Ünlü düşünür Claude Lévi-Strauss, kültür ve çeşitlilik üzerine yaptığı antropolojik çalışmalarda, insanlığın ortak geleceği için farklılıkların şaşırmaksızın ve tiksinmeksizin hoşgörüyle karşılanması gerektiğini savunmuştur.
Çocuklar 3-4 aylıkken kendilerini başkalarından ayırmaya başlar, 1 yaşında cinsiyet ve fiziksel özellikleri fark eder, 3-5 yaş arasında ise çevreden gelen önyargılı fikirlere maruz kalarak ayrımcı tutumlar geliştirebilirler.
Mevlana Celaleddin-i Rumi, 'Kar taneleri ne güzel anlatıyor, birbirine zarar vermeden de birlikte yol almanın mümkün olduğunu!' sözüyle toplumsal uyum ve farklılıklara saygının önemini vurgulamıştır.
Yapılan araştırmalara göre, modern dünyada bir insanın uyanık olduğu zamanın ortalama %75'ini iletişim kurarak, bu iletişim süresinin ise %75'ini sadece konuşarak geçirdiği saptanmıştır.
Araştırmacı Hoffman (1978), empatinin sadece bilişsel ve duygusal yönlerden oluşmadığını, bunlara ek olarak üçüncü bir boyut olan 'güdüsel (motivasyonel)' bileşenin de bulunduğunu savunmuştur.
Transaksiyonel Analiz kuramında insanların kendilerini ve başkalarını konumlandırdığı dört yaşam pozisyonu vardır: 'Ben iyiyim, sen iyisin' (+,+), 'Ben iyiyim, sen iyi değilsin' (+,-), 'Ben iyi değilim, sen iyisin' (-,+) ve 'Ben iyi değilim, sen iyi değilsin' (-,-).
İletişim uzmanları, insanların ilişkilerinde sergiledikleri temel davranış biçimlerini bilimsel olarak saldırgan, çekingen ve güvenli (atılgan) olmak üzere üç ana kategori altında incelemektedirler.
Benmerkezcilik (egosantrizm) kavramı ilk kez ünlü İsviçreli psikolog Jean Piaget tarafından ortaya atılmıştır. Piaget, çocukların gelişim evrelerinde dünyayı sadece kendi merkezlerinden algıladıklarını ve çocuksu düşüncenin temelinde bu durumun yattığını savunmuştur.
Modern psikolojide empati denildiğinde akla ilk gelen isim Carl Rogers'tır. Rogers, psikoterapi çalışmalarında empatik iletişim kurma becerisiyle ünlenmiş ve empati kavramının bilimsel olarak tanımlanıp yaygınlaşmasını sağlamıştır.
Araştırmacı Hoffman'a (1978) göre empatinin bilinen bilişsel ve duygusal yönlerinin yanı sıra bir de 'güdüsel (motivasyonel)' bileşeni bulunmaktadır. Bu model, empatinin sadece anlamaktan ibaret olmadığını, yardım etme motivasyonunu da içerdiğini savunur.
Araştırmacı Ford, empatiyi doğrudan 'benmerkezcilikten uzak davranış' olarak tanımlamış ve insanlarda görsel, bilişsel ve duygusal olmak üzere 3 farklı benmerkezcilik türü olduğunu saptamıştır.
Kurdek ve Rodgon, iletişimde empati kurabilmek için bireylerin algısal, bilişsel ve duygusal olmak üzere 3 farklı perspektif alma şeklini başarıyla gerçekleştirmesi gerektiğini ortaya koymuşlardır.
Felsefi ve antropolojik çalışmalarıyla tanınan Claude Levi-Strauss, kültür ve çeşitlilik üzerine yaptığı incelemelerde, farklı toplumsal ifade biçimlerinin şaşırmaksızın ve tiksinmeksizin hoşgörüyle karşılanması gerektiğini savunmuştur.
Mevlana'nın 'Kar taneleri ne güzel anlatıyor, birbirine zarar vermeden de birlikte yol almanın mümkün olduğunu!' sözü, iletişimde farklılıklara saygı göstererek bir arada yaşama kültürünün önemini vurgulamaktadır.
Transaksiyonel Analiz (TA) yaklaşımı Eric Berne tarafından ortaya atılmıştır. Berne, insan kişiliğini ebeveyn, çocuk ve yetişkin olmak üzere üç ego-durumuna ayırarak iletişim çatışmalarını bu modelle açıklamıştır.
Günümüz dünyasında yapılan araştırmalara göre bir insanın uyanık olduğu zamanın ortalama %75'ini iletişim kurarak, iletişim kurduğu sürenin ise %75'ini sadece konuşarak geçirdiği düşünülmektedir.
Çocuklar 3-4 aylıkken kendilerini başkalarından ayırır, 1 yaşında fiziksel farklılıkları görür, 18 aylıkken konuşarak başkalarına bağlanır, 3-5 yaş arasında ise çevreden etkilenerek önyargılar edinmeye başlar.
Transaksiyonel Analizde bireylerin kendilerini ve başkalarını konumlandırdığı 4 yaşam pozisyonu vardır: 'Ben iyiyim, sen iyisin' (Ben+ Sen+), 'Ben iyiyim, sen iyi değilsin' (Ben+ Sen-), 'Ben iyi değilim, sen iyisin' (Ben- Sen+) ve 'Ben iyi değilim, sen iyi değilsin' (Ben- Sen-).
İletişimi anlamların oluşturulması ve değişimi olarak gören kültürel yaklaşım, ana metot olarak semiotik (simgeler ve anlamlar bilimi) yöntemini kullanır ve iletişim hatalarını kültürel farklılıklara bağlar.