her konuşması gereğinden fazlaymış gibi algılanır.
Tannen'a göre kadınlar karmaşık dostluk ağlarında fikir birliği ve yakınlığa odaklanırken, erkekler mevki dünyasında emir almaktan kaçınarak bağımsızlığa ve statüye odaklanırlar.
Lillian Glass (1992) tarafından yapılan çalışmada, erkeklerin konuşurken 3 ses tonu (monoton), kadınların ise duygusal vurgular için 5 ses tonu kullandığı saptanmıştır.
Griffin ve diğerlerinin (2003) araştırmasına göre, kadınların %56'sı erkeklerden daha fazla yer kapladığını düşünmektedir; oysa gerçekte erkekler çok daha fazla alan kaplamaktadır.
Gılgamış Destanında Gılgamış ile Enkidu'nun uzun süre yenişemeden dövüşmesi, erkeklerin çatışma ve mücadele yoluyla nasıl güçlü dostluk bağları kurduğuna dair tarihsel bir örnektir.
Kral Arthur'un ormanda karşılaştığı şövalye Percival ile kılıç kavgasına tutuşup yenişememesi üzerine onu sağ kolu ilan etmesi, erkeklerin çatışarak bağ kurma eğilimini simgeler.
Ünlü televizyon programcısı Oprah Winfrey, en büyük kusurunun insanlarla çatışamamak olduğunu, birine karşı çıkmaktansa kaçıp bir kamyonun altında kalmayı yeğleyeceğini belirterek kadınların çatışmadan kaçınma eğilimini örneklendirmiştir.
Avusturyalı bilim insanı Konrad Lorenz, mobbing terimini ilk kez hayvanların bir yabancıyı veya avlanmakta olan bir düşmanı kaçırmak için topluca yaptıkları savunma davranışlarını tanımlamak için kullanmıştır.
1980'li yıllarda Dr. Heinz Leymann, mobbing terimini işyerinde yetişkinler arasında sistematik, düşmanca ve ahlak dışı iletişim yoluyla uygulanan psikolojik terör olarak literatüre kazandırmıştır.
Sevda Ergenekon'un Türkiye'de yaptığı araştırmaya göre, mobbing mağdurlarının %77'si kadındır ve en çok 25 yaş altı ile 55 yaş üstü çalışanlar bu psikolojik tacize maruz kalmaktadır.